Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

TELE1'e kayyım ve Merdan Yanardağ'a tutuklamanın birinci yılı: Süreçte neler yaşandı?

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, “siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklanalı bir yıl oldu. İfadesi bile alınmadan kanala kayyım atandı, kanal 28 milyon liraya satışa çıkarıldı. Çalışanların kurduğu Tele2’ye RTÜK 2 milyon liralık lisans faturası çıkardı, ekip Tele3’e geçti. Davada üç duruşma yapıldı, üçünde de tahliye çıkmadı. Mahkemenin MİT’e yazdığı “casusluk faaliyeti var mı?” yazısının yanıtı son duruşmada da dosyaya girmemişti.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.10.2026 , 00:19 Güncelleme Tarihi: 27.10.2026 , 00:20

Gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutukluluğunun birinci yılı doldu.

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Yanardağ, 24 Ekim 2025 Cuma günü gözaltına alınmış, 26 Ekim Pazar’ı 27 Ekim Pazartesi’ye bağlayan gece “siyasal casusluk” (TCK 328/1) suçlamasıyla tutuklanmıştı. Aynı soruşturmada, başka dosyalardan zaten tutuklu olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve danışmanı Necati Özkan hakkında da tutuklama kararı verilmişti. Dosyanın merkezindeki Hüseyin Gün ise zaten 4 Temmuz'da tutuklanmıştı.

Bir yıl sonra tablo şöyle: Savcılık dört sanık için 15 yıldan 20 yıla kadar hapis istiyor. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde üç duruşma yapıldı, üçünde de tutukluluk devam etti, dava 23 Aralık’a ertelendi.

“Hangi devlet sırrı, hangi yabancı yapıya aktarıldı?” sorusu ise dava boyunca somut biçimde yanıtlanmış değil. Buna karşılık TELE1, Yanardağ’ın ifadesi bile alınmadan kayyıma devredildi, ilk duruşmadan önce de “yok pahasına” satışa çıkarıldı.

24 Ekim 2025: Sabah baskın, akşam kayyım

Polis ekipleri 24 Ekim sabahı TELE1 binasına gitti, Yanardağ’ın hem kanaldaki odasında hem evinde arama yapıldı, Yanardağ gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “casusluk suçundan yakalanarak gözaltına alındığını” duyururken yandaş A Haber, tutuklu Hüseyin Gün’le teması olduğu iddiasını öne sürdü.

Akşam 19.28’de, Murat Taylan ana haber bültenini sunarken kayyım heyeti kanala girdi ve yayın kesildi. Yanardağ henüz Emniyet’te ilk ifadesini bile vermemişti. TELE1’in ekrandaki son sözü “Yalanlara teslim olmayın” oldu. Sulh ceza hâkimliği kararlarıyla TMSF yönetim kayyımı olarak atandı. Kayyım olarak Yeni Şafak yazarı İbrahim Paşalı görevlendirildi. Kayyım yönetimi ilk dakikadan haber bültenini kaldırıp belgesel yayınına geçti, internet sitesine yeni haber girişini yasakladı.

Savcılık, hangi şirketlerin TELE1’in sahibi olduğunu belgelere doğru yansıtmamış, birden fazla şirket bulunduğunun ve bunların hiçbirinde Yanardağ’ın sahiplik payı olmadığının da farkında olmamıştı. Kanala el koyma kararı, o tarihte ortada tek bir ifade bile yokken verilmişti.

Suçlama: Bağışlar, ‘soru desteği’ ve 2019’a uzanan bir kurgu

Dosyanın çıkış noktası bir 112 ihbarı. Gün’ün “manevi annem” dediği Seher Alaçam’ın oğlu Ümit Deniz Alaçam, 2 Mart 2025’te 112’yi arayıp Gün’ü “casus” diye ihbar etti. 6 Mart’ta Gün’ün evde bıraktığı cihazları ve not defterlerini polise teslim etti. Dosya dört ay bekletildi. Gün 30 Haziran’da yurtdışı dönüşü havalimanında yakalandı, 4 Temmuz’da tutuklandı.

4 Şubat 2026’da çıkan, 160 sayfayı aşkın iddianamenin kurgusu şöyle: 2019’da iptal edilen İstanbul seçiminin ikinci turu öncesinde Necati Özkan İBB verilerini internete yükledi, Gün bunları yabancı istihbarat servislerine ulaştırdı, seçime 10 gün kala analiz edilen veriler İmamoğlu’na tavsiye olarak döndü, seçim bu sayede kazanıldı.

