Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kayıp değil, karartma: Gülistan Doku dosyasında zırh delindi, neler ortaya çıktı?

6 yıldır kayıp olan Gülistan Doku dosyası, aralarında dönemin Tunceli Valisi'nin oğlunun ve baş şüphelinin polis olan üvey babasının da bulunduğu 13 kişi hakkında "cinayet ve delil karartma" şüphesiyle gözaltı kararı alındığı çok boyutlu bir örtbas skandalına dönüşmüş durumda. Soruşturmanın kritik ilk günlerinde askıya alınan hukukun, karartılan delillerin ve göl kıyısında oyalanan bir ailenin çalınan altı yılının hesabını kim verecek?

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 14.04.2026 , 14:43 Güncelleme Tarihi: 14.04.2026 , 16:55

"Ben fakirim, ben garibanım, ben çobanım. Bizim günahımız ne? Hiç olmazsa kızımı çıkarsınlar, bir mezarı olsun, bir Fatiha okuyayım..."

Gülistan Doku'nun babası Halit Doku

Dersim’de 5 Ocak 2020’de kaybolan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyası, altı yıl boyunca sular altında aranan bir "intihar" vakası olarak kamuoyuna sunuldu. 

Bir cinayet soruşturmasının rotası, henüz ilk 48 saatteki adli reflekslerle belirlenir. Ancak görünen o ki Türkiye’nin güvenlik kamerası ve kolluk gücü yoğunluğu en yüksek kentlerinden biri olan Dersim’de, Gülistan Doku’nun kaybı adli bir titizlikle değil, özenle kurgulanmış bir "dikkat dağıtma" stratejisiyle yönetildi.

Altı yılın sonunda gelinen nokta, yalnızca genç bir kadının akıbetini değil, mülki idare ile kolluk kuvvetlerinin iç içe geçtiği bir yapının adaleti nasıl felç edebildiğini de gözler önüne seriyor. Abla Aygül Doku’nun, kardeşinin kaybedilişinin altıncı yılında DHA'ya verdiği demeçteki yakarışı, devletin bir aileye yaşattığı yıkımın en yalın özetiydi: 

"Artık sadece bir avuç toprağını, bir mezar taşını diliyoruz."

Soruşturma makamları, gerçeği aydınlatmak yerine resmi bir anlatı inşa etmeye mesai harcarken, Doku ailesi bu asgari yas hakkından bile mahrum bırakıldı.

Aile 2022 yılında Tunceli Adliyesi önünde oturma eylemi yaparken. Sırasıyla: Gülistan Doku'nun ablası Aygül Doku, annesi Bedriye Doku, babası Halit Doku.

‘İntihar algısı’ ve su altındaki tiyatro

Gülistan’ın kaybedilmesinin hemen ardından, ortada hiçbir somut adli tıp bulgusu yokken tek bir senaryo dolaşıma sokuldu: 

“Gülistan köprüden atladı.” 

Aile avukatı Ali Çimen'in, "Gülistan’ın baraj gölünde olmadığı net bir şekilde ortadaydı. Ancak bu intihar algısı, üst düzey kamu görevlileri tarafından bilinçli olarak oluşturuldu" şeklindeki tespiti, soruşturmadaki asıl soruna işaret ediyor.

Fotoğraf: Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel / X

Bu algı, devasa bir bütçe ve teknolojiyle sahnelenen bir su altı aramasıyla sürdü. 

Aylarca, Türkiye'nin en seçkin dalgıç birlikleri Uzunçayır Baraj Gölü'nü taradı, barajın suyu tahliye edildi. Ne var ki bu eşi benzeri görülmemiş efor, karada yürütülmesi gereken elzem adli kolluk faaliyetlerinin yerini aldı.

Kriminal dokunulmazlık ve karartılan deliller

Başşüpheli Zaynal Abakarov'un yaşadığı ev, bir suç mahalli titizliğiyle incelenmedi. Telefon ve HTS (sinyal) kayıtları derinlemesine analiz edilmek bir yana, Abakarov polis koruması altında sessizce şehirden çıkarıldı ve hiçbir aşamada etkin bir sorguya tabi tutulmadı.

