Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

CHP’ye kayyım: Süreç nasıl adım adım örüldü?

soL’da aylardır işaret ettiğimiz bir gerçek vardı, düzenin içinden geçtiği türbülans ve AKP içindeki kriz… Bu kriz boyunca CHP’nin tepesinde sallanan sopa, uygun an beklenerek elde tutuldu. Kriz AKP adına “görece” kontrol altına alındığında, adım atılacaktı, atıldı da. Peki, bugüne nasıl gelindi? Ayrıntılar soL’da.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 22.05.2026 , 11:25

CHP’nin 38. Kurultayı’nın düzen siyaseti açısından önemli bir kırılmanın adresi olacağı, aslında öncesinden belliydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a alternatif olarak öne çıkan Ekrem İmamoğlu, CHP’nin seçim yenilgisinin hemen ardından parti içi muhalefet bayrağını açmış, partinin kurultaya gideceği süreci tetikleyen isim olmuştu.

Partinin ağır topları olarak öne çıkan isimlerle toplantılar yapan İmamoğlu, (sonrasında bu toplantı kayıtları Kılıçdaroğlu’na yakın isimler tarafından sızdırıldı) kurultay sürecinde Özgür Özel’in yanında yer aldı.

Özel “olaylı” geçen kurultayda ipi göğüsleyince CHP’de yeni bir sürecin önü açıldı.

Bu yeni sürecin ilk bölümüne İmamoğlu ismi tartışmasız şekilde damga vurdu. Hatta bu dönemde Özel’in adı “emanetçi genel başkan” olarak damgalandı.

CHP’nin yerel seçimlerden birinci parti olarak çıktığı bu ilk dönemde, her şey iyi gidiyor gibi görünürken, perde gerisinde AKP’nin İBB operasyonlarının eli kulağındaydı.

Yandaş gazeteler sürekli operasyon sinyali veriyor, yolsuzluk haberleri yapıyordu.

İçine girilen çalkantılı süreci İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı adayı yaparak aşmak isteyen CHP, Mansur Yavaş’ın aday olmak istemediği ön seçim sonrası İmamoğlu’nu aday olarak ilan etti.

Ancak bu hamle çözüm olmadı, AKP üst üste darbe indirmeye başladı.

Önce İmamoğlu’nun diploması iptal edildi, ardından da gözaltına alınıp tutuklandığı İBB operasyonları başladı.

Bu gelişmelerin ardından CHP’de yeni sürecin yeni sayfası, bu kez Özgür Özel damgasıyla açıldı.

O damgayla başlayan sürece ise mutlak butlan davası sürekli olarak eşlik etti.

Üç yıldır süren bu tehdit, sonunda dün nihayete erdirildi.

Peki, tüm bu süreçte neler yaşandı?

soL, hafızayı tazelemek adına yaşananları bir kez daha hatırlatıyor.

Davanın öyküsü

Önce mutlak butlan davasının öyküsüyle başlayalım.

Her şey sanılanın aksine İstanbul ya da Ankara’daki mahkeme koridorlarında değil, Bursa’da başladı.

Tarih, 19 Kasım 2023…

E.Ç. adlı bir kişi, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda “para karşılığı oy kullandırıldığına” ilişkin şikayette bulundu.

Savcılık yetkisizlik kararı vererek 22 Aralık 2023'te dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

Ocak 2024'te Ankara’da “oylamaya hile karıştırılması" suçundan soruşturma resmen başlatıldı.

Bugüne uzanan sürecin ilk kritik adımı bu oldu.

Ardından yeni gelişmeler yaşandı.

CHP’nin bundan 12 yıl önce AKP’den transfer ettiği eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı kurultay delegeleri, kurultayda delege iradesinin “para, menfaat ve görev vaadiyle sakatlandığını” ileri sürerek ayrı ayrı davalar açtı.

Böylece kurultay sürecine dair birden fazla dosya ortaya çıktı ve bu dosyalar 14 Şubat 2025’te Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki dosyada birleştirildi.

CHP, görülecek mutlak butlan davası öncesinde olağanüstü kurultaya gitti ve yeni bir parti yönetimi seçti.

