Sayfa yolu
Basın özgürlüğünde son perde: ‘Seni çıkardık, Murat’ı aldık’
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 20.10.2026 , 14:51 Güncelleme Tarihi: 20.10.2026 , 15:00
Gazeteciler çok uzun süredir işlerini yaptıklarını süreden çok adliyede mesai yapıyor. Soruşturmalar, ifadeler, gözaltı, adli kontrol, imza şartı, yurtdışı yasağı ve tutuklamalar...
Halkın haber alma hakkı gölgeleniyor, engellemeler ve baskı artıyor.
Fon vurgununa ilişkin yaptığı haber nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan ev hapsinde olan gazeteci Murat Ağırel, elindeki belgeleri henüz teyit etmediği ve araştırmasını sürdürdüğü bir başka haberle ilgili süreçte, haberi yapmamasına rağmen “üyesi olmadığı örgüte yardım etmek” iddiasıyla dün akşam tutuklandı.
soL Haber'de yer alan haberleri desteklemek, güç vermek için tüm okurlarımızı soL Haber'e abone olmaya davet ediyoruz.
‘Yapmadığım haber nedeniyle tutuklandım’
Ağırel, emniyetteki ifadesinde belgesiz haber yapmadığını, iddiaların muhataplarına yanıt hakkı tanıdığını söyledi. Ağırel, "Bu dosyanın olsa olsa tanığı olabilirim, şüphelisi değil" dedi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde üç gün tutulduktan sonra verdiği ve Onlar TV'nin paylaştığı ilk ve en ayrıntılı ifadesinde, hakkındaki suçlamaları reddetti.Ağırel, Mustafa Sarıgül ve oğulları Emir ile Ömer Sarıgül'e yönelik iddialarla ilgili hiçbir haber yayımlamadığını belirtti. Ağırel öncesinde Ömer Sarıgül ve Mustafa Sarıgül aleyhinde haber yapan, yasadışı bahis soruşturmalarıyla ilgili bağlantıları ortaya koyan kişi olduğunu ifadesinde belirtti.
Şikayetçilerin ifadesi ‘izlenim’e dayanıyor
Soruşturma, Almanya'da yaşayan Sinan Çampınar ve iki Alman ortağının, Sarıgül Ailesi tarafından dolandırıldıkları iddiasına dayanıyor. Çampınar dilekçesinde, Ağırel'e verdikleri materyallerin kısa sürede Sarıgül tarafından öğrenilmiş olabileceğine dair "izlenimi" olduğunu belirtti. Ortağı Kai Precat ise Ağırel'in materyalleri paylaşmadığını, Sarıgül'e verdiğini iddia etti.
Çampınar'ın suçlaması şöyleydi:
Murat Ağırel’e teslim ettiğimiz materyallerin kısa sürede Sarıgül tarafınca öğrenilmiş olabileceğine dair izlenimim Türkiye’ye gelerek şahsen ifade vermemiş olmamın önemli nedenlerinden biridir.
Ağırel ifadesine, ayağında elektronik kelepçe varken evinin sabah 06.00'da basılmasına itiraz ederek başladı. En fazla "bilgisine başvurulan kişi" olması gerektiğini söyledi.
‘Belge olmadan haber yapmam’
Ağırel, Gökçekler'in Almanya'daki gayrimenkullerini araştırırken bir avukat aracılığıyla Çampınar'la tanıştığını anlattı. Çampınar'ın anlattıklarını mantıklı bulmadığını, belge istediğini söyledi. Çampınar'ın gönderdiği ses kayıtları, gizli çekilmiş kısa videolar ve fotoğrafların iddiaları desteklemediğini belirtti.
Murat Ağırel ifadesinde; Sinan Çampınar’ın belgeleri vermeden önce Alman ortaklarıyla birlikte Türkiye’ye gelerek kendisiyle görüşmek istediğini anlattı. Konuyu Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mine Esen ile ayrı, Onlar TV’de ekip olarak ayrıca değerlendirdiklerini, belgelerin yetersiz bulunduğunu ve dekont talep ettiklerini kaydetti.
Cumhuriyet gazetesi yönetimi henüz iddialara ilişkin bir açıklama yapmadı. Onlar TV ilk günden itibaren olay örgüsünü anlatarak, meslektaşlarının gazeteciliğine kefil olduklarının altını çizdiler.
Ağırel, Çampınar’ın Gökçek ile ilgili belgeleri vermeden önce ön şart olarak Sarıgül dosyasının haberleştirilmesini talep ettiğini belirtti. Ağırel bunu reddetti, “Şarta bağlı gazetecilik olmaz" dedi. Çampınar'ın Türkiye'de masraflarını karşılama teklifini de "rüşvet teklifi" sayarak geri çevirdiğini söyledi.