 

Dosyaya yansıyan bilgiler, delillerin nasıl sistematik bir şekilde karartıldığını belgeliyor. Şüpheli Abakarov’un, telefonunun savcılığa ne zaman teslim edileceğini önceden bildiği ortaya çıktı. Avukat Çimen, Abakarov’un 26 Şubat'ta "Meltem" isimli bir arkadaşına "Benim telefonu alacaklar. Geri verilince sana yazarım" mesajını gönderdiğini belirterek, şüphelinin adli süreçlere dair içeriden bilgilendirildiğini kanıtladı.

Zaynal Abarakov

Sızıntının kaynağı ise bizzat soruşturmayı yürüten birimde görevli olan polis üvey baba Engin Yücer'di. Babanın konumu, şüpheliye bilgi sağlarken, şeffaf bir soruşturmanın önünü tamamen kesti.

Ayrıca, dosyaya giren raporda Abakarov’un telefonundaki Rusça yazışmaların "özel hayat" gerekçesiyle es geçildiği ve çevrilmediği skandalı da kayıtlara geçti.

Avukata soruşturma, aileye abluka

Soruşturmada şüpheliler korunurken, adaleti arayanlar hedef alındı. 21 Temmuz 2020 tarihli bilirkişi raporunda, Abakarov’un Gülistan’la “ihtar ve ikaz eder biçimde, fazlaca ısrarcı” konuştuğunu gösteren görüntülere rağmen, 23 Temmuz’daki tutuklama talebi “hukuka uygun bulunmadığı” gerekçesiyle reddedildi. Olayı aydınlatmaya çalışan Avukat Ali Çimen hakkında ise, dava dosyasına ilişkin belgeleri basınla paylaştığı gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.

Öte yandan, delil karartma iddialarının odağındaki Engin Yücer, olaydan aylar sonra abla Aygül Doku’ya sosyal medyadan hakaret edip, dosyaya erişim gücünü kanıtlamak amacıyla Gülistan’ın tıbbi belgelerini ifşa etti. Yücer, bu ifşaatları ve geçmişte bir emniyet müdürü cinayetini öven paylaşımları nedeniyle ancak Ocak 2021'de meslekten ihraç edilebildi.

Kızlarının akıbetini sormak için adliye önünde oturma eylemi başlatan, Vali ile görüşmek isteyen ve seslerini duyurmak için Dersim'den Ankara'ya yürüyen Doku ailesi defalarca polis müdahalesiyle engellendi ve gözaltına alındı. 

Siyasi alanda da kapılar kapalıydı; HDP’nin verdiği, CHP ve İYİP’in desteklediği araştırma komisyonu kurulması önergesi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Geciken adımlar ve 700 saatlik yeni görüntü

Zaman ilerledikçe ortaya çıkan deliller, Abakarov ve babası Engin Yücer’e yönelik şüpheleri somutlaştırdı. Gülistan’ın zorla bindirilmeye çalışıldığı iddia edilen Yücer’e ait aracın, soruşturmanın başladığı gün kent dışına çıkarıldığı tespit edildi. Abakarov ancak 17 Mart 2022’de Antalya’da “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçlamasıyla gözaltına alındı, fakat hızla adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Dosyada üç savcının değiştiği uzun sürecin ardından, Gülistan’ın kaybolduğu döneme ait 700 saatlik KGYS ve işyeri kamera görüntüsü nihayet incelenmek üzere dosyaya eklenebildi.

Yeni bilgiler neler?

Soruşturma dosyasında dikkat çeken gelişmelerden biri, aile avukatına bırakılan isimsiz notla başladı. Dönemin Tunceli Valisi ve şu anda İçişleri Bakanlığı müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in adı dosyada yer aldı. Bunun üzerine yapılan incelemelerde, Mustafa Türkay Sonel’in olay günü ve gecesine ilişkin araç hareketlerinin olağan akışla uyumsuz olduğu değerlendirildi. 

Soruşturmanın en sarsıcı başlıklarından biri de Gülistan Doku’ya ait hat ve sosyal medya hesaplarıyla ilgili yapılan teknik incelemeler oldu. Telefon trafiği, baz kayıtları ve para transferlerinin birlikte değerlendirilmesiyle soruşturmanın kapsamı genişletildi. Savcılık kaynakları, dijital delil ayağının dosyanın en kritik başlıklarından biri haline geldiğini belirtiyor.


