Breadcrumb
İBB Davası’nda üçüncü gün: Gürlek’ten ‘sanık Ekrem’ mesajı, üçüncü celse bitti
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 11.03.2026 , 14:30 Güncelleme Tarihi: 11.03.2026 , 18:26
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının üçüncü günü, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından hazırlanan listeye göre bugün, CHP PM Üyesi Baki Aydöner’in kardeşi ve Bulut Aydöner’in savunması alındı.
Akın Gürlek'ten İBB davası mesajı: 'Hakim 'sanık Ekrem' diye hitap eder'
Davanın ilk gününde Ekrem İmamoğlu’na mahkeme başkanının “Sanık Ekrem” ve “sen” diye hitap etmesi tepkilere yol açmıştı. Bugün Meclis’te AKP Grup toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, hakimin hitabına destek çıktı.
Gürlek "Mahkeme salonları siyaset arenası değildir, siyasi şov yapılamaz. Mahkeme salonlarında yalnızca yargılama yapılır. Burada şahısların statüleri, görevleri önemli değildir. Herkes sanık statüsündedir. Hukuki olarak sanık tabiri bu yüzden kullanılır. Mahkeme salonlarında hakim, savcı hitap ederken 'sanık Ali', 'sanık Mehmet' 'sanık Ekrem' diye hitap eder. 'Belediye başkanım', 'Sayın Müdürüm', bilmem ne diye hitap etmez bunu ayrıştırmamız lazım" dedi.
‘Canlı yayın için kanun değişikliği gerekiyor’
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin İBB Davası'nın TRT'den canlı yayınlanmasına yönelik çağrısının hatırlatılarak, görüşünün sorulması üzerine ise Gürlek “Canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor. Şu an mevzuatımıza göre canlı yayınlanmasına imkan yok ama kanun değişirse, Meclis bu konuda takdir ederse canlı yayınlanabilir” dedi.
Bulut Aydöner: Somut delile dayanmaksızın tutuklandım
İBB davasının ilk duruşmasının üçüncü celsesinde savunma yapan Bulut Aydöner "ailesinin, 40 yıla yakın süredir İstanbul Kartal’da ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, bu süre boyunca, gıda, otomotiv ve dayanıklı tüketim ürünleri alanlarında toptan ve perakende ticareti yaptıklarını, bölgede bilinen ve güvenilir bir ticari itibara sahip olduklarını" söyledi.
"Ailesi tarafından yürütülen perakende faaliyetlerini geliştirerek süpermarket modeline dönüştürdüğünü" anlatan Aydöner, "devletin sağladığı desteklerden yararlanarak şirketin kurumsal büyümesine katkı sunduğunu" söyledi.
Gıda faaliyetlerine ek olarak 2012 yılında ikinci el otomotiv alım-satım faaliyetlerini de ticari yapıya dahil ettiklerini anlatan Aydöner, ”Dosyada sözde mağdur kişinin beyanları gerekçe gösterilerek, herhangi bir somut delil veya belgeye dayanmaksızın tutuklandım” diyerek kendini savundu.
MASAK raporunda yer alan değerlendirmeleri kesinlikle kabul etmediğini belirten Aydöner “Hayatım boyunca tüm ticari faaliyetlerimi resmi, kayıtlı ve faturalı şekilde yürüttüm. Tek bir kayıt dışı satışım dahi bulunmamaktadır” dedi.
'Ağabeyimin siyasi kimliği kendisine aittir'
ANKA’nın aktardığına göre, CHP’de üst düzey yönetici olan ağabeyinin siyasi kimliğinin kendisine ait olduğunu söyleyen Aydöner “Herhangi bir kişiyle aramızda talimat ilişkisi bulunmamaktadır. Ne benim birinden talimat almam söz konusudur ne de başkasına talimat vermem” ifadesini kullandı.
