Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Öcalan Partisi'ni bekleyen tehlike: Sansürü kim yapacak?

Öcalan’ın DEM Parti'nin başına geçeceği iddia ediliyor. Komisyonda çalışacağı da söyleniyor. Fakat Öcalan’ın sözleri her seferinde sıkıntı yaratıyor. İmralı kaynaklı ifadeler sadece geçtiğimiz haftalarda “yalanlanmadı”. 13 yıl önce, Öcalan tutanakları tam olarak aynı sansür girişimiyle karşılanmıştı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 07.09.2026 , 10:01

İki yılın ardından ismi konusunda henüz kamuoyunun ortaklaşamadığı süreç, geçtiğimiz ay "çerçeve yasa"nın Meclis’ten geçmesiyle yeni bir aşamaya girdi.

Sürecin birincil aktörlerinden, İmralı’da bulunduğu hapishanenin koşullarının epey iyileştirdiği anlaşılan Abdullah Öcalan’ın bundan sonra temel bir rol oynayacağı kesin görünse de bunun hangi resmi sıfatlar üzerinden yürüyeceği konusu henüz netleşmiş değil.

İktidar cephesinden gelen sinyaller, Öcalan’ın Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu ismiyle kurulacak yapının başına geçebileceği yönünde.

'Öcalan DEM'in başına geçecek'

Bir diğer iddiaysa, Öcalan’ın doğrudan parti lideri konumuna oturacağı.

Kısa Dalga’dan Sedat Bozkurt, DEM Parti’nin Mart ayında yapılacak kongresinde partinin isminin muhtemelen “Demokratik Cumhuriyet Partisi” olarak değişeceğini ve Öcalan’ın partiyi yöneteceğini yazdı

DEM Parti, dün Ankara’da kongre düzenledi. Yönetici kurullar seçildi. Ancak parti sözcüsü Ayşegül Doğan, daha önce kongre için “büyük değişim ve dönüşüm kongresinin hazırlığını yapacak” demişti.

Abdullah Öcalan’ın böyle bir partideki rolünün nasıl biçimleneceği henüz belirsiz. Sürecin başında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ortaya attığı “TBMM’ye gelsin konuşsun” fikri veya hemen ardından kulislere yansıyan “Ankara’da ev hapsi” formülü somutlaşmış değil.

Öcalan’ın İmralı'da bir sekretarya üzerinden partiyi fiilen yönetmesi en güçlü olasılık görünüyor. Ancak partinin lideri olarak bizzat kamuoyuna seslenip seslenmeyeceği, bunun hangi yöntemle olacağı sorularının yanıtları da belirsiz.

Öcalan partisini bekleyen tehlike de burada başlıyor. Zira şimdiye dek Öcalan her kamuoyuna seslendiğinde lideri olduğu hareket sıkıntı yaşamakla kalmadı, Öcalan’ı sorgular görünmeksizin sözlerini sansürlemek için çeşitli yollar denedi.

Üstelik bu yalnızca son döneme özgü de değil. 13 yıl önce, o dönem süren süreçte de tam olarak aynı şeyler yaşanmış, tutanaklar yalanlanmış, kamuoyu karanlıkta bırakılmıştı.

Bile bile Öcalan yalanlamak mümkün olmazsa...

Hâlâ yankıları süren son örnek, Alevilerle yaşanan tartışma.

Öcalan’ın Temmuz ve Ağustos aylarında DEM heyetleriyle İmralı’da yaptığı görüşmelerin notları 17 Ağustos’ta bir internet sitesinde yayımlanmış, 19 Ağustos’ta soL’un haberleştirmesiyle Türkiye’nin gündemine girmişti.

MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız” tezini dillendiren Öcalan, bu görüşmelerde AKP ve MHP’yle yürütülen süreç için “Yavuz’la İdris-i Bitlisi ittifakı” benzetmesi yapmıştı. 1500’lü yıllardaki bu ittifakın Anadolu’da Alevi katliamıyla özdeş olduğunu düşünen çok sayıda Alevi bir bildiri kaleme alarak sözlere tepki gösterdi.

Tartışma sürüyor. Fakat DEM Parti’nin resmi pozisyonu, tartışmak değil, tartışmanın üstünü kapatmayı hedefliyor.

Zira DEM Parti, söz konusu görüşme notlarına “ekleme ve çıkarmalar yapıldığını” duyurmuş, nelerin eklenip nelerin çıkarıldığını açıklamamış, böylece notlara dair her türlü değerlendirmenin önünü kesmeye çalışmıştı.

Nitekim DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu'nun "Öcalan'ın böyle bir perspektifi yoktur" açıklaması yaptı.

Oysa Öcalan aynı örneği geçmişte de vermiş, hareketin yayın organında bu değerlendirmeler basılmış, Yavuz ve İdris-i Bitlisi ittifakının örnek alınması fikri kayda geçirilmişti.

Öcalan partinin fiilen başına geçip perspektifini bizzat dile getirdiğinde, bu gibi yalanlamalar mümkün olmayacak.

Tutanaklar ve Öcalan'ın konuşmaları neden can sıkıyor?

Öcalan sansürcülüğü, on yıllardır sayısız defa tekrarlandı.

Öcalan’ın 2010’lu yılların başında yürüyen süreç sırasında aralarında Sırrı Süreyya Önder’in de bulunduğu isimlerle yaptığı görüşmeler kitap olarak basılmış, hareketten çeşitli isimler yıllar sonra bunların basılmasını hata olarak nitelemişti.

