Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kathimerini'den 'Türk medyasının Yunan adaları takıntısı' yazısı

Kathimerini'de yayınlanan editör yazısında Türk medyasının 'Miçotakis'in geçen ay ABD'ye yaptığı 'başarılı' ziyaretten bu yana, Yunanistan'a karşı bir şikayet anlatımı kurguladığı' öne sürüldü.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 12.06.2022 , 18:46 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Türkiye ve Yunanistan arasında adaların silahlandırılması gerilimi, iki ülkenin yöneticilerinin açıklamalarıyla yükselirken, Yunanistan medyasında yayınlanan bir analizde Türk medyasının konuyu ele alınışı değerlendirildi. 

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in ABD Kongresi'ndeki açıklamalarına tepki göstererek, "Artık benim için Miçotakis diye birisi yok" demişti. Miçotakis de karşılık olarak,  "NATO içindeki müttefiklerimiz de bu konuda haklı olduğumuzu ve olaylara başka bir şekilde bakmanın mümkün olmadığını söylediğinde Türkiye şaşırmamalı" diye belirtmişti.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Ege adalarının silahsızlandırılması konusunda, "Türkiye'nin anlaşmalara taraf olmadığından dolayı hiçbir hakkının bulunmadığını" iddia etmiş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Yunanistan bu ihlallerden vazgeçmezse, bu Adaların egemenliği tartışılacak" diye karşılık vermişti.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik sosyal medya hesabından, Efes tatbikatından fotoğraflar paylaşarak, "Bir gece ansızın gelebiliriz…" demişti.

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabı üzerinden Yunanca ve İngilizce paylaşımlarda bulunmuş, “Gayrı askeri statüdeki adaların çeşitli tatbikatlara dahil edilerek NATO ve üçüncü taraf ülkelerin de bu hukuksuzluğa alet edilmeye çalışılması, sonu felaketle bitecek bir çabanın ötesinde anlama sahip değildir" derken Yunanistan'ı evrensel insan haklarını çiğnemekle suçlamıştı.

Kathimerini: Türk medyasının Yunan adaları takıntısı

Yunan gazetesi Kathimerini'de bugün yayınlanan editör yazısında, Türkiye ve Yunanistan'ın Ege adaları gerilimi, Erdoğan ve Türk medyası üzerinden değerlendirdi. Gazetenin "Türk medyasının Yunan adaları takıntısı" başlığı ve "Erdoğan'ın revizyonist anlatısı nasıl güçlendiriliyor?" alt başlığıyla yayımladığı makalede, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde Türk medyası, özellikle Başbakan Kiryakos Miçotakis'in geçen ay ABD'ye yaptığı başarılı ziyaretten bu yana, Yunanistan'a karşı bir şikayet anlatımı kurguluyor. Erdoğan, özellikle Miçotakis'in Türkiye'nin adını bile anmadan, onu tam anlamıyla otoriter rejimle demokrasiye karşı savaşan tarafın safına koyması ve ABD Kongresi'nin ortak oturumunda yaptığı konuşmada böylesine olumlu bir yanıt alması gerçeğine kızmakta. Türkiye Cumhurbaşkanı ayrıca, Miçotakis'in ABD'nin F-16 teçhizatlarının geliştirilmesi ve yeni uçaklar satmasına müdahalesi olarak gördüğü konuşmaya kızdı. Kısa bir süre sonra Erdoğan, Miçotakis ile bir daha görüşmeyeceğini söyledi." denilerek Miçotakis'in ABD Kongresi'ndeki konuşmasından sonra Erdoğan'ın "Artık benim için Miçotakis diye birisi yok" çıkışı hatırlatıldı.

Miçotakis'in ABD Kongresi'nde Türkiye'nin ABD'yle F-16'ların modernizasyonu ve yeni F-16 uçakları anlaşmalarına karşı tutum alan açıklamalarına, Erdoğan tepki göstermişti.

'Türk medyasının Pserimos'a yaklaşması Kardak'ı hatırlattı'

Kathimerini, Türk yetkililerinin Ege adalarının askerden arındırılması taleplerini "agresif" olarak değerlendirirken, Türk medyasının da yetkililerin açıklamalarını gündeme taşıyarak güçlendirdiği söylendi.

