Ölümün ağırlığı
Elia Rosa Yera Zayas Bazán
"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılıyor.
ABD’nin Venezuela’ya düzenlediği saldırıda hayatta kalan Kübalı asker Yohandris Varona Torres’in tanıklığını ve Venezuela’da yaşananlara dair kişisel anlatısını aktaran bu yazıyı soL okurlarıyla paylaşıyoruz.
3 Ocak’ta Venezuela’da hayatını kaybeden 32 Kübalının ardından düzenlenen anma töreninde konuşan Varona Torres'ın anlattıkları, Kübalıların dayanışma ve enternasyonalist görev ahlakına dair çok kıymetli bir tanıklığı ifade ediyor.
Ölümün Ağırlığı
Yohandris Varona Torres, bu sabah Camagüey’de Nicolás Guillén Protokol Salonu’nda düzenlenen anma töreninde, 3 Ocak’ta Venezuela’da şehit olan 32 Kübalının fotoğraflarını gördüğünde duygulanmaktan kendini alamadı. Bu, onları ilk görüşü değildi. Fotoğraflardaki yüzler ona yabancı değildi. Onlar, onun silah arkadaşlarıydı. Ölüm ailenize, dostlarınıza, ekibinize gelince daha da gerçek oluverir.
Az konuştu. Belki de kelimeleri bulamadı. Acısını anlamamıza yetecek kadar konuştu. Hepi topu beş dakikayı aşmadı sözleri. Yürüyüşü dimdikti, ama gözlerinde anlatması imkansız bir hüzün duruyordu hâlâ. Camagüey’in Vertientes bölgesinden olan Yohandris, saldırı gerçekleştiğinde Venezuela’da kişisel güvenlik görevlisi olarak iki ay altı gündür görev yapıyordu; bu, 23 yıllık askerlik hizmetindeki en yoğun deneyimdi ve aynı zamanda ilk enternasyonalist göreviydi.
“Bizi tarayan uçaklara karşı orada çarpıştık. Silahlarımız daha küçük olmasına rağmen savaşmaktan vazgeçmedik, karşı koyduk. Eğitimim var, nasıl savaşılacağını biliyorum ama bizden üstündüler. O anda tek düşüncem çatışmaktı. Ateş etmek gerekiyordu ve ben de ateş etmeye başladım.”
“O gece nöbete gece yarısı girmiştim; altı saat sürecekti nöbetim. Saldırı yaklaşık sabah 02.00’de gerçekleşti. Gecenin bir vaktiydi. Her yer karanlıktı. Bir helikopter üstüne geliyorsa, yapılacak tek şey ona ateş etmek ve kendini savunmaktır. Biz de öyle yaptık. Son ana kadar ateş etmeye devam ettik.”
Yohandris —adının ortasında ‘h’ harfi olduğunu özellikle vurgulamıştı— o gece oradaydı; Küba’nın dört bir yanından gelip orada düşen silah arkadaşları ile aynı yerde. Bu iyi Kübalı hepsini sırtlandı; bugün onun taşıdığı ve hâlâ taşımakta olduğu yükü, ölümü, acıyı, elinden bir şey gelmemesi duygusunu ve adaletsizliği ancak hayal edebiliyorum.
“Yoldaşlarımız bütün Küba için birer onurdur. Onlar benim kardeşlerimdi. Benimle birlikte çalışıyorlardı. Hepsinin düştüğünü gördüm ve hepsini ben taşıdım. Bunun için orada kimseden destek yoktu ama hiçbir beden de ortada kalmadı. Onları kendi koğuşlarımızdan birinde muhafaza ettik. Hissettiğim acıyı anlatamam. Ama en azından kimse Venezuela’da kalmadı. Buradalar, vatanımızdalar.”
“Ülkeme karşı, nerede gerekirse düşmana karşı koymak için her zaman hazır olacağım. Kumandan (Fidel’i kastediyor) bize böyle öğretti. Yoldaşlarımın ölümü de boşa olamaz.”
Acıyı içinde taşıyor. Midesinin hemen üstünde. Bana söylemesine gerek yok. Biliyorum. Asil insanlar onu böyle hisseder. Orada, biraz daha yukarıda, boğazında ise; kendilerine iyi insanların hayatını almaya hak ve güç atfedenlere duyulan hınç ve öfke, ne diyeceğini bilememe, kollarında adaletsiz bir ölümün ağırlığını taşımanın utancı.
Yazar: Elia Rosa Yera Zayas Bazán
Çeviri: Can Seven
Tarih: 16 Ocak 2026
Kaynak: Adelante.cu
