Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İsrail tartışıyor, Hizbullah hazırlanıyor, Beyrut 'Ben de varım' diyor: Lübnan'da kurulacak mekanizma işe yarar mı?

İran ve ABD arasında imzalanan mutabakat kapsamında gerçekleştirilen ilk görüşmede, Lübnan'daki çatışmaların sonlandırılması için ortak bir mekanizma kurulmasına karar verildi. Bu kararın ardından Beyrut hükümeti "egemen bir devlet olduğunu" hatırladı, İsrail'de tartışmalar şiddetlendi, mekanizmaya dair detaylar ortaya çıkmaya başladı.

Yalçın Cuğ

Yayın Tarihi: 23.06.2026 , 13:49 Güncelleme Tarihi: 23.06.2026 , 16:59

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da "tercih edilen kaynak" olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.


2023 yılının Ekim ayında başlatılan saldırılar, Eylül 2024'te geniş çaplı savaşa dönüştü. İşgal genişledi, 4 binden fazla kişi katledildi, yaklaşık 17 bin kişi yaralandı, yerinden edilenlerin sayısı 1,5 milyona ulaştı.

27 Kasım 2024'te "ateşkes" ilan edildi, ancak saldırılar durmadı. Binlerce kez ihlal edildiği tespit edilen ateşkes döneminde yüzlerce kişi daha öldürüldü. Saldırıların gerekçesi ise "Hizbullah'ın savaşma kabiliyetlerini yeniden inşa etmesini engellemekti".

Bunun üzerine devreye "ateşkesi genişletme ve ülkeyi istikrara kavuşturma" bahanesiyle ABD girdi. Direnişi kırmayı amaçlayan Washington yönetiminin ısrarları Ağustos 2025'te sonuç verdi ve hükümet, Hizbullah da dahil olmak üzere tüm devlet dışı silahlı varlığın sona erdirilmesine yönelik planı onayladı. Hizbullah ise İsrail saldırıları son bulana ve işgal edilen topraklardan çekilene kadar silah bırakmayacağını ilan etti.

ABD ile birlikte İran’a yönelik geniş çaplı saldırılar başlatan İsrail, savaşın yarattığı kaosu fırsat bilerek 2 Mart'ta yeniden saldırılarına başladı. Bu saldırılarda şu ana kadar 4 bin 106 kişi öldürüldü, işgal hattı 10 kilometre daha genişletildi.

Hizbullah tüm engelleme girişimlerine rağmen İsrail'e karşı direniş başlatırken, bu süreçte siyonizme karşı bir tane bile kurşun sıkmayan Beyrut hükümeti ise "çareyi" Tel Aviv'le müzakere masasına oturmakta buldu. 

Aslında yaklaşık bu üç yıllık sürecin en kısa özeti şöyle: İsrail saldırdı, ABD arka çıktı, Hizbullah direndi, Beyrut hükümeti teslim oldu... Binler katledildi, on binler yaralandı, milyonlar yerinden edildi, işgal genişledi...

Şimdi bölgede yeni gelişmeler oluyor. 

İran ile ABD'nin imzaladığı mutabakat, kurulması planlanan mekanizma, İsrail'den yükselen itiraz sesleri, Beyrut hükümetinin "Bizi bu kadar yok saymayın" haykırışları...

Lübnan'da ne oluyor?

İran-ABD görüşmesinde alınan kararlardan biri Lübnan'da mekanizma kurulması

İran ile ABD arasında varılan mutabakatın ilk maddesinde Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirileceği, Lübnan'ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin güvence altına alınacağı duyurulmuştu.

Ancak "ABD'nin aldığı kararlar doğrultusunda hareket etmeyeceğini" iddia eden İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarını ve işgalini devam ettirdi. Söz konusu karar Washington ile Tel Aviv arasında gerilime neden olurken, mutabakatın uygulanmasına yönelik güvence isteyen İran ise çeşitli uyarılarda bulundu.

