Tunç Sipahi
Seçimin analizi
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:12 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:12
Genel seçimler açısından temel oluşturan oylar il ve ilçe meclisi seçimleri oyları. Bakılacak oylar bu oylardır. Yasa değiştiği için 2009-2014 karşılaştırmasını buna göre filtreleyerek yapmak gerekir. Anladığım kadarıyla CHP oyu kabaca yüzde 25.5 kadar. Yuvarlak hesap AKP 43.5, MHP 17.5. Yani genel seçimler iki gün önce olsaydı sonuç bu olacaktı. CHP hiç yeni oy alamadı. Bloklar aynı kaldı. BDP + HDP de yüzde 7 gibi. Mansur Yavaş’ın CHP’ye taşıdığı oyları da eklersek MHP için kabaca 18, CHP için 26, AKP için 44 diyebiliriz. Küsuratlara da bakarsak, toplam oyların yüzde 87.5’inin bu üç partiye gittiğini saptayabiliriz. Kürt hareketiyle beraber oyların yüzde 95’i meclisteki 4 partiye gidiyor. Bu manzara değişmesi kolay olmayan bir manzara.
Seçim literatürünün en önemli kuramı seçmenlerin “ekonomik oy verme modeli”. Bu model seçmenin kendince rasyonel olduğu fakat ekonomik çıkarını sembolik bir dünyaya yerleştirdiğini söylüyor. Buna göre bloklar arası oy kayması çok zor ve ekonomik kriz bile tam olarak bu sonucu vermeyebilir. Kuram, siyasi ittifakların değişmesi, “siyasi yeniden kamplaşma” olmadığı takdirde ne olabileceğini ölçme konusunda oldukça başarılı.
CHP’nin böyle bir stratejisi olmadığı için seçimin nasıl geçeceği ve ne olacağı Sarıgül’ü seçtiği anda aşağı yukarı belli olmuştu. Yani CHP seçimleri ekonomik oy verme modelinden kurtarmak için adım atmadı. Yani CHP, yüzde 30’u zorlamayı, AKP’yi yüzde 38-42 bandına sıkıştırmayı amaçlıyordu. Bu kadar. Gerisi gelişmelere bağlı olacaktı. Bu “ince ayar” hesabı evdeki hesaptı Çarşıya gelince tutmadı.
Ekonomik oy verme modeli AKP için en düşük yüzde 39 diyordu. Ama bunun olması için Haziran + Aralık etkilerinin Lehman kriziyle aynı depremi yaratması lazımdı. Haziran etkisinin seçimde sonuç vermeyeceği zaten anlaşılmıştı çünkü bu etkiyi rüzgara dönüştürmeyi hiçbir meclis partisi istememişti. Son aylarda ortaya dökülenlerin etkisi ne olabilirdi? Lehman krizi sonrası ekonominin yüzde 15 daraldığı bir dönemde gidilen 2009 yerel seçimlerine denk bir etki yaratmasını beklemiyordum. AKP kutuplaşmayı başarıyla yönetti ve kendi seçmeni dış alemden çok az etkilendi.
Bu durumda ekonomik oy verme modeline dayalı ölçümler AKP işe yüzde 42.5 ile başlar diyordu. AKP, MHP’ye bir miktar oy kaybetti. Bu açık. Ama kayıp fazla olmadı. AKP’nin 2009 yerel seçimindeki oyunun aslında yüzde 38.8 olmayıp, yüzde 40 civarında olduğunu da unutmamalıyız. O seçimde Sivas’ta Muhsin Yazıcıoğlu etkisi, Urfa’da da AKP’nin göstermediği adayın bağımsız girip kazanması vardı. Bunlar bir kerelik işler.
AKP 2014 seçiminde büyük bir ek başarı göstermedi. Ama başarısı büyük çünkü bu şartlarda durumu korumak dahi başarıdır.
