Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

E. Attila Aytekin

Paket, 'İslamofobi', nefret suçu

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:02

AKP'nin meşhur demokratikleşme paketlerinden biri daha yakında çıkacak. Daha önce de yazmıştım demokrasiyle yakından uzaktan alakası olmayan iktidar partisi, her demokrasi talebini bir pazarlık imkanı olarak görüyor. Mümkün olan en az şeyi vererek, mümkün olan en çok şeyi almaya ve en çok gürültüyü çıkarmaya çalışıyor. Öyle olunca da her bir pakette AKP'nin gramla tarttığı tavizlerini ve kaşıkla verip kepçeyle alma çabalarını görüyoruz.

Şu sıralar konuşulmakta olan pakette ne olup ne olmayacağına dair rivayet her zamanki gibi muhtelif. Daha önce olduğu gibi, paketin çıkmasına az kala Erdoğan ve AKP yetkilileri beklentileri düşürmeye başladılar: anadilde öğrenim yok, Ruhban Okulu'nun açılması için şartların olgunlaşması gerekiyor, KCK tutukluları için zinhar bir şey yok, seçim barajı gündemde bile değil… Peki ne var: kamuda başörtüsü düzenlemesi var. Seçim sistemiyle ilgili bir alicengiz oyunu var. Bir de nefret suçları düzenlemesi var.

Bu sonuncusu paketin şimdiye dek konuşulmayan sürpriz bir öğesi. AKP ve nefret suçları denince akla “biliyorsunuz Alevi” ve “affedersiniz Rum” gibi veciz sözler geliyor. Bülent Arınç'ın nefret suçu düzenlemesinden bahsettiği konuşmanın vesilesi de çok ilginç: “Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Konferansı”. Müslümanların azınlıkta olduğu, şu ya da bu nedenle baskıya uğradıkları, kültürleri dolayısıyla aşağılandıkları ülkelerde İslamofobi tartışması anlamlı olabilir. Ancak Türkiye gibi Müslümanların çoğunlukta olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan sokaklara, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinden seçim meydanlarına dek boğucu ve dayatmacı bir Sünni atmosferin hakim olduğu bir ülkede İslamofobi'den bahsetmek ancak tek anlama gelebilir. İktidar partisi muhaliflerini ve 'milli irade'nin parçası olarak görmediği kesimlere karşı yeni bir silah peşindedir. Halihazırda bile, Fazıl Say davasının gösterdiği gibi, ateist olmak suç ilan edilmek üzeredir ODTÜ'de yaşanan cemaat olayına verilen tepkilerin gösterdiği gibi dindarların her kamusal tartışmada her daim haklı olduğuna dair bir kanaat iktidar ve yandaşlarınca topluma dayatılmaktadır. Böyle bir ortamda nefret suçları düzenlemeleri hem AKP dinine inanmayan herkesin tepesinde sallanacak bir Damokles'in kılıcı olacak, hem de o dinin ruhbanına tepe tepe kullanacakları nice mağduriyet hikayesi sağlayacaktır.

Nefret suçlarının mevzuata girmesinin ayrımcılığa uğrayan kesimler ve bireylerin sorunlarına kesin bir çözüm getirdiği konusunda ikna olmuş değilim. Nefret suçunun kurbanı genelleştirip, faili bireyselleştirerek suçun toplumsal niteliğini sakladığını düşünüyorum. Nefret suçu kavramının doğduğu ve en yaygın kabul gördüğü ABD'de de kavramın azınlıkların güvenlik ve ayrımcılıkla ilgili sorunlarını ne derece çözebildiği şüpheli. Öte yandan, başta LGBT örgütleri olmak üzere, toplum içindeki farklı azınlıkların haklarını savunan pek çok örgüt nefret suçlarının Türk hukukuna girmesi için kampanya yürütüyor. Dolayısıyla, nefret suçları tartışmasını yapmak Türkiye için faydalı olacaktır belki özenli bir düzenleme yapılırsa ayrımcılığa uğrayan birey ve gruplara belirli bir koruma da sağlayabilir.

Ama nefret suçlarına dair atılabilecek yasal adımları AKP iktidarının atması çözdüğünden daha fazla sorun yaratacak gibi görünüyor. Zira neredeyse tüm ayrımcılık kurbanı gruplarla ilgili kötü bir sicile sahip olan mevcut iktidarın ayrımcı ve dışlayıcı yaklaşımları kendini nefret suçları bahsinde de gösterecektir. Zaten Başbakan yardımcısının nefret suçlarını İslamofobi bağlamında gündeme getirmesi yeterince açıklayıcı. Yine de bir iki ek hatırlatma yapayım. Fethullah Gülen cemaati cemaat yargıda örgütlendiğini artık inkar etmiyor. Bir iki gün önce Erdoğan 28 Şubat'ın medya ayağı yargılanmalı diye yargıya 'tavsiyede bulundu'. Bu ülkede Adli Tıp raporuna rağmen, Semra Özal'ı Turgut Özal'ı öldürmekle suçlayan gizli tanığa dayanarak açılan dava ciddi ciddi görülüyor. Kısacası, bu hükumetle, bu savcılarla nefret suçu meselesinde ihtiyatı elden bırakmamak lazım.

Nefret suçu düzenlemesini de içereceği söylenen son demokratikleşme paketine Cuma günkü AKP MKYK toplantısında son şekli verilip hafta içinde 'sayın Başbakanımız' tarafından kamuoyuna duyurulacaktı. Ancak yazılanlara göre toplantıda yerel seçim konusu uzadığı için pakete zaman kalmamış ve görüşme haftaya ertelenmiş. İstesek AKP siyasetinin bu kadar güzel bir özetini yapamazdık: seçimden demokratikleşmeye zaman kalmamış!

E. Attila Aytekin 'ın Son Yazıları