Lütfü Savaş, bu kurultayın geçersiz olduğunu belirtip, bir dava daha açtı.

Bu süreçte CHP’nin birden fazla kurultay adımı daha hayata geçirilirken, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, 24 Ekim 2025’te kritik bir karar verdi.

Mahkeme, 38. Olağan Kurultay’ın iptali istemiyle açılan davaya ilişkin, davanın “konusuz kalması” nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

Yani dosya kapatılmıştı.

soL’da alınan bu kararın nedenlerine işaret eden bir haber yapmıştık.

Mahkemenin aslında butlan kararı vermek istense de AKP’nin siyasi sıkışması dolayısıyla aksi yönde karar verdiğine vurgu yapmıştık.

Herkes mahkemenin “hukukun yanında karar aldığı”, “baskıya boyun eğmediğini” söylerken, soL’da bu kararın altında yatan üç nedene işaret etmiştik:

1- Çözüm Sürecinin Patlaması Endişesi
2- CHP’yi Sistem Dışına İtmenin Sınırları ve AKP’deki Kriz
3- Halk Tepkisi Endişesi

Bu üç madde bugünü kavrama noktasında da kritik çünkü AKP buradaki düğümü kendi adına çözüp, dünkü karara imza attı.

O karardan bu zamana geçen süreçte neler mi oldu?

CHP’de düşen ivme, itirafçılar, çürüme ve AKP saldırısı

AKP iktidarı 24 Ekim 2025’te alınan bu karardan tam 5 ay sonra mutlak butlan konusunda kesin kararını verdi.

soL’da Mart ayı sonunda bu kararı duyurmuştuk.

Peki, bu arada neler oldu?

AKP uzun süredir içine girdiği yönetme krizini, çok daha Amerikancı bir çizgiye yerleşerek aşma adımları attı. Bu adımları atarken Türkiye’nin tüm büyük patronlarını, yani düzeni de yanına aldı.

Asıl problemlerden biri içerdeydi, onu da yönetecek formülü buldular. 

Parti içinden CHP’ye kayyım atanmasına karşı olan, çözüm sürecinde farklı doğrultuda adım atılmasını isteyen ekipler olsa da Erdoğan iç krizi yönetmeyi başardı ve varılan karar sonuç olarak CHP başlığında sertliğin sürdürülmesi oldu.

Peki, AKP zaten başından beri saldırıyor ve kendi iç krizini yöneterek bu adımı atmayı istiyordu ama CHP cephesinde neler oluyordu?

Burada İBB davası zaten uzun süredir masada... CHP yönetimini zorlayan ek, yeni bir gelişme yaşanmadı.

CHP'ye yönelik kurultay bağlamındaki asıl darbe iki başka kent üzerinden geldi.

Bunlardan ilki Uşak, diğeri Antalya oldu.

İkisinde de Özel’e yakın olan isimler, kendilerine yönelik “bel altı” iktidar hamlesinin hemen ardından AKP saflarına fiilen katılıp, itirafçı oldular. O güne kadar CHP yönetiminin arkasında olduğu bu isimler, tam da butlan kararından hemen önce, kurultay sürecinde Özgür Özel ve Veli Ağbaba’ya para verdiklerini öne sürdüler.

CHP yönetimi hem bu son saldırıyı göğüsleme konusunda hem de uzun süredir ivmesi düşen parti içi hareketliliği yükseltme noktasında etkili bir hamle yapamadı.

Düzen siyasetinin mevcut kodlarında, böylesi bir silkişinin ya da hamlenin zaten doğal kısıtları vardı.

AKP’nin baştan aşağı belirlediği düzen siyasetinin yeni kodları, büyük bir çürümüşlük salgılarken, Uşak ve Antalya’dan gelen ifadeler de bu çürümüşlüğün teyidi niteliğindeydi.

Sonuç olarak iç krizini çözen AKP, dışarda da tekleştiğini düşündüğü bir sırada CHP hamlesini yapmış oldu.

Bu hamle sonrasında CHP cephesinde söylendiği gibi Özel ve Kılıçdaroğlu görüşmesinden bir ortak yol çıkıp çıkmayacağı, bu sürecin düzen adına nasıl sürdürüleceği önümüzdeki günlerin konusu olacak.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.