Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Küba dostları Moncada Kışlası Baskını'nın 73. yılı için Ankara'da buluştu: 'Küba boyun eğmeyecek!'

26 Temmuz 1953 tarihinde gerçekleşen ve Küba devriminin kıvılcımını yakan Moncada Kışlası baskınının 73 yıl dönümü Ankara'da düzenlenen etkinlikle anıldı. Küba'nın Ankara Büyükelçisi'nin de katıldığı etkinlikte, Küba'nın ağırlaştırılan ablukaya karşı sergilediği yaratıcı direniş ve dayanışma kültürü vurgulandı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 25.07.2026 , 22:27

26 Temmuz 1953, Fidel'i, Che'yi, yoldaşlarını ve Küba halkını Batista rejimine karşı zafere götüren sürecin önemli uğraklarından birisi. Küba halkı 26 Temmuz tarihini “Ulusal İsyan Günü” olarak kutluyor.

Yarın Moncada Kışlası Baskını'nın 73. yıl dönümü... Bu tarih Küba halkı ve Küba Devrimi için özel bir gün olarak kabul ediliyor. 26 Temmuz aynı zamanda devrimi yapacak hareketin de ismi.

26 Temmuz'un arefesinde devrimin dünü ve bugün Ankara'da, José Martí Küba Dostluk Derneği ve Seyran Semt Evi tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuşuldu. Küba'nın boyun eğmeyen mücadelesinin ele alındığı bu buluşmaya, Küba Ankara Büyükelçisi Alejandro Francisco Diaz Palacios da katılım gösterdi.

'Küba dayanışma ve kolektif bir akılla zor günleri atlatmaya çalışıyor'

Etkinlikte ilk sözü alan José Martí Küba Dostluk Derneği Genel Sekreteri Aslıhan Ilgaz, Küba'nın güncel durumuna ve maruz kaldığı ağır yaptırımlara dikkat çekti. Ülkenin ithal ve rafine petrole erişiminin engellendiğini, bedeli ödense dahi enerjiye ulaşılamadığını belirten Ilgaz, Ocak ve Mayıs aylarındaki yaptırımların ardından son haftalarda koşulların daha da ağırlaştığını kaydetti.

Ilgaz, bu zorluklara rağmen Küba halkının eşsiz bir mücadele örneği sergilediğini ifade ederek, "Küba bütün bunlara rağmen toplumsal bir dayanışmayla, kolektif bir akılla ve yaratıcı bir direnişle bu çok zorlu günlerini atlatmaya çalışıyor" dedi.

Sadece Temmuz ayı içerisinde elektrik şebekesinin ülke çapında üç kez çöktüğünü hatırlatan Ilgaz, Küba yönetiminin bu krizlere karşı hızlıca yeni sistemler kurarak çözüm ürettiğini anlattı. Küba'nın, bu mikrosistemleri öncelikli olarak hastanelere, su pompalama tesislerine ve telekomünikasyon sistemlerine entegre ederek halkın en temel ihtiyaçlarını öncelediği belirtildi.

Toplumsal yaşamda dayanışmanın giderek arttığını vurgulayan Ilgaz, elektrik kesintileri sırasında mahallelerde ortak mutfakların kurulduğunu, gıdaların bozulmasını önlemek için yiyeceklerin tek bir merkezde toplanarak paylaşıldığını ve akşamların bir arada geçirilerek devrimci ruhun korunduğunu aktardı.

Bilim ve üretim alanındaki gelişmelere de değinen Ilgaz, Kübalı bilim insanlarının ithal yakıta bağımlılığı azaltmak adına yerli yakıtların ekstra rafinaja ihtiyaç duymadan santrallerde kullanılması üzerine başarılı denemeler yaptığını söyledi. Üretimin aksamaması için işçilerin, elektrik talebinin azaldığı gece vardiyalarında kendi inisiyatifleriyle çalıştıklarını belirten Ilgaz, "Bu durum halkta elbette bir yorgunluğa neden oluyor ancak herkes devrime koyduğu katkının toplumsal anlamını gördüğünde bundan mutluluk duyuyor" dedi.