CHP bu ortamda seçmen literatüründe siyasal yeniden kamplaşma –yani ittifakların yeniden kurulması- denen olayı yakalamayı denemeliydi. Yani net bir özgürlükçü, sol, yurtsever söylem. Adayları da ona göre belirlenmeliydi. Bu olsaydı muhtemelen daha az oy alacaktı. Lakin ortada yüzde 25 net ve konsolide bir kitle olacaktı. Kendi seçmeninin de, örgütünün de kafasını karıştırdı.
CHP mevcut yönetimiyle bahsettiğim stratejiyi benimseyebilir miydi? Hayır, ama bu başka konu.
Ekonomik oy verme modeli bunca depreme rağmen hala geçerli demek, değişen bir şey yok demek. Buna göre son tahminler AKP minimum 42 olmak üzere pivot 45 diyordu. Tuttu. Buradan ve geçmiş seçimler datasıyla beraber bakınca, AKP + CHP + MHP = yüzde 87 tahmin etmek mümkündü. Olanlar AKP seçmenini çok az etkiler varsayımını yapınca tahmin kolaylaşıyor. MHP’ye 17 ayırırsak, AKP + CHP’ye yüzde 70 kalıyor. Sonuç buna yakın.
Tercihler köklü biçimde değişmedikçe, Ecevit rüzgarı gibi bir rüzgar sosyalistlerle birlikte estirilmedikçe, AKP’nin oyu yüzde 40’ın altına ancak ve ancak MHP’nin oyu yüzde 20’nin üstüne çıkarsa iner.
CHP aynı kafada giderse sonuç yine aynen böyle olur. CHP’yi bu manzarayı görerek de eleştirdik. Ankara ve İstanbul’u alamayacağını da söyledim. Ankara’yı almış olabilir gerçekte En azından fark çok az ve durum malum nedenlerden dolayı karışık. Ama bu Mansur Yavaş’ın kendi başarısı. CHP ise açıkça başarısız oldu. İzmir’de bile tonla ilçe kaybetti ve oyu geçmişe göre yüzde 6.5 geriledi.
Peki nasıl oluyor da böyle olabiliyor? Demografik faktör önemli. Ve nüfusun yeniden iskan edilmesi de var. Yani AKP giderek güçleneceği bir platform yarattı. Gini katsayısıyla bakınca, en alttaki yüzde 20’lik gelir diliminin bir üstündeki yüzde 20 ve onun da bir üstündeki yüzde 20’lik dilim AKP döneminde saf ekonomik kazanç açısından da durumunun iyileştiğini düşünmeye devam ediyor. Kamu altyapısı, yollar, metrolar vb bu kesimlere hitap ediyor. Sosyal harcamalar ve transferlerdeki reel artışlar –enflasyonun üzerinde- ve borçlanma imkanlarının genişlemesi, vergi sisteminin onlara sağladığı ek imkanları da kartsak, bir zenginleşme veya durumun düzelmesi algısı yaratmaya devam ediyor. Bu algı kısmen gerçeklere dayanıyor. Tamamen boş hayal değil.
AKP seçmenini konsolide etti. Bu ortada. Peki seçimleri hangi durumda kaybeder? Gerekli ama yeterli olmayan şartlar: (a) Ekonomik kriz (b) AKP’nin içinden çıkacak ve/veya merkez sağda bir parti (c) CHP’nin çok net biçimde solda durması ve “hayır” diyen kararlı bir yüzde 25’e yaslanması. O zaman bu yüzde 25 yüzde 30’u zorlar ve yıkılmaz bir kale oluşturur. (b) şıkkı Konya, Kayseri vb illerin Müslüman burjuvasının AKP’den yüz çevirmesi demektir. Çok zor.
An itibariyle CHP ve MHP’nin toplam (tahmini) genel seçim oyu AKP kadar. Seçimler 2015’te yapılırsa ekonomi zorlanacağı için burada kalabilir. Erken genel seçimlere gidilirse ve hiçbir şey değişmezse, AKP oyları biraz daha artar.
Tercihlerin kökten değişmesi gerekiyor.