Sur’a Ensar Olanlar

10/04/2016 Pazar
Sur’a Ensar Olanlar

Muhacir, göç edenlere deniyor, İslam tarihinde de ilk kez Mekke’den Medine’ye göç edenler için kullanıldığı söylenir.

Ensar ise, göç edenlere sahip çıkanlar, yardım edenler manasına gelmekte. Mekke’den Medine’ye göç edenleri ilk karşılayan ve yardımcı olanlara da Ensari demişler.

Ensar kelimesinin bugün geldiği yerdeki manası hepimizin malumu…

Karaman’daki bir yurtta yaşanan taciz olayının akabinde AKP’nin “göç edenlere ve ihtiyaç sahiplerine” nasıl “ensar” olduğunu da görmüş olduk.

Bakan hazretleri “bir kereden bir şey olmaz” demişti. Hadi bu aşağılık ifadeyi bir kenara koyalım, o açıklamadan bu yana memlekette kaç din adamının, kaç yobazın daha tacizi geldi gündeme sayabilenimiz var mı?

Diyarbakır’da bomba seslerinin ardı sıra kesilmediği zamanlarda Sur’un yakın çevrelerindeydim. Polis ve askerler Sur’a girmeyi kesinkes yasaklamıştı. Patlayan bomba seslerine insanların duyarsızlıklarını falan da konu etmeyeceğim bu sefer. Ama o günlerde Diyarbakır’da gördüğüm bir pankart son günlerde yaşanan kimi gelişmelerden sonra yeniden hafızamda canlandı.

Pankartta, “Sur’a Ensar Olalım” yazıyordu.

Adamlar Sur’a ensar olmuş, ötesi var mı diye düşündüm? Aklıma daha kötüsü gelmiyor.

Sur’a ensar olmanın da formülünü, Karaman’da Çorum’da Nazilli’de, Kayseri’de, İstanbul’da daha pek çok yerde olduğu gibi göstermekten de çekinmiyorlar.

Sur’daki taciz ise biraz daha farklı tabi… Bireyin varlığına yapılan bir taciz değil buradaki örnek. Mesela tarihine, kültürüne, onuruna, hayallerine ve benliğine yapılanları bir kenara not etmek gerekir.

Ama kısaca bir hatırlayalım Sur’a nasıl ensar olunur, nasıl yürütülür bu işler.

Örnek olsun AKP dostu ailelere Sur’da yaşamlarına devam etmeleri için para dağıtılırken, AKP karşıtlarını ateşe atıyorlar.

Sur’da gasp edilen alanlarda yaşayanların zaten yaklaşık yüzde otuzunun tapusu yoktu. Şimdi hak hukuk yalanlarıyla insanları oyalıyorlar.

Bombalar yağdırarak çimento, demir, şantiye ve rant hevesiyle Kürdistanı yerle yeksan edenler yalnız değiller. Meseleye yerelden ses verenlerin sayısı hiç de az değil.

İdris Baluken’in Sur’da AKP’nin rantına izin vermeyeceğine dair iddiasının temelini ne oluşturuyor?  Alternatif bir önerileri mi var yoksa rantın AKP’ye gitmesinden mi çekiniyorlar?

Mehdi Eker geçtiğimiz gün TGRT Haber’de, Sur’da yapılan kamulaştırmaların 2009 yılında başladığını ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile o günden bugüne birlikte çalıştıklarını ifade etti. Yapılan müzelerin ise hep birlikte açılışını yaptıklarını hatırlattı.

Ortalık kan gölüyken, inşaat molozlarının içinden cesetler çıkarken Kürt sermayesi inşaat çalışmalarını kimin yapacağını tartışmakta.

Diyarbakır’da büyük oranda Sur’dan aldığı oylarla meclise giden yobaz vekil Altan Tan’ın aday gösterilişine mi, Sur’a bombalar yağarken verdiği tekliflere mi yoksa AKP’li bakanla aynı cümleler kurarak tecavüzcü bir vakıfa sahip çıkışına mı yanalım?

Selahattin Demirtaş’ın Diyarbakır halkını Cuma namazlarına daveti, ya da başlayan üç aylardan barış temennisi.

Ne denir bilemiyorum.

Ama tüm bu sonuçlara bakınca Sur’a ensar olmak konusunda yarışı kimin kazanacağını kestirmek zor tabi. Amansız bir yarış. Kazananı olmayan savaşın amansız yarışı.