Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Çerçeve yasa' Meclis'te: İki yıldır esas konu konuşulmuyor, kısmi af tartışmasıyla doğrultunun üstü örtülüyor

Cumhur İttifakı'nın "iç cephe" söylemiyle başlattığı, DEM Parti ve muhalefetin desteğiyle derinleşen süreçte ilk somut adım atıldı. Meclis’e sunulan 12 maddelik yasa teklifi "kısmi af" tartışmalarıyla sunulurken, arkasındaki NATO hamiliği, bölgesel yayılmacılık ve rejimin dönüşüm hedefleri halktan gizleniyor.

Erdoğan'ın 2025'te Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un odasında CHP hariç diğer parti genel başkanları ve vekillerle bir araya gelmesi "iç cephe" söyleminin kabulünün bir yansıması olmuştu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 06.08.2026 , 13:28 Güncelleme Tarihi: 06.08.2026 , 13:32

"İç kalemizde bir gedik açılırsa, orada bir kan kaybı yaşanırsa, Allah korusun bunu toparlamak son derece maliyetli ve meşakkatli olacaktır. Böyle bir durumda hepimiz kaybederiz. Hepimiz bedel öderiz. 85 milyon olarak hepimiz sıkıntı çekeriz. Milletini seven, memleketini seven, kendini bu topraklara ait hisseden hiç kimsenin 'kaybet-kaybet' denklemine fırsat vermeyeceğine inanıyorum."

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözleri yaklaşık 2 yıl önce, "çözüm" süreci başladıktan hemen sonra söylemişti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin DEM Parti'lilerle Meclis'te el sıkışarak attığı ilk adımdan sonra gelen bu tehditle karışık sözler "iç cephe" vurgusu sürdürülerek devam etti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin DEM Partililerle Meclis'te el sıkıştığı 2024 yılı, "çözüm süreci"nin başlangıcı kabul edildi.

İktidar kanadı söylemini hep "güçlü iç cephe" vurgusu üzerine inşa etti.

Aynı çizgi hemen ardından "İsrail’in hedefi Türkiye" anlayışıyla birleşti. 

Erdoğan bu kez "uzlaşma" çağrısı yaptı:

"İsrail saldırganlığı karşısında, içeride ve dışarıda çatışma alanlarının değil, uzlaşma alanlarının öne çıkması gerekiyor. İsrail bölgeyi tehdit etmeyi sürdürdükçe Türkiye de bölge halklarının, özellikle milletimizin güvenliği için öncü olmaya, yapıcı, uzlaştırıcı, birleştirici olmaya ısrarla devam edecektir."

Sürecin muhatabı ve İmralı Heyeti'nin bir parçası olan DEM Parti de kimi çatlak seslere rağmen çizilen bu tabloya ikna olduğunu duyurdu. Onlar da "iç barış"ın sağlanması gerektiğine inanıyordu.

Cumhur İttifakı, "çözüm süreci"nin en başından bu yana Yeni Osmanlı hedefinin altını çizdi.

PKK'li bir grubun silah yakmasının ardından konuşan Erdoğan süreci Türk-Kürt-Arap fetih ittifakına bağladı, "Şam da İstanbul da ortak şehrimiz. (Türk-Kürt-Arap) Ne zaman ittifak yaptık o zaman tarihi çizdik. Bugün kirli oyunu bozuyoruz, tarih tekerrür ediyor. Türk ile Kürt kucaklaşıyor" diye konuştu.

f
PKK üyesi bir grup geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Irak'ın Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ndeki Süleymaniye iline bağlı Dukan'da silahlarını yaktı. Grup, "Demokratik siyaset ve hukuk yöntemiyle yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz" açıklaması yaptı.

Benzer açıklamalar, içeriği şiddetlenerek sürdü. 

"Cumhuriyet'ten kurtulma" hedefiyle belirlenen ideolojik çerçevede "bölgesel aktör olma, tarihsel kucaklaşma, sınır ötesi etki alanı kurma ve İslam kardeşliği" gibi kavramlar hep öne çıkarıldı. 

İktidarın iç ve dış politikasının kılavuzu olan bu ikinci baskı "Yeni Osmanlı" tezi, "çözüm süreci"ne de iyi bir dayanak oldu. 

Emperyalizmin bölgedeki planlarıyla örtüştü.

İçeride laiklik ve Cumhuriyet düşmanlığı, dışarıda ise emperyalizme göbekten bağlı yayılmacı bir sermaye siyaseti olarak şekillenen bu çerçeveye Meclis muhalefeti de büyük ölçüde destek verdi.

