Orhun Kılıçbeyli
Adana'ya İlk Kez Gelen yabancı
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - ADANA Yazıları
Yeni şehirler görmek, keşfetmek bana göre kişinin kendisini de tanımasını ve keşfetmesini ve zenginleşmesini sağlayan en güzel olanaklardan bir tanesidir.
Sevgili Nail Çakırhan yıllar önceki söyleşilerimizden bir tanesinde kendisinin parti tarafından Moskova'da okula gönderildiğinde Moskova'ya ilk defa trenle girerken ne denli çocuksu ve meraklı gözlerle etrafına bakındığını ve daha önce hiç görmediği ama adını sıkça duyduğu bu ülke ve başkenti hakkında ilk izlenimlerini şehre bu ilk girişi sırasında edindiğinden bahsetmişti.
Günümüzde teknolojik olanakların gelişmiş olmasından ve ülkemizin demiryolu ulaşımındaki yetersizliğinden dolayı ve yaşam tempomuzdan da olsa gerek artık bu tür ilk izlenimler şehre trenle girerken değil de eğer gündüz uçuyorsanız uçakla o şehrin havaalanına inişe geçtiğiniz zaman havadan görebildiğiniz kuşbakışı görüntüler sayesinde oluyor.
Moskova'ya ben de ilk defa ve uçakla gittiğimde şehrin düzeni, şehircilik planlaması ve şehrin genel kişiliği hakkında böylesi bir iniş sırasında gördüklerim sayesinde ilk izlenimlerimi edinmiştim. Ne denli heyecanlandığımı şimdi bile anımsayabiliyorum. Yeşilin ve binaların orantılı ve düzenli bir bileşimini havadan daha iyi seçebilmiş ve şehrin içine karışınca nelerle karşılaşabileceğimi az çok hayal edebilmiştim. Hele ki indikten sonra havaalanının etrafını çevreleyen uzun kayın ağaçlarını gören bayan yolculardan bir kaçının ' Komünistlerin yaptığına bak etrafı göremeyelim diye her tarafa uzun uzun ağaçlar dikmişler' dediğini duyunca ne kadar da gülmüş ve ülkemizde yıllarca oluşturulmaya çalışılmış önyargının boyutlarının nerelere varabileceğini orada daha da açık olarak fark etmiştim.
Zihnimin bu çağrışımlara nereden vardığına gelince!
Dün İstanbul'dan Adana'ya dönerken havanın güzelliğini ve uzun zamandır ilk defa gündüz zamanı uçakla Adana'ya iniyor olmanın verdiği fırsatı değerlendirerek, uçak havaalanının üzerinde tur atarken sokakları portakal çiçeği kokan şehrime yukardan bakma keyfini yaşamaya ve kendimi bu şehre ilk defa gelen ve şehri keşfetmeye çalışan bir yabancı yerine koymaya çalıştım.
İnanın gözüme takılan görüntülerin hiç birisi bana az sonra ineceğim şehrin kişiliği hakkında hiçbir fikir vermeye yeltenmedi bile. Rasgele saçılmış kah yüksek kah alçak binalar, ama sadece binalar ve caddeler veya sokaklar. Ve yeşil rengini yitirmiş bir Adana. Binaların çatılarında kocaman bir şişe Adana'nın üzerinde kırılmışta binaların üzerilerine kırıkları dağılmışçasına parlayan güneş enerjilerinin madeni aksamları.
Bende bir an önce inip kendisinin içinde kaybolmak ve keşfetmeye başlamak için gereken cazibeyi bir türlü uyandırmayan bir görünüm. İçinin ne kadar güzel olduğunu, hangi zenginlikleri barındırdığını, kimlerin bu şehirden esinlendiğini, bu şehirde yetiştiğini bilen biri içinse çok acı veren bir görünüm. Kötü giyinmiş, makyajını iyi yapamamış ama çok da güzel ve akıllı olduğu bilinen bir kadın gibi diye düşündüm nedense.
Havadan da görülen beton yığınları ise yaklaşık son on beş yılda Kuzey Adana adı altında gerçekleştirilmiş olan kentsel dönüşüm projesinin sonuçları. Kuzey Adana tümüyle baştan planlanmış ve bu plan doğrultusunda yapılmaya çalışılmış bir yerleşim projesi. Adana'nın neredeyse mevcut tüm düzen partilerinden aday olarak dördüncü kez seçilen belediye başkanının gururla dünyanın hiçbir yerinde böylesi başarılı bir kentsel dönüşüm projesi olmadığını vurgulayarak her fırsatta reklamını yaptığı çabalar sonucu oluşturulmuş bir hilkat garibesi.
Yeni oluşturulan ve planlı yapıldığı öne sürülen bu projede yeşil renge, eşit dağılmış ve şehre ve şehirde yaşayanlara sadece evlerinden çıktıkları anda bile nefes alma olanağı sağlayabilecek parklara hiç yer verilmemiş. Yapılmış olan binalarda mimarı kaygı ve görüntüsel de olsa bir birlik veya uyum ise hiç yok.
Bunların yanı sıra yıllardır yılan hikayesine dönmüş olan ve mesleğim nedeniyle inşaatı gerçekleştiren firmadaki arkadaşlarımla yapmış olduğum kişisel sohbetler sayesinde içyüzünden ve arkasında dönen dolaplardan haberdar olduğum bir metro projesi de bu yeni yerleşim projesini daha da sevimsiz hale getiriyor. Sadece politik kaygılarla güzergâhı defalarca değiştirilen ve kentsel ulaşım projesi uyarınca saptanmış olan güzergâh hiç dikkate alınmadan ve gereksiz yere yapılan üstgeçitler ve seçilen tren sistemi yüzünden öngörülen bütçe dâhilinde bitirilemeyip hala yapımına devam edilen bir proje. Sırf bu proje yüzünden bile Adana'da yaşayan her kişi başına artmış olan borç yükü. Ve bu borç yükünde yapımı üstlenmiş olan yüklenici firmanın maliyet arttırıcı yöntemleri ( depo sahasının seçimi ve bu sahanın etrafına yapılan aşırı maliyetli istinat duvarları) ve bunun teknik insanların uyarılarına rağmen gerçekleştirilmiş olmasına olanak sağlamış bir düzen.
Oysaki Adana insan mozaiği ile, coğrafi konumu ile ve köklü tarihsel geçmiş ve kültür ve sanat birikimi ile daha iyilerini yapabilecek olanağa sahip ve çok daha iyilerine layık.
İlk yazıyla da birleştirince yazmaya başlar başlamaz hep olumsuzluklardan bahsettiğim düşünülebilir ama diğer yazılarda Adana'daki güzelliklerde buluşmak üzere.