Tüm bu gelişmelere karşın dün İran ve ABD, İsviçre’nin Bürgenstock bölgesinde bir araya geldi. Katar ve Pakistan'ın arabuluculuğunda gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerin ilk turunda, nihai anlaşma için 60 günlük yol haritasında ortaklaşıldı.

Katar ve Pakistan Dışişleri Bakanlıklarının yayımladığı ortak açıklamada, anlaşılan çeşitli kararlar duyurulurken başlıklardan biri de Lübnan oldu. Açıklamada, mutabakat zaptında da belirtildiği üzere Lübnan'daki askeri operasyonların durdurulmasını sağlamak amacıyla çalışma grubu kurulacağı ve bu grupta iki tarafın yanı sıra Lübnan'ın da yer alacağı aktarıldı.

İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye kentine düzenlediği hava saldırılarında bölgede büyük çaplı yıkıma neden oldu.

İran mekanizmaya temsilci gönderecek, İsrail yer almayacak

Görüşmelerin ilk turunun sona ermesinin ardından açıklama yapan İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi de Lübnan’daki çatışmaları önleme amacıyla kurulacak çalışma grubunun gerçek bir test olacağını söyledi. Irakçi, “Pakistan-Katar arabuluculuğunda Lübnan savaşını sonlandırmak için ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Yarı resmi Mehr Haber Ajansı’nın, İran Müzakere Heyeti’nin açıklamalarına dayanarak servis ettiği haberde de İran'ın, Lübnan’daki ateşkesi izlemek için kurulacak yeni mekanizmaya temsilci göndereceği belirtildi.

İran’ın, Lübnan’ın güvenlik denklemine dahil olduğu, Lübnan’daki ateşkesi izlemek için kurulacak yeni mekanizmaya temsilci göndereceği ve aynı zamanda bu mekanizmada İsrail’in yer almayacağı aktarıldı.

ABD: İran'ın Hizbullah'ı dizginlemesi gerekecek

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de görüşmelerin yapıldığı İsviçre’nin Bürgenstock kasabasından ayrılmadan önce değerlendirmelerde bulundu.

Lübnan'ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunacağını iddia eden Vance, "İsrail'in güvenliğinin sağlanacağı bir noktaya ulaşılmasının çok fazla çalışma gerektireceğine inandıklarını" söyledi.

Vance, Lübnan konusunda "doğru koordinasyon sağladıklarından" emin olmak istediklerinin belirterek şöyle konuştu:

Lübnan silahlı kuvvetleriyle koordinasyon gerektirecek ve ayrıca İran'ın Hizbullah'ı dizginlemesi gerekecek. Bunlar, dün konuştuğumuz türden şeyler ve tekrar ediyorum, 24 saat öncesine kıyasla çok daha ilerlediğimizi düşünüyorum.

CENTCOM'dan Lübnan için mekanizma başlatma kararı

Öte yandan ismi paylaşılmayan ABD'li bir yetkili de Lübnan'daki ateşkesi ve "çatışma" durumunu izlemek için ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) bir "mekanizma" başlattığını ifade etti.

Anadolu Ajansı muhabirine yazılı açıklama yapan yetkili, CENTCOM'un Lübnan'daki "çatışma durumunu eş zamanlı incelemek üzere izleme mekanizması" başlattığını belirterek amaçlarının "şiddetin sona ermesi" olduğunu öne sürdü.

Bu adımın, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile telefon görüşmeleri sonrası atıldığını kaydeden yetkili, "İsrail ve Lübnan'ın iki egemen devlet olarak görüşmesini ve barış ile güvenlik için bir yol bulmalarını sağlıyoruz. Görüşmeler, iki ülke arasında kapsamlı bir barış ve güvenlik anlaşmasına doğru ilerlemeye devam edecek" ifadelerini kullandı.

Yetkili, detayların yakında paylaşılacağını belirtti.