İlk somut zemin: Kimlerin imzası var?

AKP-MHP blokunun İmralı ve DEM Parti ile ortaklaşa ördüğü, aylardır Bahçeli'nin açıklamalarıyla yön verilen "yeni çözüm süreci" hukuki kılıfına kavuştu. 

Abdullah Öcalan’ın "En az cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız" iddiasıyla savunduğu, dün itibariyle Meclis’e getirilen "çerçeve yasa"yla, süreç ilk kez somut bir zemine oturdu.

Taslak, AKP ve MHP ortak imzasının yanı sıra DEM Parti, CHP ve gerici HÜDA-PAR gibi geniş bir yelpazenin desteğiyle yasamanın onayına sunuldu. Muhalefetin ve düzen partilerinin bu "bütünleşme" yasasına eklemlenme yarışı, egemen siyasetin sınıfsal karakterini de bir kez daha açık etti.

HÜDA-PAR "Bazı hususlara gözümüzü kapattık" dedi, DEM Parti'li isimler "Yeterli değil, bu bir kök yasa, ilk adım" ifadeleriyle taslağa imza verdi. 

'Hukuki kalkan' itiraf niteliğinde, iktidar Cumhuriyeti tasfiye ederken kendini temizleme peşinde

12 maddelik bu teklif, silahların bırakılması ve örgüt yapılarının tasfiyesinin ardından devreye girecek adli süreçleri içeriyor. 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında kurulacak bakanlar ve MİT Başkanlığı'ndan oluşan dar bir "Kurul" eliyle yürütülecek sistem, aslında tüm yetkiyi Erdoğan'a devrediyor.

Yasa kapsamında süreci yürütecek bürokrat ve yetkililere getirilecek "hukuki koruma kalkanı", iktidarın daha önce yaptığı gibi kapalı kapılar ardındaki emperyalist pazarlıkları yargı denetiminden ve kamuoyundan kaçırma hamlesinin de bir başka itirafı olarak düşünülüyor.

Taslağın belli noktalarının özellikle ucu açık bırakıldığı düşüncesi ise "Muhataplar üzerinde bir sopa olarak mı kullanılacak?" sorusunu akla getiriyor.

Konunun bir diğer boyutu, Türkiye'de on yıllardır gerçek bir mesele olan Kürt meselesinin tanımıyla ilişkili. 

İktidar, eldeki yasayla, Kürt sorununun emperyalizmle, NATO ve ABD'yle, tarikat ve cemaatlerle, yoksulluk ve eşitsizlikle olan bağlarını görünmez kılıyor, tüm bunlardan bağımsız, birkaç yasal düzenlemeyle çözülebilecek bir sorun varmış izlenimi yaratarak kendisine bir kahramanlık devşirmeye çalışıyor.

Konunun asıl özü: 'Doğrultu ne? Halk ne zaman öğrenecek?'

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, iktidarın bölgede İran'a dönük saldırılara ve tasfiye hamlelerine karşı sergilediği konumun, İsrail'le karşı durduğu noktanın arkasında, Yeni Osmanlıcılığı NATO şemsiyesi altında hayata geçirme kararı olduğunu daha önce ifade etmişti. 

"Çerçeve yasa"nın Meclis'e gönderilmesiyle hâlâ sürecin kendisiyle ilgili belirsizlikler olduğuna işaret etti, atılan adımın "Cumhuriyetin kuruluşuyla eş tutulmasına" dikkat çekti:

Kanun teklifini okuduk. Bu tarafı kısmi af, tamam. Peki bütün bunların doğrultusu ne? ‘200 yıllık ataletten çıkış’, 'yüz yıllık parantezin kapanması', 'en az cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli dönüşüm'… 

Bunlar ne zaman açıklanacak? Konunun asıl özünü halk ne zaman öğrenecek?

Yasa teklifiyle ilgili, Selahattin Demirtaş ve birkaç isim üzerinden "salınıp salınmayacağına" dair tartışmalara, yasanın kaç PKK'liyi, nasıl kapsayacağına odaklanılsa da "kısmi af" dışındaki kısmın 2 yılın ardından hâlâ halkla paylaşılmak istenmediği anlaşılıyor.

Çok büyük umutlarla pazarlanan iki yıllık süreç, gelinen noktada, kendisi dahi tartışmalı kısa birkaç düzenlemeye sıkıştırılmış durumda. Şimdi bu birkaç düzenleme, Türkiye'deki düzenin en temel sorunlarından birinin çözümüymüş gibi masaya konuluyor.

İki yılın ardından sürecin özü aynı: Esas mesele konuşulmuyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.