Yerel Seçime Doğru Hoplayıp Zıplayanlar… AHMET ÇINAR

27/11/2008 Perşembe
Yerel Seçime Doğru Hoplayıp Zıplayanlar… AHMET ÇINAR

Memleketin her yerinde olduğu gibi Manisa'da da...

Havalar soğuyor, siyaset ısınıyor.

Siyaset ısındıkça ve burjuva siyasetinde dönen ayak oyunlarına tanıklık edince, biz sıradan vatandaşlar fena halde eğleniyoruz.

Sağınıza solunuza dikkatlice bakın. Siz de mutlaka eğlenceli pek çok şey göreceksiniz.

Aday adayları...

Aday şakşakçıları...

Aday hınk deyicileri...

Kendilerini belediye reisliğine değilse bile, meclis üyeliğine layık bulanlar...

İnce hesap yapanlar...

İnce hesap yapamayıp kalın siyaset güdenler...

Adaylık için yanıp tutuştukları halde, işin sonunda madara olmamak için köşeden olup bitenleri izlemekle yetinenler...

Erkete yatanlar...

Rakiplerini markaja alıp en uygun çıkış ânını kollayanlar...

Kendi adaylıklarını söylemeyip de etrafındakilere söyletmeye çalışanlar...

Kakasında boncuk olduğuna inanıp köşelerinde teklif bekleyenler...

Maşallah, sürüsüne bereket!

Eh şimdi bu manzarayı seyredip de eğlenmemek mümkün mü?

Sizi bilemem ama ben çok eğleniyorum.

***

Daha önce de bin kere yazdım.

Burjuva siyasetinden anlamam.

İkiyüzlü kasaba politikacısı ahlâkına sahip olmadığımdan, hiçbir şeyi de karnımdan konuşamam.

İnce siyaset kurup, denge politikası da güdemem.

En sonda söyleyeceğimi, en başta söylemek gibi kötü bir huyum var.

Eğer siz de öyleyseniz, ki öyle olduğunuzu düşünüyorum, eminim bugünlerde olup bitenleri, gazete manşetlerine yansıyanları izleyip okudukça, müthiş eğleniyorsunuzdur.

***

"Çok değil, 120 gün sonra bu kenti, Manisa'yı yönetenler değişecek" diye düşünüyorsanız, fena halde yanılıyorsunuz.

Bu kenti yönetenler değişmeyecek.

Çünkü bu kenti yöneten irade, öyle "millet iradesi", "halkın iradesi" filan değil.

Baksanız ya, bu kente belediye reisi olmak isteyen koca koca adamlar nereye gidiyorlar?

Ankara'ya.

Kendilerini beğendirmeye.

Görücüye çıkmaya.

Ankara'daki tek belirleyicinin önünde arz-ı endam etmeye.

Tek adamdan icazet almaya.

Ankara'daki o "tek adam", o "tek belirleyici", o "tek irade" kimi aday gösterirse, Manisa halkına seçim sandığında "noterlik" yapmak düşecek.

Manisa halkı, "tek adamın" belirlediği adayı seçecek.

Sonra da bunun adı "halk iradesi" olacak.

Sevsinler sizin iradenizi!

***

Bunun böyle olacağını aylar önce AKP Manisa İl Başkanı Dursun Ali Yıldız söylememiş miydi zaten?

Yerel bir gazeteyi ziyareti sırasında laf dönüp dolaşıp belediye seçimlerine gelmişti de, Dursun Ali Yıldız en gerçekçi saptamayı yapıp, "Manisa'da Bülent Arınç ne derse o olur" demişti.

Sistemi, işleyişi, tezgahı tek cümlede özetleyivermişti.

Bu samimiyetinden dolayı Dursun Ali Yıldız'ı o zaman takdir etmiştim.

Yok "tabanın sesi", yok "halkın iradesi" gibi zevzekliklere girişmeden, bir çırpıda gerçeği söyleyivermiş, "Arınç ne derse o olur" demişti.

İşte, Dursun Ali Yıldız'ın dediği oluyor.

Manisa'nın tüm ilçe, belde belediye reisi adayları, belediye meclis üyesi adayları Sayın Arınç'ın kapısında uzun kuyruklar oluşturmuş durumdalar.

Çünkü o tek belirleyici!

Çünkü o tek saptayıcı!

Çünkü o ne derse o olur!

Çünkü o demokrasinin yıldızı!

Çünkü böyle olur AKP'nin demokrasisi!

Çünkü böyle olur ağaların seçimi!

***

Öteki partilerde durum farklı mı?

Hayır... Asla...

Diğer partiler "Hâkim huzurunda resmî önseçim" yapacaklar mı zannediyorsunuz?

Al birini vur ötekine.

Tencere dibin kara, benimki senden "tek adam"!

En büyük "tek adam", bizim "tek adam"!

AKP örneğini verdiğime bakmayın.

Her piyasa partisinin, her düzen partisinin bir "Arınç'ı" var, her partinin bir belirleyicisi var, her partinin bir tek adamı var.

Manisa halkına düşen tek görev de, Ankara'da yaşayan bu "tek adamların" seçtiği üç-beş adaydan birini seçmek.

Seçim dedikleri bu işte.

Her seçim öncesi bir takım meslek kuruluşları, odalar, sendikalar, hemşehri dernekleri basın toplantıları düzenleyip bildiriler yayımlarlar.

Bu seçimde de öyle olacak.

Abuk sabuk isteklerde bulunacaklar.

"Evinde kedi beslemeyen adaya oy yok."

"Yok efendim mühendis belediye reisi istiyoruz."

"Ne münasebet, jinekolog adaya oy veririz."

"Aday Pötürgeli olmazsa, biz Pötürgeliler oy vermeyiz."

Vallahi...

Her seçim öncesinde bu tip akla ziyan münasebetsizlikler yaşanır.

Seçim öncesi böyle atıp tutan dernek yöneticisi hanımefendi ve beyefendiler, sonra da gider Ankara'daki "tek belirleyicinin" seçtiği adaya "paşa paşa" ve hatta "seve seve" oylarını verirler.

Zaten "seve seve" vereceklerdir, başka çare de yoktur!

***

Diyorum ki... İddia ediyorum ki...

Belediye reisini siz seçmiyorsunuz.

Ankara'dan saptanan adayı, sandık günü gelip çatınca, mühür basıp onaylıyorsunuz.

Yani diyorum ki...

Ankara'daki tek belirleyici kimi aday olarak atasa, siz onu bile seçersiniz.

Ne demek istediğimi 30 Mart 2009 pazartesi sabahı anlarsınız.

Ankara'dakiler belirleyecek, siz de seçeceksiniz.

Seve seve tabi ki, "seve seve"...

***

Elbette, bu gidişatı, bu sistemi, bu tezgahı tersine çevirmek de var.

Liberal, gerici, düzenbaz piyasa partilerine "pabuçlarını ters giydirip", onları siyaset sahnesinden göndermek de var.

Ve bu seçenek, üzerinde durmaya değer, önemli ve değerli bir seçenek.

Bu seçeneğin üzerinde önümüzdeki haftalarda durmayı ve bu seçeneği açmayı sürdüreceğiz.