Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yeni Osmanlı, mutlak butlan ve krizin arka planı: CHP’de kim, ne diyor?

AKP’nin CHP’ye yönelik mutlak butlan müdahalesi sonrası tüm odak doğal olarak hukuksuzluğa ve iktidarın yargı eliyle bir partinin içişlerine müdahalesine çevrilmiş durumda. Kimin ne dediği, neyi savunduğu bu toz duman için de pek de gündem olmuyor. Bu haberde, odaklanılmayan bu başlığın ayrıntılarına eğileceğiz. Bugün yaşanan krizi anlamak, iktidarın saldırısının neden püskürtülemediğini yerli yerine oturtmak adına.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 10.06.2026 , 12:41

AKP’nin CHP’ye müdahalesi her açıdan tartışılmaya, gündem olmaya devam ediyor.

Her gün CHP’ye ilişkin bir kavga ya da gerilim gündemin ilk sırasına yerleşirken, tüm bu yaşananların arka planı ise fazlasıyla göz ardı ediliyor.

Oysa arka planda yaşananlar, bugün olanları anlamak için fazlasıyla ipucu sunuyor.

Bu haberde o ipuçlarını yerli yerine oturtmaya çalışacağız.

Buraya nasıl gelindi?

AKP iktidarı 25 yıldır Türkiye sermaye sınıfının, patronların çıkarlarını en iyi temsil eden parti olduğu için düzenin gücünü arkasına almış durumda.

AKP burada tekleşmek, temsiliyeti daha uzun yıllar elinde tutmak istiyor, burası açık.

Bugün yaşanan kriz, düzenin Erdoğan’a alternatif figürler ortaya çıkarma arayışının bir sonucu.

Bu arayışın adreslerinden biri olan İmamoğlu, iktidarın operasyonuyla tutuklanmış, cezaevine atılmış durumda.

Son 20 yılda, AKP iktidarında sermayelerine sermaye, güçlerine güç katan AKP içindeki Cumhurbaşkanımız sonrası yapılan planlarda Ekrem İmamoğlu projesine evet diyen iş dünyası ve siyasetçiler konuşulmalı.

AKP’li Metin Külünk’ün aylar önce yaptığı bu açıklama ve “Bizzat AKP içinde İmamoğlu’na destek veren isimler var” sözleri AKP’nin İmamoğlu operasyonunun arka planını da anlatıyor aslında.

Erdoğan sonrasında İmamoğlu hazırlığının AKP’li yıllarda semiren patronların da radarına girdiği, hatta AKP içine dahi sızdığını gören iktidar kadrolarının bir bölümü, operasyonun düğmesine basmıştı.

AKP patronlara da kendi içinde arayışa girenlere de “Erdoğan hâlâ burada” diyor, alternatiflerin önünü kesiyordu.

Bu kesiş, CHP kurultayı sonrası partinin fiili lideri olan İmamoğlu’nu demir parmaklıklar ardına hapsedince, “vekaleten” CHP’nin başına geçtiği söylenen Özgür Özel’in öne çıktığı, liderleştiği süreç başladı.

Özel bu süreçte kendisi de açıkça dile getirdiği üzere AKP içinden çok fazla veri ve bilgi aldı.

Bu bilgilerin kaynağı, yukarıda da işaret edilen AKP içindeki krizle yakından ilgiliydi. Parti içinde İmamoğlu ve CHP operasyonlarına karşı olan isimler vardı ve bu isimler Akın Gürlek’e ilişkin CHP’ye bilgi veriyordu.

8 Aralık’ta Meclis’te AKP’lilere seslenip, “Bana artık Gürlek’le ilgili dosya iletmeyin, kendi genel başkanınıza iletin” diyordu Özel:

Yok başsavcıya ait MASAK raporu, yok mal varlığı, yok villa tapusu, yok yüz milyonluk villa almaya niyet, yok Lüksemburg’daki çift maaş, yok efendim senfoniler ıvırlar zıvırlar…

O Başsavcı daha sonra Adalet Bakanı oldu, CHP’ye mutlak butlan kararının temel dayanağı olan Muhittin Böcek ve Özkan Yalım’ın itirafçı olduğunu canlı yayında açıkladı.

Özel, bu hamlenin ardından tam bir kuşatma altına alındı ve kısa süre içinde bu kuşatma mutlak butlan kararıyla noktalandı.

Şimdiyse Özel’in liderliğini yaptığı CHP kadrolarına yönelik yeni operasyon adımları iktidar eliyle ısıtılmaya başlandı bile.

Peki, neden?

AKP, yine Özel’in de işaret ettiği gibi, “İmamoğlu kırmızı çizgisini anlamış”, “bu döneme uygun bir CHP istikameti” istiyordu.

Bu olamadığı oranda, CHP içindeki hizipli yapısı da kullanılarak bir kuyunun içine atılmak istendi.

Bunu yapmak için önce kendi içindeki krizi çözmek zorunda olan AKP, yol aldığını düşündüğü ilk anda hamlesini yaptı.

Bu hamlenin bir sonucu olarak şu anda CHP her anlamıyla paralize olmuş, tamamen kilitlenmiş durumda.

Bu kilit hali neden savuşturulamıyor?

Bunu anlamak için kimin ne dediğine, nasıl bir pozisyon aldığına yakından bakmak gerekiyor.

Kılıçdaroğlu Yeni Osmanlı seferine gönüllü yazıldı

Osmanlı'nın topraklarına bakın, o coğrafyada yaşayan insanlara bakın; Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır. Biz dünyanın önemli, sayılı ülkelerinden birisi olmak zorundayız. Küçülerek değil büyüyerek gitmek zorundayız.

