Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kauçuktan karbon kredisine: Amazon’da patronlar bu kez ‘havayı’ satın almak istiyor

Bolivya Amazonu’nun kuzeyindeki Pando’da köy meydanlarında artık yalnızca bir sonraki Brezilya cevizi hasadı konuşulmuyor. Bölgeye gelen şirketler ve vakıflar, yerlilere gözle görülmeyen başka bir ürün için para vaat ediyor: Ormanların tuttuğu karbon. Bir asır önce kauçuk ve ceviz üzerinden yerli emeğine hükmeden patronların soyadıysa bugün karbon kredisi sözleşmelerinde yeniden karşılarına çıkıyor.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 17.09.2026 , 00:21

Bolivya Amazonu’nun kuzey bölgesinde bulunan Pando’da yaşayan Tacana, Ese Ejja ve Cavineña halkları için orman hiçbir zaman yalnızca üzerinde ağaç bulunan bir arazi olmadı. Nehirler, av alanları, tarım yapılan küçük bahçeler ve şifalı bitkiler gündelik yaşamın parçası; orman aynı zamanda kuşaklar boyunca aktarılan toplumsal hafızanın da taşıyıcısı.

Son yıllarda bu ormana dışarıdan bakanların gördüğü şeyse başka. Ağaçların atmosferden çektiği ve bünyesinde tuttuğu karbon artık uluslararası piyasalarda alınıp satılabilecek kredilere dönüştürülebiliyor. Şirketler başka yerlerde yarattıkları emisyonları bu kredilerle “dengeleyebiliyor”, ormanı koruyanlara da bunun karşılığında gelir vaat ediliyor.

Pando’daki bazı toplulukların buna verdiği isim daha basit: “Havayı satmak.

Ancak bu yeni piyasanın kurulduğu toprağın eski bir hikâyesi var.

 

Kauçuk geldiğinde de para vaat edilmişti

19. yüzyılın sonlarında dünya sanayisi kauçuğa ihtiyaç duydukça Amazon’un iç bölgelerine tüccarlar, şirketler ve büyük toprak sahipleri girdi. Bugünkü Bolivya’nın kuzeyi de kauçuk üretiminin merkezlerinden birine dönüştü.

Kauçuğu çıkaranlarsa çoğunlukla yerli halklardı. Onlara yiyecek, alet ve başka ihtiyaçlar avans olarak veriliyor, ardından bütün bunlar borç olarak yazılıyordu. Borç kapatılamadıkça işçi patrona bağımlı hale geliyor; çalıştığı bölgeyi terk etmek giderek zorlaşıyordu.

Bolivya’da bu sistem farklı biçimleriyle 20. yüzyıl boyunca yaşamaya devam etti. Kauçuk ekonomisi gerilediğinde yerini büyük ölçüde Brezilya cevizi aldı, fakat ormanı ve emeği kontrol eden patrón 1 düzeninin izleri kolay silinmedi.

Tacana, Ese Ejja ve Cavineña halklarının yaşadığı Çok Etnili Yerli Toprağı II, yani TIM II üzerindeki kolektif mülkiyet hakkı ancak 2001 yılında güvence altına alınabildi. Yaklaşık 400 bin hektarlık bu alan, onlarca yıllık yerli toprak mücadelesinin sonucunda elde edilmişti.

Aradan yirmi yılı aşkın süre geçti. Bu kez ormandaki ağaçların kesilmesi değil, yerinde kalması para ediyor.

Bolivya Amazonu’nda kauçuk üretimi sırasında işçiler ve işletme görevlileri. Kauçuk ekonomisi, bölgede yerli emeğini patronlara borçlandırma yoluyla bağlayan patrón düzeninin başlıca dayanaklarından biriydi. (Fotoğraf: Hecker ailesi koleksiyonu)

Bu kez ürün görünmüyor

Karbon kredisi sisteminin temel mantığı, belirli miktarda sera gazı salımının önlenmesini veya atmosferden çekilmesini ölçülebilir bir ürüne dönüştürmek. Ormanların korunmasıyla ortaya çıktığı kabul edilen bu “azaltım”, daha sonra şirketlerin ya da başka aktörlerin satın alabildiği krediler halinde piyasaya sürülüyor.

Sistemin savunucuları bunun iki sorunu aynı anda çözebileceğini söylüyor: Ormanı kesmeden ekonomik değer yaratılacak, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadele için finansman sağlanacak.

Bolivya uzun süre bu fikre karşı çıkan ülkelerden biriydi. “Toprak Ana’nın hakları” yaklaşımı, doğanın işlevlerinin bir meta gibi alınıp satılmasına mesafeli duruyor; karbon piyasalarıyla bağlantılı finansman mekanizmalarını büyük ölçüde dışarıda bırakıyordu.

