Ava bêdeng bitirse / Sessiz sudan kork

29/03/2015 Pazar
Ava bêdeng bitirse / Sessiz sudan kork

Kürt kültürü ve dünyası yüz yılların yıkımına ve müdahalelerine rağmen hala ayakta kalmaya devam ediyor ve direniyor. Kürtler sadece insanlarıyla değil, nehirleriyle, dağlarıyla, türküleriyle, şiirleriyle ve tarihiyle direniyor.

Ve fakat Kürt kültür dünyasına yapılan en ağır ve en alçak saldırıların olduğu bir dönemin içinden geçiyoruz öte yandan. AKP iktidarı figüranlığına soyunduğu Osmanlı’dan günümüze tarihin en ikiyüzlü saldırılarılarından birini inşa ediyor. 

Bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm iktidarlar Kürtlerin sorunlarını ya da varlıklarını görmezden gelirken AKP iktidarı sorunun varlığını inkâr etmeyen yöntem izliyor. İnkâr etmiyor, yok saymıyor, ancak farklı olarak bir şey de yapmıyor. Tüm meseleleri “İslam kardeşliği” temelinde ele alırken Kürt düşmanlığını ve karşıtlığını farklı veçhelerden üretmeye devam ediyor.  Yani “Kürtlüğün kriterlerini” belirleyen AKP iktidarı bu kriterlere uymayan Kürtleri kıyımda geçirmeye devam ediyor; doğasıyla, tarihiyle, kendisiyle… Erdoğan’ın Kürdü iseniz sıkıntı yok. Zira 6-7 Ekim Kobanê eylemlerinde gördük, Kürtlerin üzerine yağdırdığınız kurşunlar yanınıza kâr kalabiliyor. 

Eskinin kaba ve kırıcı asimilasyon yöntemleri çağa ayak uydurmuş durumda. Köyler yakılmıyor ama “modernleştiriliyor”, Kürtçe yasaklanmıyor ama içi boşaltılıyor, tarih inkâr edilmiyor ama enkaza dönüşüyor. AKP önce onore ediyor Kürtlüğü sonra da kaldığı yerden devam ettiriyor klasik mantığı kendi yöntemleri ile. Kısaca AKP için Kürt varlığının ve kültürünün kabulü, onu asimile etmeden önceki çektiği besmeleye benziyor. 

Yıllarca devam ettirilen savaşta harabeye dönüşen ormanların akıbeti ne oldu sizce? Bir şey değişti mi sanıyorsunuz? Yakılanlar sadece köylerimiz değildi efendiler, ormanlarımız, bahçelerimiz, bağlarımız da yakıldı. Kürt edebiyatında “Gülistan” Kürdistan’a göndermedir. Yıllarca dilinden düşmeyen bu kelime için zora düşen Kürt halkının Kürdistan kamuflajı oldu Gülistan. O gül bahçesinden geriye ne kaldı? Faqiye Teyran “li baxê min bû zivistan/ bağımda kış oldu” derken keşke sadece edebi bir göndermede bulunmuş olsaydı. 

Dünden bugüne değişen tek şey AKP’nin bu süreci artık tek başına değil de bir kısmını taşere ederek ilerletmesidir. Elini kana bulamak istemediği zaman işi Hizbulkontra’ya ya da IŞİD’e devredebiliyor.

Boşaltılan köylere geri dönüşlerde AKP’nin derdi büyük kentlere “yama” olamamış Kürtleri başından savmak ve geri dönüşlerini sağlamak oldu. Kentin sunduğu olanaklardan yararlanamayan bu geniş kesimi, AKP’nin deyimiyle ait/layık olduğu yere göndermekten öteye geçmedi geri dönüşler.  

Aklınız vicdanınız alıyor mu sizin, Roboski’de sahiplerinin bombalandığı katırları infaz eden bir iktidarın barış söylemini? İnsanı geçin hadi, düşman dersiniz terörist dersiniz, şaki dersiniz, çeteci dersiniz, kaçakçı dersiniz… Katırların devletin birliğine ve bölünmez bütünlüğüne olan tehdidi nedir? Taşıdığı kaçak mallardan vergi almayı ihmal etmeyen devletin kaçakçılıktan dolayı insanları katletmesini nereye koyacağız? Sırf hayvan oldukları için katledilmelerine sessiz kalınmasını bekleyen hükümetten beklenen şey neyin kalkınmasıdır?
IŞİD Ortadoğu’nun bütün bir tarihine kast ederken, tarihi kentlere iş makinaları ile girip talan ederken, müzelerden aşırdığı ürünleri internet sitlerinde satışa sunarken, kadınların varlığına ve onuruna düşman kesilirken, eğitime karşı dururken, el vicdan AKP daha farklı ne yapıyor?

4+4+4 eğitim sistemine sessiz kalırsanız Türkiye’den IŞİD’e katılan ODTÜ’lü öğrencinin hikâyeleriyle başlarsınız güne. Buna direnenleri de utanmadan inanç özgürlüğüne karşı çıkmakla suçlarsınız. 
AKP Ilısu Barajı kapsamında Hasankeyf’i yok etmeye çabalıyor. Düşünsenize, kullanımından sonra taşıdığı toprak miktarının yoğunluğundan dolayı yaklaşık 100 yıl sonra tekrar kullanılamayacak bir baraj için 1000 yıllık tarihi bir kenti sular altında bırakmaya çalışıyorlar. Anlatabilmek için daha ne yapmak gerekiyor? Antik Nimrud kentini yıkan IŞİD ile Hasankeyf’i sular altında bırakan AKP arasında ne fark var? Ülkenin tüm olanaklarını sermayeye peşkeş çeken hükümet IŞİD ile yeni dönem sermaye örgütlenmeleri deniyor. Başka da bir şey değil! 

Sonra bizlere düşen bütün bunları olağan ve normal karşılamamız oluyor öyle mi? Zorla evlendirilen kız çocuklarını, kadın cinayetlerini, karşı cinsi tedavi etmeyen sözüm ona hekimleri, öğrencilere cinsel taciz ve işkence yapan sözde eğitimcileri, 7 yaşındaki çocuklarla evlenebilirsiniz diyen softaları, Kürdistan deyince akıllarına sadece peygamberler şehri gelenleri, Rabia işareti yapan ırkçı Emre Belözoğlu’nu alkışlarken zafer işareti yaptığı için soruşturma açılan Kürt futbolcuları, depremden sonra enkazdan beter bir Van inşa edenleri, IŞİD’in Türkiye’deki provalarını göreceğiz ve boyun eğeceğiz öyle mi?

Kusura bakmayın efendim. Normalleştirmeyeceğiz! 

Sessiz sudan korkun der bir Kürt atasözü. 

Koksunlar Hasankeyf’in yanı başından akan suyu sessizliğe boğmak isteyenler.

Halkın baraj kapakları açıldığında yeni bir yaşamın enerjisini üreteceğiz.

https://www.youtube.com/watch?v=qnyMmT3-Yh4