Sayfa yolu
Ren geyiklerinin yolunda Avrupa’nın madeni: Nadir toprak elementleri uğruna Sami halkı hedefte
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 08.09.2026 , 00:07 Güncelleme Tarihi: 08.09.2026 , 00:32
Her ilkbaharda ren geyikleri İsveç’in kuzeyindeki ormanlık kışlaklardan dağlara doğru yola çıkıyor. Yavruların dünyaya geldiği yüksek bölgelere ulaşabilmeleri için nehirleri, vadileri ve artık giderek çoğalan karayollarıyla demiryollarını aşmaları gerekiyor. Sonbaharda aynı yol ters yönde yeniden yürünüyor.
Gabna Sami topluluğu açısından bu, yalnızca hayvanların bir otlaktan diğerine götürüldüğü mevsimlik bir hareket değil. Güzergâhlar, yüzyıllar boyunca biriken bilginin üzerinde taşındığı canlı bir harita: Nerede karın daha erken eridiğini, hangi geçitten sürünün güvenle aşacağını, yavruların nerede korunacağını ve kışın hangi ormanda yiyecek bulunabileceğini gösteriyor.
Fakat Gabna’nın haritası her geçen yıl biraz daha daralıyor.
Önce demiryolları ve karayolları geçti. Ardından enerji tesisleri, turizm merkezleri ve yeni yerleşimler geldi. Kiruna’nın altında büyüyen demir madeni de sürülerin kullandığı geçişleri keserek ren geyiklerini daha uzun ve güç yollar izlemeye zorladı.
Şimdi son kullanılabilir güzergâhlardan birinin karşısına Avrupa’nın nadir toprak elementi ihtiyacı çıktı.
İsveç devletine ait madencilik şirketi LKAB, Kiruna’daki mevcut demir madeninin hemen yanında bulunan Per Geijer yatağını işletmek istiyor. Yaklaşık 1,2 milyar tonluk mineral kaynağı barındırdığı hesaplanan sahada 2,2 milyon ton nadir toprak oksidi bulunduğu belirtiliyor.
Elektrikli araçlardan rüzgâr türbinlerine, elektronik ürünlerden silah sistemlerine kadar pek çok alanda kullanılan bu elementler, Avrupa Birliği’nin Çin’e bağımlılığı azaltma planının merkezinde bulunuyor. Bu nedenle Per Geijer, Brüksel tarafından izin süreçleri hızlandırılacak “stratejik projelerden” biri ilan edildi.
Avrupa’nın “yeşil dönüşümü” için gerekli olduğu söylenen madenin önündeki engel olaraksa bir şirketin büyüme planları değil, yüzyıllardır aynı coğrafyada yaşayan Sami halkı gösteriliyor.
İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLHaber2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.
Sami halkı kimdir?
Sami halkının yaşadığı coğrafya bugün dört ayrı devletin sınırları içinde kalıyor. Samilerin Sápmi adını verdiği bu bölge, Norveç ve İsveç’in kuzeyinden Finlandiya’ya ve Rusya’daki Kola Yarımadası’na kadar uzanıyor. Devlet sınırları çizilmeden çok önce burada yaşayan Samiler, İskandinavya’nın yerli halkı.
Samiler tek bir bölgede yaşayan, yalnızca ren geyiği yetiştiriciliğiyle geçinen homojen bir topluluk değil. Farklı Sami dilleri konuşuyor; balıkçılık, avcılık, el sanatları ve başka işlerle uğraşıyorlar. Bugün Sami halkının yalnızca bir bölümü geçimini doğrudan ren geyiği yetiştiriciliğinden sağlıyor.
Ancak ren geyikleri Sami kültüründe ekonomik değerlerinin çok ötesinde bir yere sahip. Sürülerin mevsimlik hareketi aile ilişkilerini, çalışma düzenini, doğaya ilişkin bilgiyi, yer adlarını ve kuşaktan kuşağa aktarılan kültürü birbirine bağlıyor. Bu nedenle bir göç yolunun ortadan kalkması, yalnızca hayvan yetiştiriciliğine ayrılmış bir arazinin kaybedilmesi anlamına gelmiyor.
Sami halkı yüzyıllar boyunca Norveç, İsveç, Finlandiya ve Rusya yönetimlerinin asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kaldı. Dilleri yasaklandı veya eğitimden dışlandı; çocukları ailelerinden koparılarak yatılı “göçebe okullarına” gönderildi. Toprakları madencilik, ormancılık, enerji projeleri ve yerleşimler için parçalandı. Samilerin yaşam biçimi kimi dönemlerde geri ve ortadan kaldırılması gereken bir kalıntı olarak gösterildi.