Kimler gözaltında?

1- Zaynal ABAKAROV: ALANYA (Gülistan’ın sevgilisi)
2- Engin YÜCER: ALANYA (Zaynal’ın eski polis olan üvey babası)
3- Cemile Yücer: ALANYA (Zaynal’ın annesi)
4- Uğurcan AÇIKGÖZ: ANTALYA MERKEZDEN (Mustafa Türkay Sonel'in o dönem ve halen yakın arkadaşı kamera kaydında yer alan şahıs)
5- Erdoğan ELALDI: ANTALYA MERKEZ (O dönem Tunceli İl Özel İdarede çalışan kişi)
6- Mustafa Türkay SONEL: İSTANBUL ATAŞEHİR (Dönemin Tunceli Valisi halen İçişleri Bakanlığı müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu)
7- Gökhan ERTOK: ANKARA (İhraç olan eski polis memuru, Vali ve korumasıyla bu süreçte irtibatı olan şahıs)
8- Savaş GÜLTÜRK: ELAZIĞ (Munzur Üniversitesi'nde kameralardan sorumlu görevli)
9- Süleyman ÖNAL: DERSİM (Munzur Üniversitesi'nde kameralardan sorumlu görevli)
10- Celal ALTAŞ: DERSİM
11- Nurşen ARIKAN: DERSİM


Gizli tanığın ifadeleri: Cesedin yeri defalarca değiştirildi, Vali'nin oğluyla ilişkisi vardı

Gazeteci Emrullah Erdinç’in paylaştığı belgeye göre, 2022'de avukata bırakılan isimsiz notta, Doku ile Dönemin Tunceli Valisi ve şu anda İçişleri Bakanlığı müfettişi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel arasında ilişki olduğu öne sürüldü. 2025'te JASAT'a konuşan gizli tanık "Şubat”ın cinayet ve cesedin yerinin değiştirildiği yönündeki itiraflarının ardından, işaret edilen bölgelerdeki yer altı taramalarında şüpheli mezar boşlukları tespit edildi. Gizli tanığın tarif ettiği bölgelerde yapılan yer altı taramalarında, ifadeleri doğrulayan "mezar görünümlü" şüpheli boşluklar tespit edildi. 

HTS ve PTS kayıtları incelendiğinde, gece saatlerinde ıssız güzergâhlara şüpheli geçişler yapıldığı ve araçta olması gereken kişilerin kameralara yansımadığı saptandı. Valiliğin aileden aldığı Gülistan Doku'ya ait SIM kartın adli makamlara teslim edilmediği ve Doku'nun hesaplarına dışarıdan müdahale edildiği iddiaları kayıtlara geçti.

Dönemin valisi iddiaları reddetti

Okların çevrildiği dönemin valisi valisi ve şu anda İçişleri Bakanlığı müfettişi Tuncay Sonel ise iddiaları kesin bir dille reddederek topu taca atıyor. Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan'ın sorularını yanıtlayan Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan'la bağlantısı olmadığını öne sürdü.

"Benim oğlum Gülistan Doku’yu tanımaz, onun sevgilisini de tanımaz. Oğlum o yıllarda lise öğrencisiydi nasıl bu olayla ilgisi olabilir? Ben de tanımıyorum. Ben ailesine yardımcı oldum. Olayın aydınlatılması lazım. Bana yönelik ortaya atılan bu iddialar tamamen iftiradır. Bu konuda sonuna kadar mücadele edeceğim ve hukuki haklarımı kullanacağım."

Avukat Çimen: Üst düzey kamu görevlileri henüz gözaltına alınmadı, muhtemelen onlar da alınacak

Doku ailesi Tunceli Adliyesi'nde dosyanın savcısıyla görüştü. Ailenin avukatı Ali Çimen, adliye önünde açıklama yaptı. Çimen, olaya iştirak ederek gözaltına alınanların, “insan öldürme” suçlamasıyla alındığını belirtti. Çimen, “Gözaltıların devamı gelecek. Üst düzey kamu görevlileri henüz gözaltına alınmadı, muhtemelen onlar da alınacak. Bundan sonrasında üst düzey kamu görevlisi ve onun etrafında şekillenen suç örgütünün ortaya çıkarılması gerekiyor. Bizim mücadelemiz bu aşamadan sonra o olacak. Savcılık kısmi olarak gereğini yaptı. O yönüyle de bu son durumu destekliyoruz. 2’nci dalganın bir an önce failler kaçmadan yapılmasını istiyoruz” dedi.

