Profesörden Çanakkalelilere: 'Tembel, balo kıyafetli, şarap yudumlayan, değişim karşıtı...'

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Biga İİBF Dekan Vekili’nin beğenmediği Çanakkalelileri “tembel, balo kıyafetli, şarap yudumlayan, değişim karşıtı” olarak nitelediği bir yazısı ortaya çıktı.
Perşembe, 23 Ağustos 2012 01:16

Çanakkale Olay gazetesinde yer alan habere göre, bir dönem Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektör Yardımcılığı görevini yürüten, şimdi de Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Vekilliği sürdüren Prof. Dr. Hamit Palabıyık’ın bir internet sitesinde “Çanakkale’de değişim direncinin nedenleri” başlıklı yazısında Çanakkalelilere yönelik tuhaf nitelemelerde bulunduğu ortaya çıktı.

Tembel, çocuk yapma sorunlu!
Vahim Türkçe hataları bulunan yazısında, “Pek çok kişi Çanakkale’ye çalışmak için değil, dinlenmek ve eğlenmek için geliyor. Gelenlerin önemli bir kısmı emekli kişiler. Ya gerçekten emekli olup Çanakkale’ye yerleşmişler, ya da kafadan kendilerini emekli ilan edip çalıştıkları yerlerde işlerini safsaklayarak gün sayıyorlar." diyen Palabıyık, şöyle devam ediyor:

"Emekli deyip geçmeyin, bu göçler nedeniyle Çanakkale merkezde yaş ortalaması 40’ı bile aşıyor. İl genelinde zaten çocuk yapma sorunu var, yaş ortalaması Türkiye’nin zirvesinde: 36,6. Anlayacağınız Türkiye’nin en yaşlı kentiyiz ve bazılarımız artık çalışmak istemiyor. Daha doğrusu zora gelmek istemiyor. Yeni projeler, daha çok çalışmak, daha çok gelişmek hiç de cazip gelmiyor. Bu kişilerden bazıları ise bahçesinde domates yetiştirmekle, ya da balkonunda çay içmekle meşgul, yaşananlara kulak bile vermiyor.”

Balo kıyafetli, değişim karşıtı...
Çanakkaleli bazı gençler için Çanakkaleli olmanın "sakinlik, doğallık, akşamları geç vakitlere kadar kafayı çekmek, dans etmek, denizde yüzmek, dağda yürüyüşler, hatta aylak aylak dolaşmak" demek olduğunu yazan Palabıyık, devamında şunları söyledi:

“Direnç sadece emekli ve yaşlı kişilerle sınırlı kalsa iyi. Bir de rölantide çalışmayı hayat şekli olarak seçmiş, hatta bu yaşam şeklini felsefesi haline getirmiş kişiler var. Yaşları genç de olsa onlara göre Çanakkale demek sakinlik demek, doğallık demek, akşamları geç vakitlere kadar kafayı çekmek demek, dans etmek demek, denizde yüzmek, dağda yürüyüşler demek. Hatta aylak aylak dolaşmak demek. Dolayısıyla bu kişiler Çanakkale’yi hareketlendirecek her şeye karşılar. Gazetelerde, barlarda, sokaklarda asıl gürültüyü çıkaranlar da bunlar zaten. Kırık dökük de olsa ‘eski Çanakkale’yi savunuyorlar. Bu kişiler için Çanakkale’de kanalizasyon arıtması olmasa da olur, sokaklar lağım kokabilir. Çöpleri toplanmayınca da fazla gürültü yapmaz bu kişiler. Depreme dayanıksız evlerde oturan, daracık ve kirli sokaklardan geçen bu kişilerin arabalarının lüks, kıyafetlerinin ise her daim baloluk olduğunu görürsünüz.”

Şarapçılar, küçük kasabalılar, istemezükçüler!
Çanakkale'de "tek dertleri şarap yudumlamak olanlarla 'gelişmiş Çanakkale isteyenler" arasında bir çatışma olduğunu iddia eden Palabıyık şöyle devam etti.

“Kasaba büyüyünce çatışmalar da başladı elbette. Eski köylerinde tek dertleri şaraplarını yudumlamak isteyenler ile ‘gelişmiş Çanakkale’ isteyenler arasında görüş farkları, hatta çıkar çatışmaları başladı bile. Kim çalışıyor, kim çalışmıyor ayan beyan ortaya çıktı. Eski rantlar tehlikeye düşünce panik de başladı. Bu direniş öyle bir boyuta ulaştı ki ‘istemezükçüler’ işi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne karşı çıkmaya, Üniversite Uygulama Radyosu’nu kapattırma kampanyalarına, Yat Limanı’na karşı çıkmaya kadar götürdüler.”