Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kölelikten 'yeşil dönüşüme': Baú halkının bitmeyen toprak mücadelesi

Ataları Brezilya’daki kölelik düzeninden koparak kendi yaşam alanlarını kurdu. Onların torunları şimdi aynı toprağı elektrikli otomobiller için lityum çıkaran çok uluslu bir şirkete karşı savunuyor. Baú halkının mücadelesi madeni durdurdu.

Can Kuyumcuoğlu

Yayın Tarihi: 07.09.2026 , 12:17

Dünyanın fosil yakıtlardan kurtulabilmesi için daha fazla elektrikli otomobile, daha fazla bataryaya ve dolayısıyla daha fazla lityuma ihtiyacı olduğu söyleniyor. Otomotiv tekelleri yeni modellerini “temiz bir gelecek” vaadiyle tanıtırken devletler, toprağın altındaki lityumu çıkarabilmek için birbiriyle yarışıyor.

Bu yarışın yeni merkezlerinden biri de Brezilya’nın Minas Gerais eyaletindeki Jequitinhonha Vadisi. Bir zamanlar yoksulluk ve kuraklıkla anılan bölge, zengin lityum yataklarının keşfedilmesinin ardından “Lityum Vadisi” olarak yeniden adlandırıldı. Yatırımcılara göre burada çıkarılacak “beyaz altın” hem dünyayı karbonsuzlaştıracak hem de bölgeye kalkınma getirecekti.

Fakat bu gelecek vaadinin kurulduğu toprakların bir geçmişi vardı.

 

Grota do Cirilo madeninin birkaç kilometre ötesindeki Baú’da, ataları Brezilya’nın kölelik düzenine karşı kendi özgür yaşam alanlarını kurmuş bir quilombola topluluğu yaşıyor. Yüzyıllardır toprağıyla birlikte varlığını koruyan bu siyah topluluk, şimdi elektrikli otomobillerin bataryaları için yapılan patlatmalar, kazılar ve inşaatlarla karşı karşıya.

Üstelik bütün bunlar, yaşam alanları üzerindeki etkileri Baú halkına sorulmadan yürütüldü. “Yeşil dönüşüm” adına çıkarılan lityum, kölelikten kurtulanların torunlarını bir kez daha kendi topraklarını savunmak zorunda bıraktı.

Topluluğun mücadelesi sonunda madeni durdurdu. Brezilya’da bir federal mahkeme, Sigma Lithium’un Grota do Cirilo lityum madeninin çevre izinlerini askıya alarak faaliyetlerin derhal durdurulmasına karar verdi.

Brezilya'nın Bahia eyaletinin Santo Amaro kentinde çocuklar, Acupe Quilombosu balıkçıları tarafından düzenlenen; özgürlük mücadelesini ve köleliğin sona ermesini canlandıran geleneksel bir kültür gösterisinin provasını yapıyor.

Kölelikten kaçışın ötesinde bir özgürlük mücadelesi

Baú’nun hikâyesini anlamak için Brezilya’nın kölelik dönemine dönmek gerekiyor.

Portekiz sömürgeciliği boyunca milyonlarca Afrikalı, şeker kamışı tarlalarında, kahve çiftliklerinde ve madenlerde çalıştırılmak üzere Brezilya’ya getirildi. Üç yüzyılı aşan bu düzen yalnızca zorla çalıştırmaya değil, insanların ailelerinden, kültürlerinden ve toprakla kurdukları bağlardan koparılmasına dayanıyordu.

Köleleştirilenlerin bir bölümü çiftliklerden ve madenlerden kaçarak ulaşılması güç kırsal alanlarda kendi yerleşimlerini kurdu. Bazılarıysa özgürlüğünü kazandıktan sonra satın aldığı, miras aldığı ya da kendisine bırakılan topraklara yerleşti. Zamanla bu yerleşimler, kölelik düzeninin dışında yaşamaya çalışan siyah toplulukların dayanışma ve direniş alanlarına dönüştü. Bu topluluklara “quilombo”, buralarda yaşayanlara ve onların torunlarına da “quilombola” denildi.

Quilombolar yalnızca saklanılan sığınaklar değildi. İnsanların toprağı birlikte işlediği, üretimi ve suyu ortaklaştırdığı, Afrika kökenli inançları, gelenekleri ve akrabalık ilişkilerini yaşattığı özgürlük alanlarıydı. Bu nedenle quilombola toplulukları açısından toprak, alınıp satılabilecek sıradan bir mülkten daha fazlasını ifade ediyor: Atalarının kölelik düzeninden koparak kurduğu yaşamın maddi temeli ve kuşaktan kuşağa aktarılan hafızası.

