Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

40 bin ila 70 bin Alevi'nin kanı ve 'devletin sağlam ayağı' çıkışı: İttifak nereye oturuyor?

"İdris’in ilk işi Safevilerle Osmanlı arasında seçim yapmakta zorlanan Kürt beylerini ikna etmek oldu. Duvar örüldükten sonra Anadolu içlerine Kızılbaş avına çıkıldı..." Bu kanlı ve ağır tabloya rağmen, 2026 Türkiyesi’nde patronların, AKP’nin, Bahçeli’nin ve Öcalan’ın ortaklaştığı Yeni Osmanlıcı süreç, daha yola çıkarken, bu tarihsel referansları kullanmaya başladı. Bu bir tesadüf mü gerçekten?

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 25.08.2026 , 13:30 Güncelleme Tarihi: 25.08.2026 , 13:39

“Bir başka ittifak ise Anadolu topraklarını baştan aşağı zulümle inleten Şah İsmail'e karşı Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi'nin yapmış olduğu bir büyük ittifaktır. 1514'te Çaldıran'da o ittifakımız Anadolu'daki Müslüman toplulukların başının daha dik bir şekilde dolaşmasına, esenlik ve birlik içerisinde birlikte var olmasını sağlamıştır.”

Bu sözler Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından dile getirilmişti.

“Çaldıran, Kürt, Türk, Arap'ın ortak zaferidir. Biz bu coğrafyada ittifak yapınca güçlendik, cihana hükmettik.”

Bu sözler ise Cumhurbaşkanı Erdoğan

“Şimdi devlet bize terörist gözüyle baksa da yarın en az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız. 3 ay tartışalım, göreceksin devlet kapısı ardına kadar açılacak. Çünkü en stratejik bir halkı devletin müttefiki haline getiriyoruz. Yavuz, İdris-i Bitlisi'ye beyaz bir kağıt verir, ne istersen yaz der. Sonuç Ortadoğu kapısını aralar.”

Bu sözler ise son tutanaklardan da yansıdığı üzere İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan tarafından.

AKP ile İmralı’nın çözüm sürecinin Yeni Osmanlıcılık’ı nasıl hortlatacağını bundan daha iyi ortaya koyan sözler bulmak son derece güç.

Peki, bu üç çıkışın da merkezinde yer alan, tartışmaların da daha da alevlenmesine neden olan İdris-i Bitlisi kimdir?

Yavuz ile ittifakının sonucu gerçekte hangi kapıları açmıştır?

40 bin ila 70 bin Alevinin kanı ve ‘devletin sağlam ayağı’ çıkışı

Hem AKP hem de İmralı “Kürt-Türk” ittifakının şafağı olarak Çaldıran’a işaret ediyor, yukarıda adı geçen üç isim de Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi’yi “hayırla” anıyor.

Peki, kurulan bu ittifak neye yaramıştı?

Söz konusu ittifakın temel dayanağı Osmanlı’nın bölgedeki genişlemesini sürdürmeyi, buna engel olarak görülen isimlerden olan Şah İsmail’in ve devletinin ortadan kaldırılması amacını taşıyordu.

Bunun için Sünnilik temelinde kurulan Osmanlı ittifakında Aleviler ortadan kaldırılması gereken bir tehdit olarak görülüyordu.

Bu tehdit tarifinin katliamla bastırılması kararı alındı, öyle de yapıldı.

Katliamın en önemli isimlerinden olan, Öcalan tarafından da ittifak çağrısının tarihteki yansıması olarak gösterilen İdris-i Bitlisi’nin nasıl bir figür olduğunu yazarımız Orhan Gökdemir’in geçen yıl yayımlanan bir yazısından bir alıntıyla hatırlatalım:

“İdris-i Bitlisi veya Bitlisli İdris, Kürt kökenli bir Osmanlı Kapıkuludur. Mevlânâ İdris, demek ki aslı molladır, olarak da anılıyor. Devlette yükselmesi “sofu” Bayezid zamanında. Bayezid İran’dan göçüp gelen Şah İsmail kaçkını, haliyle Şiiliğe düşman bu mollayı keşfetmiş, ödüllendirmiş. Bir padişahlar tarihi, “Heşt Bihişt”, yazması için özendirmiş. Sonra, saray içi çekişmeler nedeniyle kızağa çekilmiş, Mekke’ye göçmüş. Bayezid ölüp tahta Selim çıkınca, Şii Safevi Devletinin Anadolu Kızılbaşlığı üzerindeki etkisini kırmak üzere sınıra bir duvar örmeye karar vermiş. Duvar Sünniliktir. Bitlisli İdris’in bu planı hayata geçirmek için en uygun adam olduğunu söylemeye gerek yok. Selim’le ortak noktaları Kızılbaş düşmanlığıdır. 

İdris’in ilk işi Safevilerle Osmanlı arasında seçim yapmakta zorlanan Kürt beylerini ikna etmek oldu. Duvar örüldükten sonra Anadolu içlerine Kızılbaş avına çıkıldı. Bu avda 40 ila 70 bin arasında Kızılbaş’ın halledildiği iddia ediliyor. İdris, kurduğu duvarı tahkim etmek üzere Selim’i halifelik ilan etmeye de ikna etmişti. Mısır’a sefer düzenlediler, kendini halife sanan bir zavallıyı İstanbul’a getirip halifeliği Selim’e devretmeye ikna ettiler. Şiiliğe karşı duvarın son tuğlasıdır.

İdris, Yavuz Selim’le aynı yıl, 1520’de öldü. Mezarı, Eyüp sırtlarında İdris Köşkü Caddesi'nin kıyısına gömüldü. Her ne kadar bir tarikata mensup olmadığı söylense de Ünyeli Numan’la birlikte Nakşibendi Tarikatı hanesine yazabiliriz. Ülkenin bugünkü halinin kısa tarihidir.”

Bu kanlı ve ağır tabloya rağmen, 2026 Türkiyesi’nde patronların, AKP’nin, Bahçeli’nin ve Öcalan’ın ortaklaştığı Yeni Osmanlıcı süreç, daha yola çıkarken, bu tarihsel referansları kullanıyor.

Bu bir tesadüf mü gerçekten?


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.