'Güneş panellerimiz kısa süre içerisinde Küba'ya gönderilecek'

Eğitim sistemindeki aksamalara asla izin verilmediğini belirten Ilgaz, ilköğretimden üniversiteye kadar her kademede eğitimin inatla sürdüğünü, öğrencilerin mavi fularlarını kırmızı fularlarla değiştirdikleri geleneksel törenlerin ve mezuniyetlerin tüm toplumsal zorluklara rağmen atlanmadan gerçekleştirildiğini anlattı.

Enerji sistemindeki dönüşüme özel bir vurgu yapan Ilgaz, Küba'nın dev bir güneş enerjisi seferberliği başlattığını dile getirdi. Geçtiğimiz yıl yüzde üç seviyelerinde olan güneş enerjisi kullanım oranının bu yıl yüzde yirmilere yaklaştığını, biyoyakıt ve rüzgar enerjisi entegrasyonuyla enerji sisteminde mühendislerin yoğun mesaisiyle bir hibritleşme hamlesi yürütüldüğünü aktardı. 

José Martí Küba Dostluk Derneği'nin de uluslararası dayanışmanın önemli bir parçası olduğunu belirten Ilgaz, "Biz de güneş enerjisi panellerimizi Santa Clara'daki üç önemli hastanenin sağlık hizmetinin devamlılığı için kullanacağız ve bunları çok kısa bir süre içerisinde Küba'ya gönderiyor olacağız" ifadelerini kullandı.

Ülkede yakın zamanda kabul edilen 176 maddelik ekonomik ve toplumsal dönüşüm programı hakkında da bilgi veren Ilgaz, bu zorunlu adımların ana-akım medyada manipüle edildiğini belirtti. Batı medyasında atılan felaket tellallığı manşetlerini eleştiren Ilgaz, "Küba'yı ısrarla bir çöküşle tanımlama ve arkasındaki yaratıcı direnişi görünmez kılma uğraşına, Küba'nın piyasaya açıldığı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin isteklerine boyun eğdiği iddiaları eşlik ediyor" dedi. Kübalı yöneticilerin ve ekonomistlerin bu dönüşümlerin, sosyalizmin kazanımlarını koruyarak gerçekleştirileceğinin altını çizdiklerini, Fidel Castro'nun gerekli durumda yapılması gerekeni yapmak şiarıyla hareket edildiğini ve abluka engelini aşmak için kontrollü adımlar atıldığını anlattı.

ABD tarafından yakın zamanda yayınlanan ve Küba'yı "21 yüzyılın komünist tehlikesi" olarak tanımlayan rapora da değinen Ilgaz, bu raporun aslında bir yenilgi itirafı niteliği taşıdığını söyledi. Trump yönetiminin halkı yanlış bilgilendirerek manipüle etmeye çalıştığını, akıl dışı bir propagandayla ablukayı derinleştirdiğini vurgulayan Ilgaz, "Karanlıkta bile örgütlenen o hukuk ve direniş toplumunun, tıpkı Moncada Kışlası baskınında olduğu gibi bize feyiz olacak yeni deneyimler bırakacaklar" diyerek sözlerini tamamladı.

José Martí Küba Dostluk Derneği Genel Sekreteri Aslıhan Ilgaz

'Küba yalnız değildir ve siz bunu gösteriyorsunuz' 

Etkinlikte söz alan Küba'nın Ankara Büyükelçisi Alejandro Francisco Diaz Palacios, Küba halkına verdikleri büyük destek ve Santa Clara'daki hastanelere gönderilecek güneş panelleri kampanyası için José Martí Küba Dostluk Derneği'ne ve Türkiye Komünist Partisi'ne teşekkür ederek konuşmasına başladı. 

Büyükelçi, "Bir kez daha sizler gösteriyorsunuz ki Küba yalnız değildir ve bu dayanışmanız, çabalarınız asla unutulmayacak" dedi. Küba için yapılan dayanışma kampanyasının, Santa Clara'da savaşan Che Guevara ve yoldaşlarının mücadelesini onurlandıran tarihi bir anlamı olduğunu vurguladı.