Brezilya’da kölelik 1888’de kaldırıldı ancak özgür bırakılan siyah nüfusa toprak dağıtılmadı. Quilombola topluluklarının yaşadıkları alanlar üzerindeki hakları da yaklaşık bir yüzyıl boyunca büyük ölçüde tanınmadı. Çiftlik sahipleri, maden şirketleri ve çeşitli yatırım projeleri bu toprakları defalarca baskı altına aldı; birçok topluluk yaşadığı arazinin resmî tapusunu alamadan varlığını sürdürmek zorunda kaldı.

Quilombolaların toprak hakkı ancak 1988 Anayasası’yla açık biçimde güvence altına alındı. Anayasanın 68. maddesi, geleneksel topraklarında yaşayan quilombo topluluklarının mülkiyet hakkını tanıdı ve devlete bu arazilerin tapularını verme yükümlülüğü getirdi. Ancak anayasal güvenceye rağmen tapulandırma son derece yavaş ilerledi. Brezilya’da 2022 nüfus sayımına göre yaklaşık 1 milyon 330 bin quilombola yaşıyor; bunların yalnızca yüzde 12,6’sı resmen sınırları belirlenmiş quilombola topraklarında bulunuyor.

Baú halkının bugün verdiği mücadele de bu tamamlanmamış tarihsel hesabın bir parçası. Topluluğun itirazı yalnızca madenin evlere kaç kilometre uzakta olduğu değil; atalarının özgürleşmek için kurduğu yaşam alanı hakkında karar verme hakkının bir kez daha başkaları tarafından gasp edilmesi.

Aradan geçen yüzyıllarda toprağa el koymak isteyenlerin adı ve kullandıkları gerekçeler değişti. Bu kez karşılarında bir çiftlik sahibi ya da sömürge yönetimi değil, elektrikli otomobiller için “yeşil lityum” ürettiğini söyleyen çok uluslu bir şirket var.

Palmares’in kurulduğu Serra da Barriga’da, Siyah Bilinci Günü kapsamında düzenlenen Issegum Caojubá yürüyüşü. Afrika kökenli inançların temsilcileri, köleliğe karşı direnen ve 17. yüzyılın sonunda öldürülen quilombolaları şarkılar, danslar ve çiçeklerle anıyor.

Şirket 'etki alanının dışında' dedi, ölçümler 2,7 kilometreyi gösterdi

Davanın merkezindeki tartışma, madenle Baú’nun geleneksel toprakları arasındaki mesafe.

Sigma Lithium, projenin topluluğu doğrudan etkileyebilecek bölgenin dışında kaldığını savunuyordu. Ancak Ulusal Kolonizasyon ve Tarım Reformu Enstitüsü’nün (Incra) verileri, maden sahası ile Baú toprakları arasındaki mesafenin yaklaşık 2,7 kilometre olduğunu gösteriyor.

Bu mesafe, geleneksel topluluklara ilişkin daha kapsamlı çevresel inceleme ve danışma sürecini gerekli kılan 8 kilometrelik sınırın oldukça altında.

Kararı veren Yargıç Antonio Lucio Tulio de Oliveira Barbosa, maden kompleksinde geleneksel yerleşimin yalnızca birkaç kilometre uzağında sürekli patlatma, kazı ve toprak taşıma faaliyeti yürütüldüğüne dikkat çekti. Barbosa, mevcut bulguların Baú’nun zarar görme riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermeye yeterli olduğuna hükmetti.

Mahkeme, madenle topluluk arasındaki gerçek mesafenin bağımsız bir uzman tarafından yapılacak coğrafi ölçümle kesinleştirilmesini istedi. Uzmanın raporunu 45 gün içinde sunması gerekiyor.

Karar süresince Minas Gerais eyaletindeki kurumlar şirkete yeni çevre izni veremeyecek. Faaliyetlerini sürdürmesi durumunda Sigma Lithium’a günlük 100 bin Brezilya reali para cezası uygulanacak.

Sigma Lithium’un Minas Gerais eyaletindeki Grota do Cirilo maden sahası. Mahkeme, Baú topraklarının birkaç kilometre uzağında sürekli patlatma ve hafriyat faaliyeti yürütüldüğüne dikkat çekti.

Sorun yalnızca mesafe değil

Baú topluluğunun itirazı, haritada iki nokta arasındaki uzaklıktan ibaret değil. Quilombolalar, yaşam alanlarını etkileyen patlatmaların, inşaat çalışmalarının ve su kullanımının kendilerine danışılmadan planlandığını söylüyor.