İsveç’te 1993’ten beri seçimle belirlenen bir Sami Parlamentosu bulunuyor. Bununla birlikte toprakların kullanımı ve doğal kaynaklar üzerindeki asıl karar yetkisi merkezi devlette kalmayı sürdürüyor. Sami toplulukları projeler hakkında görüş bildirebiliyor ancak bu, projeyi reddetme hakkına sahip oldukları anlamına gelmiyor.
Kiruna’daki kavganın temelinde de bu eşitsizlik yatıyor: İsveç devleti yer altındaki mineraller üzerinde karar verme yetkisini kendisinde görürken Sami halkının yeryüzünde yüzyıllardır sürdürdüğü yaşamı "vazgeçilebilir bir ekonomik faaliyet" olarak değerlendiriyor.
Bir maden için taşınan kent
Kiruna’da maden yalnızca Sami halkının göç yollarını değiştirmedi; kentin kendisini de yerinden etti.
Yer altında yüz yılı aşkın süredir genişleyen demir madeni, zeminde çatlaklar oluşturuyor; evler, yollar ve kamu binaları yavaş yavaş kullanılamaz hale geliyor. Eski kent merkezinin yaklaşık üç kilometre doğuda yeniden kurulması için 2000’li yılların başından beri binalar taşınıyor, mahalleler boşaltılıyor.
Kiruna’nın kırmızı ahşap kilisesi de geçen yıl tekerlekli platformların üzerinde yaklaşık beş kilometre götürüldü. Sami halkının geleneksel çadırı lávvuyu andıracak biçimde tasarlanan yapı böylece kurtarıldı.
Kilisenin esinlendiği kültürün aynı şansa sahip olup olmayacağıysa belirsiz.
Çünkü Per Geijer sahası, Gabna topluluğunun ren geyiklerini kışlık ormanlarla yazlık dağ otlakları arasında geçirdiği son bağlantılardan birinin üzerinde bulunuyor. Maden açılırsa bir bina gibi taşınamayacak olan tam da bu bağlantı.
Ren geyiklerinin yolu kapanabilir
Per Geijer sahası, Gabna Sami topluluğunun ren geyiklerini kışlaklarla yazlık otlaklar arasında geçirdiği son kullanılabilir güzergâhlardan birinin üzerinde bulunuyor.
Ren geyikleri mevsimlere göre ormanlık alanlarla dağlar arasında hareket ediyor. Bu göç, yalnızca hayvanların beslenmesi için kullanılan bir üretim yöntemi değil; Sami kültürünün, bilgisinin ve topluluk yaşamının kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan temel ilişkiyi oluşturuyor.
Ancak Kiruna çevresindeki mevcut maden, demiryolları, karayolları, enerji projeleri ve yerleşim alanları bu güzergâhları zaten büyük ölçüde daraltmış durumda. Gabna topluluğuna göre Per Geijer’in işletmeye açılması, yavrulama alanlarıyla dağ ve orman bölgeleri arasındaki son bağlantıyı da koparabilir.
Gabna topluluğunun başkanı Lars-Marcus Kuhmunen, projenin hayata geçirilmesinin Sami halkı açısından “her şeyi sona erdireceğini” söylüyor:
“Bu yalnızca bizi etkilemeyecek. Bütün Sami köylerini etkileyecek. Omuzlarımızda büyük bir yük olduğunu hissediyoruz.”
Kuhmunen daha önce de planlanan madenin toplulukları için “tabuta çakılan son çivi” olabileceği uyarısında bulunmuştu.
Nisan ayında yayımlanan Stockholm Çevre Enstitüsü raporu da bu kaygıları doğruladı. Raporda madenin ren geyiklerinin kışlaklarla yazlık otlaklar arasındaki geçişini engelleyebileceği ve projenin uygulanması halinde İsveç’in yerli halkların haklarını güvence altına alan uluslararası yükümlülüklerini ihlal etme riski bulunduğu belirtildi.
Seçim kampanyasında hedefe Sami halkı kondu
Maden tartışması, 13 Eylül’de yapılacak genel seçimler öncesinde yerel bir arazi anlaşmazlığı olmaktan çıkarak ülke siyasetinin başlıklarından birine dönüştü.
Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Ebba Busch, nisandan itibaren yaptığı açıklamalarda Sami halkının ren geyiği yetiştiriciliğinden kaynaklanan haklarını doğrudan hedef aldı.
Busch, ren geyiği yetiştiriciliğini “çok geniş alanları etkileyen ancak ekonomik önemi sınırlı bir sektör” diye nitelendirdi. Lideri olduğu Hristiyan Demokratlar ise ren geyiği sayısının azaltılmasını, yetiştiriciliğin “ulusal çıkar” sayılmasına son verilmesini ve devletin Sami çobanların kullandığı araziler üzerindeki sorumluluğu yeniden eline almasını istedi.
Partinin seçim programında bu yaklaşım, “ren geyiği yetiştiriciliği ile endüstriyel kalkınma arasındaki çatışmaları çözmek” ifadesiyle yer aldı.