‘Serbülent Danış ve Taylan Danış yalan beyanda bulunarak beni tutuklattı’
Bulut Aydöner, "Baki Aydöner ile diğer sanıklarla, herhangi bir talimat ilişkisi bulunmadığını, şirketinin her satışının, her yatırımının, sermaye kaynağının sürekli denetlendiğini" savundu. Aydöner, "Serbülent Danış’ın ifadesinde doğru olan yalnızca iki husus bulunmaktadır: Beni tanımadığını söylemesi ve şirketimin unvanını doğru şekilde belirtmesi... İfadesinin geri kalan bölümleri gerçeğe aykırıdır ve bu hususları çürüten çok sayıda belge savunma dosyamızda mevcuttur. Serbülent Danış ve Taylan Danış yalan beyanda bulunarak beni tutuklattı. Taylan Danış’ın benden iki ay sonra ifadesi alınıyor. Benle aynı anda ifadesi alınması gereken kişi yüzünden tutukluyum" diye konuştu.
'Gayrimenkul ticareti yapmak başlı başına suç gibi değerlendirilmiş’
İddianame hazırlanırken soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunduğundan, kendisinin yalnızca "Eylem 32" kapsamında ifadesinin alındığını, gizlilik kararı kaldırıldıktan sonra “Eylem 30” içerisinde de ismini gördüğünü aktaran Bulut Aydöner, "Bu kapsamda adı geçen kişi benim yengemdir. İki çocuğu bulunan ve söz konusu taşınmazların sahibi olan kişi kendisidir. Eğer bu husus soruşturma açısından şüphe doğuruyor olsaydı, savcılık aşamasında doğrudan kendisine sorulması ve beyanının alınması gerekirdi. Eylem 30’da akrabalarım nedeniyle, Eylem 32’de ise şirketim ve arsa alımı nedeniyle şüpheli konumuna düşmüş bulunuyorum. Bu durumda neredeyse gayrimenkul ticareti yapmak başlı başına suç gibi değerlendirilmiş olmaktadır. Bugün itibarıyla 244 gündür tutukluyum. Ağabeyim Baki Aydöner ise 287 gündür tutukludur" şeklinde konuştu.
‘Tahliye edildim, aynı gerekçelerle ikinci kez tutuklandım’
Bulut Aydöner, saat 06.00’da gerçekleştirilen operasyonla gözaltına alındığını, ardından tutuklandığını, iddianame düzenlendikten sonra ismi iddianamede yer almamasına rağmen tutukluluğunun devam ettiğini kaydetti. Aydöner, "4 Aralık'ta yapılan incelemede tahliye edildiğim bildirildi. Ancak tahliye yazısı gece saatlerine kadar cezaevine ulaşmadı. Ailem saatlerce dışarıda bekledi. Yazı ulaştığında ise bu kez hakkımda yeni bir yakalama kararı bulunduğu söylendi. Üstelik, dosyaya yeni bir delil eklenmemişti, örgüt üyeliği suçlaması iddianamede zaten kaldırılmıştı. Buna rağmen aynı gerekçelerle ikinci kez tutuklandım. Yeni bir delil olmaksızın aynı suçlamalarla tekrar tutuklanmam, tutuklama tedbirinin ölçülülüğü açısından değerlendirilmesi gereken bir durumdur" dedi.
Tutukluluk süresince üç kez koğuş değişikliği yaşadığını, 35 kişilik koğuşlarda 60–65 kişiyle kaldıklarını, halen cinayet suçundan yargılanan kişilerle aynı koğuşta bulunduğunu belirtti.
Bulut Aydöner, isnat edilen suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini belirterek, öncelikle tahliyesine, yargılama sonunda ise beraatına karar verilmesini istedi.
Duruşma, Aydöner'in avukatlarının savunmasıyla devam etti.
İmamoğlu’ndan basına: Siz olmasanız sesimiz çıkmazdı
Bulut Aydöner'in savunmasının bitmesinin ardından Mahkeme Başkanı ve duruşma savcısının sorularını yanıtladı. Hakimin, senetlerle ilgili sorusuna Aydöner, "Ben böyle bir senet düzenlemedim" yanıtını verdi. Aydöner, savcının sorusu üzerine ise hakkında ifade veren Serbülend Danış'la ilgili "Yalan beyan veren evrakta sahtecilik de yapar" ifadelerini kullandı.
Aydöner’in savunmasının ardından söz alan avukatı Aysun Okur, müvekkilinin tutuklanmasına neden olan Serbülend Danış'ın emniyet ifadesinde "Ekonomik olarak zor durumdayım" dediğini hatırlattı ve Danış'ın 5 milyar liralık hesap hareketleri dökümünü mahkemeye sunarak, "Savcı bunu nasıl görmezden gelmiştir?" diye sorarak suç duyurusunda bulundu.
