ABD’de metal işçileri grevi nereye oturuyor?

21/09/2019 Cumartesi
ABD’de metal işçileri grevi nereye oturuyor?

ABD’nin Çin’e karşı yürüttüğü örtülü savaş İran ve Körfez bölgesine odaklanmış gözüküyor. Öte yandan daha önce birçok kez bu köşede ele aldığımız bu konunun özünde bir değişiklik bulunmuyor.

Oysa, ABD emperyalizmi dünyanın her yerinde başka bir fesat ile uğraşırken kendi evinde rahatsız edici bir olayla karşı karşıya.

Geçen pazartesi General Motors'a (GM) bağlı 9 eyaletteki 35 fabrikada çalışan 50 bine yakın işçi greve çıktı. Birleşik Otomobil İşçileri Sendikası tarafından ilan edilen grev ABD metal sektöründeki son on yılların en büyük grevi olarak tanımlanıyor. En az bir ay kadar sürme olasılığından bahsediliyor.

Bu grev ABD’de son yıllarda işçi direnişlerinin ve grevlerin yükseliş eğilimi içinde değerlendiriliyor. Önce saatte 15 dolar ücret için direniş, sonra yaygın öğretmen grevleri ve pek çok alandaki işçi direnişleri birbirlerine cesaret aşılıyor. (1, 2)

Emperyalist bir ülke olmanın, hele hegemonyanın tepesinde olmanın başlıca şartlarından birinin işçi sınıfının düzen içinde eritilmesi olduğunu biliyoruz. ABD özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası bunu en iyi başaran ülkelerden biriydi. İşçi sınıfını burjuvazinin alt kesimleri ile bir potaya doldurup bir “orta sınıf” icat ettiler. Yüksek tüketim düzeyi sınıfı düzene bağlayan başlıca araçlardan biri oldu.

Şimdi ABD’de “orta sınıflar” dağılıyor. Kendini daha önce ve şimdi kısmen burjuvazinin ortağı sanan işçi sınıfı, sınıf gibi davranmaya başlıyor.

(Fotoğrafta Birleşik Otomobil İşçileri Sendikası'nın (UAW) greve çıkan işçilerinden bir kısmı görülüyor.)

Metal grevine gelince!

Türkiye’den de çok iyi bildiğimiz bir kriz fırsatçılığı hikâyesiyle karşı karşıyayız.

GM’de en son grev iki gün olarak 2007’de yapılmış. 2008 krizinden sonra iflasını isteyen GM’ye devlet tarafından emekçi sınıfların vergileri kullanılarak büyükçe bir kaynak aktarılmış.

GM patronları ise, kulağımıza hiç yabancı gelmeyen, “aynı gemideyiz” nakaratına sarılmışlar. İşçilerden işlerini kaybetmek istemiyorlarsa iki ayrı bölmeye razı olmalarını istemişler. Böylece kadrolu işçiler ve geçici işçiler diye iki kategori ortaya çıkmış. Kadrolu işçiler saat başı için 25-30 dolar ücret alırken geçici işçiler saat başı 15 dolara çalışmaya başlamışlar, ayrıca birçok haklarını kaybetmişler.

Böylece GM patronları hem işçileri bölmüş hem de ücretlerde büyük bir indirime gitmiş.

GM’nin son 3 yılda 35 milyar dolar kâra geçtiği bildiriliyor. GM’nin CEO’su işçilerden 281 kat daha fazla ücret alıyor.

Üstelik GM bununla kalmamış, fabrikalarını ABD içinde kapatmaya başlayarak üretimi daha ucuz işgücü bulacağı Meksika ve Çin’e kaydırmaya başlamış. 

Şimdi grevdeki işçiler davalarına destek olmak için sokaktalar. “Yaşasın dayanışmanın zaferi” diyorlar, çünkü aynı işyerinde iki farklı ve adaletsiz ücretlendirmeye karşı çıkıyorlar. 

Sağlık için yapılan ödentinin ve ücretlerinin artırılmasını talep ediyorlar. Kendi sırtlarından elde edilen “kâr”ın paylaşılmasını istiyorlar.

Fabrikalara yatırım yapılmasını ve istihdam sağlanmasını ileri sürüyorlar.

ABD emekçi halkı kendisini burjuva sanma sanrısına kaptırdığı için daha önce örgütlü emek süreçlerine kayıtsızdı ama şimdi grevin arkasında toplumsal desteğin biriktiği söyleniyor. Örneğin bir taşımacılık sendikası grev boyunca GM’ye ait otomobilleri taşımayacağını ilan etti.

ABD’de üç otomobil tekelinden diğer ikisi olan Ford ve Fiat-Chrysler’de de toplu sözleşme yakınlaştığından, bu grevin ABD’deki bütün metal işçileri ile metal patronları arasında bir mücadeleye dönüştüğü söylenebilir.

Muhakkak sadece sendikal mücadeleye dayanan bir işçi eylemi için hemen umutlanmamak gerekir. Öte yandan bu grevin sınıfın siyasi öncüsü ile işçilerin buluşması için olanaklar yarattığı ortada.

Kim bilir, geçen yüzyılda devrimler emperyalist ülkelerden daha az gelişmiş kapitalist ülkelere doğru kaymıştı, belki de bu yüzyıl devrimlerin emperyalizmin merkezlerine dönüşüne tanıklık edecek.


1) https://haber.sol.org.tr/yazarlar/erhan-nalcaci/cakallara-karsi-kime-guv...

2) https://haber.sol.org.tr/yazarlar/erhan-nalcaci/yuz-yildir-uyuyan-dev-do...