Yazının devamında, "Miçotakis'in Pserimos (Keçi), Kos ve Astipalya adalarını ziyaret etmesiyle kapsama alanı daha da genişledi. Yetkililer ve medya, 100 yılı aşkın bir süre önce bu adaların nasıl Yunanistan ve İtalya'ya devredildiğini ve sözde devir şartlarının ihlal edilmesi nedeniyle Türkiye'nin onları nasıl geri talep edebileceğini tartışmaya başladı. Bir Türk televizyon ekibi, egemenliğinin tartışıldığı bahanesiyle Pserimos'a yaklaşmaya çalıştı. Bu, Türk medyasının 1996'da Imia (Kardak) adacıklarından birine Türk bayrağı dikerek yaptığı bir hareketi hatırlattı." denilerek 1996'daki Kardak krizi hatırlatıldı.

'Sevr ve Lozan, asıl içerikleriyle pek ilgisi olmayan bir şekilde inceleniyor'

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, adalardan Yunan askerlerinin tahliye edilmemesi durumunda, Türkiye'nin Yunanistan'ın adalardaki statüsüne itiraz edeceğini sözlerine karşılık, Kathimerini,"Birden fazla televizyon programında, Yunanistan'ın Türkiye'yi 'kuşatmaya' çalışan 'yabancı güçlerin aracı' olduğunu güya kanıtlamak için haritalar kullanıldı. Sevr (1920) ve Lozan (1923) Antlaşmaları, asıl içerikleriyle pek ilgisi olmayan bir şekilde ele alınıyor. Miçotakis ve Dışişleri Bakanı Nikos Dendias da dahil olmak üzere Yunan yetkililerin çürütmelerinin zar zor anılmaya değer görülmesi de şaşırtıcı değil." denildi. Kathimerini, Sevr ve Lozan Anlaşmaları'nın içeriklerinin, Ege adalarını kapsamadığını iddia etti.

'1990'lardaki gri bölgeler teorisi geri döndürülmeye çalışılıyor'

Yazıda, "kuşatma teorisinin" Türkiye'nin bir takıntısı olduğu iddia edilerek, "'Kuşatma' teorisi, genellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü üzerine bir tür ağıt olarak, on yıllardır bir Türk takıntısı olmuştur. Ancak bunun yanı sıra, Ege'de 'gri bölgeler' veya tartışmalı egemenlik alanları teorisi üzerinde de yeniden bir ısrar var – tesadüfen, Türkiye'nin 'gri bölgeleri güçlü bir şekilde destekleyen ilk ve tek kadın Başbakanı Tansu Çiller gibi' teorisi de 1990'lardan Erdoğan'ın lütfuyla geri döndürülmeye çalışılıyor." 1990'larda ortaya çıkan gri bölgeler tartışması hatırlatıldı.

'Medyanın Yunanistan ve Suriye ile meşgul olması, Türkiye ekonomisinin durumundan uzaklaşma çabası'

Kathimerini, Türkiye'de medyanın Yunanistan ve Suriye ile meşgul olmasının, Türkiye ekonomisindeki güncel durumun gündemden uzaklaştırılması olarak değerlendirerek, "Siyasi analistler, medyanın Yunanistan ve aynı zamanda Suriye ile meşgul olmasının, dikkatleri ve tartışmayı Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu korkunç durumdan uzaklaştırmaya hizmet ettiğini söyleyerek, enflasyonun 25 yılın zirvesinde olduğu, liranın sürekli değer kaybettiği ve bu meselelerin Erdoğan'ın bundan bir yıl sonra yeniden seçilme hedefini baltalayabileceğini belirtiyorlar." dedi.

'Propaganda içerisi için olsa da benzer söylemler 1974 öncesinde de vardı'

Makalenin sonunda, Ege adaları krizinin "iç propaganda" olduğu, ancak durumun 1974'teki gerçekleşen Kıbrıs Harekâtı'nı anımsattığı iddia edilerek, "Ve bu propaganda kesinlikle iç tüketim için olsa da, deneyimli analistler, benzer söylemlerin hem 1974'te Kıbrıs'ın işgalinden önce - zamanın Yunan diktatörlüğü tarafından düzenlenen bir darbe tarafından tetiklenen ve etkinleştirilen - hem de Kardak'taki iki adacıklardan birinin 1996'daki işgalinden önce olduğuna dikkat çekiyor." denildi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.