Fakat Haziran 2024’te Anayasa Mahkemesi bu engelin önemli bir bölümünü kaldırdı. Kararın ardından hükümet karbon piyasasını düzenlemeye girişirken Pando’ya şirketlerin ve vakıfların ilgisi hızla arttı.

Aslında bazı sözleşmeler mahkeme kararından bile önce imzalanmıştı.

30 yıl boyunca karbonu kim satacak?

12 Mart 2024’te TIM II’deki bazı yerli liderleri Federico Hecker Vakfı’yla bir sözleşme imzaladı. The Guardian gazetesinin incelediği anlaşma, yaklaşık 440 bin hektarlık bölgede üretilecek karbon kredilerinin denetlenmesi, doğrulanması ve satışı konusunda vakfa 30 yıllık bir rol veriyordu.

TIM II Başkanı Lucio Ayala’nın anlattığına göre liderlere öncelikle elde edecekleri para anlatıldı. Ancak karbon kredilerinin ne olduğu ve anlaşmanın sonuçlarının ne olacağı yeterince açık değildi.

Başka topluluklardan liderler de daha iyi konut, gıda yardımı ve temel hizmetler gibi vaatlerin kararlarını etkilediğini söyledi. Vakıf ise imza karşılığında para, rüşvet ya da kişisel çıkar vaat edildiği iddialarını reddediyor; projenin başından beri koruma ile toplumsal kalkınmayı birlikte hedeflediğini savunuyor.

Fakat Tacanaların bir bölümü daha sözleşmeyi görür görmez başka bir ayrıntıya takıldı.

Vakfın adı tanıdıktı.

Tacanalar Hecker adını nereden biliyor?

Federico Hecker, 19. yüzyılın sonlarında İsviçre’den Bolivya Amazonu’na gelen ve bölgedeki kauçuk ekonomisinin içinde yükselen isimlerden biriydi. Oğlu Peter Hecker daha sonra senatörlük yaptı ve Brezilya cevizi ticaretiyle uğraştı.

Tacana ailelerinin hafızasında Hecker ailesi çevre korumacılığıyla değil, eski patrón düzeniyle anılıyor. The Guardian’a konuşan bazı topluluk üyeleri, ailelerinin geçmişte Heckerlere borçlandırılarak çalıştırıldığını anlatıyor.

Federico Hecker Vakfı ise Amazon’daki eski kauçuk ve ceviz ekonomisinin ağır eşitsizliklere, borçlanmaya ve ekonomik bağımlılığa dayandığını kabul etmekle birlikte, bunun Hecker ailesine yönelik somut suçlamaları kanıtlamadığını belirtiyor.

Yine de Tacana liderleri açısından tarihsel hafıza bugünkü kararın bir parçası oldu. Bazıları karbon kredisi teklifini, Hecker soyadını tanıdıkları için reddettiklerini söylüyor.

Böylece Pando’da bir asır önce kauçuk üzerinden kurulan ilişkinin taraflarından birinin adı, bu kez “ormanı koruma” ve “iklim finansmanı” diliyle hazırlanan sözleşmelerin üzerinde yeniden belirdi.

Riberalta’daki Casa Hecker merkezinde istiflenmiş kauçuk balyaları ve şirket yöneticileri. Hecker ailesi, Bolivya Amazonu’ndaki kauçuk ekonomisinin öne çıkan aktörlerinden biriydi; bugün aynı soyadı bölgede karbon kredisi projeleriyle yeniden gündemde. (Fotoğraf: Hecker ailesi arşivi)

Sözleşme reddedildi, piyasa büyüdü

TIM II yönetimi ve Ese Ejja halkı Mart 2025’te sözleşmeyi resmen reddetti. Temsilciler, imza sürecinde bazı liderlerin şaşırtıldığını, baskı altında bırakıldığını ve manipüle edildiğini söyledi. Federico Hecker Vakfı suçlamaları reddetti.

Tepki yalnızca Pando’yla sınırlı kalmadı. Aynı yıl Bolivya’nın farklı bölgelerinden yerli örgütleri karbon kredilerinin doğanın metalaştırılmasına yol açacağını ve yerli halkların toprakları üzerindeki egemenliğini zayıflatabileceğini savundu.

Ancak Bolivya devleti ters yönde ilerliyor. Ekim 2024’te çıkarılan kararname karbon piyasasının kontrolünü merkezi hükümete verirken, yerli topraklarında karbonun kime ait olduğu, gelirin nasıl bölüşüleceği veya toplulukların bağlayıcı onayının nasıl alınacağı gibi meseleleri açık biçimde çözmedi.