Avukat beyanlarının ardından duruşmaya saat 14.00’e kadar ara verildi.
Duruşmaya ara verilmesinin ardından Ekrem İmamoğlu salondan ayrılırken izleyiciler, "Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu" sloganı attı, İmamoğlu da izleyicilere el salladı.
İmamoğlu salondan ayrılırken, duruşmayı izleyen gazetecilere de el sallayarak, "İyi ki varsınız, siz olmasanız sesimiz çıkmazdı. Kelime yazamayan basın var, 1 yıldır bize hakaret eden, 3 gündür şurada bir kelime edemeyen basın utansın" dedi.
‘Ben salak mıyım binlerce kamera ortasında para alayım?’
Verilen ara sona 14.30’da erdi. Tutuklu sanıklar salona getirildi ve duruşma, Sırrı Küçük'ün savunmasıyla devam etti.
CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat’ın şoförlüğünü yapan Küçük şunları söyledi:
“İstanbul bizim seçim bölgemizdir. İstanbul içinde birçok noktada birçok etkinliğe sayın vekilimizi götürmüşümdür. Size şunun yeminini edebilirim. Sayın vekilimiz benim yanımda bir yerde para alışverişi için kimseyle görüşmemiştir.”
Rüşvet verdiği iddiasına ilişkin olarak Küçük, Başak Petrol’de kameraların olduğu yerde para almasının mantığa aykırı olduğunu söyledi. Küçük “Ben salak mıyım binlerce kamera ortasında para alayım. 5 milyon bir valiz dolusu para edermiş, avukatım söyledi. Alıp da cebime koyacağım bir para değil” diye konuştu.
Sırrı Küçük'ün son sözlerinin ardından, sıra avukatlarına geldi. Küçük savunmasını şöyle bitirdi:
“Kızımla oynamak, kızımla uyumak istiyorum. Ailemle kaybettiğim günlerin telafi etmek istiyorum. Adli kontrol şartları ne olursa olsun, dilerseniz yurt dışı, dilerseniz imza ne olursa olsun ben sizden 5 yaşındaki kızıma kavuşmak istiyorum.”
Sırrı Küçük'ün ardından avukatı Hüseyin Cengiz'in savunmasına geçildi. Cengiz, Fatih Keleş'i ziyaret edip itirafçılığa zorlayan avukat Recep Seyhan'ın Sırrı Küçük'ü de ziyaret ettiğini söyledi ve "Sırrı'dan iftiracı olmaz. Sırrı'nın borsada değeri yoktur. Şimdi bunu tutanaklara geçirmemizin nedeni borsa müptezellerinin de tarihe not olarak düşürülmesi" dedi.
Ücüncü celse sona erdi
Avukatı Hüseyin Cengiz'in savunmasının ardından üçüncü celse sona erdi. Yarın görülecek dördüncü celsede savunmalar devam edecek.
Duruşmanın ardından salondan ayrıldığı sırada TRT'ye tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, "Milletin parası ile ahlâksızlık yapmaya devam eden TRT'yi kınıyorum. Haram zıkkım olsun" dedi.
İBB davasının ilk duruşmasında ilk iki gün neler oldu?
19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınan ve dört gün sonra yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 106’sı tutuklu 402 sanığın duruşması bir yılın ardından görülüyor.
İlk gün İmamoğlu’nun söz istemesi üzerine mahkeme heyetinin talebi reddetmesinin ardından çıkan gerilimle başladı. Heyet salonu terk etti, tutuklu sanıklar salondan çıkarıldı. Aranın ardından İmamoğlu'nun ve sanıkların avukatları, mahkeme heyetinin tarafsızlığını yitirdiği gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu. Talepler reddedilirken davanın ilk celsesi sona erdi. Kimlik tespiti ikinci güne kaldı.
İkinci gün de yine gerginlikle başladı. Önce listede adı yazılı olmayan avukatların içeri alınmayacağı söylendi, sonrasında kimlik tespiti dayatması yapıldı. Avukatların ısrarı sonuç verdi. İmamoğlu duruşmanın başlangıcında söz alabildi. Hem iddianameyi hem de soruşturmayı yöneten dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı şimdinin Adalet Bakanı Akın Gürlek’i eleştirdi.