Gazetecilerin soruları üzerine Ali Çimen, gözaltı sayısının artabileceğini ifade ederek şunları söyledi:

“En son 13 + 1 şeklinde bir değerlendirme yaptım. Ancak dediğim gibi, bu üst düzey kamu görevlisinin de bir an önce tutuklanması gerekiyor. Soruşturmada sorgular tamamlandıktan sonra kamuoyuna daha ayrıntılı bilgiler vereceğiz. Dosyada şu an gizlilik kararı var. Biz söz konusu kişiyi ‘üst düzey kamu görevlisi’ olarak tanımlıyoruz. Bu nedenle kendisiyle ilgili ayrıntılı bir değerlendirme yapmam doğru olmaz. Ancak onun da tutuklanacağı yönünde bir tereddüt yok. Kısa süre içinde tutuklanmasını bekliyoruz.”

Aygül Doku: Mustafa Türkay Sonel, Gülistan Doku’nun katilidir

Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, adliye önünde yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Dün Türkiye büyük bir zalimliğin, kötülüğün, caniliğin örneğini birebir gördü. İnsan dönemin valisine, emniyet müdürüne, asayiş müdürüne inanmasa, güvenmese kime inanacak, kime güvenecek? Yedi yıldır hem kızımızı bizden aldılar hem bizi kandırdılar. Sinema gibi, film izler gibi dünyanın gözü önünde bizi izlediler. Neden? Katilin kara gözü için, katilin karakaşı için. Dönemin Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Gülistan Doku’nun katilidir, açıklıyorum.

Başta Türkiye'nin adaletini canlandıran, umudumuzu yaşatan Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek'e, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve geldiğinden beri gecesini gündüzüne katıp Gülistan için çalışan Başsavcımız Ebru Cansu'ya teşekkür ediyorum. Bu süreçte 2 kurum bize dürüst oldu, birinci o dalgıç abiler. Gözaltı listesinin daha 2. ve 3. dalgası var. Bakın bu bir vahşettir, bu bir caniliktir.

Dönemin bir valisi, bir ailenin kızını bulmakla yükümlüyken, görevini yapmak zorundayken sırf oğlunu korumak için devletin bütün imkânlarını kullanıp bizi o köprünün başında tam 220 gün boyunca bekletti. Bizi orada bekletirken sırf biz inanalım diye, Gülistan'ın intihar ettiğine inanalım diye dönemin Valisi Tuncay Sonel botla geziyordu. Niye biliyor musunuz? Biz Gülistan’ın intihar ettiğine inanalım diye. Bu bir utançtır. Dün aslında Başsavcımız Ebru Cansu tarihi bir adım attı. Vallahi billahi de tarih yazıyor ama bu yazılan tarihin sonucu nasıl olacak, biz onu istiyoruz sadece."

Hesabı kim verecek?

Ortaya çıkan bu tablo, etkin bir soruşturma yürütülmemesinin sıradan bir "ihmal zinciri" değil; valilik, emniyet ve yerel bürokrasinin kendi mensuplarını korumak için ördüğü kurumsal bir kalkan olduğunu gözler önüne seriyor. 

Şüpheliler, devlet aygıtının sağladığı imtiyazlarla yıllarca adaletten kaçırılırken, Doku ailesi mahkeme kapılarında ve baraj kıyılarında kasıtlı bir bürokratik tiyatroyla oyalandı.

Bugün yanıtlanması gereken soru, cinayetin adli detaylarının çok ötesinde. Ortada sadece bir genç kadının hayatını çalan failler değil, bu failleri aklamak için devlet imkanlarını seferber eden ve bir aileyi altı yıl boyunca cehenneme hapsedildiği gerçeği var.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.