Şimdi ülkede bu boşlukları düzenlemesi beklenen yeni bir yasa hazırlanıyor.

Ve hikâyede Hecker soyadı bir kez daha ortaya çıkıyor.

Pando’da bir yerli topluluk üyesi, Amazon ormanlarıyla çevrili nehir üzerinde. Bölgedeki Tacana, Ese Ejja ve Cavineña halkları için orman yalnızca ekonomik bir kaynak değil, gündelik yaşamın ve kolektif hafızanın parçası. (Fotoğraf: F. Gutierrez / WWF-Bolivia)

Vakıf başkanı şimdi milletvekili

Aimé Hecker Urresti 2025’te Bolivya parlamentosuna milletvekili seçildi. Aynı zamanda Federico Hecker Vakfı’nın başkanı olan Hecker, ülkedeki karbon piyasasını düzenlemek amacıyla parlamentoya sunulan yasa teklifinin dört imzacısından biri.

Bu durum yerli hakları savunucularının çıkar çatışması eleştirilerine yol açtı. Onlara göre kendi vakfının faaliyet göstermek istediği piyasayı düzenleyen yasayı hazırlayan isimlerden birinin aynı vakfın başkanı olması sorunlu.

Hecker bu eleştiriyi reddediyor. Yasa teklifinin herhangi bir şirket ya da vakfa ayrıcalık tanımadığını, bütün karbon piyasası için genel ve şeffaf kurallar oluşturmayı amaçladığını söylüyor. Ayrıca yerli örgütlerinin yasa hazırlığı sırasında görüşlerinin alındığını savunuyor.

TIM II Başkanı Ayala ise yasa tasarısından gazeteciler aracılığıyla haberdar olduğunu söylüyor.

Bu fark, Pando’daki tartışmanın merkezindeki sorunu da gösteriyor. Yerli topluluklarının toprağı kendilerine ait olabilir; ancak o toprakta ortaya çıkan yeni ekonomik değerin kurallarını hâlâ başkaları yazabiliyor.

Ese Ejja halkına ait bir yerleşim. Amazon havzasındaki Ese Ejja toplulukları, ormanı yalnızca geçim kaynağı olarak değil, yaşam alanlarının ve toplumsal örgütlenmelerinin temeli olarak görüyor. (Fotoğraf: Wikimedia Commons)

Kauçuk ateşi, altın ateşi, şimdi karbon ateşi

Pando halkları son yüz elli yılda ormanın dünya piyasası için defalarca yeniden keşfedilmesine tanıklık etti. Önce kauçuk geldi; ardından Brezilya cevizi, kereste ve altın.

Her yeni ürün bölgeye aynı vaatlerle girmedi. Ancak hepsinde ormanın dışarıdaki bir piyasa için taşıdığı değer, orada yaşayan insanların hayatını yeniden şekillendirdi.

Bugün ortaya çıkan “karbon ateşi” diğerlerinden farklı görünüyor. Ağacın kesilmesi gerekmiyor; tam tersine ağacın ayakta kalması para ediyor. Fakat o ağacın tuttuğu karbonun kim tarafından ölçüleceği, kimin adına satılacağı ve kazancın kimde kalacağı yine bir mülkiyet ve iktidar sorununa dönüşüyor.

Karbon piyasasının savunucuları, doğru düzenlendiğinde bu sistemin ormanları koruyabileceğini ve yoksul topluluklara gelir sağlayabileceğini söylüyor. Pando’daki yerlilerin korkusuysa ormanın korunmaması değil; ormanı koruma gerekçesiyle kendi toprakları üzerindeki söz haklarının bir kez daha başkalarının eline geçmesi.

Kauçuk döneminde patronların istediği şey ağaçtan akan lateksti. Bugün şirketlerin istediği şey ağacın içinde kalması gereken karbon.

Meta değişti.

Pando’daki soruysa pek değişmedi: Orman para etmeye başladığında, kimin ormanı olduğuna kim karar verecek?


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

  • 1

    Patrón düzeni: Amazon’un kauçuk ve daha sonra Brezilya cevizi ekonomisinde yaygınlaşan, işçilerin avans, yiyecek, araç-gereç ve temel ihtiyaçlar üzerinden patrona borçlandırıldığı çalışma ilişkisi. Borç çoğu zaman işçinin kazancını aşıyor, böylece emekçinin patrona ve belirli bir üretim alanına bağımlılığı kalıcılaşıyordu. Sistem özellikle yerli halklar üzerinde ağır sömürü ve hareket kısıtlaması yaratan bir borç bağımlılığı biçimi olarak işledi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.