Aydemir Güler
Bahçeli’nin ayarları
Yayın Tarihi: 08.08.2025 , 18:06 Güncelleme Tarihi: 09.08.2025 , 00:01
Komisyonun arifesinde Bahçeli CHP’ye ve İYİ Parti’ye gereken ayarları verdi. Sonunda doğru yola girdiği için takdir ettiği CHP ikide bir koşul öne sürmekten vaz geçmeliydi. Diğerleri zaten MHP’nin döküntüleriydi… Bugün Bahçeli’yi ve son ayarlarını konuşalım biraz…
Türkiye siyaseti Devlet beyin rolünü artık içselleştirmiş olmalıdır. Onu anlamayan sınıfta kalır! Kuralın istisnası olarak bir tek “komisyoncu sol”un özrünü kabul edebiliriz. Bahçeli’nin kurdelasını kestiği yola soldan girenlerin, gözlerini ve kulaklarını kapatıp sadece, bağrış çağrış, ağızlarını kullanmaları anlaşılır bir durum. Böyle yapmazlarsa kimi, nasıl sağcılıkla suçlayabilirler ki? Ama Bahçeli’nin rolünü gürültüye getiremezler.
* * *
MHP’nin kökleri, Nazilerin komünizmi süpürme operasyonunun eşlikçisi olarak Ankara’ya da Turan promosyonu vaat ettiği 40’lı yıllara dayanır. Savaş sonrasında “Amerikancı Türk milliyetçiliği” yeni bir akım olarak CIA strateji imalathanelerinde kurgulandı…
Hareket kendisinden çok daha köklü bir karşıdevrim kaynağını oluşturan şeriatçılık ile bir süre ayrı yollardan yürüdü. İlk tarihsel bütünleşme 1960’ların sonlarında sağlanacaktı. MHP’nin ilk dönem seküler milliyetçiliğinden yeterli kuvvet çıkmıyordu. Türkiye’nin sola dönüşünü durdurmak için, belki asıl dinci gericilikten kan almak gerekiyordu.
Elbette siyasal İslamcılığın bütünü devşirilemezdi. Alpaslan Türkeş, partisinin eksenlerinden birini alenen sola karşı silahlı mücadele haline getirmiş ve stratejisini darbe hazırlığı olarak netleştirmişti. Bu aynı zamanda kendine ait bir iktidar perspektifinden yoksunluk anlamına da geliyordu. Milli Görüş hareketi bundan tatmin duyamazdı. Erbakan 74’te Ecevit’e, 75’te Demirel’e koalisyon ortağı oldu. MHP de Milliyetçi Cephe hükümetlerinin vazgeçilmeziydi, ama misyonu bir yolu açmaktan ibaretti. Bu açıdan Türkeş’in 12 Eylül mahkemelerinde “fikirlerimiz iktidarda ama…” diye hayıflanması anlamsızdır.
Darbe, iki akımın nikâhını tazelemeye yaradı. İşkence tezgahları çalışırken Kenan Paşa elinde urganla değil Kuranla miting kürsülerine çıkıyordu. Rejimin resmi ideolojisinin adı Türk-İslam senteziydi.
Ancak Türkiye bir türlü dengeye gelmedi. Sabah akşam “80 öncesine mi dönelim” diyen düzene, toplumun neredeyse “evet” yanıtını vereceği bir kriz ortamı şekilleniyordu. MHP’nin verdiği görüntü de 80 öncesinden kalmaydı. Oysa düzenin krizinin alt edilebilmesi için, MHP’nin de mutlaka oyun kurucular arasına katılmasına gereksinim vardı.
Eski Sovyet Cumhuriyetlerine bu maksatla açılan, Nâzım’dan şiir ödünç alan Türkeş’in ömrü vefa etmedi. 1997’de öldüğünde partisini dönüştürmeye zamanı olmamıştı.
* * *
Belki de böyle bir misyon için taze kana ihtiyaç vardı. Bahçeli’nin liderliği bir zamanlama harikasıdır!
Amerikancı/NATO’cu milliyetçiliğin “komünizme karşı mücadele” konseptinden Sovyet-sonrası döneme taşınması gerekiyordu. Bahçeli partisini toplumsal algıdaki “aşırı sağ” görünümünden merkeze, yeni bir meşruiyet çizgisine çekmeyi üstlendi. Bu dönüşümün “aklıselimi” en başından itibaren, tartışmasız biçimde Cumhuriyet tasfiyeciliğidir.
