Petrol firmaları Libya’yla olan sözleşmelerini yeniliyor

Libya’nın NATO bombardımanın ardından cihatçıların kontrolü altına geçmesiyle bombardımana katılan ülkelerle Libya’nın petrol rezervleri üzerinden anlaşmalar imzalanmıştı. Fransa merkezli Total’in de dahil olduğu bir dizi firma Trablus’daki hükümetle bu anlaşmaları yenilemeye başladı.
soL - Dış Haberler
Cuma, 14 Haziran 2019 14:30

Trablus hükümetinin Ekonomi Bakanı Ali Abdülaziz İsavi Reuters’a verdiği röportajda batılı petrol firmalarıyla olan anlaşmalarını yenilemeye başladıklarını söyledi. İç savaşın devam ettiği ülkede Abdülaziz İsavi, Batı’yı memnun etmek için bütün firmaların anlaşmalarını yenilemeye hazırlandıklarını belirtti.

Geçtiğimiz ay Trablus’daki ekonomi bakanı Total ve 39 diğer firmanın lisanslarının sona erdiğini açıklamıştı. Bu adımın Halife Hafter tarafından yönetilen Ulusal Ordu’yla devam eden savaşta dış desteği sağlamak adına bir koz olarak kullanıldığı iddialarını İsavi, bir çok firmanın hali hazırda lisansı olmadan çalıştığını belirterek reddedilmişti.

Bakan Abdülaziz bu lisansların yenilenmeye başladığını ve çalışması sona erdirilen firmaların tekrar işletmeye başladığını söylerken Total’in de bu firmalar arasında olduğunu vurguladı. Abdülaziz İsavi, Bir lisansın yenilenmemesi halinde, “24 saat içinde petrol sahalarını devralacak birkaç petrol şirketi var. Çok fazla rekabet var.” sözlerini kulandı.

Lisanslarının yenilenmesi için çalışmalar yürütülen diğer firmalar arasında Fransız havacılık firması Thales, Alman mühendislik firması Siemens, şu anda Finlandiya’nın Nokia’ya ait olan telekomünikasyon donanım şirketi Alcatel-Lucent ve Microsoft yer alıyor. Total yüzeydeki petrol kazıları dolayısıyla Libya’da en çok öne çıkan firma.

İsavi ayrıca, Libya’nın petrol üretiminin daha önce bildirilen seviyelere göre günde yaklaşık 1.25 milyon varil olduğunu söyledi.

TRABLUS HÜKÜMETİ ALAN KAYBEDİYOR

Libya, 2011'de ülkeye yönelik NATO müdahalesi ve Muammer Kaddafi'nin devrilmesinden bu yana düzenli olarak savaş halinde. Bölünmüş ülkede şu anda iki odak bulunuyor; başkent Trablus’u konrol eden ve uluslararası düzeyde tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti ve ülkenin geniş kısmını yöneten Tobruk Merkezli Temsilciler Meclisi.

Temsilciler Meclisi tarafından desteklenen General Halife Hafter’in güçleri son iki aydır Trablus’u almak için çabalasa da ülkenin önemli limanları hala Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin elinde bulunuyor.

İsavi, limanların ve ithalatın normal çalıştığını ve Libya'nın dört aylık buğday rezervi bulunduğunu iddia etmekte. Savaşın başlamasından itibaren Trablus’un güneyindeki tarlaların tahrip olmasından dolayı gıda fiyatlarında yüksek artışlar yaşandı.

İsavi, başkent bölgesinin ötesindeki küçük bölgeleri kontrol eden hükümetin, 2019 bütçesinin bütçe açığı planlarına sadık kalarak savaşı finanse etmek için yeni borç almayacağını belirtti.

TOTAL TRABLUS İÇİN NEDEN ÖNEMLİ

Trablus, petrol ve gaz ihracatından elde edilen gelirin dışında yerel bankalardan merkez bankasına faizsiz kredilerden ve resmi oranlarda yapılan döviz işlemlerinden yüzde 183'lük bir ek gelir elde ediyor.

İsavi Reuters’a verdiği röportajda, hükümetin savaş için ne kadar harcadığını söylemeyi reddetti, ancak insani yardım masraflarının 2 milyar dinardan (1.4 milyar dolar) daha fazla olabileceğini söyledi.

Fransa’nın Libya’da desteklediği aktörün Tobruk’taki Hafter kuvvetleri olduğu biliniyor. Geçtiğimiz sene Hafter Fransa’da yapılan Libya zirvesine ilk defa davet edilmişti. Keza ABD’de tarafını açıkça belli etmese de Hafter’e daha sempatik yaklaştığı biliniyor. Trablus’ta görev yapan ABD Afrika Kuvvetleri Komutanlığı Halife Hafter’in Trablus kuşatmasının başlamasının hemen ardından ülkeyi terk etmişti.

Petrol yataklarının geçtiğimiz yıl Hafter’in kontrolü altına geçmesi ilk başta ABD, İngiltere, İtalya ve Fransa tarafından endişeyle karşılanmıştı. Hafter’in petrol kuyularını ele geçirmesinin ardından dört ülke yaptığı açıklamada “Paralel hükümetin Libya rejimini atlatma girişimleri, Libya ekonomisine büyük ölçüde zarar verecek, insani krizi şiddetlendirecek ve Libya'nın genel istikrarını tehlikeye atacaktır. Uluslararası toplum, Libya'nın barış, güvenlik ve istikrarını baltalayanlara hesap soracaktır. Bölgedeki silahlı unsurları bu düşmanlığı durdurmaya ve daha fazla hasar oluşmadan önce, koşulsuz olarak, petrol tesislerinden geri çekilmeye çağırıyoruz." sözleri kullanılmıştı. Fakat bu durum yavaşça değişim gösterdi.

Geçtiğimiz sene sonunda İtalya’da düzenlenen Libya konferansındaysa Trablus’u destekleyen Türkiye ve Katar görüşmelerden dışlanmıştı. Konferans sırasında Hafter iki ülkeyi terörü desteklemekle suçlamıştı.

BM’nin Tobruk’a silah ambargosunun ardından Hafter rahatlıkla Rusya’dan bu ambargoyu kaldırmasını rica etmişti. Rusya'nın desteğiyle silah ambargosunun kaldırılmasını isteyen Hafter, "Rusya küresel bir güçtür. Uluslararası sahnede etkili bir figürdür. Bu nedenle Libya'ya silah tedarikiyle ilgili olarak bize karşı olan haksız kısıtlamaları değiştirme konusunda yardımını istedik. İsteğimizi dürüstçe dile getirdik ve Rusya bize yardım etmek için elinden geleni yapacağını söyledi'' ifadelerini kullanmıştı.