ABD Savaş Bakanlığı bünyesine bağlı 11 müşterek muharip komutanlıktan biri olan CENTCOM, Körfez Savaşı, Irak işgali ve İran'a yönelik saldırılar başta olmak üzere birçok saldırı ve işgalde yer aldı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn: Bizim adımıza hiç kimse müzakere yürütemez

Tüm bu gelişmelerin ardından Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da yazılı bir açıklama yaptı.

Avn, savaşın sona erdirilmesine katkı sağlayacak her türlü yardıma açık olduklarını dile getirerek "Yardım ile iç işlerine müdahale arasında ayrım yapıyoruz. Biz egemen bir ülkeyiz ve bizim adımıza hiç kimse müzakere yürütemez" ifadelerini kullandı.

Devletin tüm vatandaşların güvencesi olduğunu vurgulayan Avn, “mezheplerin değil devletin” herkesi koruduğunu savundu. Oysa aynı Avn, kısa süre önce yaptığı bir açıklamada öldürülen insanlar Lübnan vatandaşı değilmiş, işgal edilen topraklar Lübnan sınırları içinde yer almıyormuş gibi "Eğer savaş Lübnan için olsaydı desteklerdik ancak başkalarının çıkarları için yürütülen savaşları reddediyorum" demişti.

Avn, tüm Lübnanlıları temsil eden güçlü ve tek bir devletin dışında başka bir seçenek bulunmadığını, bu hedef doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü öne sürdü. Siyasi rekabetin doğal ve meşru olduğunu dile getiren Avn, bunun devlet kurumlarının işleyişini engelleyecek bir araca dönüştürülmemesi gerektiğini savundu.

Avn, fikir ayrılığının demokratik bir hak olduğuna işaret ederek, "Farklı düşüncelere sahip olmak kutsaldır ancak özellikle ülkenin içinden geçtiği mevcut koşullarda Lübnanlılar arasında ayrışmaya izin verilmemelidir" ifadelerini kullandı.

Tel Aviv cephesi kaynıyor: 'Anlaşmazlığı İsrail ve Lübnan çözsün'

Fakat İran-ABD görüşmesinde çıkan "mekanizma" kararına yönelik en büyük tepki İsrail'den geldi.

Yahudi Haber Sendikası'nın düzenlediği bir etkinlikte konuşan İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ABD-İran mutabakatının ardından endişeli olduklarını belirterek "Lübnan'ın geleceğinde İran'ın söz sahibi olmaması gerektiğini" savundu.

İsrail saldırını "anlaşmazlık" olarak nitelendiren Herzog, söz konusu "anlaşmazlığın" İsrail ile Lübnan arasındaki müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini ve bu sorunun İran konusuyla birlikte değerlendirmenin "Lübnanlıları zayıf bırakacağını" iddia etti.

Kabineden çatlak ses: 'Netanyahu, Trump'a 'Bu anlaşmayı uygulayamayız' demeli'

Aşırı sağcı Yahudi Gücü Partisi'nin meclisteki haftalık grup toplantısında konuşan Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İsrail ordusunun Lübnan’a saldırıları sona erdirmesini de içeren ABD-İran mutabakatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ben-Gvir, Lübnan’da "zayıf ateşkesler” yerine saldırıların sürdürülmesini isteyerek "Eğer İsrail güvende değilse, Beyrut da Beyt Hanun gibi görünür” dedi. Ben-Gvir, geçmişte Washington yönetiminin yanlarında olmadığı durumlarda bile İsrail'in "zafer kazandığını" iddia etti.

Netanyahu'nun Washington'ın telkinlerine karşı durması gerektiğini savunan Ben-Gvir, "Netanyahu, Başkan Trump'a gitmeli, onu kucaklamalı ve 'Başkan Trump, teşekkür ederiz ancak bu anlaşmayı uygulayamayız" demesi gerektiğini kaydetti.

