Sayfa yolu
Şimdi de Abdullah Öcalan’dan 'görüşme notları' açıklaması: 'Komplo ve provokasyon' sözleri ne anlama geliyor?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 25.08.2026 , 17:53 Güncelleme Tarihi: 25.08.2026 , 21:43
Abdullah Öcalan'ın iki ayrı tarihte iki ayrı görüşme tutanağı dolaşıma girmiş, ilkine dair uzun süre hiçbir itiraz gelmezken, ikinci tutanak serisi sonrası üst üste yalanlamalar gelmişti.
Söz konusu ikinci tutanak serisi Rasti Haber isimli internet sitesi tarafından 23 Ağustos'ta yayımlanmıştı.
İlgili tutanaklarda Kandil’den İmralı'ya giden bazı PKK yöneticileri ile Öcalan arasındaki görüşmelere ait olduğu iddia edilen notlar yer alıyordu.
DEM Parti İmralı heyeti aynı gün açıklama yaparak tutanakları yalanlamış, ardından da İletişim Başkanlığı doğrudan olmasa da buna benzer bir imada bulunan bir açıklama yapmıştı.
'Bunlar süreç karşıtları tarafından geliştirilen provokatif hareketler'
Bu açıklamaların ardından şimdi de Öcalan'ın tutanaklara ilişkin el yazısıyla kaleme aldığı bir metin DEM Parti tarafından paylaşıldı.
Öcalan, söz konusu haberleri kendisine karşı kurulan bir "komplo" olarak nitelediği mesajında şu ifadelere yer verdi:
"Bu tarihî dönemde süreci akamete uğratmaya çalışan bazı çevrelerin girişimleri, bana karşı bir komplodur. Basına, sosyal medyaya yansıyan ve bana atfedilen ifade, görüşme, isim, belge, tutanaklar, atıflar gerçek dışıdır. Bu paylaşımlar süreç karşıtları tarafından geliştirilen provokatif hareketlerdir. Toplumsal barışın, kardeşlik hukukunun inşası için yürütmeye çalıştığım çabaları daha da geliştireceğim tabiidir."
'Süreç kritik bir aşamaya geldi'
Abdullah Öcalan, mesajında çerçeve yasa kapsamında oluşturulan ve dün ilk toplantısı yapılan Takip ve Değerlendirme Kurulu'na ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Sürecin "kritik" bir aşamaya geldiğini vurgulayan Öcalan, şu ifadeleri kullandı:
"Sn. Cumhurbaşkanı ve Sn. Devlet Bahçeli’nin ortaya koydukları güçlü siyasi irade, çağrım üzerine yapılan silahlı mücadeleyi bırakma açıklaması, nihayetinde de siyasi partilerin sağladığı tarihî destek ile yasalaşan 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun' kapsamında oluşturulan kurulun ilk toplantısını dün gerçekleştirmesi, sürecin emin adımlarla ilerlediğinin net göstergesidir. Süreçte kritik bir aşamaya gelinmiştir."

Neler oldu, tartışmaların kaynağı ne?
17 Ağustos tarihinde Kürt milliyetçisi bir çizgide olan Utopia TV Ari’nin sitesinde, 20 Temmuz ve 2 Ağustos'ta DEM Parti heyetiyle yapılan görüşmelerin tutanakları yayımlandı.
Bu tutanaklarda Öcalan’ın çözüm sürecine dair çarpıcı değerlendirmeleri yer alıyordu.
Önceki açıklamalarıyla doğrudan bağ kurulabilecek çok sayıda ifadenin bulunduğu bu tutanaklar, aralarında soL’un da olduğu haber sitelerince gündem edildi.
Günlerce bu tutanağı yalanlayan tek bir ifade de kullanılmadı.
Aynı gün, 19 Ağustos’ta Ruşen Çakır da Öcalan’ın aşağıdaki sözlerini paylaştı:
“Özgür Bey’e özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kurulu’na katılmalı. Ben bu kurulu CHP için dayattım. ‘Acaba bizi mi tasfiye ediyorlar, Cumhur İttifakı ile birleştiler, bizi mi yok edecekler?’ diyorlar ya… Her gün hukuk ve demokrasi diyorlar. Bunun yolu bu çalışmadan geçer. Biz AKP’lilerle değil, devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz. ‘Hukuk ve demokrasi kanalını açmak herkes için hele sizin için son şanstır’ demelisiniz. Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer.”
Bu iki haber de haliyle gündem oldu.
Ne DEM ne iktidar cephesinden bu içerikleri yalanlayan tek bir açıklama gelmedi.
Sonra, 23 Ağustos tarihinde Raşti Haber adlı site, Öcalan’ın Kandil’den gelen PKK yöneticileriyle yaptığı görüşmeye ait olduğu iddia edilen üç ayrı tutanak yayımladı.
Bu tutanak ilk tutanak kadar yaygınlaşmadı, içeriğindeki bazı bölümlerin “güvenilir” bulunmaması dolayısıyla soL tarafından da haberleştirilmedi örneğin.
Söz konusu tutanakta Öcalan’a atfen aslında tüm PKK tarihini yerle bir eden, PKK yöneticileriyle alay eden, hakarete varan ifadeler vardı. Sürece ilişkin çarpıcı sözleri de.
Haliyle bu sözler, özellikle Barzani çevresindeki Kürt gruplar tarafından Öcalan'a karşı sert tepkilerin malzemesi oldu.
Bu tepkiler giderek artınca DEM’den aynı gün, 23 Ağustos'ta açıklama geldi ve tutanakların gerçek olmadığı ifade edildi.
Ancak bu açıklamayla soL’un da 19 Ağustos’ta yayımladığı tutanaklar mı, yoksa açıklamayla aynı gün yayımlanan tutanaklar mı gündem edildi, anlaşılamadı.
Ancak tepkilerin kaynağı son tutanak olunca, tepkinin nedenin de bu olduğu düşünüldü.
Şimdi de yine aynı konuda Öcalan tarafından bir açıklama yapılması, belli ki AKP’nin de DEM'in de tutanak paylaşımlarından rahatsız olduğunu göstermiş oldu.
Sorun da tam burada başlıyor zaten.
Süreç halktan gizli, kapalı kapılar ardında yürütülüyor, kimse ne konuşulduğunu, hangi pazarlıkların sürdüğünü, sürecin doğrultusunun ne olduğunu bilemiyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.