Breadcrumb
Ankara'da su çilesi çığrından çıktı: Mansur Yavaş ve ASKİ bu 10 soruya yanıt verecek mi?
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 02.01.2026 , 11:15
soL’da uzun süredir Ankara’da yaşanan su krizinin nedenlerine işaret ediyoruz.
Bu krizin ana kaynaklarından biri, içinde yaşadığımız düzenin de bu düzenin belediyeciliğinin de her şeyin merkezine patronları ve onların çıkarlarını koyması.
Daha önce aktarmıştık, bir kez daha hatırlatalım: Su Politikaları Derneği’nin aktardığı veriler gerçekten çok çarpıcı. Buna göre toplam suyun yaklaşık yüzde 40’ını abonelerin sadece yüzde 16’sı tüketiyor.
Yani, sorunun kaynağı Ankaralı emekçilerin bulaşık, tuvalet ve banyo ihtiyaçları için tükettiği su değil!
Su tüketiminin merkezinde sanayi bölgeleri ve inşaat sektörü bulunuyor. Kuraklığın da tüm çevre krizlerinin de merkezinde yine patronlar var, halk değil.
İşin bir yönü bu, diğer yönü ise bu düzenin mutlak plansızlığı.
Melih Gökçek’ten bu yana Ankara'daki su başlığı, bütünüyle akıl dışılığa ve plansızlığa teslim edilmiş durumda.
Tam da bu nedenle Gökçek döneminden kalan alışkanlıklarla su sorunu çözülmek isteniyor: Fatura halka kesilmek isteniyor.
Kent merkezinde su krizi
Peki, sonrasında ne oldu?
Mansur Yavaş çıktı ve sorunu çözdüklerini, 5 ay boyunca Ankara’da su kesintisi olmayacağını söyledi, hatta garanti verdi.
Bu sözler söylendiğinde Ekim ayının başındaydık.
Aralık ayına gelindiğindeyse Ankaralılar bir kez daha ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kaldı.
Bu kriz kent merkezini, Kızılay hattını, merkezdeki büyük mahalleleri de kapsayan, bir ayı aşan bir çileye dönüştü.
Musluklardan iş çıkış saatlerinde ince bir su akıyor, gün boyu bazı noktalarda neredeyse tek damla su yok.
Dışardan alınan sularla yıkanan bulaşık ve su deposu yarışı
Halk en temel ihtiyaçlarını gidermez hale gelirken, para verip dışarıdan alınan içme sularıyla bulaşık yıkandığı, temel ihtiyaçların giderilmeye çalışıldığı örneklerin sayısı her geçen gün artıyor.
Sadece 31 Aralık günü kent merkezinde yaşanan kriz görece hafiflerken, bu sorun 1 Ocak itibariyle yeniden kendini gösterdi.
Ankara'da kent merkezinde su deposu bulunmayan apartmanlar şu an büyük bir panikle daire başı 5-10 bin lira arası ek bir katkıyla su deposu alma uğraşında. Bu uğraş bir yandan şirketlerin fırsatçılığına diğer yandan da halkın yoksulluğuna çarpıyor.
ASKİ sorulara yanıt bile vermiyor
soL’da ASKİ’nin bu konudaki son açıklamalarının ne anlama geldiğini ayrıntılı olarak aktarmıştık.
Bu açıklama sonrası habere itiraz eden ASKİ yetkililerine 10 soru ilettik.
Ancak bu sorulara yanıt verilmedi.
ASKİ’nin yanıt vermediği o soruları kamuoyu nezdinde dile getiriyoruz:
1. Anadolu Ajansı'na yaptığınız açıklamanızda “Ankara'daki kayıp kaçak oranını azaltabilmek için özellikle gecede en az su tüketilen saatlerde basınç uygulaması yaparak kayıp kaçağı azaltıyoruz” ifadesine yer verdiniz. Çankaya’da, Keçiören’de, Yenimahalle’de merkezi semtlerde iş çıkış saatlerinde özellikle 17.00’den sonra düzenli olarak su kesintisi yaşanıyor, bunlar hem soL’a ulaşıyor hem de sosyal medyada yaygın şekilde paylaşılıyor. Bunun sebebi nedir?
2. Özellikle Çankaya’nın merkezinde Meşrutiyet, Bahçelievler, Kocatepe, Esat, Kavaklıdere gibi semtlerde yaşayan Ankaralılar Ankara Büyükşehir Belediyesi Çağrı Merkezi veya ASKİ Çankaya Bölge Müdürlüğü’ne telefonla ulaştıklarında “yoğun tüketim nedeniyle basınç düşüklüğü” bilgisini alıyor. Son günlerde ise sizin açıklamanızı doğrular şekilde “basınç uygulaması yapıyoruz” cevabı geliyor. Bu susuzluğun sebebi ASKİ’nin uygulaması değil mi?
3. Uygulama teknik olarak nedir? “Basınç düşürme” ile “fiili su kesintisi” arasında hangi farkları görüyorsunuz? Hangi kritere göre sınıflandırıyorsunuz?
4. ASKİ basınç düşüklüğünü arıza olarak nitelendirmediği için abonelere bilgilendirme yapmıyor. Ankaralılar suyun ne zaman kesileceği ne zaman geleceği bilgisini alamıyor. Basınç uygulamalarının şeffaf hale getirilmesi, mahalle bazında hangi saatlerde su verileceğinin duyurulması mümkün değil mi?
5. Su basıncını düşürmek veya kesinti yapmak talebi yönetmek için uygun bir strateji midir? Dünyada örnekleri var mıdır? Tüketici alışkanlıklarını kesinti yaparak değiştirmeye çalışmak bilimsel olarak kabul gören bir yaklaşım mı? Su arzı olmadığı zaman talebin doğal olarak düşmesi tüketici alışkanlıklarının değiştiği sonucunu doğurur mu?
6. “Gündüz sistem etkilenmiyor” ifadeniz, bütün gün evinde olmayan işine gidip gelen kent sakinleri için adaletsizlik eleştirisi doğurdu. “Ticarethanelere veriliyor, konutlara verilmiyor” sonucu çıktı. Kesinti/basınç yönetimi planlamasında konut–ticarethane öncelik sıralaması var mı? Varsa kriterleri nedir?
7. ASKİ’nin elinde abonelere göre tüketim miktarlarına ilişkin kapsamlı veriler bulunduğunu biliyoruz. En yüksek tüketen %10’luk/ %5’lik kesim toplam suyun ne kadarını tüketiyor? “Ortalama tüketim” yerine bu dağılımı kamuoyuyla paylaşır mısınız?
8. Çamlıdere Barajı’na ilişkin ifadelerinizde “Geçmişte kurulan altyapı zamanla kullanılamaz hale geldi” dediniz. Bu altyapıların son 10 yıldaki rehabilitasyon/yenileme planı neydi, hangi yıllarda neden ertelendi? Neden bugüne bırakıldı?
9. 2024–2025’te kaçak hobi bahçeleri, villa/site peyzaj sulaması, havuz doldurma vb. aşırı tüketim için kaç denetim, kaç ceza, kaç kapatma/hat kesme yapıldı? Bu alanda somut hedefiniz nedir?
10. Şantiyeler/inşaatlar, beton santralleri ve yüksek hacimli ticari aboneler için de basınç düşürüyor musunuz? Kesintilerin konutlardan evvel yoğun tüketen ticarethane ve sanayi tesislerine yapılması gerekmez mi?
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.