Malum, geçtiğimiz hafta Kılıçdaroğlu’na yakın bir isim olan Bülent Kuşoğlu’nun “devlet aklı” sözleri çokça tartışıldı.

Kılıçdaroğlu bu sözleriyle “devlet aklı” denilen şeyin sermaye sınıfının çıkarları ve stratejisinden başka bir şey olmadığını teyit etmiş oldu.

AKP iktidarının uzun yıllardır Cumhuriyet’i tasfiye edip Yeni Osmanlı hayalini patronlarla birlikte her şeyin merkezine yerleştirdiği açık.

Kılıçdaroğlu, “Yeni CHP” olarak tanımlanan CHP’deki dönüşümü tam da bunun için hayata geçirmişti.

“Laiklik tehdit altında değil” sözlerinin sahibi de, partiyi DEVA, İYİ, Saadet ve Gelecek’in koordinatlarına yerleştiren de oydu.

Şimdi koltuk ona yeniden verildiğinde, daha fazlası için hazır olduğunu ilan ediyor Kılıçdaroğlu.

Dünkü konuşmasında açık açık ilan ettiği üzere Yeni Osmanlı güzellemeleri tam da bunun için.

Sadece bunu yapmıyor Kılıçdaroğlu, bir de açık açık çarpıtmada bulunuyor:

Mehmet Şimşek’i getirdiler, İngiltere'den getirdiler beyefendiyi. Enflasyonu indirecekti, fakir fukarayı koruyacaktı. Ya ezilen fakir fukara, köşeyi dönenler yine bizim beşli çeteler; bu nasıl bir düzendir ya! Bu düzeni değiştireceğiz. Değiştireceğiz, emin olun bu düzeni değiştireceğiz.

2023 seçimleri öncesi hem Erdoğan’ın hem de Kılıçdaroğlu’nun ekonominin başına geçirmek istediği isimdi Mehmet Şimşek. Kılıçdaroğlu’nun diğer formülü de malum, Şimşek’in “çömezi” Ali Babacan’dı. Yıllarca emekçileri yoksullaştıran isimleri ekonominin başına geçirmek isteyen bizzat kendi değilmiş gibi konuşuyor şimdi Kılıçdaroğlu. Üstelik yine tüm bu yoksulluğun kaynağı sadece “beşli çeteymiş” gibi, onları hedef alıp, Koçlar ve Sabancıların rollerini gizlemeye devam ediyor.

Ve en sonunda daha en başından beri Amerikancı, NATO’cu bir pozisyon alan kendisi değilmiş gibi, Özel’i “dışarıdan yardım istemekle” suçluyor.

Ancak ne yaparsa yapsın, Kılıçdaroğlu’nun şu anda CHP tabanının temsiliyetini alma ihtimali sıfırlanmış durumda. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’na bakınca umutsuz bir Yeni Osmanlıcı aktör görünüyor sadece.

Özgür Özel ne diyor?

Özel, dün Meclis’te partisinin grup toplantısında, 7 TİP’linin öldürülmesinden sorumlu isimlerin Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP binasına girdiğini söyleyip tepki gösterdi.

Ancak aynı Özel, bu sözlerinden kısa süre önce Amerikan Newsweek dergisine şunları yazmıştı:

Yürüttüğümüz demokratik mücadele yalnızca Türkiye’nin demokratik geleceğini ve dünyanın stratejik açıdan en önemli ülkelerinden birinin istikrarını belirlemeyecek. Aynı zamanda bölgemizin, Avrupa’nın ve NATO’nun güvenliğini de şekillendirecek.

7 TİP’linin katilinin iplerinin NATO’nun ülkemizdeki kontrgerilla şebekesinin elinde olduğu çok açıktı oysa…

Bir ek daha… AKP’nin 25 yıllık iktidarının en büyük güvencelerinden biri olan, Cumhuriyet’in tasfiyesinde kilit rol oynayan Koç’un 100. Yıl buluşmasına katılıp orada Bahçeli’nin elini sıkan Özel’in sadece bu hamlesi de çok şey anlatıyor bizlere.

Sonuç olarak NATO ve sermaye sınıfına bağlılık konusunda netlik varsa, orada oyunun kuralını başta da aktardığımız üzere bu düzenin kendisi belirliyor.

Ve bu düzenin tarafı şu anda açık şekilde Erdoğan’dan yana.

Dolayısıyla CHP’nin maruz kaldığı saldırıları neden püskürtemediğini anlamak için tam olarak buralara bakmak gerekiyor.

Neden önemli?

Ülkemizde tarihte görülmemiş oranda bir yoksullaşma yaşanıyor. Ülkenin bağımsızlığı ve güvenliği ABD ve NATO eliyle tehlikeye atılıyor ve tüm bunlara eşlik eden şekilde halkın seçme ve seçilme hakkına diledikleri gibi müdahale ediyorlar.

Oysa ortada tüm bu adımları hiçbir sıkıntı yaşamadan atma gücüne sahip olan bir iktidar ve düzen yok.

Çıkış, tüm bu saldırının kaynağı olan düzene karşı halkın örgütlü bir şekilde ayağa kalkmasının yollarını aramaktan geçiyor.

O yol patronlarla, NATO’yla, ABD’yle veya AB’yle kesiştiği oranda çıkmaza giriyor. Yaşadığımızın özeti tam olarak budur.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.