ABD ile ilişkilere değer verdiklerini ancak kendisi için "kırmızı çizginin" İsrail askerleri ve sivilleri olduğunu iddia eden Ben-Gvir, saldırıların devam etmesi gerektiği yönündeki agresif tutumunu şu sözlerle sürdürdü:

Benim duruşum nettir. Bin Lübnanlı annenin gözyaşı dökmesi gerekse bile, tek bir İsrailli annenin gözyaşı dökmesine tahammül edemeyiz. Bu yüzden devam etmek zorundayız.

Smotrich: Müzakereler bizi ilgilendirmiyor, kesinlikle gerçekleşmeyecek

Netanyahu'nun kabinesinden çıkan tek çatlak ses Ben-Gvir'in olmadı. 

İsrailli aşırı sağcı Bakan Bezalel Smotrich de ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kendilerini ilgilendirmediğini savunarak, Lübnan'daki saldırılarına "kararlılıkla" devam edeceklerini iddia etti.

Smotrich, ordu radyosuna yaptığı açıklamada, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti iktidarda kaldığı sürece, işgal altındaki Lübnan'ın güneyinden çekilmeyeceklerini ileri sürerek, "Bu kesinlikle gerçekleşmeyecek. Lübnan'da Hizbullah var olduğu sürece, Şakif Tepesi de dahil Lübnan'daki güvenlik bölgesinden İsrail'in çekilmesi söz konusu olmayacaktır" dedi.

Hizbullah'ın dağıtılması gerektiğini savunan Smotrich, "(Hizbullah) Lübnan hükümetinin bir parçası olmamalıdır ve İsrail'i tehdit edecek hiçbir askeri güce veya yeteneğe sahip olmamalıdır. Ancak ondan sonra yeni güvenlik düzenlemeleri tartışılabilir" diye konuştu.

Hizbullah'ın sadece silahlarından arındırılmasının yetmeyeceğini, Lübnan'daki siyasi gücünden de arındırılması gerektiğini savunan Smotrich, "(Hizbullah) İsrail'in kuzeyini tehdit edebilecek herhangi bir gücü elinde tuttuğu sürece, biz iktidarda olduğumuz sürece hiçbir çekilme olmayacaktır" iddiasında bulundu.

Washington ve Tahran arasındaki barış müzakereleri kapsamında, ABD'nin İran'ın talepleri doğrultusunda İsrail askerlerinin geri çekilmesi yönünde yapabileceği olası baskılar sorulduğunda ise Smotrich, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kendilerini ilgilendirmediğini, Lübnan'daki saldırılarına kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.

16 Nisan'da Washington'da bir araya gelen Beyrut ve Tel Aviv hükümetleri, ateşkese varmış, varılan ateşkes kapsamında İsrail'in saldırılarına ve işgal adımlarına karşı direnen Hizbullah'a karşı adımlar atılması yeniden karara bağlanmıştı.

Netanyahu: İsrail askerleri Lübnan'da tam hareket özgürlüğüne sahip

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da ateşkese rağmen talimatlarda herhangi bir değişikliğe gitmediklerini ve "İsrail ordusunun Lübnan'da hareket özgürlüğüne sahip olduğunu" duyurdu.

Netanyahu, İsrail Başbakanlık Ofisi tarafından yayımlanan görüntülü açıklamasında, kendisinin ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın İsrail ordusuna yönelik talimatlarının değişmediğini söyledi.

İran ile ABD arasındaki müzakerelerden Lübnan'da ateşkesi izlemek için yeni bir mekanizma kurulması kararının çıkmasının ardından ilk kez konuşan Netanyahu, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyindeki İsrail askerlerinin "tam hareket özgürlüğüne sahip olduğunu" savundu.

Netanyahu, İsrail ordusunun bu konuda bir kısıtlaması olmadığı ve Lübnan'ın güneyinde işgal ettikleri bölgelerde kalacakları iddiasını yineledi.

Eski İsrail Başbakanı Bennet: Hizbullah hazırlanıyor, İsrail askerleri müdahale edemiyor

Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, gece saatlerine kadar askerler ve komutanlarla görüşmeler yaptığını aktardı.

