Breadcrumb
Betona masal eken baba: Müjde Kuşu
İnci Gül
Yayın Tarihi: 07.12.2025 , 13:58
Memlekette hafızamızın en zayıf olduğu yer, vatandaş olarak en çok yaralandığımız yerdir: Adalet duygusu. Son yılların büyük soruşturmaları, operasyonlar, tutuklamalar birer hukuk dosyası olmaktan çok toplumsal duygu kırılmaları olarak girdi hayatımıza. Ramazan Gülten’in içinde bulunduğu süreç de bu kırılmanın bir parçası.
Ama mesele bir bürokratın tutuklanması meselesi olmaktan çok ülkenin “Kapalı Kapılar Ülkesi” ne dönüşme ihtimalidir. Ramazan Gülten’i soL Haber okurları bilir, İBB imar müdürüyken malum operasyonların bilmem kaçıncı dalgasında boğmak istedikleri, hakkında yapılan suçlamaları “Bana isnat edilen suçlamaların tamamını reddediyorum. Ben meslek namusunu her şeyin üstünde gören ne kendim ne de ailemin kursağından tek bir haram lokma geçmesine asla izin vermeyecek karakterde bir Cumhuriyet çocuğuyum. Ailem ve ben yokluk içerisinde büyüdük. Zorluklar içerisinde eğitim hayatımı sürdürdüm. Bütün bunların hepsinin bu ülkenin ve Cumhuriyet’in bana sunmuş olduğu bir nimet olduğunun farkında olarak hayatımı sürdürdüm. Hiçbir zaman ne kendi adıma ne de baba evime gölge düşürecek, ileride çocuklarımın utanmasına neden olacak bir iş ve işlem asla gerçekleştirmem. Bunu kendime yapılmış bir hakaret kabul ederim" diyerek reddeden namuslu bir cumhuriyet bürokratı.
Gülten’in yaşadıkları malum: Şehir plancılığından belediye bürokrasisine, oradan da sert bir soruşturmanın tam ortasına düşen bir hayat. Tutukluluk süreci, kamuoyu tartışmaları, siyasi gerilim, cezaevi duvarları… Ve bütün bunların arasında doğmayı bekleyen bir bebek: Maya.
İşte Kırmızı Kedi Çocuk’tan çıkan Ramazan Gülten’in yazdığı, masalda da bahsini geçirdiği güzeller güzeli eşi Pınar Çalışkan Gülten’in resimlediği Müjde Kuşu tam da bu noktada ortaya çıktı. Çünkü bazı babalar çocuklarına oyuncak alamaz, masal yazar. Masalımız, “Kapalı Kapılar Ülkesi” diye adlandırılan yerde geçiyor. Burası hem somut bir mekân hem de Türkiye’nin son on yılının gerçeği. Kapalı kapılar, kapalı yargı süreçleri, ev baskınları, bir gecede tutuklamalar, bir gecede geri bırakmalar sonra bırakmaktan vazgeçip tekrar tutuklama kararı çıkarmalar, yazanın bile okuyup okumadığından emin olmadığımız sayfalar dolusu iddianameler. Bir bürokratın tutukluluğundan çok daha fazlasıydı olan bitenler. Gerçekler kapıların ardında saklanıyor, yargı süreçleri gölgelerde sürüyordu. Masaldaki “Kapalı Kapılar Ülkesi” de tam buydu: İçeri giren bir daha sesini duyuramıyor, kapılar açılmıyor, aydınlık hep erteleniyordu. Gelin görün ki çırpı bacaklı, minik kanatlı ama koca yürekli bir serçecik, umudu sevgiyi hasreti taşımak için kahramanca yollara düşer. Konarak göçerek yiyerek içerek derelerden sel tepelerden yel gibi geçerek Maya’nın evine varıp, babasının sevgisini, hasretini götürür. Sonra gittiği yollardan dönerek, aynı müjdeyi yazara götürür.
Serçenin taşıdığı “müjde” aslında Gülten’in masal aracılığıyla tutunduğu siyasi pozisyondur: Adalet uzak değildir, ertelenebilir belki ama yok edilemez. Bu yüzden Gülten’in politik duruşu, yenilgi değil; ısrar duruşudur. Başına gelen felaketleri, toplumsal hafızaya katkıda bulunan bir anlatıya dönüştürmesi ise umutlu bir pedagojidir. Bu direniş biçimi öğreticidir evet, çünkü çocuklara gençlere örnektir; politiktir çünkü otoriteyi rahatsız eder; insancıldır çünkü geleceğe inanmaktan vazgeçmez.
Kitabı okuduğumda Cahit Sıtkı Tarancı’nın dizeleri yankılanıp durdu içimde
“Memleket isterim,
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun.
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.”
Bu şiiri neredeyse herkes bilir. Yaklaşık seksen sene önce yazılsa da sanki bugünlerimiz için yazmış gibidir şair. Çünkü Müjde Kuşu, Tarancı’nın hayal ettiği o memleketin henüz kurulmadığını, ama kurulabileceğini söylüyor bize. Kitap, umudu pasif bir bekleyiş olarak değil, politik bir eylem olarak konumlandırıyor. Umut etmek bir direniş biçimi olarak “başka bir ülke mümkün” diyebilme cesaretimizdir.
Memleketi yeniden kurmak kolay olmayacak, evet. Ama ne Tarancı’nın arzusu ne de Gülten’in müjde kuşu bizi karanlığa mahkûm ediyor. Aksine diyorlar ki: “Bir müjdeyi taşımak için büyük kanatlar değil güçlü bir yürek gerekir”
Ve belki de bu yüzden, bütün baskılara, tutuklamalara, yasaklamalara rağmen, en politik cümle hâlâ şudur:
“Memleket isterim.”
Kitabın adı: Müjde Kuşu
Kitabın yazarı: Ramazan Gülten
Resimleyen: Pınar Çalışkan Gülten
Yayınevi: Kırmızı Kedi Çocuk
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.