Mahkeme Başkanı yargılama sürecine ilişkin detayları bildirdi. Birinci celsenin Nisan sonunda bitmesini planladıklarını belirtti ve “Nisan başında ara değerlendirme yapılacak tutuklu sanıklar için tahliyelere ilişkin, Nisan sonunda asıl değerlendirmeyi yapacağız ara kararı açıklayacağız” dedi.
Savunmaların başladığı ikinci günde Aykut Erdoğdu’nun ve avukatların savunmasının ardından celse bitti.
İlk günkü duruşma sonrası açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında soruşturma başlatan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ikinci günde de duruşma salonunda fotoğraf ve video çektiği iddia edilen kişilere soruşturma açtı.
Bilinmesi gerekenler
Mahkemenin belirlediği takvime göre, duruşmaların nisan ayı sonuna kadar haftanın dört günü kesintisiz sürmesi planlanıyor. İlk aşamanın mayıs sonuna kadar tamamlanması öngörülürken, Ekrem İmamoğlu’nun hazırladığı savunmanın bir günden fazla sürebileceği ifade ediliyor.
Dava öncesinde, Marmara Ceza İnfaz Kurumu çevresinde "güvenlik kordonu" oluşturuldu. Silivri Kaymakamlığı, bölgede bir ay sürecek geniş kapsamlı bir eylem yasağı ilan etti. Marmara Kapalı Cezaevi otoparkında inşasına başlanan yeni duruşma salonunun henüz tamamlanmaması nedeniyle, yargılama mevcut kampüs içerisindeki 1 No’lu salonda görülüyor.
Mahkeme heyeti, duruşma salonuna sadece 25 gazetecinin alınmasına hükmetti. Bu kontenjanın 5’i uluslararası basın temsilcilerine ayrılırken, aynı basın grubundan birden fazla muhabirin içeri girmesi yasaklandı. Salona giremeyen gazeteciler, duruşmayı farklı odalardaki ekranlardan takip etmek zorunda.
soL Haber’in İmamoğlu iddianamesi dosyası
soL, İmamoğlu iddianamesini pek çok yanıyla detaylıca incelemişti:
- İmamoğlu iddianamesinde skandal: Başsavcılık, tam olarak İBB’yi suçladığı suçu işledi | Başsavcılık, “İBB suç işliyor” demek için 35 vatandaşın kütük, adres ve cep telefonu bilgilerini aynen dosyaya koydu, sonra da bizzat kendisi kamuoyuna sızdırdı.
- İmamoğlu örgütünün ‘gizliliği’: İddianame tüm vatandaşlar için tehdit içeriyor | İddianamenin "suç örgütünün gizliliği"ni kanıtlamaya çalıştığı bölüm, İmamoğlu'ndan kurtulmanın ötesinde bir siyasi amaca hizmet ediyor: Vatandaşın temel haklarını ve siyaset yapma alanını daraltmak.
- Savcılık CHP’ye kapatma davası açmadı, bildirimde bulundu: Peki şimdi ne olacak? | Başsavcılık basını yalanladı, “CHP’ye kapatma davası talebinde bulunmadık” dedi. Oysa aslında yaptıkları bir kelime oyunu. Başsavcılık, Yargıtay’a, “sen kapatma davası aç” diye bildirimde bulunacak.
- Savcılıktan CHP hakkında Yargıtay soruşturması talebi: Gerekçe tam olarak ne? | İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Yargıtay’a, CHP hakkında dava açılması talebinde, ayrıca CHP İstanbul İl Başkanlığı'na el konulması talebinde bulunacak. Gerekçe, YSK'nin sağladığı seçmen verilerinin, İBB personeliyle, ardından da özel firmalarla paylaşılması ve binanın suç geliriyle alınmış olması.
- İmamoğlu iddianamesinde veri sızdırma suçlaması: CHP’nin suçlu olduğu açık, fakat Savcılık olayı çarpıtıyor | CHP ve İBB, vatandaşların verilerini kullanımlarında açıkça hukukun dışına çıkmış. Fakat bu, bu kadar insanın bunca yıl hapsedilmesine yeterli değil. Bu yüzden Savcılık, gerçeğin yanına fantastik ögeler eklemiş. Amaç, casusluğu "kanıtlamak".
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.