Kur savaşları ve Ergenekon

07/02/2013 Perşembe
Kur savaşları ve Ergenekon

Oğuz Oyan'ın “Kur savaşları ve Ergenekon” başlıklı yazısı 07 Şubat 2013 Perşembe tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Ne ilgisi var demeyin zehir hafiye ve savcılarımızdan hiçbir şey saklanamaz.

Odatv’de 23 Ekim 2010’da yayımlanan “Kur Savaşlarında Türkiye Neden Ofsaytta?” yazım, Odatv davası iddianamesinin eki klasörlerde zanlıları mahkum ettirecek “deliller” arasında duruyor! Ergenekon davasının bir parçası yapılan Odatv “sanıklarının” hangi “delillerle” suçlandıklarını merak ettiyseniz o yazımdan biraz ipucu vereyim:

“Dünya’da kur savaşları tırmanarak sürüyor. 22-23 Ekim 2010’da G. Kore’de toplanan G-20’lerin bir konusu da bu olacak. Gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) büyük bölümü kur savaşlarına aktif önlemler alarak katılıyorlar ve ulusal paralarının aşırı değer kazanmasını önlemeye çalışıyorlar. Birbirine bağlı iki nedenle: (1) Kendi paralarını/ekonomilerini spekülatif sermaye (sıcak para) saldırısına karşı korumak (2) Dış ticarette üstünlüğü kaybetmemek veya ithalat bağımlılığını arttırmamak.

Türkiye’de ise IMF’siz IMF programı uygulanmaya devam etmektedir ve bunun en önemli araçlarından biri, yüksek değerli TL ve yüksek faiz politikasıdır. (1) Bu politika, dışardan kaynak girişine uygun zemin hazırlar ekonominin kısa-orta vadede döndürülmesini sağlar. Kısa vadeden, seçim dönemlerinden öte ufku olmayan siyasetçiler için bu bir kurtarıcı maniveladır. Ekonomi, sanayi ve kamu maliyesi üzerinde oluşan tahribatlar, iktidarda tutunmaktan başka kaygısı olmayan bu zihniyet açısından asla birinci önceliği almaz. (2) Yüksek değerli TL, döviz cinsinden milli gelirin yüksek, dış borçların milli gelire oranının ise düşük görünmesini sağlar. Ve bunlar da birer başarı öyküsü olarak daha kolay pazarlanabilir

Şimdi G-20 toplantısında gelişmiş ülkeler, taslak bildiride, “G-20 ülkeleri yerli para birimlerinin rekabet amacıyla değerinin altında tutulmasından sakınacak” ifadelerine yer vererek GOÜ’leri biraz hizaya çekmek niyetlerini saklamıyorlar. Ama bunun bir işe yaraması pek mümkün görünmüyor. Aslında kur savaşları daha genelde ticaret savaşlarının, yeni korumacılık politikalarının, ulusal ekonomik büyüme programlarının varlık veya yokluk mücadelesinin ve onların da ötesinde bölgesel ve küresel hegemonya savaşlarının sadece bir aracı. Önümüzdeki dönemde bizi çok farklı uluslararası ilişkiler bütününün beklediğinin sadece bir habercisi. Türkiye ise, oyun sahasının dışında top sektirmekle meşgul.”

(Ben yeni “deliller” üretmeye devam edeyim belki savcıların iktisat bilgilerini geliştirme gibi bir yan etkisi olur: Bugün, kur savaşları artık sadece GOÜ’lerle sınırlı olmayıp, ABD, Japonya, İngiltere gibi ülkelere de sıçradı ve zincirleme etkilerle daha da yayılma eğiliminde…)
***
Dahası da var: Aynı internet sitesinde 6 Haziran 2010’da yayımlanan ve İşsizlik Sigortası Fonu’nun işsizlere yönelik olmak yerine Hazine’nin borçlanma kaynağı olarak ve nihayet AKP döneminde doğrudan bütçe açıklarını yamamak üzere kullanıldığını açıklayan yazım da iddianamenin eki klasörlerdeki onurlu yerini almış bulunuyor. Milletvekillerinin bu konuyu Meclis gündemine sürekli getirdiklerini ve bu çarpıklığı ifşa etmek göreviyle yükümlü oldukları düşünülürse, iddianame hazırlayanların sadece bilgi yetersizliğinden değil, gözüdönmüş bir cüretkarlıktan da muzdarip olduğu anlaşılır.

(Biz “suç işlemeye” devam edelim: Bugünden bakıldığında 2010’daki uyarının haklılığının giderek büyüdüğü anlaşılır: 2002-2012 döneminde işsizlere toplam 5,5 milyar TL ödemede bulunulurken, 2008-2012 arasında Fondan bütçeye geri dönüşsüz olarak yapılan kaynak transferi 11,5 milyar TL düzeyine ulaştı! İşçinin primiyle işçi adına toplanan Fon kaynaklarının yağmalanmasının toplum tarafından öğrenilmesine çalışmak, demek ki, çete suçu oluyormuş!)

***
Bu iki ekonomik analizin “AKP’yi yıpratmaya yönelik yayınlar” bağlamında ve herhalde suçlamaların bir parçası olan “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” çerçevesinde iddianameye kanıt olarak eklenebilmiş olması, sadece bir hukuk skandalını değil, yarım demokrasiden sıfır demokrasiye gidişin taşlarının nasıl döşendiğini de gösterir.

Ek bilgi: İktidarın HSYK’sına bu konuda yaptığım suç duyurusu ve ilgili yazılarımın iddianame eklerinden çıkartılması talebim geri çevrildi. “Yetmez ama evet”çilere duyurulur.

ÖNCEKİ YAZILARI

KİGEM: Bir direniş merkezi 19/11/2019 Salı
Darbeler çağı yeniden 12/11/2019 Salı
Yeni vergi taslağı 22/10/2019 Salı
Herkesin derdi başka 15/10/2019 Salı
Gerçeklere direnmek 08/10/2019 Salı
YEP bis: Değişen ne? 01/10/2019 Salı
Emekten yana program? 24/09/2019 Salı
CHP: Geçmiş ve gelecek 17/09/2019 Salı