Breadcrumb
Lobito Koridoru: Afrika'da Çin-Batı savaşının yolu
Yayın Tarihi: 06.10.2025 , 23:22 Güncelleme Tarihi: 30.12.2025 , 22:55
“Evlerimize, ekinlerimize,
plajlarımıza, tarlalarımıza
döneceğiz.
Topraklarımıza,
kahveyle kırmızıya,
pamukla beyaza
mısır tarlalarıyla yeşile
döneceğiz.
Elmas madenlerimize,
altına, bakıra, petrole
döneceğiz.
Nehirlerimize, göllerimize
dağlarımıza, ormanlarımıza
döneceğiz.
Güzel vatanımız Angola’ya
toprağımıza, annemize
döneceğiz.
Döneceğiz
Özgürleşmiş Angola'ya
bağımsız Angola'ya.”
Evet. Evlerine de madenlerine de özgürleşmiş Angola'ya da döndüler...
Asırlardır ülkelerini sömüren Portekiz kenesinden kurtuldular.
Angola'nın Bağımsızlığı İçin Halk Hareketi’nin liderliğini yapan Agostinho Neto yazdığı şiirdeki sözlerini tuttu. Hatta 1975 yılından 1979 yılındaki ölümüne kadar Angola Halk Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.
Bağımsızlık kazanılmıştı ama ABD ve Batılı ülkelerin desteklediği gruplarla 27 yıl boyunca sürecek bir iç savaş da başlamıştı. 1991 yılında taraflar savaşı sonlandırmak için girişimde bulundu ve ertesi yıl Angola Halk Cumhuriyeti feshedildi.
Evet tarlalarına, evlerine, madenlerine dönmüşlerdi. Evet artık hiçbir ülkenin kolonisi de değillerdi. Hatta yalnızca Angola değil, artık bütün Afrika ülkeleri bağımsız ve özgürdü...
Peki gerçekten bağımsız olmuşlar mıydı? Sömürü bitmiş miydi?
Kısa bir cevap: Hayır.
Keneler hala iş başında ve bu sefer emilecek kan için rekabet eden kenelerin sayısı daha da fazla.
Rekabetin kızıştığı kıta: Afrika
Çeşitli ülkelerin kıta üzerindeki rekabeti, özellikle Sovyetler Birliği dağıldıktan ve Afrika’daki sol/sosyalist iktidarların birer birer ömrünün tükenmesinin ardından giderek hız kazandı.
Kıta ülkelerinin limanları, yolları, madenleri ele geçirildi, stratejik noktalarına askeri üsler kuruldu, yabancı sermaye istediği gibi at koşturmaya başladı.
Günümüzde rekabetin en yoğun hissedildiği bölge haline gelen Afrika kıtasında, yabancı ülkelerin paylaşım savaşı son sürat devam ediyor.
Kıtadaki neredeyse her ülkeyle mutabakat zaptları imzalayan, ticaret anlaşmalarına varan Çin, birçok Afrika ülkesinde faaliyet gösteriyor. Çin’in kıtadaki nüfuz alanı her geçen gün artarken, ABD ve Batılı ülkeler ise Çin’e alternatif oluşturmak için yeni bir planı devreye soktu: Lobito Koridoru.
Koridorun temeli: Benguela Demiryolu
1903 yılında Benguela Demiryolu’nun inşasına başlanmasıyla birlikte, Lobito Koridoru’nun temeli atılmış oldu.
Demiryolunun, Belçika’nın sömürgesi olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Kolwezi şehri ile Portekiz’in himayesindeki Angola’nın liman kenti Lobito arasında koridor oluşturması hedeflenmişti.
Amaç, okyanusa kıyısı olmayan ancak zengin madenlere sahip Orta Afrika’daki Avrupa kolonilerini Atlas Okyanusu’na bağlamaktı. Böylece farklı kolonilerden Kolwezi’ye ulaşan madenler, trenlerle Lobito Limanı’na sevk edilecek ve oradan da Avrupa ve ABD’ye ihraç edilecekti.
Tren yolu inşaatının yapım işi kısa bir süre sonra, adeta Batılı ülkelerin Afrika’daki “Ulaşım Bakanı” gibi çalışan İskoç patron Robert Williams’a verildi. Williams deneyimliydi, plan karlıydı… Ancak 1. Dünya Savaşı, yapılan hesapların Afrika’da da önüne geçti. İş gücü, para ve malzeme eksikliği nedeniyle Lobito’dan inşasına başlanan demiryolu, 1929 yılında ancak Luau’ya yani günümüzün Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırına ulaşabildi.