Büyükelçi, konuşmasında 1953 yılındaki Moncada Kışlası baskınının tarihi arka planına geniş yer ayırdı. Bu destansı baskının, ulusal kahraman José Martí'nin yüzüncü doğum yılında gerçekleştiği için o dönemin devrimcilerine yüzyıl jenerasyonu denildiğini hatırlattı. 

Devrim öncesinde diktatör Batista'nın anayasayı ortadan kaldıran ve tamamen Amerika Birleşik Devletleri tarafından desteklenen askeri darbesine karşı demokratik yolların tükendiğini, bu nedenle Küba halkının mücadele kararı aldığını anlattı. O dönemde Amerika Birleşik Devletleri'nde yükselen McCarthycilik akımının yalnızca kendi vatandaşlarını kovuşturmakla kalmadığını, Latin Amerika'daki ilerici hareketleri ve komünist fikirleri darbe ve işgallerle ezmeyi hedeflediğini ifade etti.

Hedef olarak en önemli askeri karargahlardan birisi olan Moncada'nın seçilmesinin kesinlikle tesadüf olmadığını belirten Palacios, baskının Küba devriminin kalbi konumundaki Santiago de Cuba kentinde gerçekleştiğinin altını çizdi. Carlos Manuel de Céspedes'in 1868 yılında kölelerini özgür bırakarak başlattığı bağımsızlık ateşinin de Santiago de Cuba'nın yer aldığı tarihi Doğu (Oriente) bölgesinden doğduğunu hatırlatan büyükelçi, "Eğer ülkede ciddi bir kalkışma olacaksa ve Küba'nın kaderi değişecekse, Fidel bunun Santiago de Cuba'dan başlayacağını biliyordu" dedi.

Baskın planının Moncada ve takviyeleri engellemek için Bayamo'daki silahları ele geçirerek halkı silahlandırmayı amaçladığını ancak anlık da olsa başarısızlığa uğradığını aktaran Palacios, Fidel ve yoldaşlarının Sierra Maestra dağlarına çıkma kararı aldıklarını hatırlattı. Yakalanan birçok devrimcinin Batista diktatörlüğü tarafından işkenceyle infaz edildiğini, karşı safta yer alsa da onurlu bazı askerlerin ise Fidel'in grubunu infaz etmek yerine yargıya teslim ettiğini anlattı. Bu tarihi yargılama sürecinde Fidel Castro'nun yaptığı ünlü savunmaya değinen Palacios, "'Tarih beni aklayacaktır' konuşması, Küba devriminin sarsılmaz programı haline gelmiştir" dedi.

Küba'nın Ankara Büyükelçisi Alejandro Francisco Diaz Palacios

'ABD bizi savaşa sokarsa kanımızın son damlasına kadar savaşacağız'

Küba halkının örgütlü baskısıyla serbest kalan devrimcilerin Meksika'ya sürgüne gittiğini ve oradan devrimi başarmak üzere silahlarıyla geri döndüklerini belirten büyükelçi, bu süreçte Santiago de Cuba halkının devrimcilere verdiği karşılıksız ilaç, yiyecek ve sığınak desteğinin nihai zaferi getirdiğini vurguladı. Emsalsiz dayanışması nedeniyle Santiago'nun devrime katkılarından dolayı kahramanlık unvanı alan tek şehir olduğunu sözlerine ekledi.

Küba'nın güncel durumuna ve ablukaya karşı direnişine ilişkin Fidel Castro'nun devrim tanımına atıfta bulunan büyükelçi sözlerini şu ifadelerle noktaladı: "Devrim, değişmesi gereken şeyi değiştirmektir. İçeride ve dışarıdaki karşı devrimci unsurlarla mücadele etmektir ve yurtseverliği, dayanışma duygusunu asla kaybetmemektir. Küba bir barış ülkesidir ancak emperyalist ABD bizi savaşa sokarsa kanımızın son damlasına kadar savaşacağız. Yaşasın özgür Küba."

Etkinlik, Küba halkıyla dayanışmayı büyütmek ve ablukayı kırmak amacıyla başlatılan Küba'ya Güneş Topluyoruz kampanyasının güçlü çağrısıyla sona erdi.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.