Bennett, Hizbullah'ın bölgede yeniden üs kurduğunu, altyapılarını onardığını, silahlandığını ve harekete geçtiğini, İsrail askerlerinin bu duruma müdahale edemediğini öne sürdü.

İsrail askerlerinin dürbünle gözetleme yapan Hizbullah mensuplarını görmesine rağmen ateş açamadığını ileri süren Bennett, önceden sahada "bir teğmenin inisiyatifiyle alınan kararların artık general onayına tabi" olduğunu aktararak İsrail askerlerinin Hizbullah mensuplarının omuzlarında füze taşımasına dahi müdahale edemediğini, general onayı gelene kadar şahısların ortadan kaybolduğunu iddia etti.

Bennett, Hizbullah'ın bu kısıtlamaların farkında olduğunu ve yeniden konumlanma için durumdan faydalandığını aktardı.

İsrail Ordusu Hava Kuvvetleri'nin uçuşlarının tamamen durdurulduğunu söyleyen Bennett, hafta sonu İsrail askerlerinin yaralandığı olaylarda da ordunun yoğun ateş desteği sağlamadan tahliye gerçekleştirdiğini savundu.

Bennett, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın İsrail ordusunun "Lübnan'da hareket özgürlüğüne sahip olduğu" iddiasının gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.

'Netanyahu kurulacak yeni mekanizma nedeniyle panik içinde'

İsrail'de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun üst düzey İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberinde de Netanyahu'nun "İsrail'in dışlandığı" yeni mekanizma karşısında diplomatik girişim başlattığı ifade edildi.

Haberde, söz konusu yeni mekanizmanın Washington yönetiminin 2024 yılında Lübnan, İsrail, ABD, Fransa ve Birleşmiş Milletler'in bulunduğu yapının yerini aldığı bildirildi.

ABD ile İran arasında İsviçre'de yapılan görüşmelerde Lübnan'da ateşkesin denetlenmesi için kurulması kararlaştırılan mekanizmanın ABD, İran, Lübnan, Katar ve Pakistan'dan oluşacağı belirtildi.

İsrail basını: ABD, İsrail'in sınırsız hareket yetkisini sonlandırdı

Öte yandan Netanyahu her ne kadar "Lübnan'ın güneyindeki İsrail askerlerinin tam hareket özgürlüğüne sahip olduğunu" savunsa da İsrail basınında bu iddianın tersine haberler yer aldı.

İsrail merkezli Kanal 13 televizyonu, ABD'nin İsrail'e Lübnan'da verdiği "sınırsız hareket" yetkisini sona erdirdiğini duyurdu.

Üst düzey bir yetkilinin açıklamalarına dayandırılan habere göre, İsrail'in son haftalarda ABD'den aldığı mesaj, Lübnan'da kısıtlama olmaksızın hareket etme yetkisinin sona erdiği yönünde oldu.

Habere göre ABD Başkanı Donald Trump İsrail'e sadece Lübnan'da değil, diğer alanlarda da kısıtlamalar getirdi. İsrailli siyasetçiler de orduya Lübnan'da izin verilen ve yasaklanan hareketlerin kapsamını belirten direktifler verdi.

Bu direktiflerle, "Sarı Hat" olarak adlandırılan bölge içinde hareket özgürlüğüne izin verilirken, başkent Beyrut ve Lübnan'ın güneyindeki Sur kenti gibi daha uzak bölgelerde operasyonlar yasaklandı.

İsrail, 2023'ten bu yana gerçekleştirdiği saldırılarda Lübnan'ın güneyinde Gazze'deki Sarı Hat'a benzer bir tampon bölge oluşturdu. Gazze'dekine benzer şekilde Lübnan'ın güneyindeki köyler boşaltıldı ve yıkıldı. Böylelikle İsrail, oluşturduğu bu yeni tampon bölgeyle sınır hattını Lübnan içlerine doğru 10 kilometre daha genişletmiş oldu.