İnşaatın 1931 yılında tamamlanmasının ardında demiryolu kısa sürede Afrika’nın en önemli ticaret güzergahlarından biri haline geldi. İlerleyen yıllarda bahse konu güzergahta çalışan kişi sayısı 15 bine yaklaştı ve operasyon verimliliği dikkat çekici seviyelere ulaştı.
Bu durum 1975 yılına yani Angola’nın bağımsızlığını kazanmasına kadar devem etti, bağımsızlıktan kısa bir süre sonra ülkede iç savaş başladı. İç savaş öncesindeki son verilere göre hat üzerinden yılda yaklaşık 3,5 milyon ton yük taşınıyor, buna karşılık 30 milyon doları aşkın yük geliri elde ediliyordu.
Başta ABD’nin destekleri ve kışkırtmasıyla 2002 yılına kadar süren Angola İç Savaşı’nın ardından 1866 kilometrelik ray hattının yalnızca yüzde 3’ü yani 34 kilometresi kullanılabilir durumdaydı.
Çin iki ülkede de oldukça faal
İşte bu noktada devreye, kıtadaki faaliyetlerini hızlandırmaya başlayan Çin girdi. 2006 yılında yenilenme çalışmalarına başlanan demiryolu, 2 milyar dolarlık harcamayla 2014 yılında tamamlandı.
Çin’in Angola Büyükelçiliği’nin aktardığına göre Çin merkezli şirketler bu zamana kadar Angola’da 2 bin 800 kilometre demiryolu, 20 bin kilometre karayolu ve 100 binden fazla konutun inşası veya onarımını üstlendi. Ayrıca son verilere göre Angola’da 400’ü aşkın Çinli şirket bulunuyor.
Çin, Benguela Demiryolu’nun bir diğer ucunda bulunan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DKC) de büyük bir güç haline gelmiş durumda. DKC’deki bakır madenlerinin yüzde 80’i Çinli şirketlere aitken, nadir toprak elementlerinin yüzde 85’i ve elektrikli araç aküsü üretimi için gerekli olan kobaltın da yüzde 76’sı yine Çinli şirketler tarafından çıkartılıyor.
Çin Afrika’ya yayılmış durumda
Çin yalnızca Angola ve DKC’de değil, özellikle 2000’li yılların ortasından itibaren tüm kıtadaki faaliyetlerini hızlandırdı.
Çin; Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarını kapsayan Kuşak-Yol Projesi kapsamında 50’yi aşkın Afrika ülkesiyle mutabakat zaptı imzalandı. Varılan anlaşmalar sonucunda yol, liman, demiryolu ve çeşitli altyapıların inşası için milyarlarca dolar yatırım yapıldı.
Çin basınına yansıyan haberlere göre sadece 2023 yılında Kuşak-Yol Projesi kapsamında Afrika kıtasındaki ülkelere 22,7 milyar dolar kredi sağlandı. Çin’in 2005 yılından günümüze kadarki süreçte kıtaya toplam 2,23 trilyon dolarlık yatırım yaptığı tahmin ediliyor.
Öte yandan Çin sermayesi de ülkedeki ağırlığını her geçen yıl arttırıyor. Çin sermayesinin 2013 yılında Afrika kıtasındaki yatırımlarının toplam değeri 8,7 milyar dolarken, 2023 yılına gelindiğinde yatırımların toplam değeri 23,9 milyar dolara ulaştı.
Batının alternatif olma planı: Lobito Koridoru
Asırlar boyunca Afrika’yı sömüren ancak kıtadaki güçlerini büyük oranda kaybeden Batılı ülkeler, Çin’in kurduğu bu hegemonyayı kırmak amacıyla ABD ile birlikte kapsamlı bir planı yürürlüğe koydu: Lobito Koridoru…
2023 yılında G7 ülkeleri tarafından kurulan Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı, Lobito Koridoru projesini üstlendiğini açıkladı. Projenin eş liderlerinin ise ABD ve Avrupa Birliği olduğu deklare edildi.
Proje kapsamında Kongo Demokratik Cumhuriyeti ile Angola’yı birbirine bağlayan Benguela Demiryolu’nun yenilenmesi ve Zambiya’nın kuzey şehri Chingola’dan inşa edilecek yeni demiryolu hattının Benguela Demiryolu’na bağlanması amaçlanıyor.
