Rennan Pekünlü’ye verilen cezanın altında kimlerin imzası var?

08/10/2015 Perşembe
Rennan Pekünlü’ye verilen cezanın altında kimlerin imzası var?

İzmir Adliyesi’ndeydik geçen hafta yine.

Rennan hoca için.

AKP gerici diktatörlüğünün yargılamaya, hapsetmeye doyamadığı Rennan Pekünlü.

Türbanlı öğrencilerine AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarını hatırlattığı için geçen yıl hapsedilen, bu yıl bir daha hapsedilmek istenen Rennan hoca.

O sanık sandalyesindeydi, biz hemen ardındaki izleyici sıralarında.

Biraz sonra İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesi hâkiminin okuyacağı kararı gayet iyi biliyorduk. Çünkü AKP İslâmofaşist diktatoryasının bir hâkiminin başka türlü karar vermesi olanaksızdı.

Hükmün okunacağı sırada ayağa kalktık hepimiz. Verileceğini adımız gibi bildiğimiz karar: Prof. Dr. Rennan Pekünlü’nün 2 yıl 1 ay hapsine…

***

Karar okunurken, eski bir haber geçti gözümün önünden.

Yıl 2008, aylardan Mart… Boğaziçi Üniversitesi’nde SDP, EMEP, ÖDP, Sosyalist Gençlik Derneği, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, Yurtsever Öğrenci Gençlik Hareketi, Otonom, Genç Siviller, Anadolu Gençlik Derneği üyelerinin hep birlikte ve hep bir ağızdan “türbana özgürlük” istedikleri eylemi hatırladım. “Sosyalist” erkek öğrencilerin tarikatlarla el ele verip kafalarına türban geçirdikleri “özgürlük” eylemi!

Rennan Pekünlü’ye ikinci kez verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasının altında sadece AKP diktatörlüğünün değil, sekiz yıl önce Boğaziçi Üniversitesi’nde “türbana özgürlük” diye çığıranların da imzası var aslında, bugün o imzayı daha net görüyorum. Prof. Dr. Pekünlü’ye destek adına tek cümle kuramamış olan bu arkadaşlar, sekiz yıl önce “türbana özgürlük” eyleminin baş aktörleriydiler.

“Türbana özgürlük” eylemine katılanlar, Rennan Pekünlü’ye özgürlük isteyemezler.

İsteyemezler, çünkü Rennan hocaya AKP diktatörlüğünce verilen cezadan onlar da sorumludur.

Yalnızca onlar mı?

Elbette değil.

***

Rennan Pekünlü’ye verilen bu cezanın altında CHP adlı partinin ve genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da kocaman bir imzası var.

Türbanlı milletvekillerinin Meclis’e girdiği 31 Ekim 2013 günü, bu konu kendisine sorulduğunda “Bugün çok mutluyum” diyen, imam hatipleri açan parti olmakla övünen, laikliğin tehlikede olduğunu bir türlü söyleyemeyen Kılıçdaroğlu, hiç Rennan Pekünlü’ye sahip çıkabilir mi?

2010 Ağustos’unda Çağlayan mitinginde “Söz veriyorum türbanı da biz özgür kılacağız” diyen Kılıçdaroğlu, Rennan Pekünlü’nün şahsında sanık sandalyesine oturtulan laikliği savunabilir mi?

Yine 2010’un Eylül’ünde Brüksel’de “Evet bir başörtüsü sorunu var. Biz bu sorunu çözeceğiz. Kılık kıyafetler yasa konusu olmaz. Bizim açımızdan sorun yok” diyerek, türbanı hâlâ bir “kılık kıyafet” zanneden Kılıçdaroğlu, Rennan Pekünlü’ye destek verebilir mi?

7 Mart 2014’te Ordu mitinginde, “Üniversitelerde türbanın serbest olmasını sağlayan kişi benim” diye övünen Kılıçdaroğlu’ndan laiklik ve aydınlanmacılık savunusu beklenebilir mi?

AKP İslâmofaşist diktatörlüğünün en büyük şansı olan CHP’den laikliğin l’sini savunmasını bekleyebilir misiniz?

Peki yalnızca CHP mi?

Elbette değil.

***

Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve AİHM kararlarına rağmen, türbanlı mezunlara avukatlık ruhsatı vermeye devam eden Türkiye Barolar Birliği de, Rennan Pekünlü’ye verilen cezanın altına imza atmıştır.

Peki yalnızca Barolar Birliği mi?

Elbette değil.

***

Parlamentoya türbanlı milletvekili seçtiren HDP’sinden MHP’sine hepsi, 2008’de “üniversitede türban düzenlemesi” adı altında Meclis’te yapılan oylamada AKP’ye firesiz destek veren DTP’sinden MHP’sine hepsi, Prof. Dr. Rennan Pekünlü’ye verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasının sorumlusudur.

***

Evet… 2 Ekim 2015 Cuma günü İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin sanık sandalyesinde astronomi ve uzay bilimleri profesörü, aydınlanmacı ve laiklik savunucusu Rennan Pekünlü vardı; laikliğe ceza yağdırılan hâkim kürsüsündeyse AKP gericiliği ile onun türban işbirlikçileri oturuyordu.

Kamuda türbanı dinsel bir referans olarak savunan AKP gericiliği, aynı türbanı bir “özgürlük bayrağı” haline getirerek kendisine meşruiyet sağlayanlarla aynı noktada buluşuyordu.

Mahkeme salonunda işte o gün, siyasal dinci gericiliğin, aydınlanmaya ve laikliğe karşı sonsuz kini tecelli ediyordu.

AKP’nin tek başına asla sağlayamayacağı meşruiyeti ve gücü, “türbancı solcular” sağlayıvermişlerdi AKP’ye.

İşte AKP diktatoryası geçen hafta Rennan Pekünlü’ye o meşruiyet ve güçle, ikinci kez, 2 yıl 1 ay hapis cezası verebilmiştir.

Kadının köleleştirilmesinin, hiçleştirilmesinin, yok edilmesinin sembolü olan türban, değerli Taner Timur hocamızın deyişiyle bir “baş açma yasağıdır” aslında!

***

O nedenledir ki… Laik olmayan, laikliği küfür kabul eden, laikliği kavramsal olarak bozmak için önüne çeşitli sıfatlar takan, aydınlanmaya karşı çıkan tüm siyasal İslâmcıları, dinci gericileri, dincinin havuzunda takla atan liberalleri, yobazları ve ülkeyi bir yobaz tarlası haline getirmeye çalışanları külliyen reddetmeden ve onlara karşı örgütlü bir mücadele vermeden, bu topraklarda yaşama imkân ve ihtimalimiz yok.

Türbanın aslında sadece başları ve saçları değil; paraları, kasaları, kârları ve o rantiye düzeneğini nasıl örttüğünü her daim bilecek ve “Türban neyi örtüyor?” sorusunu sürekli yüksek sesle soracağız.

[email protected]

twitter.com/_ahmetcinar_