Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

AKP'nin oldubittisi sürüyor, Meclis hiçe sayılıyor: Şimdi de Mekke İttifakı için karargah inşa ediyorlar

Türkiye’yi savaşa sürükleme riski taşıyan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, henüz TBMM Genel Kurulu’nda oylanmamasına rağmen AKP tarafından atılan fiili adımlarla hayata geçiriliyor. Şimdi de ittifak için 20 kişilik daimi askeri-diplomatik karargahın kuruluşunda son aşamaya gelindiği ortaya çıktı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 01.11.2026 , 12:13

Türkiye’yi ABD ve İsrail’in bölgesel planları doğrultusunda Suudi Arabistan’ın Yemen savaşına ve İran kuşatmasına ortak edecek Mekke İttifakı’nda yeni bir adım daha atılıyor. 

Anlaşma henüz TBMM Genel Kurulu’nda dahi oylanmamışken, AKP iktidarı Meclis’i hiçe sayarak 20 kişilik “Genel Sekreterlik Karargahı” kurmak ve Pakistan’da üçüncü zirveyi toplamak için harekete geçti. 

Öte yandan Suriye’deki Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) yönetiminin de pakta katılmaya hazırlandığı duyuruldu.

Genel Sekreterlik Karargahı’nın kuruluşunda son aşamaya gelindi

AKP iktidarının “ortak savunma” ve “İslam ülkelerinin dayanışması” söylemleriyle perdelediği, gerçekte ise Türkiye’yi ABD ve NATO’nun bölgesel güvenlik mimarisi kapsamında sıcak çatışmaların içine çekme tehlikesi barındıran Mekke İttifakı, kalıcı ve kurumsal bir askeri mekanizmaya dönüştürülüyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, henüz TBMM Genel Kurulu’nda oylanıp yasalaşmamış olmasına karşın, iktidar süreci fiili adımlarla oldubittiye getirmeye devam ediyor. 

Dışişleri Komisyonu’ndan geçirilen anlaşma için Genel Kurul kararı bile beklenmeden, ittifakın kararlarını ve askeri faaliyetlerini koordine edecek Genel Sekreterlik Karargahı’nın kuruluşunda son aşamaya gelindiği öğrenildi.

Asker ve diplomatlardan oluşan 20 kişilik karargah

Edinilen bilgilere göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ortak “savunma” adımlarını sahaya yansıtacak Genel Sekreterlik Karargahı için çalışmalar hızlandırıldı. 

İttifakın kurumsal omurgasını oluşturacak merkezde, her ülkenin görevlendireceği askeri ve diplomatik temsilcilerden oluşan 20 kişilik daimi bir ekip yer alacak.

Üç ülke arasındaki askeri ve diplomatik eşgüdümün merkezi olacak karargah üzerinden ortak kararların takibi ve sahadaki faaliyetlerin koordinasyonu yürütülecek. Böylece Mekke İttifakı, yalnızca liderler ve bakanlar düzeyindeki zirvelerle sınırlı kalmayıp sürekli işleyen bir askeri-diplomatik mekanizmaya kavuşturulacak.

Üçüncü toplantı Pakistan’da, Şam yönetimi de kapıda

Karargah hazırlıklarıyla eşzamanlı olarak ittifakın üçüncü üst düzey toplantısı için de takvim işliyor. 

Üç ülkenin dışişleri ve milli savunma bakanları ile genelkurmay başkanları, önümüzdeki günlerde Pakistan’da bir araya gelecek. 

“Siyasi irade ile askeri planlamayı aynı zeminde buluşturacağı” belirtilen toplantının ana gündemini ortak savunma işbirliğinin derinleştirilmesi, kurumsal yapılanma ve Genel Sekreterlik Karargahı’nın faaliyete geçirilmesi gibi konular oluşturacak.

Öte yandan paktın bölgesel sınırlarını genişletecek yeni bir adım da Suriye’deki HTŞ yönetiminden geldi. Bahreyn’de düzenlenen Manama Diyaloğu 2026’da konuşan Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Suriye’nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılımının değerlendirildiğini açıkladı.

Türkiye ile ilişkilerinin siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda ileri düzeyde olduğunu belirten Şeybani, “bölgesel güvenlik için ortak hareket etmenin önemini” vurguladı. Suriye’de 3,7 milyondan fazla kişinin evine döndüğünü ve ülkesinin IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon’a katıldığını söyleyen Şeybani, “Körfez’in güvenliğinin Suriye’nin güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini” ifade ederek Riyad ve Ankara hattındaki askeri bloklaşmaya eklemlenme mesajı verdi.

Adım adım ‘oldubitti’ siyaseti: İmzayı sakladılar, Meclis’i beklemeden Riyad ve Tahran’a gittiler

Genel Sekreterlik Karargahı’nın kurulması, AKP iktidarının süreç boyunca izlediği Meclis’i ve kamuoyunu devre dışı bırakan “oldubitti” siyasetinin son halkasını oluşturuyor.

Anayasa uyarınca uluslararası anlaşmaların yürürlüğe girebilmesi için TBMM Genel Kurulu tarafından uygun bulma kanunuyla onaylanması gerekirken, iktidar anlaşmanın imzalandığı ilk günden bu yana yasama organını yok sayan bir hat izledi:

7 Ağustos’ta imzalanan 16 maddelik anlaşmanın içeriği yaklaşık iki buçuk ay boyunca kamuoyundan saklandı ve ancak kanun teklifiyle birlikte ortaya çıktı.

Anlaşma henüz Meclis gündemine dahi gelmemişken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu Riyad’da yapılan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısına katıldı. Toplantıda Suudi Arabistan’a askeri kuvvet ve teçhizatın hızla konuşlandırılması kararı alındı.