“Düzen ve devlet koruyucusu” MHP’nin “Cumhuriyet yıkıcılığına” geçmesi mümkündü, çünkü koruduğu burjuva devriminin tarihsel kazanımları değildi, esasen. Ama yine de kimi sürtünmeler yaşanması kaçınılmazdı. Artık başbuğ diye anılmayan yeni genel başkan bu süreci başarıyla yönetti.
Bahçeli, DSP ve ANAP’la paylaştığı iktidarın nimetlerinden feragat etme pahasına AKP’nin kazanacağı ve kendisinin meclis dışına yuvarlanacağı erken seçimin kapısını açan kişidir. Daha önemlisi, yıllar boyu, şeriatçı yükselişe karşı uyanan toplumsal direnci birilerinin kontrol ederek sahiplenmesi gerekiyordu ve bunu tek başına CHP yapamazdı. AKP’nin Kürt hareketiyle ilk yakınlaşmasının kışkırttığı tepkileri toplamak esas olarak MHP’nin işi olmalıydı.
Başarılı olduğunun belgesi, İlhan Selçuk’un AKP’yi durdurmak için solcuları CHP’ye, sağcıları MHP’ye oy vermeye çağıran köşe yazısıdır.
Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin “AKP karşıtı ve Cumhuriyetçi” görünümünü kontrollü biçimde yönetti ve aştı. Fethullahçı gizli servisin irili ufaklı kumpaslar tasarladığı, videolar hazırladığı hatırlardadır. Bunların ucu MHP’yi terbiye etmeye de uzanıyordu. Ancak Bahçeli’nin Erdoğan tarafından “teslim alındığını” düşünmek yanlış olur. Cumhuriyetin tasfiyesindeki rolü pasif destek, sessizlik veya mecburiyetle açıklanamaz.
O kadar ki, 2024 itibariyle operasyonun idaresi Bahçeli’ye geçmiştir. Komisyon başlığında ona buna ayar vermesi, tekrar edeyim, önemsenmelidir.
* * *
Bahçeli, bir yıla yaklaşan kısmı kamuoyuna açık sahnelenen oyunda Erdoğan’ın kaçış yollarını kapatmıştır. 2013-2015 yıllarında ağzı yanan AKP’nin, tereddüde düşmesi ve erken bir tıkanma yaşanmasına karşı Bahçeli riske girdi, ısrarcı oldu ve geri dönüşsüz kavşağın bir an önce alınması için gazı kökledi.
Yıl başında tarihsel bir konsept değişikliğini ilan etmesi hız kazanmak içindir. Bahçeli Türkiye’nin aydınlanma geçmişini “iki yüz yıllık uyku” diye mahkûm etti. Modern üniter devlet tanımının yerini kimlikler esaslı bir federalizm yoluna bırakmasını formüle eden yine odur. Öcalan’ı aklamak her baba yiğidin haddi değildir. Onun açtığı yoldan İmralı’da ülke ve bölge siyasetine yön veren bir makam ihya edilmiş bulunmaktadır. Bahçeli komisyonun öncülüğünü üstlenmiştir...
Bütün bunlar Erdoğan’ın çeyrek asırdır açabildiği kartlardan daha yüksek bir cüreti temsil ediyor. Tekrar olacak, MHP’nin cüreti emperyalizmin bölge stratejisiyle yakaladığı uyumdan kaynaklanıyor.
Bu geri dönüşü olmayan bir yoldur. Burjuva pragmatizminin “Dün dündür bugün bugün” sözü arabanın takla atmasından başka sonuç vermez. Bu yolda fren de tutmaz. Yeni dönemeçler bir an önce alınmazsa, direksiyonu kimse tutamayacaktır. Bahçeli bu hassasiyetlerle sağına soluna ayar vermektedir.
Komisyonun ilk toplantısıyla girilen dönemde Türkiye siyaseti için meşruiyet tanımı yeniden yapılmaktadır. Bahçeli’nin söylemek istediği, komisyonun sınırlarının ötesine yaşam hakkı tanınmayacağıdır. MHP’nin boşalttığı sağ alan bir yana, bu, aynı zamanda Erdoğan’ın “CHP’yi tasfiye” projesinin revize edilmesi anlamına gelmekte ve sadece sopa değil Özgür Özel’e uzatılmış bir havucu da içermektedir.
Lakin Bahçeli’nin yaklaşık otuz yıllık liderlik kariyerinin çarpacağı duvar da budur. Bir kere fren tutmayan yolun sürtünme katsayısı çok yüksektir. Araba bir türlü arzu edilen sürate ulaşamamakta, ama kontrolden çıkma olasılığı giderek artmaktadır.
Daha önemlisi Türkiye’de devrimci cumhuriyetçi bir kanal açılmaktadır. Türkiye’nin önünde komisyonların dışında bir başka seçenek daha oluşacaktır.