Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Başkomutan Fidel Castro Ruz ve Afrika’ya dair tarihsel bellek

Fidel bize, diğer şeylerin yanı sıra, Afrika’daki önderlerle ilişkilerde iki temel kavramı öğretti: Dayanışma ve etik.

Fidel Castro Birleşmiş Milletler’de

Oscar Oramas Oliva

Yayın Tarihi: 27.07.2025 , 01:20 Güncelleme Tarihi: 27.07.2025 , 01:33

1

 

"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılacak.


1960 yılının Eylül ayında Başkomutan Fidel Castro, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda Küba Devrimi’nin dış politikasına dair ilk tarihi konuşmasını yapar ve Afrika'nın bağımsızlık ve antiemperyalizm mücadelesinin önde gelen isimleri Kwame Nkrumah, Sekou Touré ve Cemal Abdülnasır ile bir araya gelir. Aynı oturumda Sovyetler Birliği, “Sömürge Halklarının Kendi Kaderini Tayin ve Bağımsızlık Hakkı” başlığını taşıyan, 1514 (XV) sayılı karar taslağını BM Genel Kurulu'na sunar. Genel Kurul’da kabul edilen bu metin, 1960 yılının “sömürgecilikten kurtuluş yılı” ilan edilmesini ve henüz bağımsızlığını kazanamamış halkları destekleyecek bir çalışma komitesinin kurulmasını öngörmektedir. Bu komitenin kuruculuğu ve başkan yardımcılığı görevini üstlenen Küba, böylece yıllar boyunca komitenin en etkin üyelerden biri haline gelir.

25 Mayıs 1963’te, Afrika kıtasının sömürgecilikten arındırılmasını ve özgürleştirilmesini amaçlayan Afrika Birliği Örgütü kurulmuştur. Afrika Günü olarak kabul edilen bu tarihin 62. yıldönümünde, Fidel’in imkanlarımız ölçüsünde bu özgürleşme sürecine katkı sunulması gerektiğine dair fikirleri bir kez daha hatırlanıyor.
Küba Devrimi’nin zafere ulaşmasının hemen ardından, devrim hükümeti Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) ile temas kurar. Bu temasların sonucu olarak, Fransız sömürgeciliğine karşı yürüttüğü mücadele için FLN’ye silah ve başka malzemeler götüren bir Küba gemisi, Fas’ın Kazablanka limanına doğru yola çıkar. Mart 1963'te Küba Cezayir'e bir sağlık ekibi gönderir; ki bu ekip, Küba’nın ilk uluslararası tıbbi misyonudur. İki halk arasında sağlık alanında yapılan işbirliği, 62 yıl sonra bugün hâlâ devam etmektedir.

Küba’nın ilk askeri müfrezesi ise tıbbi misyondan yedi ay sonra, Kum Savaşı olarak bilinen çatışmalara katılmak üzere Kuzey Afrika'ya doğru hareket eder. Ekim 1963'te Fas, Fransız sömürge yönetimi tarafından geçmişte Fransız Cezayiri’ne bırakılan Beşar ve Tinduf bölgesindeki topraklarını geri almak için girişimde bulunmuş, ancak yeni kurulan Cezayir Cumhuriyeti bu sınır değişikliğini reddetmiştir. Cumhurbaşkanı Bin Bella'nın yardım talebi üzerine, aralarında 22 tanktan oluşan bir tabur, topçu ve havan grupları ile tanksavar bataryalarının da bulunduğu toplam 686 kişilik bir Küba askeri birliği Cezayir'e gönderilir. Böylece, bundan 62 yıl önce, Küba'nın bir Afrika ülkesindeki ilk resmi askeri konuşlanması başlamış olur. Bu birlik çatışmalara doğrudan katılmasa da, Küba dış politikasına yıllar boyunca damgasını vuracak olan, 1975 Angola ve 1978 Etiyopya misyonları gibi daha büyük çaplı görevlerin öncüsüdür.