Ağırel’in ifadesinden:
Şarta bağlı bir gazetecilik olmayacağını, ‘Önce yayın yapın, sonra belgeleri paylaşalım’ mantığının bizim gazeteciliğimizle bağdaşmayacağını ifade ettim. Belge olmadan haber yapmayacağımı anlattım, belgeleri de muhataplarına soracağımı bildiren mesaj yazdım. Mesajın tamamını tarafınıza sunuyorum.
Dekontlar ve yanıt hakkı
Murat Ağırel, “Sarıgüllerin örgütüne yardım etmekten” tutuklandı ama ailenin avukatları haberi Timur Soykan’ın yaptığını zannediyordu.
Sarıgül Ailesi'nin avukatı, Timur Soykan ile temas kurdu. Timur Soykan haberi Murat Ağırel’in hazırladığını söyledi ve telefon numarasını verdi.
Çampınar'ın en sonunda 100 milyon ve 10 milyon avroluk iki dekont gönderdiğini anlatan Ağırel, bunların doğruluğunu teyit etmek için Sarıgül Ailesi'nin avukatına ulaştığını belirtti:
Belgeler ile cevap vermek istediklerini söylediler. Dışarıda buluşmak istediler. Kabul etmedim. Cumhuriyet Gazetesi’ne davet ettim. Kayıtları gazetemizde mevcuttur. Sinan Çampınar’ın iddialarını sordum. Reddettiler…
Avukatın, dekontlardaki tutarların doğru olmadığını, hesaba yalnızca 100 avro geldiğini ve geri gönderildiğini, bir şirket belgesindeki noter imzasının sahte olduğunu, Çampınar'la daha önce ibra protokolü yaptıklarını söylediğini aktardı. Ağırel, avukata herhangi bir belge vermediğini vurguladı.
Ağırel, Çampınar'la yaptığı bir telefon görüşmesini kaydettiğini, bu kayıtta Çampınar'ın "kara para aklıyordunuz" sorusuna "Evet öyle" yanıtını verdiğini söyledi ve kaydı savcılığa sundu. Gözaltına alındığında araştırmasının sürdüğünü, haberden vazgeçmediğini ifade etti.
Sadece iki soru
Murat Ağırel'e ifadede yalnızca iki soru yöneltildi: Çampınar'ın gönderdiği belgeler ve Emir Sarıgül'le görüşüp görüşmediği.
Ağırel, Emir Sarıgül'ü tanımadığını, hiç görüşmediğini söyledi.
Sinan Çampınar daha sonra bana mesaj gönderdi. ‘Size verdiğimiz belgeleri başkalarına mı verdiniz’ diye sordu. ‘Herhangi bir belge vermedim ama belgeleri doğrulatmaya çalışacağımı daha önce kendisine söylediğimi hatırlattım. Bu yazışmayı da sunuyorum. Olayla ilgili araştırmalarım sürerken gözaltına alındım. Yani haberi yapmaktan vazgeçmiş değilim. Yani belgelerin doğruluğunu araştırıyordum.
Ağırel, "Yayımlanmış 7 kitabım, binlerce makalem var. Bugüne kadar belgesiz, doğrulanmamış tek bir cümleye yer vermedim" dedi. Kendisinin Mustafa ve Ömer Sarıgül aleyhine haberler yaptığını, yasadışı bahis soruşturmalarıyla bağlantılarını ortaya koyduğunu hatırlatarak, "Hayatımda yan yana gelmediğim insanlarla nasıl suç örgütü kurmakla suçlanırım?" diye sordu.
Suçlama adliyede değişti
Emniyette "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamasıyla ifade veren Ağırel, Çağlayan Adliyesi'nde "üyesi olmadığı örgüte yardım" suçundan tutuklamaya sevk edildi ve sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur'un günler önce savcılık bilgi notuna dayanarak "Ağırel tutuklamaya sevk edilecek" yazdığı da hatırlatıldı.
soL'a yönelik iktidar saldırısına karşı gerçeğin sesini yükseltmek, yapılan bu haberlere destek vermek için tüm okurlarımızı abone olmaya çağırıyoruz.
TKP'den Ağırel tepkisi
Türkiye Komünist Partisi (TKP) de Ağırel'in tutuklanma kararına tepki göstererek "derhal serbest bırakılması" için çağrıda bulundu. Açıklama şöyle:
Nasıl gerekçelendirilmeye çalışılırsa çalışılsın, Murat Ağırel’in günlerdir hedef alınması ve nihayetinde tutuklanması, toplumun ne vicdanıyla ne de adalet duygusuyla bağdaşıyor.
