Sayfa yolu
ABD'nin baskıları sonuç verdi: Hükümet Hizbullah dahil tüm silahlı varlığın devlet tekeline alınmasını onayladı
dış haberler
Yayın Tarihi: 07.08.2025 , 23:12 Güncelleme Tarihi: 07.08.2025 , 23:14
ABD'nin Lübnan'a yaptığı baskılar sonuç verdi.
Lübnan hükümeti, Hizbullah da dahil olmak üzere Lübnan topraklarındaki tüm devlet dışı silahlı varlığın sona erdirilmesine yönelik planı onayladı.
Ülkedeki tüm silahlı varlığın devlet tekeline alınması ve grupların elindeki silahların toplanmasına yönelik kararın 2025 yılı sonuna kadar uygulamaya geçeceği belirtildi.
Kararı duyuran Enformasyon Bakanı Markus, Hizbullah'ın işbirliği yapmayı reddetmesi nedeniyle silahsızlanma sürecinin nasıl yürütüleceğine dair soruyu yanıtlayamadı. Çünkü İsrail'in saldırıları ve işgali son bulana kadar silah bırakmayacağını bildiren Hizbullah, ülkenin en güçlü silahlı yapılanmasına sahip.
'Silahlı varlığın sona erdirilmesi konusunda mutabık kaldık'
Enformasyon Bakanı Paul Markus, silahların devletin tekelinde olması gündemiyle Cumhurbaşkanı Joseph Avn liderliğinde Beyrut'taki Baabda Sarayı'nda düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası basına açıklamalarda bulundu.
Markus, Hizbullah dahil olmak üzere Lübnan topraklarındaki silahlı varlığın sona erdirilmesi konusunda Bakanlar Kurulu'nda mutabakat sağlandığını belirtti. Öte yandan Markus planın tüm ayrıntılarının derinlemesine görüşülmediğini söyledi.
"Hükümetin aldığı kararlarla ülkede istikrarı sağlamayı, devlet otoritesinin tesisini ve yeniden inşayı hedeflediğini" ifade eden Markus, "Toprakların tamamında, Hizbullah dahil olmak üzere silahlı varlığın sona erdirilmesi ve sınırda ordunun konuşlandırılması konusunda mutabık kaldık" dedi.
ABD önerisinin hedeflerinin ilgili tüm ülkeleri kapsadığını söyleyen Markus, Bakanlar Kurulu'nun ABD planının hedeflerini onayladığını, ordunun silahların toplanmasına yönelik planı doğrultusunda detayları ele alacağını aktardı.
Markus, anlaşılan ilkeler arasında "İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesinin ve kara, hava ve deniz ihlalleri de dahil olmak üzere tüm düşmanlıkların sona erdirilmesinin sağlanması" ile İsrail ile Lübnan ve Suriye ile Lübnan arasında kalıcı bir sınır oluşturulmasının da yer aldığını aktardı.
Basın toplantısında Markus'a, Hizbullah'ın işbirliği yapmayı reddetmesi nedeniyle silahsızlanma sürecinin nasıl yürütüleceği soruldu. Markus ise kararların Lübnan Ordusu tarafından Ağustos ayı sonuna kadar sunulacağını ve 2025 yılı sonuna kadar silahsızlanma takvimini de içeren bir plan doğrultusunda uygulanacağını söyledi. Ancak Markus, Hizbullah'ın silahsızlanmayı kabul etmemesi halinde sürecin nasıl ilerleyeceğine dair herhangi bir yorumda bulunmadı.
Şii bakanlar toplantıyı terk etti
Öte yandan Şii bakanların toplantıyı terk ettiği öğrenildi.
Markus, bazı bakanların yapılan tüm ikna çalışmalarına rağmen Bakanlar Kurulu toplantısından ayrıldığını söyledi. Markus, söz konusu bakanların sadece toplantıdan ayrıldığını hükümetten ayrılmadığını dile getirdi.
Çalışma Bakanı Muhammed Haydar, Lübnan'daki "El-Cedid" televizyonuna yaptığı açıklamada, ABD önerisini onaylamadıkları için Bakanlar Kurulu toplantısından ayrıldıklarını ancak önerinin daha sonra incelenmesini istediklerini söyledi. "Bakanlar Kurulu toplantısından ayrıldık ama hükümetten çekilmedik" diyen Haydar, toplantıyı terk eden bakanlar olarak tutumlarının bir "tırmanış" olmadığını dile getirdi.