Yanardağ’ın payına düşen rol ise 2023 seçim yenilgisinin ardından TELE1’de Kılıçdaroğlu’na sorular sorarak CHP’yi ele geçirmeye çalışmak. Arada tam dört yıl var ve iddianame bu iki olayı aralarında ne yaşandığını söylemeden yan yana koyuyor.

Savcılığın “delil” diye önüne koyduğu malzeme ise Seher Alaçam’ın TELE1’e dönem dönem yaptığı küçük bağışlar ile Yanardağ’ın Kılıçdaroğlu programının ardından Gün’e yazdığı “Soru desteğiniz için teşekkürler” cümlesi.

Yanardağ bağışları muhasebeleştirdiğini, Gün’den hiçbir ad altında para almadığını söyledi. Gün de mahkemede “Bu para TELE1’in elektrik faturasını bile ödeyemez” dedi. Yanardağ’ın “asla yönlendirmeyle kalemini oynatmayacağını” ekledi.

Merdan Yanardağ'ın Tele1 Genel Merkezi'ndeki odası.

Gece yarısı tutuklama

Pazar sabahı 10.30’da adliyeye getirilen sanıkların ifadeleri gün boyu birer birer düştü.

Adliyenin karşısında bekleyen TELE1 çalışanları ve gazeteciler Yanardağ’la ilgili bölümleri okuyunca aynı hükme vardı: Birkaç bağıştan başka bir şey yoktu.

Yanardağ telefonunun şifresini savcılıkla paylaştı, mesajlaşmalarının okunmasını istedi. Savunmasını “Ben sol görüşlü ve yurtsever bir gazeteciyim” diyerek yaptı. Gece 02.00 sularında tutuklama kararı çıktı.

Yanardağ için yeni değil: Ergenekon’dan montaj videoya

Yanardağ’ın iktidarın hedefi olması ilk kez değil. 2013’te Ergenekon davasında tutuklandı, 10 yıl 6 ay hapse çarptırıldı, yaklaşık altı ay tutuklu kaldıktan sonra Mart 2014’te tahliye oldu.

Haziran 2023’te TELE1’deki bir programdan montajlanan bir kesit yüzünden 101 gün tutuklu kaldı, 2 yıl 6 ay hapis cezası ve tahliye aldı.

Casusluk operasyonundan kısa süre önce ise bir alt bant yazısı nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” soruşturması açılmış, Yanardağ’a yurtdışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü getirilmişti.

TELE1: İfade yok, kayyım var, duruşma yok, satış var

Kayyım yönetimindeki TELE1’de önce işten çıkarmalar başladı. Ocak 2026’da “maddi gerekçelerle” çıkarılan emekçilerin sigortası kesilirken kanal İstanbul’daki metro istasyonlarına reklam verdi. 25 Nisan 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan ilanla “TELE1 TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğü” 28 milyon TL muhammen bedelle satışa çıkarıldı. Teminat 2 milyon 800 bin lira, teklif son günü 16 Haziran, açık artırma 17 Haziran’dı.

Satış ilanı, ilk duruşmaya 16 gün kala geldi. Yanardağ, Silivri’den soL’a gönderdiği mektupta “önce kayyım atadılar, şimdi de henüz mahkemeye, ilk duruşmaya çıkmadan yok pahasına satmaya kalkıyorlar” dedi. Bu fiyatın TELE1’in üç aylık işletme giderinin altında olduğunu, daha önce kanala bu bedelin 15 katı teklif edildiğini ama satmadıklarını, satsalardı belki Silivri’de olmayacaklarını söyledi.

TMSF satış yönetmeliğinin 28. maddesine dayanarak ihaleyi durdurdu. Murat Taylan’ın ifadesiyle TMSF bundan sonra yeni bir ihale de açabilir, şirketi tasfiye de edebilir. 6 Temmuz’daki duruşmada mahkeme, TELE1 üzerindeki kayyım kararının kaldırılması talebini reddetti.

Kayyım kararırının ardından TELE1 önünde Türkiye Komünist Partisi ve Patronların Ensesindeyiz İletişim Emekçileri Dayanışma Ağı'nın ortak eylemi. Tarih, 25.10.2025.