İttifakın üç üyesi, ABD Başkanı Donald Trump’tan alınan “yeşil ışıkla” Tahran’da İran yönetimiyle masaya oturdu, görüşmede Türkiye’yi MİT Başkanı İbrahim Kalın temsil etti.

Teklif yalnızca TBMM Dışişleri Komisyonu’ndan geçmiş ve henüz Genel Kurul’da oylanmamışken, şimdi de 20 kişilik daimi askeri-diplomatik karargahın kurulması ve Pakistan’da üçüncü askeri zirvenin toplanması yoluna gidiliyor.

16 maddelik ipotek: 'Gerekli tüm yöntemler' ve 10 yıl çıkış yasağı

AKP iktidarının Meclis’i baypas ederek kurumsallaştırmaya çalıştığı anlaşma metni, Türkiye’yi doğrudan başka ülkelerin savaşlarına sokacak ağır yükümlülükler içeriyor.

NATO’nun 5. maddesine benzer şekilde kurgulanan anlaşmanın ilk maddesi, taraflardan birinin toprak bütünlüğü veya egemenliği tehdit edildiğinde diğerlerinin tehdidi ortadan kaldırmak için “gerekli tüm yöntemleri” kullanacağını hükme bağlıyor. 

İkinci madde ise dış kaynaklı bir silahlı saldırıyı üç ülkenin tamamına yapılmış sayarak askeri imkanlar dahil tüm kapasiteyle derhal yardım edilmesini öngörüyor. Metindeki “gerekli tüm yöntemler” ifadesi, sınır ötesine asker göndermekten sıcak çatışmaya girmeye kadar ucu açık bir yetki alanı tanımlıyor.

Üstelik anlaşma yalnızca savunma taahhüdüyle de sınırlı kalmıyor; istihbarat paylaşımını, barışta, savaşta ve olağanüstü durumlarda silah, mühimmat, yakıt ve yedek parça dahil tam lojistik desteği, ortak tatbikat ve konuşlanmayı zorunlu kılıyor. 

Anlaşmanın bir diğer maddesi ise ülkenin geleceğine adeta ipotek koyuyor: Süresiz yürürlükte kalacak olan anlaşmadan taraflar ilk 10 yıl boyunca hiçbir şekilde çekilemeyecek.

Türkiye hangi savaşın tarafı yapılmak isteniyor?

İktidar Mekke İttifakı’nı “savunma ve caydırıcılık” söylemiyle savunsa da paktın arka planında, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırması ve İran’ın Körfez’deki ABD üslerini vurup Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla çöken “ABD güvenlik şemsiyesi” bulunuyor.

Mekke İttifakı, Suudi Arabistan’ın petrol ihracatını Kızıldeniz’deki Yenbu limanına kaydırmaya çalışırken Yemen’de Ensarullah’ın ablukası, İHA ve füze saldırılarıyla köşeye sıkışması üzerine ABD’nin onayıyla devreye sokuldu.

Nitekim anlaşma kapsamında Pakistan’ın Suudi Arabistan’a gönderdiği savaş uçakları Yemen’de Ensarullah’a yönelik saldırılarda kullanılırken, Ensarullah ise AKP ve Pakistan hükümetlerinin Yemen’e dönük herhangi bir askeri adımına “kesin ve acı verici” karşılık vereceğini duyurdu. 

ABD Başkanı Donald Trump da Türkiye’den Yemen operasyonuna katılmasını “isteyebileceğini” belirterek, Erdoğan’ın “kendisinden ne isterse yapacağını düşündüğünü” açıkça dile getirmişti.

NATO’yla uyumlu pakt, İsrail’le gizli istihbarat mesaisi

İktidara yakın kalemlerin “İsrail’in planlarını bozuyor” iddiasının aksine, TBMM’ye sunulan resmi anlaşma gerekçesinde Mekke İttifakı’nın “NATO’nun Avrupa-Atlantik güvenliği bağlamındaki amaçlarıyla uyumlu olduğu” da açıkça kayda geçiriliyor.

Dahası, Filistin direnişine destek veren Ensarullah’a karşı Türkiye’den askeri güç bekleyen Suudi Arabistan, sahada ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) aracılığıyla İsrail ile gizli bir işbirliği yürütüyor. 

Uluslararası basına yansıyan bilgilere göre İsrail, Yemen’de vurulacak hedefler için Riyad’a istihbarat sağlarken; Suudi ve İsrailli komutanlar CENTCOM çatısı altında Almanya ve Riyad’da düzenlenen gizli toplantılarda İran ve Yemen gündemiyle bir araya geliyor.

Mekke İttifakı tekil örnek değil

Öte yandan yaşananlar Mekke İttifakı’nın tekil bir adım olmadığını gösteriyor. ABD’yi örnek alan iktidarın, TSK’yi birçok ülkeye gönderme, çeşitli ülkelerde üs kurma planları olduğu, bu kapsamda yeni bir “güvenlik” konseptini hayata geçirmek istediği de biliniyor.

AKP’nin çizdiği yeni “güvenlik konsepti”nin merkezinde büyük çaplı bir savaş ihtimaline hazırlık ve TSK’nın yurtdışındaki askeri varlığının genişletilmesi var. Afrika ve Asya öncelikli hedef olarak belirlenirken, yeni birliklerin farklı ülkelerdeki kara, deniz ve hava üslerine konuşlandırılması gündemde. 

Yani Mekke İttifakı, yalnızca bir “ortak savunma” düzenlemesi değil, TSK’yı ABD tipi bir “küresel erişim” anlayışıyla yurtdışına yayma planının da parçası.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.