Adalet Bakanı Adnan Nassar da toplantıyı terk eden bakanların "Lübnan ordusunun rolünü vurguladıklarını ve silahın tek elde toplanması ilkesine onay verdiklerini" iddia etti.
ABD'den tebrik: 'Lübnan halkının arkasındayız'
ABD'nin "önerisini" geçtiğimiz aylarda Lübnan hükümetine sunan ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da alınan karar sonrası açıklamalarda bulundu.
Barrack sosyal medya üzerinden yaptığı ilk açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Başbakan ve Bakanlar Kurulu'nu, Kasım 2024 tarihli Düşmanlıkların Durdurulması Anlaşması, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı ve Taif Anlaşması'nı tam olarak uygulamaya koymak için bu hafta aldıkları tarihi, cesur ve doğru karardan dolayı tebrik ediyoruz. Bu haftaki Bakanlar Kurulu kararları, Lübnan için 'Tek Millet, Tek Ordu' çözümünü nihayet hayata geçirdi. Lübnan halkının arkasındayız."
Barrack konuya ilişkin yaptığı ikinci açıklamada ABD Başkanı Trump'ın "Yönetimim, Lübnan'ın komşularıyla ekonomik kalkınma ve barış içinde bir gelecek yaratmasına yardımcı olmaya hazır... Lübnan'da, Hizbullah teröristlerinin pençesinden kurtulmuş bir gelecek için yeni bir şans var... Yeni cumhurbaşkanı ve başbakan, onlarca yıldır Amerika Birleşik Devletleri ile daha üretken bir ortaklık için ilk gerçek şansı getirdi" açıklamasını ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun "Lübnan'daki hedefimiz, Hizbullah'la mücadele edebilecek ve onu silahsızlandırabilecek güçlü bir Lübnan devletidir" mesajını hatırlattı.
Hizbullah'a karşı harekete geçmekten kaçınmıştı
İsrail, Gazze'ye savaş başlatmasından bir gün sonra, Hizbullah'ın Filistin direnişiyle dayanışması nedeniyle 8 Ekim 2023'te Lübnan'a geniş çaplı bir saldırı başlattı.
İsrail'in Lübnan'a yönelik eş zamanlı saldırısı, Eylül 2024'te tam ölçekli bir savaşa dönüştü ve Hizbullah'ın üst düzey liderlerinin çoğu da dahil olmak üzere 4 binden fazla kişi öldürüldü ve yaklaşık 1,4 milyon kişi yerinden edildi. ABD'nin aracılık ettiği ateşkes, Kasım ayında savaşı görünüşte sona erdirdi.
Ancak, ateşkesin ardından İsrail, Güney Lübnan'daki beş stratejik sınır noktasını işgal etmeye devam etti ve Hizbullah'ın savaşma kabiliyetlerini yeniden inşa etmesini engellemeyi amaçladığı iddiasıyla neredeyse günlük hava saldırıları gerçekleştirdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, bu saldırılar Kasım ayından bu yana yaklaşık 250 kişiyi öldürdü ve 600 kişiyi yaraladı.
Son aylarda ABD ve Lübnan, silahsızlanma yol haritası üzerinde görüşmeler yürütüyordu. Lübnan'ın yeni yönetimi, yetkilerini ülkenin tüm topraklarına yayma sözü verse de, şimdiye kadar Hizbullah'a karşı harekete geçmekten kaçınmıştı.
"Silahsızlandırma" gündeminin yoğunlaşması üzerine Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütünün barışa açık olduğunu ancak İsrail hava saldırılarını sonlandırıp Lübnan'ın güneyinden çekilene kadar silahsızlanmayacaklarını ve İsrail'e karşı koymaktan vazgeçmeyeceklerini bildirmişti.
ABD uzun süredir baskı yapıyor: Önerilen planlarda ne var?
ABD, Lübnan ile İsrail arasında varılan ancak İsrail tarafından defalarca delinen ateşkes anlaşmasını "genişletme ve istikrara kavuşturma" bahanesiyle başta Hizbullah olmak üzere tüm örgütlerin silahsızlandırılması için Lübnan'a baskı yapmaya başladı.
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 19 Haziran'da Beyrut yönetimine "ülkedeki tüm silahların yalnızca devletin denetiminde toplanmasını öncelikli hedef olarak belirleyen" ABD önerisini sunmuştu.
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, 29 Temmuz'da yaptığı açıklamada "devletin egemenliğini yalnızca kendi güçleriyle ülkenin tüm topraklarında tesis etme" konusunda görüşmeler gerçekleştirileceğini söylemişti.