İşgal 'güvenli bölgede' sürecek

Tüm bu gelişmelerin ardından Netanyahu, İsrail'in Lübnan'da kısmi de olsa atmak zorunda kaldığı geri adımı duyurdu.

Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun Kuzey Cephesi Komutanı Tümgeneral Rafi Milo'nun da katıldığı bir toplantının akabinde ortak yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, "İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki 'güvenli bölgedeki' varlığını korumak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceği" ifade edildi.

Netanyahu ve Zamir'in, "İsrail vatandaşlarının ve askerlerinin güvenliğinden hiçbir taviz verilmeyeceğini ve bunun her zaman öncelikler listesinde ilk sırada yer alacağını" söylediği aktarıldı.

İsrail Ordu Radyosu ise ortak açıklamanın, İsrail siyasetinde "askerlerin elinin bağlanması ve Lübnan'da İsrail ordusuna uygulanan ağır kısıtlamalarla" ilgili eleştirilerden duyulan endişeyi ortaya koyduğunu belirtti.

Lübnan sınırındaki gönüllü birlikler feshediliyor

İsrail'in bir diğer geri adımı da Lübnan sınırında yaşandı.

İsrail ordusunun sınır yerleşimlerindeki gönüllü yerel güvenlik birimlerini feshetme kararı aldığı bildirildi.

İsrail'de yayın yapan Walla'nın haberinde, İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı’ndan kuzeydeki yerleşimlerde bulunan ilk müdahale birliklerine gönderilen belgede ateşkes süreci ve değişen savunma talimatlarındaki değişiklikler çerçevesinde söz konusu kararın alındığı belirtildi.

Haberde, İsrail-Lübnan sınırında bulunan yerleşimlerdeki ilk müdahale birliklerinin görevinin Pazar günü itibarıyla sona ereceği aktarıldı.

Walla'ya konuşan ismi açıklanmayan askeri kaynak ise terhis işlemlerinin 30 Haziran itibarıyla tamamlanacağını ancak birliklerin olası bir gerilim durumuna “hazır bir şekilde” tutulacağını söyledi.

Lübnanlıların evlerine dönmesi atılan ses bombalarıyla engellendi

Öte yandan imzalanan mutabakat zaptının ardından evlerine dönmek isteyen Lübnanlılar İsrail'in saldırısıyla karşılaştı.

Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye bölgesinde yer alan Kefr Tibnit beldesine dönmek isteyen yerinden edilmiş Lübnanlıların yakınına İsrail'e ait insansız hava araçlarından ses bombaları atıldı.

Bölgeye girmeye çalışan ve yerinden edilen Kefr Tibnit sakinlerine yönelik yapıldığı belirtilen saldırıda ölen ya da yaralanan olmadığı aktarıldı.

Lübnan ordusunun, İsrail güçlerinin saldırıları sebebiyle Kefr Tibnit sakinlerinin bölgeye geçişine izin vermediği kaydedildi.

Lübnan hükümetinin yaptığı son açıklamaya göre 2 Mart'tan bu yana ülkede yerinden edilenlerin sayısı 1 milyonu aştı.

İsrail'den güneye saldırı: İki ölü, iki yaralı

Fakat İsrail 'in haydutluğu atılan ses bombalarıyla da sınırlı kalmadı. İsrail, Lübnan'daki ateşkese ve ABD-İran mutabakatına rağmen saldırılar düzenledi.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, Yukarı Nebatiye beldesinin Deyr Mahallesi'nde yol açma çalışmaları sırasında iş makinesinin yakınında bulunan kişilere İsrail askerleri tarafından ateş açıldı.

Saldırıda iki kişi yaşamını yitirirken, iki kişi yaralandı.

Öte yandan, İsrail askerlerinin güneydeki Hadasa beldesinde de Lübnan ordusunun eşlik ettiği bir cenaze defin işlemi sırasında mezarlığa giden kişilere ateş açtığı bildirildi.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.