Küba’nın Afrika'daki meşru varlığının gerekçeleri şunlardı:

1. Küba Devrimi’nin evrensel ve antiemperyalist görevleri,
2. ABD tarafından uygulanan izolasyon politikası ile mücadelenin bir parçası olaral ABD emperyalizminin Küba'ya yönelik artan ve süreklilik kazanan saldırganlığı karşısında ittifaklar kurma ihtiyacı,
3. Sömürge halkların kurtuluşunun salt bir siyasi ve sosyal adalet eylemi değil, aynı zamanda Küba’nın güvenliğini pekiştiren bir unsur olduğuna dair derin bir inanç. Bu, Küba Devrimi’nin savunma stratejisinin bir parçasıdır.

Afrika politikasının temel ilkeleri ise şunlardı:

- Halkın gerçek iradesini temsil eden ve Afrika Birliği Örgütü (OAU) tarafından tanınan ulusal kurtuluş hareketlerini desteklemek,
- Hükümetlere karşı muhalif hareketlere destek vermemek; zira Afrika Birliği Örgütü bu konuda ciddi kaygılar taşımaktaydı. Ancak bunun istisnası, diğer ilerici ülkeler tarafından da desteklenen Lumumbacı Hareket ile Kamerun'daki Marksist yönelimli Kamerun Halkları Birliği (UPC) idi.1
- Yukarıdaki şartları yerine getiren ulusal kurtuluş hareketlerine maddi, mali ve diplomatik destek sağlamak, Küba içinde ve dışında bu hareketler için militanlar yetiştirmek,
- Kabile çatışmalarına müdahil olmamak,
- Afrika Birliği Örgütü’nün ortaya koyduğu ilkeleri esas alarak, sömürge yönetiminden miras kalan sınırlara saygı göstermek.

Afrika Birliği Örgütü (OUA), tüm Afrika halkları ve devletleri arasında birlik ve dayanışmayı teşvik etmek amacıyla kurulmuştur. Dışişleri Bakanları’nın öncülüğünde, Devlet Başkanları, 25 Mayıs 1963’te Addis Ababa’da Afrika Birliği Şartı’nı onaylar. Toplantıya 30 ülke katılır; sadece o dönemde Moritanya’yı tanımayan Fas ile başkanı Sylvanus Olympio’nun suikasta kurban gitmesi nedeniyle eleştirilen Togo toplantılarda yer almaz. Fas daha sonra bu belgeyi imzalarken bağımsızlıklarını kazandıkça tüm Afrika ülkeleri -Güney Afrika ve bugünkü Zimbabve olan Rodezya dahil- örgüte dahil olurlar. 

OUA’nın genel hatlarıyla beş temel hedefi şunlardır:

1. Afrika devletleri arasında birliği ve dayanışmayı güçlendirmek,
2. Afrika halklarının yaşam koşullarını iyileştirmek için iş birliğini ve ortak çabaları arttırmak
3. Egemenlik, toprak bütünlüğü ve bağımsızlıkları savunmak,
4. Afrika’daki tüm sömürgecilik biçimlerini ortadan kaldırmak,
5. Birleşmiş Milletler Şartı ve İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ni dikkate alarak uluslararası iş birliğini teşvik etmek.

Devrimimizin Başkomutanı Fidel Castro, yıllardır sadık kaldığımız “dayanışma” kavramını şöyle açıklamıştır: “Dünya Küba ile dayanışma içinde olmuştur ve bu nedenle Küba, tüm dünya halklarıyla olan dayanışmasını her geçen gün büyütmektedir. Küba, halkların dayanışmasının ne anlama geldiğini bizzat dünyaya gösterme fırsatına sahip olmuştur.”