Brezilya’nın taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 169 sayılı Sözleşmesi, yerli ve geleneksel toplulukları etkileyebilecek projelerde “özgür, önceden ve bilgilendirilmiş danışma” sürecinin işletilmesini öngörüyor. Baú topluluğu da kendi danışma protokolünü 2025 yılında kamuoyuna açıklamıştı.

Mahkeme, Grota do Cirilo’nun Baú’nun doğrudan etki alanında bulunduğuna ilişkin yeterli kanıt olduğu sonucuna vararak bu danışma sürecinin atlanamayacağına karar verdi.

Baú ve çevresindeki toplulukların madenciliğe ilişkin şikâyetleri yeni değil. Bölgedeki kuruluşlar daha önce suya erişimin zorlaştığını, akarsuların durumuna ilişkin kaygıları ve maden faaliyetlerinin gündelik yaşam üzerindeki etkilerini gündeme getirmişti. Minas Gerais Yasama Meclisi’ne de 2026’nın başında Baú ve Chapada do Lagoão çevresindeki diğer topluluklara yönelik toprak, kültür ve çevre hakkı ihlali iddialarının araştırılması için başvuru yapılmıştı.

Baú Quilombola topluluğunun liderlerinden Antônio Cosme. Topluluğun geleneksel topraklarının sınırlarının belirlenmesinin ardından ölüm tehditleri alan Cosme, 2014’ten bu yana insan hakları savunucularına yönelik koruma programında bulunuyor.

Şirket kendi lityumunu 'yeşil' diye pazarlıyor

Grota do Cirilo, Sigma Lithium’un üretim yapan tek madencilik sahası. Tesis yılda 330 bin ton lityum oksit konsantresi üretme kapasitesine sahip.

Kanada merkezli şirket, burada çıkardığı ürünü “yeşil lityum” olarak tanıtıyor. Sigma, üretimde kömür enerjisi ve zehirli kimyasallar kullanmadığını, içme suyu tüketmediğini ve atık barajı oluşturmadığını öne sürüyor.

Ancak şirketin çevre ve güvenlik sicili bir süredir tartışılıyor. Brezilyalı iş müfettişleri, yakınlardaki işçiler ve topluluklar açısından “ciddi ve yakın tehlike” oluşturduğu gerekçesiyle Grota do Cirilo’daki üç atık yığınını daha önce kullanıma kapatmıştı. Müfettişler mayıs ayında şirketin yasaklanan alanlardan birini kullanmayı sürdürdüğünü belirleyerek para cezası kesti. Sigma ise suçlamaları reddetti ve yığınların tehlike oluşturmadığını savundu.

Maden temmuz ayında eyalet yetkililerinin tespit ettiği başka usulsüzlükler nedeniyle de durdurulmuş, Sigma’nın Minas Gerais yönetimiyle anlaşmaya varmasının ardından ağustos ayında yeniden faaliyete geçmişti.

Şirket, quilombola federasyonunun açtığı son dava ve mahkemenin durdurma kararı hakkında henüz açıklama yapmadı.

Sigma Lithium’un faaliyetlerinden etkilenen Piauí Poço Dantas’ı ziyaret eden bölge sakinleri, maden atığı yığınlarını inceliyor. Jequitinhonha Vadisi’ndeki topluluklar patlatma, toz, gürültü ve suya erişim sorunları yaşadıklarını belirtiyor.

'Beyaz altın' kimin dönüşümünü sağlayacak?

Lityum; elektrikli otomobillerin, bataryaların ve yenilenebilir enerji depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte küresel kapitalizmin gözünü diktiği hammaddelerinden birine dönüştü. Brezilya yönetimi de Jequitinhonha bölgesini “Lityum Vadisi” ilan ederek yabancı yatırımlara açtı.

Bölgeye “beyaz altının” yoksulluğu sona erdireceği ve kalkınma getireceği söylendi. Buna karşılık çıkarılan cevherin önemli bölümü işlenmeden ihraç edilirken, vadide yaşayan topluluklara patlatmalar, su sorunu ve toprakları üzerindeki baskı kaldı.

Baú’daki dava bu nedenle yalnızca bir çevre izni anlaşmazlığı değil. Bir tarafta otomobil şirketlerinin ve maden tekellerinin “karbonsuz gelecek” vaadi, diğer tarafta yüzyıllardır toprağını korumaya çalışan siyah bir topluluk bulunuyor.

Brezilya’da kölelik 1888’de kaldırıldı. Fakat kölelikten kaçarak kendilerine yaşam alanı kuranların torunları, bir buçuk asır sonra toprağın kimin olduğuna ve üzerinde kimin söz söyleyeceğine ilişkin aynı temel soruyla yeniden karşı karşıya.

Bu kez toprağa uzanan el, kendisini “yeşil dönüşüm” olarak tanıtıyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.