Seçim sonrasında ilk kez hükümete doğrudan katılması ihtimali bulunan aşırı sağcı İsveç Demokratları da sanayi, turizm ve devlet arazilerinde avlanmak isteyenlerle Sami çobanlarını karşı karşıya koyan benzer bir söylem benimsedi. Böylece Kiruna’daki madenin önündeki siyasi engel, şirketin projesi ya da devletin sanayi politikası değil, ren geyikleriyle birlikte hareket eden yerli halkmış gibi gösterildi.
Sami Parlamentosu Yönetim Kurulu üyesi Åsa Larsson Blind’a göre bu söylem, İsveç Başbakan Yardımcısı’nın ülkedeki belirli bir halkı “kalkınmanın düşmanı” ilan etmesi anlamına geliyor.
Seçim dönemlerinde özellikle kuzeyde Sami karşıtı söylemlerin yeni olmadığını belirten Larsson Blind, bu kez söylemin hükümetin en üst düzeylerinden kurulmasına dikkat çekiyor:
“Önceki hükümetlerin Sami haklarına öncelik vermediğini biliyorduk. Ancak bunu bu kadar açık ve sert söylemek siyasi açıdan kabul edilebilir görülmüyordu. Şimdi sınırlar ileriye taşındı.”
Madencilik ‘ulusal güvenlik’, Sami yaşamı ‘ekonomik yük’
İsveç hükümeti temmuz ayında kritik minerallerle nadir toprak elementlerinin çıkarılmasını “ulusal güvenlik çıkarı” ilan etti. Karar yalnızca “yeşil dönüşüm”le değil, İsveç’in, AB’nin ve NATO’nun askeri kapasitesinin güçlendirilmesiyle de gerekçelendirildi.
Böylece aynı hükümet bir tarafta madenciliğe ulusal güvenlik statüsü verirken diğer tarafta Sami halkının ren geyiği yetiştiriciliğinin “ulusal çıkar” statüsünü kaldırmayı tartışmaya açtı.
Hristiyan Demokratların yönetim kurulu üyesi Peter Kullgren de hükümetin yaklaşımını, Sami haklarıyla diğer “güçlü kamu çıkarları” arasında seçim yapılması gerektiğini söyleyerek savundu. Kullgren’e göre İsveç ve Avrupa için stratejik önem taşıyan mineral kaynakları söz konusu olduğunda devletin hangi çıkarın ağır basacağına karar verebilmesi gerekiyor.
Bu denklemin bir tarafında devlete ait bir şirket, AB’nin kritik hammadde politikası ve NATO’nun ihtiyaçları; diğer tarafında ise hakları “ekonomik önemi sınırlı” denilerek aşındırılmak istenen bir yerli halk bulunuyor.
Gabna’dan ren geyiği yetiştiricisi Anna-Karin Niia ise meselenin seçim kazanmak için sürü sayılarını azaltmaktan ibaret olmadığını vurguluyor:
“Devlet, hükümet ya da AB minerallerin önemli olduğunu söyleyebilir. Ancak yerli halkların, Sami halkının ve burada yaşayanların hakları da en az bunlar kadar önemli. Bizim doğaya da ihtiyacımız var.”
LKAB ‘iki çıkarı da koruyabileceğini’ savunuyor
LKAB, Per Geijer’e ilişkin sürecin henüz erken aşamada olduğunu ve maden imtiyazı başvurusunun İsveç Maden Müfettişliği tarafından incelendiğini belirtiyor. İmtiyaz verilse bile üretime geçilebilmesi için ayrıca çevre izni alınması gerekiyor. Her iki karar da yargıya taşınabilecek.
Şirket, projenin ren geyiği yetiştiriciliğini etkileyeceğini kabul ediyor ancak zararların çeşitli önlemler ve tazminatlarla azaltılabileceğini savunuyor. LKAB’ye göre uzun vadede hem madencilik hem de ren geyiği yetiştiriciliği korunabilir.
Gabna topluluğuysa meselenin yalnızca kaybedilecek otlakların parasal karşılığı olmadığını söylüyor. Çünkü bir göç yolu ortadan kalktığında, başka bir arazi satın alarak aynı yolun yeniden kurulması mümkün değil. Madenin keseceği bağlantı; hayvanların hareketinin yanı sıra Sami halkının coğrafyayla kurduğu tarihsel ilişkiyi ve bu ilişki çevresinde örgütlenen kültürel yaşamı da kapsıyor.
Kiruna’nın eski merkezinde binalar taşınabilir, yollar başka bir yere döşenebilir ve yüz yıllık bir kilise tekerlekler üzerinde yeni adresine götürülebilir.
Ancak Avrupa’nın nadir toprak ihtiyacı uğruna ren geyiklerinin son göç yolu da kapatılırsa, Sami halkının taşıyabileceği başka bir coğrafya bulunmuyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.