Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

SGK'da devlet katkısı kaldırıldı: 'Açık kapatma' kılıfı emekli haklarını nasıl tehdit ediyor?

SGK'ya aktarılan yasal devlet katkısı kaldırıldı, yerine AKP'nin takdirine bağlı "açık kapatma transferi" getirildi. Kurum bütçesinde suni bir açık algısı yaratacak düzenleme, artan emekli nüfusa rağmen sosyal güvenliğe ayrılan kaynakların kısıldığı gerçeğini gizleyecek, emeklilerin hak ve zam taleplerinin "kasada para yok" bahaneleriyle geri çevrilmesine zemin hazırlayacak.

Fotoğraf: ANKA

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.07.2026 , 14:48

AKP'nin Meclis’ten geçirdiği torba kanunla, Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) yıllardır yapılan devlet katkısı uygulamasına son verildi. Bundan sonra aynı para "açık kapatma transferi" olarak kaydedilecek.

Ayrıca malullük, yaşlılık, ölüm ve genel sağlık sigortası primleri için Hazine'den SGK'ya kaynak aktarılmasını zorunlu kılan madde de kanundan silindi.

AKP, bu değişikliklerin sadece teknik bir sadeleştirme olduğunu iddia ediyor. Yetkililer, "devlet katkısı" ile "açık finansmanı" adı altında yapılan ödemelerin tek bir kalemde toplanarak bütçe takibinin kolaylaştırılacağını, nakit olarak SGK’ya aktarılan toplam paranın azalmayacağını savunuyor. 

Ancak masumane görünen bu gerekçe, aslında gerçeği gizlemek için kullanılan bir kılıf.

Çalışma ekonomisi uzmanı Prof. Aziz Çelik, BirGün'de kaleme aldığı köşe yazısında düzenlemenin özünü şöyle tanımladı:

"Eski düzende katkı, formüle bağlı, yasayla güvence altına alınmış, koşulsuz bir yükümlülüktü. Yeni düzende transfer, ihtiyaç oldukça yapılan, takdiri bir açık finansmanı yöntemine dönüşüyor: SGK geçmiş alacaklarını tahsil eder ya da mal varlığını satarak ek gelir elde ederse, o ay Hazine'den destek yapılmayacak veya daha az destek yapılacak. Bu, devletin sosyal güvenliğe kural-temelli, otomatik taahhüdünü, konjonktürel ve koşullu bir kaleme indirgiyor."

Yasal güvenceden takdiri transfere

Söz konusu devlet katkısı 2008 yılında yine AKP iktidarı tarafından çıkarılan yasayla güvenceye alınmış ve formüle bağlanmıştı. Hazine tarafından otomatik olarak her ay SGK’ya aktarılan bu pay, kurumun mali yapısını destekleyen en önemli unsurlardan biriydi.

Ancak aradan geçen 18 yılın ardından iktidar, kendi getirdiği bu kurallı ve otomatik aktarım mekanizmasını ortadan kaldırdı. Artık devletin sosyal güvenliğe yapacağı destek, yasal bir zorunluluk olmaktan çıkarılarak hükümetin ve hazinenin keyfine, yani o günün ihtiyaçlarına bağlı takdiri bir transfer haline getirildi. 

Nakit miktar kağıt üstünde aynı kalacak olsa bile, uygulamanın hukuki niteliği kökten değişti. Güvenceli bir yasal yükümlülük ortadan kalktı, yerine tamamen hükümetin takdirine tabi bir bütçe kalemi konuldu.

Suni kriz algısı yaratılacak

Bugüne kadar devlet katkısı SGK bütçesinde düzenli bir "gelir kalemi" olarak kaydediliyordu. Yeni dönemde ise aynı para "açık kapatma transferi" etiketiyle yer alacak. Bu durum SGK’nın mali tablolarında kurumun devasa bir açıkla karşı karşıya olduğu algısını yaratacak.

Örneğin, 889 milyar liralık devlet katkısı sayesinde 2025 yılını yaklaşık 35 milyar lira fazlayla kapatan SGK, bu yeni sistem yüzünden 2026 yılında 1 trilyonu bulan bir açıkla baş başa kalmış gibi gösterilecek. İktidar, emeklilerin taleplerini geri çevirirken bu bahaneyi kullanabilecek.

Oysa iddia edilenin aksine SGK'nın iflas etmesi mümkün değil. Zira SGK, idari ve mali açıdan tamamen bağımsız bir özel kurum değil. Harcamaları fiilen devlet harcamalarıdır ve kurumun gelirleri de kamu geliridir.

Özel sigortalar topladıkları primleri ayrı hesaplarda tutup faizle nemalandırırken, SGK’da bugün toplanan primler bugün emekli olanların aylıklarına ödenir. Dağıtım sistemi olarak bilinen bu modelde kurumun batması gibi bir durum söz konusu değil. Sosyal güvenlikteki açık kavramı, özel bir şirketin iflası anlamına gelmez, aksine devletin sosyal güvenlik için ayırdığı kamu harcamasının miktarını ifade eder. Emekli aylıkları bir ticaret malının getirisi değil, anayasal bir sosyal haktır.

18 yılda kamu katkısı kuşa çevrildi

Resmi verilere bakıldığında 2008 yılında başlatılan devlet katkısı uygulamasının aslında kamunun sosyal güvenliğe sağladığı toplam desteği artırmadığı, aksine yıl içinde ciddi biçimde azalttığı görülüyor.

2002 yılında toplam kamu katkısının kurum gelirlerine oranı yüzde 40 seviyesindeyken, bu oran 2004'te yüzde 46'ya, 2009'da ise yüzde 51'e çıktı. Ancak sonraki yıllarda düşüşe geçerek 2025 yılında yüzde 15'e kadar geriledi. 

Emeklilerin yoksullaşmasının asıl sebebi 

2002 yılında Türkiye'de toplam emekli dosyası sayısı 5,9 milyon iken, bu sayı 2025 yılında 16,2 milyona ulaşarak, emekli dosyası sayısı endeksini 275'e yükseltti. Sistemi besleyen emekçi nüfus ve hak sahibi sayısı üçe katlanırken, devletin sosyal güvenliğe aktardığı toplam kamu katkısının kurum gelirleri içindeki payı tam tersi bir yönde hareket ederek yüzde 40'tan yüzde 15'e çakıldı.

Milyonlarca yeni emekli sisteme dahil olmasına rağmen kamu kaynaklarının bu oranda kısılması, SGK’nın toplam gelirlerinin yetersiz kalmasına ve sonuç olarak emeklilere sefalet ücretlerinin reva görülmesine yol açtı. İktidar, bilinçli bir politika olarak kamu katkısını azaltarak sosyal güvenliğe ayrılan toplam pastayı küçülttü.

Şimdi ise yapılan yasa değişikliğiyle, zaten kuşa çevrilmiş olan kamu desteği yeniden "kara delik" olarak damgalanacak, böylece emeklilerin zam talepleri "kasada para yok, açık çok büyük" bahaneleriyle geri çevrilecek.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.