Murat Ağırel derhal serbest bırakılmalı.
Gazetecilerin yalnızca mesleklerini icra ettikleri için tutuklanmalarının meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz.
Gazetecilere soruşturma, gözaltı, tutuklama sopası...
Halkın haber alma hakkının önüne geçmek, gerçeklerin ortaya çıkmaması için bir dizi yasal adımla örülen bu sürecin sonucunda gazetecilere komik suçlamalar yöneltiliyor, bununla da kalmıyor tutuklanıyorlar.
Ülke tutuklu gazeteciler, engellenen haberler, erişimi yasaklanan haber siteler-sosyal medya hesapları ve kayyım atanan haber kanallarıyla dolu.
soL Haber'in de arasında bulunduğu çok sayıda internet gazetesinin hesaplarına defalarca erişim engeli kararı verildi.
Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın raporuna göre 1 Nisan 2025-1 Nisan 2026 döneminde 67 gözaltı işlemi uygulandı. Bu süreçte tutuklanan gazeteci sayısı 19’du.
Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesinde düzenlenen "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" maddesi sebebiyle bu süreçte 29 gazeteci gözaltına alındı. Rapora göre, düzenlemenin yürürlüğe girdiği 2022 yılından bu yana en az 88 gazeteci hakkında toplam 113 soruşturma başlatıldı. Veriler, soruşturma süreçlerinin birçok vakada fiilen bir cezalandırma mekanizmasına dönüştüğünü de ortaya koydu.
Sincan Cezaevi’nde Ali Tarakçı ve Tuğba Tekerek, Maltepe Cezaevi’nde Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı, Bakırköy Cezaevi’nde Derya Okatan ve Nadiye Gürbüz, Silivri Cezaevi’nde Merdan Yanardağ, Selahattin Günday ve Fatih Ergin, Burdur’da Hasan Güraksu, Aydın’da İrem Delice tutuklu. Fon vurgunuyla ilgili yapılan yayın nedeniyle İsmail Saymaz ise ev hapsinde.
Yine fon soruşturması nedeniyle ayağındaki kelepçeyle ev hapsinde olan Ağırel’in tutuklama kararının temelinde araştırması süren, yayımlanmamış haber var.
Fatih Ergin'e iddianame
Sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle 28 Eylül’den bu yana tutuklu bulunan gazeteci Fatih Ergin hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlandı.
Silivri Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen 15 Ekim tarihli iddianamede, Ergin’in Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 217/A maddesi kapsamında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
Ergin, eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan Turgay Tamer’in Büyükçekmece’deki evinde ölü bulunduğunu sosyal medya hesabından duyurmuştu. Paylaşımında Tamer’i “eski adli tıp çalışanı” olarak tanımlayan Ergin, daha sonra bu bilgiyi düzelterek Tamer’in geçmişte cezaevi kampüsünde doktor olarak görev yaptığını belirtmişti.
Ergin’in gazeteci olması nedeniyle paylaşımının geniş kitlelere ulaşabileceği ve halk arasında endişeye yol açabileceği savunulan iddianamede, paylaşımın devam eden Kozinoğlu soruşturmasının güvenilirliğine zarar verebilecek nitelikte olduğu ileri sürüldü. Bu maddi hatayı yapan tek gazeteci Ergin değildi, birçok medya kuruluşu Turgay Tamer'in ölüm haberini ilk aktardıklarında, Tamer için sehven "adli tıp çalışanı" ifadesini kullanmıştı.
Bahadır Özgür'e de gözaltı: 'Nezaretten ayrılırken, 'Seni çıkardık, Murat'ı aldık' dediler'
Kayyım atanan Halk TV'nin yazarlarından gazeteci Bahadır Özgür, de "soruşturmanın gizliliğini ihlal" iddiasıyla bu hafta gözaltına alındı.
Emniyet ifadesinde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamaları doğrultusunda haber yaptığını belirterek suçlamaları reddeden Özgür, yurtdışı çıkış yasağı ve imza şartı şeklinde adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Serbest bırakıldıktan sonra şu açıklamayı yaptı:
Nezaretten ayrılırken, 'Seni çıkardık, Murat'ı (Ağırel) aldık' dediler. Türkiye'de halkın bilme hakkı artık böyle savunulabiliyor ancak: Nöbetleşe gazetecilik! Umarım tutuklu tüm gazeteciler serbest kalır...
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.