Planın birinci aşaması, Beyrut hükümetinin 15 gün içinde Hizbullah'ın 31 Aralık 2025'e kadar tamamen silahsızlandırılmasını taahhüt eden bir kararname çıkarmasını gerektiriyor. Bu aşamada İsrail'in kara, hava ve deniz askeri operasyonlarını durdurması taahhüt ediliyor.
İkinci aşama, Lübnan'ın 60 gün içinde silahsızlanma planını uygulamaya başlamasını ve hükümetin "tüm silahları devletin otoritesi altına alma planını desteklemek için Lübnan ordusunu kritik bölgelere konuşlandırma planını" onaylaması gerekiyor.
İsrail'in de bu sırada Güney Lübnan'daki mevzilerden çekilmeye başlaması ve Lübnanlı tutukluları Uluslararası Kızılhaç Komitesi ile koordinasyon halinde serbest bırakması öngörülüyor. Ardından İsrail'in, kontrolündeki son iki noktadan 90 gün içinde çekilmesi ve Lübnan'da moloz temizliği ve yeniden inşaya hazırlık amacıyla altyapı onarımı için fon sağlaması planlanıyor.
ABD'nin "önerisine" göre son aşamada da Hizbullah'ın füzeleri ve insansız hava araçları da dahil olmak üzere kalan ağır silahlarının 120 gün içinde imha edilmesi gerekiyor. Ayrıca ABD, Suudi Arabistan, Fransa, Katar ve diğer "dost" ülkelerin, Lübnan ekonomisini ve yeniden inşasını desteklemek ve "ABD Başkanı Donald Trump'ın, Lübnan'ın müreffeh ve sürdürülebilir bir ülke olarak geri dönüşü vizyonunu hayata geçirmek" amacıyla bir ekonomik konferans düzenlemesi öneriliyor.
Peki ya Hizbullah silah bırakmazsa?
Tüm bunların yanı sıra Hizbullah güncel olarak Lübnan'ın en güçlü silahlı yapısı konumunda. Hizbullah'ın zor kullanılarak silahsızlandırılmaya çalışılması, ülkenin yeniden iç savaşa sürüklenebileceğine dair değerlendirmeleri de gündeme getiriyor. Çünkü İsrail saldırıları ve işgali son bulana kadar silah bırakmayacağını bildiren Hizbullah, güç kullanılarak silahsızlandırılamayacak kadar güçlü.
İsrail Ulusal Güvenlik Enstitüsü'nün kısa süre önce yayımladığı raporda, konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi:
Hizbullah'ın silahsızlanmama konusundaki ısrarı, Lübnan liderliğinin bu kararı uygulamaya koymasını son derece zorlaştıracaktır. Partiyi köşeye sıkıştırıp silah bırakmaya zorlamak, Lübnan güvenlik güçleriyle şiddetli çatışmalara, hatta iç savaşa yol açabilir; ancak Hizbullah'ın böyle bir sonucu istemediği anlaşılıyor."
Ayrıca raporda, ABD ve İsrail'in Hizbullah'a karşı "Lübnan liderliğini desteklemesi" gerektiği, böyle bir çatışmanın Hizbullah'ı zayıflatmayacağını, aksine Lübnan devletini ayakta tutan son kurumu, Lübnan Silahlı Kuvvetleri'ni parçalayacağını çok iyi bildikleri sonucuna varılıyor.
Mezhepsel kotalar ve siyasi atamalarla çok hassas bir dengeye sahip olan Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin yüzde 35'inin Şii olması göz önüne alındığında, ordunun Lübnan'ın siyasi ve toplumsal dokusundan kopuk olmadığı bilinen bir gerçek.
Hizbullah'ın silah bırakmadığı ve hükümetin orduya Hizbullah'a karşı harekete geçme emri verdiği bir senaryoda, ordunun mezhepsel ve siyasi açılardan parçalara bölüneceğine dair birçok değerlendirme bulunuyor. Bahse konu değerlendirmelere gerekçe olarak, askerlerin kendi topluluklarıyla savaşmayacağı ve emirleri uygulamayacağı gösteriliyor.
Ordunun zayıflamasının Lübnan'ı dış müdahalelere açık hale getireceği ve "Hizbullah'ı etkisiz hale getirme" ya da "Sünni nüfusu korumak" gibi iddialarla başta İsrail ve HTŞ yönetimene bağlı Suriye'nin, Lübnan'a girmek için ihtiyaç duyduğu bahaneleri öne sürebilecekleri belirtiliyor.
| Hizbullah destekçileri Lübnan hükümetinin silahsızlandırma çabalarına karşı Beyrut'ta toplandı |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.