Ocak 1965’te Havana’da düzenlenen ilk Tricontinental (Üç Kıta) Konferansı’na dünyanın dört bir yanından ulusal kurtuluş hareketi temsilcileri katılır. Bu toplantıya Afrikalı liderler de katılır ve bu zirve, Küba ile katılımcı ülkeler arasında iş birliği bağlarının kurulmasını ve güçlenmesini sağlar. Aynı zamanda Küba’nın Afrika’daki diplomatik varlığını da genişletir. CIA bu konferansı engellemek için çok yoğun çaba harcamıştır; organizatörlerden Mehdi Bin Barka suikasta kurban gitmesi, hareket içinde görüş ayrılıklarının körüklenmesi ve bazı katılımcıların konferansa ulaşmasının engellenmesi bunlardan sadece birkaçıdır.

Bu mücadele dolu süreçte, politikanın temel taşlarını oluşturan bazı yoldaşlar özellikle öne çıkmıştır: Komutan Ernesto Guevara, Osmany Cienfuegos Gorriarán, Raúl Roa García, Manuel Piñeiro Losada, Jorge Serguera Riverí, Victor Dreke Cruz, Raúl Diaz Argüelles, Jorge Risquet Valdés ve diğerleri… Hepsi Fidel ile bilikte bu militan enternasyonalizm sayfalarının hazırlanması ve uygulanmasında çalışmışlardır.

1
Fidel, Angola'ya yaptığı ilk ziyaret vesilesiyle Luanda'da düzenlenen halk mitinginde konuşurken, Angola Devlet Başkanı Agostinho Neto ile birlikte, 24 Mart 1977

Fidel bize, diğer şeylerin yanı sıra, Afrika’daki önderlerle ilişkilerde iki temel kavramı öğretti: Dayanışma ve etik.

Enternasyonalist olmak, insanlığa olan borcumuzu ödemektir. Başkaları için savaşmayı beceremeyen biri, kendisi için de yeterince savaşamaz, demişti Fidel Castro Ruz — ki Osmany Cienfuegos’un deyimiyle, tarihi ileriye iten bir liderdi o.

1961 yılında, Cezayirlilere bağımsızlık savaşlarının en kızgın anında teslim edilen o ilk silahlardan bu yana, Afrika Birliği Örgütü tarafından tanınan hiçbir ulusal kurtuluş hareketi yoktur ki Küba'dan maddi, siyasi ya da askeri eğitim anlamında bir katkı almamış olsun. Çünkü tüm o halkların da onurlu bir yaşam hakkı vardı.

1
Fidel Mandela ile birlikte Güney Afrika Parlamentosu’nda, 4 Eylül 1998

Zihnimizde canlı tutmamız gereken bir gerçek var: Sömürge yönetimlerinin sona ermesi, 20. yüzyılın en sarsıcı ve en büyük etki yaratan olaylarından biridir. Bu halkların özgürleşmesiyle birlikte, emperyalist metropollerin varlıklarını sürdürebilmeleri için dayandıkları temeller sarsılmıştır. Bu nedenle onların düşünce kuruluşları, kendi ekonomileri için hayati öneme sahip hammadde kaynaklarını garanti altına alacak yeni egemenlik biçimlerini icat etmeye mecbur kalmışlardır.

Birleşmiş Milletler'deki oylamaların da gösterdiği gibi, zalim ve insanlık dışı ABD ablukasına karşı mücadelesinde Küba'yı onlarca yıldır tutarlı bir şekilde destekleyenler işte bu Afrika ülkeleridir.

1
Fidel, Güney Afrika'nın Durban kentinde düzenlenen ırkçılık, ayrımcılık ve yabancı düşmanlığına karşı düzenlenen uluslararası konferansın genel oturumuna hitap ederken, 1 Eylül 2001

1 ABD ile olan çelişkilerimizde uluslararası bağlamı dikkate alma zorunluluğu, Ferran Izquierdo Brichs ve John Etherington’un Poder global adlı eserlerinde tanımlanır.


Yazar: Oscar Oramas Oliva
Yayınlandığı yer: Cubadebate
Yayın tarihi: 25 Mayıs 2025
Çeviri: Göksun Özhan

  • 1

    ABD ile olan çelişkilerimizde uluslararası bağlamı dikkate alma zorunluluğu, Ferran Izquierdo Brichs ve John Etherington’un Poder global adlı eserlerinde tanımlanır.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.