Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Cadılar, periler ve beklememeyi öğrenmek

İsyankâr Cadı da tam burada ayrılıyor alışıldık çocuk kitaplarından. Bir kahraman yaratmıyor. Çünkü kahramanlara ihtiyaç duyan toplumlar, beklemeyi öğreniyor. Bir gün biri gelecek… Bir gün biri konuşacak… Bir gün biri kurtaracak…

İnci Gül

Yayın Tarihi: 26.07.2026 , 20:46 Güncelleme Tarihi: 26.07.2026 , 20:50

Bazı çocuk kitapları çocuklara dünyayı anlatır bazıları ise dünyayı sorgulamayı öğretir. Yazılama Yayınları’ndan çıkan, Enrigue Perez’in yazdığı, Enrique Martinez’in çizdiği Yaşmak Pusat Keskin’in İspanyolca aslından çevirdiği İsyankâr Cadı*, ikinci yolu seçiyor. Üstelik bunu büyük laflar ederek değil, küçük ama rahatsız edici sorular bırakarak yapıyor.

Kitabın en çarpıcı sorusu şu: Dünyada bunca kötülük varken iyilik perileri ne işe yarıyor?

İlk başta öylesine bir soru gibi dursa da, kitabın en sert yerlerinden biri bence burası.

Çünkü bu soru, çocuğu masaldan çıkarıp yaşadığı dünyanın ortasına bırakıyor.

Çocuklar, daha küçük yaşlardan itibaren birilerinin gelip her şeyi düzelteceğine inandırılarak yetiştiriliyor. Periler, kahramanlar, seçilmiş kişiler var. Kötüler ne kadar güçlenirse güçlensin, sonunda biri çıkıp düzeni yeniden kuruyor, tarih anlatısı kahramanlıklar üzerine inşa ediliyor.

Gerçek hayatın böyle işlemediğini ise çocuklardan çok yetişkinler biliyor.

Yeryüzünde savaşlar sürüyor, çocuklar açlıktan ölüyor. Milyarlarca insan yoksullukla mücadele ediyor. Doğa talan ediliyor, emek sömürüsü acımasızca sürüp gidiyor.

Üstelik bunların hiçbiri gizli saklı yaşanmıyor. Herkes görüyor, tanıklık ediyor.

Peki iyi de o zaman bu iyilik perileri nerede?

Ve bu sorunun ardı sıra şu soru geliyor: Birileri gelip bizi kurtaracak diye daha ne kadar bekleyeceğiz?

Masallardaki periler bugün başka kılıklarda karşımıza çıkıyor. Düzeni değiştirmeden iyilik dağıtanlar, açlığın nedenini sorgulatmadan yardım kolileri hazırlayanlar, savaşlara ses çıkarmayıp barış temennileri sıralayanlar.

Yoksulluğu üreten sistemi olduğu gibi bırakıp vicdan rahatlatan kampanyalar düzenleyenler.

Oysa adaletsizlik ortadan kalkmıyorsa, yapılan iyiliğin sınırları da bellidir.

Bu yüzden kitabın “işe yaramaz iyilik perileri” yalnızca masal kahramanları değildir.

Düzeni değiştirmeyen bütün “iyi niyetlerin” eleştirisidir.

Buradan Küba’ya uzanıyor büyük insanlığı aklı: Altmış yılı aşkın süredir tarihin en ağır ekonomik ambargolarından biriyle yaşamaya zorlanan ilaca erişimin engellendiği, ticaret yollarının kapatıldığı, halkın sistematik biçimde cezalandırıldığı bir ülke Küba.

Eğer masallardaki gibi sihirli değnekler gerçekten olsaydı, önce o ablukanın kalkması gerekmez miydi?

Ama tarih sihirle yazılmıyor.

Bugün 26 Temmuz. Moncada Kışlası baskınının 73. yıldönümü. Küba halkının “Ulusal İsyan Günü” olarak kutladığı gün 1953’te bir avuç genç, Batista diktatörlüğünün en güçlü kışlalarından birine saldırmıştı. Baskın askeri olarak başarısız oldu. Çoğu öldürüldü, kalanlar tutuklandı. Ama bu gün, beklemeyi reddeden bir halkın ayağa kalkışının işaret fişeğiydi.

