Bir Kitaba Kavuşmanın Trajikomik Hikayesi AHMET ÇINAR

06/11/2008 Perşembe
Bir Kitaba Kavuşmanın Trajikomik Hikayesi AHMET ÇINAR

KENTİN SESİ - MANİSA yazıları

Duydum ki Nusret Köklü'nün anıları yayımlanmış.

Duydum ki Manisalı bir mimarın, Manisa'yı "kent" haline getirme yoluna adanmış bir ömrün anıları, kitap haline getirilmiş.

Celal Bayar Üniversitesi'nin "iyi tarihçilerinden" Nejdet Bilgi, harika bir iş kotarmış, Nusret Köklü'nün anılarını yayına hazırlamış.

Manisa Belediyesi de kitabı, kültür yayınlarının dördüncü kitabı olarak basmış.

17 Nisan 2007 günü yaşama veda eden Nusret Köklü, yayımlanan anılarını göremedi.

***

Ben de haberdar değildim kitaptan.

Bibliyofil arkadaşım Mustafa Özkösemen kitaptan söz etmeseydi, haberim de olmayacaktı.

Manisa'nın dört bir yanını, manken edasıyla poz verdikleri fotoğraflarıyla süsleyenler, demek ki önemli bir kültür hizmetinin duyurusunu yapmaya gerek duymamışlar.

Kültür etkinliği, yayıncılık işi, benimsenmeden, sadece iş olsun diye yapılırsa bu kadar olur işte...

***

Neyse...

Kitabı edinmek için Manisa Belediyesi'nin yolunu tuttuk.

Belediyede konuyla ilgili arkadaş, yerlerinde yoklar.

Kıbrıs'a araştırma-inceleme-irdeleme-rendeleme gezisine gitmişler galiba.

Ofisteki diğer arkadaşa sorduk kitabı.

"Dağıtıldı" yanıtını aldık önce. Kime dağıtıldı acaba diye düşündüm kendi kendime.

Sonra da kitabın Kültür Sitesi'nin üst katındaki Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'nde olabileceğini, Serdar Bey'le görüşürsek bize yardımcı olunacağını söyledi, sağ olsun.

Kültür Sitesi'nin üst katındaki daireye gittik. Ne de olsa ucunda değerli bir anı kitabı var.

Tabi kimine göre bir kitap değerlidir, kimine göre kıyak bir ihale... Mizampajı, baskısı, cildi vs... Mizaca, karaktere, kumaşa göre değişir bu, değil mi ya!

Serdar Bey'i bulduk.

Kitaptan istedik.

Serdar Bey, kitabın depoda olduğunu, deponun anahtarının "bilmemkim beyde" bulunduğunu, ancak "bilmemkim beyin" de toplantıda olduğunu söyledi.

Ne yapsak acaba diye düşünürken, Serdar Bey imdada yetişti.

"Başka bir bilmemkim beyin" makam odasında da kitaptan bulunabileceği müjdesini verdi.

Hemen "başka bir bilmemkim bey" arandı. Aksilik bu ya, o da öğleden sonra izin almış, odasında yokmuş.

Bizim yine omuzlarımız düştü, Mustafa Özkösemen'le birbirimize bakakaldık.

Olsun ama... Serdar Bey yine bize yardımcı olmaya çalışıyor. "Yarın uğrarsanız, kitabı edinip vereyim size" dedi.

Teşekkür edip ayrıldık Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'nden.

Başka bir işleri yokmuş gibi, kitap aramaya çıkmış iki serseri... İki kitap manyağı...

Pek aklı başında insanlar olarak karşılanmaz böyleleri bizim buralarda...

Ama huy işte, can çıkıyor, o çıkmıyor...

***

Ertesi sabah Manisa Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'ne ulaştım.

Aaaa, o da ne? Bu kez de Serdar Bey odasında yok.

Hemen odayı şöyle bir kolaçan ettim. Baktım ki Serdar Bey sözünde durmuş, iki kitap masasının üzerinde duruyor.

Kimseye bir şey söylemeden, usulca iki kitabı koltuğumun altına sıkıştırdım, sıvıştım Kültür ve Sosyal İşler Başkanlığı'ndan.

18 saatlik bir çabanın sonunda ulaşmıştım Nusret Köklü'nün anılarına.

***

Aylar önce Manisa Belediyesi Kültür Yayınları'nın ilk üç kitabını edinmek isteyen dostum Mustafa Özkösemen'e, oradaki yetkililer ne sormuşlar biliyor musunuz?

"Ne yapacaksınız bu kitapları" diye sormuşlar.

Mustafa efendiliğini bozmamış, "Sayfalarını yırtıp külah yapıp başıma takacağım" dememiş.

Ah keşke bana sorsaydılar o soruyu, ne yaratıcı yanıtlar üretirdim kim bilir!

Siz siz olun, Manisa Belediyesi Kültür Yayınları'nın kitaplarından edinmeye kalkışmayın, sinir sisteminiz harap olabilir.

***

Son bir not...

Nusret Köklü'nün anılarında eski Belediye Başkanı Ertuğrul Dayıoğlu'na tam on yerde atıf yapılmış. On ayrı yerde adı geçiyor Dayıoğlu'nun.

Kendisine sordum, ona da ulaşmamış kitap.

Söyler misiniz lütfen, kime gönderiliyor bu kitaplar!

Kitabın kapağını bile kaldırmadan, kendisine imzalanmış bir kitabı paçavra gibi bir yere fırlatıveren gazeteciler, bürokratlar, işadamları, politikacılar tanıdım ben...

Yoksa onlara mı gönderiliyor bu kitaplar?

***

Bu haftaki yazı, biraz "light" mı oldu ne?

Galiba öyle...