Tele2, Tele3: Kanal yoksa YouTube, o da olmazsa başka bir yol

Kayyım yönetimine “sizinle çalışmayacağız, sizi meşrulaştırmayacağız” diyen TELE1’in ekran yüzleri, yöneticileri ve yazarları 31 Ekim 2025’te toplu istifa etti. Yaklaşık 100 kişilik bir ekip kanalda kaldı. İstifa edenler 15 Kasım’da, kayyımın TELE1’i kestiği saat olan 19.28’de TELE2 Haber’i internet ve YouTube üzerinden yayına soktu. Şubat 2026’da RTÜK, Tele2’den internet yayınları için iki ayrı lisans istedi ve başvuru için 72 saat süre verdi.

2 Ekim 2026’da Murat Taylan, RTÜK’ün iki lisans için istediği 2 milyon liralık bedeli ödeyemeyeceklerini açıkladı ve Tele2 Haber adıyla yayınları sonlandırma kararı aldıklarını duyurdu.

Tele2 Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Sarılar ise yeni adresin Tele3 Haber olduğunu duyurdu: “Yeni yayın mecramız Tele3 Haber siz izleyicilerimize emanet.”

Dava: Üç duruşmada da gelmeyen MİT yazısı

11–13 Mayıs 2026 – Birinci duruşma: Tutuklanmasından 196 gün sonra Yanardağ ilk kez hâkim karşısına çıktı. Gün savunmasında 15 Temmuz sonrasında devlet adına FETÖ’yle mücadele raporları hazırladığını, “Kara Hücre” adlı belgeleri kendisinin yazdığını, dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay’ın şirketine 1 Mayıs 2017’ye kadar “tam yetki” verdiğini söyledi. Bu yetki belgesi dosyaya girdi. 

Yanardağ 12 Mayıs’ta davanın iki amacı olduğunu söyledi: TELE1’i susturmak ve İmamoğlu’nun kazandığı seçimleri lekelemek. İddianameyi “yumurtasız omlet”e benzetti, savcılığın “mozaik sır” kuramını da “Soğuk Savaş artığı” bir kafa olarak niteledi. Yanardağ ayrıca “para almadım” cevabının savcılık ifadesinde “dolaylı itiraf” diye tutanağa geçirildiğini söyledi. Cezaevinde haftada 10 dakika telefon hakkı verildiğini, buna karşılık uyuşturucu kaçakçılarının daha fazla görüşme hakkı olduğunu da ekledi. Mahkeme, MİT’e yazı yazarak sanıkların “casusluk faaliyetinde bulunduğuna” dair rapor ya da tespit olup olmadığını sordu ve tutukluluğun devamına karar verdi.

Savcılık ara mütalaasında, iddianamedeki bilgi ve belgelerin devlet sırrı olup olmadığının değerlendirilmesini talep etti. Yani soruşturma, gözaltı, tutuklama, iddianame ve kanala el koyma bittikten sonra mahkemeden “bu bilgiler sır mı?” sorusuna yanıt isteniyor. İddianamenin 43. sayfasına göre ise MİT, 2025/86 sayılı yazısıyla Gün’ün telefon rehberindeki isimler hakkında zaten araştırma yapmıştı. Savcılık, Gün’ün “Kara Hücre” belgeleri için de iddianamede “Çok Gizli, Hassas” demiş, ama 262 sayfalık ifadede bu belgelerle ilgili tek soru sormamıştı.

6 Temmuz – İkinci duruşma: MİT’in yanıtı gelmemişti. Savcı tutukluluğun devamını istedi, mahkeme dört sanığın tutukluluğunun devamına ve TELE1 üzerindeki kayyım kararının kaldırılması talebinin reddine karar verdi. Yanardağ salondan “Hayatını NATO’ya karşı mücadele ile geçirmiş insanlar siyasi casusluk ile suçlanıyor” diye seslendi.

29 Eylül – Üçüncü duruşma: Savcı bu kez de üçüncü celsede dahi mahkemeye ulaşmayan MİT müzekkeresinin akıbetinin sorulmasını talep etti ve yine tutukluluğun devamını istedi. Mahkeme tutukluluğun devamına karar verdi, duruşma 23 Aralık’a ertelendi. 

Dava 23 Aralık’ta devam edecek, mahkemenin MİT’e sorduğu soru ise hâlâ yanıtsız.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.