Böylece KDC ve Zambiya’nın zengin madenleri hızlı ve güvenli şekilde Angola’ya taşınacak. Angola’nın Lobito Limanı’ndan yola çıkan madenler de Atlas Okyanusu üzerinden pazara sürülecek.
Ancak koridorun erişim kapasitesi bununla da sınırlı değil. Demiryolu hattının inşasına başlanan Chingola, halihazırda ray sistemine sahip durumda. Chingola'dan başlayan hat, Zambiya'nın Zimbabve sınırında bulunan Livingstone şehrine kadar uzanıyor. Fakat bununla da bitmedi. Livingstone'dan çıkan başka bir demiryolu da komşu ülke Zimbabve'nin ortasından geçerek Hint Okyanusu'na kıyısı bulunan Mozambik'in Beira şehrine ulaşıyor. Ayrıca Tanzanya'nın Darüsselam şehrinden başlayan başka bir demiryolu hattı da Zambiya'ya kadar uzanıp diğer hatlara bağlanıyor.
Kısacası Benguela Demiryolu’nun yenilenmesi ve Zambiya’ya bağlanması planlanan yeni hattın inşası ile Batılı ülkeler, Orta Afrika’da çok büyük bir demiryolu hattına erişmiş olacak, altı ülkeyle doğrudan bağlantı sağlayacak.
Çin ve Batının teknoloji rekabetinde Afrika’nın rolü mühim
2028 yılında faaliyete geçmesi planlanan koridorla, başta Çin’in Kuşak-Yol Projesi’ne karşı alternatif bir güzergâh oluşturmak amaçlanıyor.
Koridorla birlikte kıta ülkelerinin Çin’le olan ilişkilerinde değişim yaşanması beklenirken, öne çıkan başlıklardan biri de teknolojik rekabet için gereken hammadde.
Elektrik pilleri, rüzgâr türbinleri ve elektrikli araba akülerinin üretiminde kritik role sahip olan bakır madeninin kıtadaki en büyük üreticileri, koridorun geçeceği Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Zambiya. Öte yandan kıtanın en büyük ikinci petrol ihracatçısı olan Angola da yeşil teknoloji için vazgeçilmez konumda olan 51 mineralden 32’sinin rezervlerine sahip.
ABD ve Avrupa Birliği ise elektronik, savunma ve temiz enerji sektörleri için kritik olan elementlerin tedarikinde büyük ölçüde Çin'e bağımlı durumda.
Bakır, kobalt, lityum, nikel, grafit gibi madenlerin yanı sıra koridorun geçeceği topraklar nadir toprak elementleri açısından da oldukça zengin.
ABD, dünya çapında 110 milyon ton olarak tahmin edilen nadir toprak minerali rezervleri içinde büyük payı Çin’in elinde bulundurmasını ulusal güvenlik riski olarak görüyor. Pekin yönetimi, küresel nadir toprak üretiminin yüzde 70’inden fazlasını gerçekleştiriyor ve bu alandaki rafinasyon süreçlerinde büyük bir teknoloji üstünlüğüne sahip.
ABD ve Avrupa Birliği, Pekin’e olan bağımlılığı azaltmak için kendi üretim kapasitelerini artırmaya ve alternatif tedarik zincirleri oluşturmaya çalışıyor. Ancak nadir toprak elementlerinin işlenmesi çevresel olarak yüksek maliyetli olduğu için birçok Batılı ülke madenciliğe mesafeli yaklaşıyor.
Projenin finansmanı
Lobito Koridoru’nun finansman yapısı, Çin’in Kuşak-Yol Projesi’nin finansman yapısına benzer bir şekilde Afrika ülkelerine kredi verilmesini esas alıyor.
ABD projenin başlangıcından Eylül 2024’e kadar ulaşım ve lojistik, tarım, temiz enerji, sağlık ve dijital erişim dahil olmak üzere birçok sektöre 3 milyar doların üzerinde fon ayırdı.
Bu finansmanın büyük bir kısmı ise, küresel altyapı alanında daha büyük bir rol üstlenmek isteyen G7 ülkelerinin ortak bir çabası olan ve ilk olarak 2022 yılında kurulan Küresel Altyapı Ortaklığı aracılığıyla sağlanıyor.
Afrika kıtasındaki paylaşım savaşı ve rekabet her geçen gün kızışırken, tarafların atacağı adımlar ve yaptıkları harcamalar da benzer şekilde radikalleşiyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.