En absürt sansür girişimi, soL’u “Öcalan’ı bütünlüğü için yayımlamak halkı yanıltır” argümanıyla gazetecilikten ziyade süreç yanlısı sansürcülük ve halkla ilişkiler faaliyeti yürütülmesi gerektiğini savunan Ruşen Çakır’dan geldi.

“Çözüm süreçleri”nin içeriğinin halktan gizlenerek yürütülmesi, geçmişte de tekrarlanan bu denemelerin genetik koduna işlemiş bir özellik.

Öyle ki, 13 yıl önce soL’un o dönem basılı çıkan günlük gazetesinde yayımlanan bir köşe yazısı, tamamen aynı cümlelerle bugün tekrar yayımlanabilir durumda.

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın 14 Mart 2013’te çıkan “Tutanak neden can sıktı?” başlıklı yazısı, tıpkı bugün gibi Öcalan’ın sızdırılan görüşme tutanaklarının ardından kopan tartışmayı ele alıyor.

O tutanaklarda Öcalan tıpkı bugün gibi "Bin yıllık İslam ittifakı"ndan dem vuruyor, AKP'yle "başkanlık sistemi ittifakı"na girebileceklerini söylüyor ve Suriye'deki silahlı Kürt gücünün tüm taraflarla anlaşabileceğini vurguluyordu.

Okuyan'ın yazısından bugünü da anlamak adına önemli saptamalara yer verilen bazı pasajlar şöyle:

(...) İşin gerçeği, tutanakların yayınlanması, görüşmeleri yürüten iki tarafın da canını sıktı. AKP’den hâlâ “bu bir sabotajdı” yakınması gelirken, BDP yönetiminin fazlasıyla mutsuz olduğunu söyleyebiliriz.

Kuşku yok ki, bu iki taraf arasındaki bir görüşmenin tutanağı değil. Öyle olsaydı, birçok kesimin ortaklaştığı “her şey açık yürüsün” talebi ama kasıtla, ama kazara hayata geçmiş olurdu. Oysa basında çıkan belge bir iç değerlendirme. (...)

Peki, bu neden sıkıntı yarattı? Neden sızıntıdan kimse memnun değil?

Kimileri ayrıntılara takıldı, örneğin bazı isimlerin zikredilmiş olmasının o kişileri sıkıntıya soktuğu ileri sürüldü. Osman Kavala’nın, MİT Müsteşarı Fidan’ın ya da bir başkasının isminin tutanaklarda geçiyor olmasının o kişilerin de ötesine geçen bir etki yaratması herhalde beklenmiyordur. Tamam, MİT Müsteşarlığı önemli bir makam ama zaten Fidan’ın kendisi öyle pek kendini sakınan biri değil. PKK ile görüşmelerde de öyle, Suriyeli muhaliflerle iş yaparken de öyle. Hep ortalıkta, hep ön planda…

Tutanakların yayınlanmasının can sıkmasının nedeni bu olamaz.

'Can sıkan siyasal proje, AKP-PKK ittifakı'

Tutanakların yayınlanmasının sıkıntı yaratmasının bana göre tek nedeni, Öcalan’ın devletle “pazarlık” ve “çözüm” sürecine ilişkin BDP’lileri bilgilendirirken, başka bir “siyasal proje”yi öne çıkarması ve kritik bazı başlıklarda, hem geçmişe hem de geleceğe dönük olarak bir AKP-PKK ittifakından söz etmesidir.

Böyle bir ittifakın varlığı ya da imkan dahilinde olup olmadığı, elbette tartışmalı bir konudur. Ancak tutanaklarda bunun açıkça zikredildiği gerçeğinin tartışılacak tarafı bulunmamaktadır.

Sıkıntı yaratan budur, çünkü her iki tarafın hem siyasal hem de toplumsal etki alanında böyle bir ittifakın meşruiyeti sanıldığından zayıftır.

Seçmen desteği erimeye başlayan AKP’nin “akan kanı durduruyoruz” söyleminin ötesine geçip “yeni bir Türkiye’nin yaratılmasında PKK ya da Öcalan’la işbirliği yapıyoruz” demesi, demesini bırakın, böyle bir görüntünün arkasında durabilmesi olanaksızdır.

'Bu ortaklık sindirilemez'

Kürt siyaseti açısından da geçmişte AKP’ye dönük “iyimserlik” ve kritik bazı dönemeçlerde hükümeti destekleyen tavıra rağmen, tarihsel bir işbirliğini açıkça savunmanın zorlukları olduğu açıktır. Zamana yayılan, adım adım şekillenen, daha örtülü biçimler alan ve “çözüm”ün kaçınılmaz uzantısı olarak gösterilebilecek bir işbirliğine güçlü bir itiraz olmazdı belki ama tutanaklarda açık, kesin bir biçimde bir “ortaklık” tarifi yapıldığı görülmektedir.

Bu ortaklık, tek başına Kemalistlere, “asker vesayeti”ne dönük eleştirinin dozu artırılarak sindirilemez.

Sıkıntı buradadır.

Tarafların sıkıntı duyduğu bir tasarıma Türkiye solcusunun itiraz ve karşı koyuşuna şaşırmaksa, herhalde saçma olacaktır.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.