Fidel de Raúl da o baskının içindeydi. Ne var ki onları tarihin tek öznesi gibi görmek, hikâyeyi eksik bırakır. Çünkü hiçbir devrim birkaç cesur insanın eseri değildir.

Devrimler, örgütlenmeyi öğrenmiş halkların eseridir. İşçilerin, köylülerin, kadınların, öğrencilerin, isimsiz binlerce insanın ortak emeğidir.

İşte emperyalizmin Küba’ya duyduğu öfkenin nedeni tam da budur. Çünkü örgütlü bir halk, bütün masallardan daha tehlikelidir.
Bugün de aynı halk, ambargonun yarattığı enerji krizine karşı direniyor.

Hastaneler, okullar, tarımsal üretim elektrik kesintileriyle boğuşuyor. Bu yüzden Türkiye’de José Martí Küba Dostluk Derneği’nin başlattığı “Küba’ya Güneş Topluyoruz”** kampanyası var. Bu bir hayır işi değil; Perilerin gelmesini beklemeden ablukaya karşı örgütlenenlerin işi.

İsyankâr Cadı da tam burada ayrılıyor alışıldık çocuk kitaplarından.

Bir kahraman yaratmıyor. Çünkü kahramanlara ihtiyaç duyan toplumlar, beklemeyi öğreniyor. Bir gün biri gelecek… Bir gün biri konuşacak… Bir gün biri kurtaracak…

Ama tarih birilerinin kurtarmasını beklemekle de yazılmıyor.

Kitaptaki adıyla müsemma cadımız da işte bu nedenle öyle alelade bir cadı değil.

Egemenlerin korktuğu herkes zamanla birer cadıya dönüşüveriyor. Misal: İtaat etmeyen öğretmen, hakkını isteyen işçi, ormanını koruyan köylü, sorular sormaktan vazgeçmeyen çocuk. Bilgiyi paylaşan, dayanışmayı büyüten, korkuya teslim olmayan herkes.

Çocuklara bireysel başarı hikâyeleri anlatılıyor. “Yeterince çalışırsan başarırsın” deniyor. Böylece başarısızlık kişisel kusur, yoksulluk kafayı kullanamama, adaletsizlik ise kaçınılmaz bir kader gibi sunuluyor.

İsyankâr Cadı çocuklara, dünyanın değişmesini istiyorlarsa önce sorular sormaları gerektiğini sonra da o soruların tek başına değil, birlikte anlam kazandığını söylüyor.

Kitabın en sıra dışı tarafı burası: Çocuklara yeni bir kahraman vermek yerine onlara kahraman beklememeyi öğretiyor.

Çünkü dünyayı şimdiye kadar iyilik perileri değiştirmedi. Ve hiçbir halk, sihirli bir değnek sayesinde özgürleşmedi.

Dünyayı değiştirenler, birbirini bulan, yan yana gelen, örgütlenmeyi öğrenen insanlar oldu.

Moncada’dan bugüne Küba halkı bunu gösterdi. Ambargo altında hâlâ ayakta duruyorlarsa, perileri beklemedikleri içindir.

Türkiye’de de Kurtuluş Savaşı’ndan*** bugüne aynı ders geçerli. Bekleyenler değil, yan yana gelenler kazanır. Cadılar isyan ederse, perilerin işi biter.
İsyankâr Cadı bunu söylüyor çocuklara.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.

  • *

    İsyankar Cadı’nın şu an basımı yok ama ben yine de paylaşmak istedim. Belki bu yazıyla Yazılama’nın aklına düşürmüş oluruz yeniden basmayı 😊

  • **

    https://haber.sol.org.tr/haber/kuba-ile-dayanismada-ogretmenler-gorev-basinda-nobetlerimizi-kuba-icin-tutuyoruz-409641

  • ***

    Kurtuluş Savaşı ibaresi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından müfredattan silinse de, tarihten silinmez. Kurtuluş Savaşı, Kurtuluş Savaşı'dır.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.