Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Su kesintilerinin gerçek nedeni: Biz tükettiğimiz için değil siz yönetemediğiniz için suyumuz yok...

Sürekli “yoğun tüketim” gerekçe gösterilerek kent merkezinde sular rastgele kesiliyor. ASKİ’ye hatırlatıyoruz: biz tükettiğimiz için değil siz yönetemediğiniz için suyumuz yok!

Rüzgar Baturoğlu

Yayın Tarihi: 18.12.2025 , 00:29 Güncelleme Tarihi: 21.12.2025 , 18:56

Eylül ayından itibaren Ankara genelinde yaşanan su kesintileri Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) tarafından kuraklık, arızalar, altyapı eksiklikleri ve en son yoğun tüketim argümanlarıyla açıklanmaya başladı. 

Hatta altyapı sorunlarının giderilmesine yönelik çalışmalardan sonra Belediye Başkanı Mansur Yavaş 5 ay boyunca kesinti olmayacağını açıklamıştı. 

Bugün gelinen noktada Ankara’nın en büyük ilçeleri susuzlukla boğuşuyor. Özellikle Çankaya ilçesinde neredeyse her gün rastgele saatlerde su kesintileri yaşanıyor. ASKİ Çankaya İlçe Müdürlüğü’ne veya Ankara Büyükşehir Belediyesine çağrı merkezi veya resmi kanallarda yapılan şikayet başvurularına ise “yoğun tüketim nedeniyle basınç düşüklüğü olduğu” cevabı veriliyor. Yani aslında suç “çok tüketiyorsunuz” diye kent sakinlerine yıkılıyor. Belli ki ASKİ kendi sorumluluğunu unutuyor ve su talebini yönetemiyor. 

Kuraklık öngörülebilirdi; planlama yapılabilirdi

Ankara’ya su sağlayan kaynaklarda doluluk oranları düzenli olarak azalarak bu yıl kritik seviyelere indi. ASKİ yönetimi de Mart 2025’te “hiç yağış olmazsa 180 gün yetecek su” gibi açıklamalarla zaten riskin büyüklüğünü kamuoyuna taşımıştı. Ancak yaklaşan kuraklığa karşı planlı tedbirler alınmadığı görülüyor.

Tam da bu yüzden, “kuraklık” tek başına açıklama olamaz: Kuraklık planlı yönetilmesi gereken bir kamusal risktir. Kesinti yapmak prensip olarak talebi azaltacak bir tedbir değilse de; yeni su arz kaynakları yaratırken eş zamanlı olarak kent sakinlerinin günlük hayatını rastgele kesintilerle felç etmek yerine; sektörel önceliklendirmeler yapılabilir, kayıp ve kaçakların önlemesi için tedbirler artırılabilir, hobi bahçeleri gibi toplumsal faydası olmayan tesisler için sulama kısıtları getirilebilirdi. Konutlarda kesinti yapılması zorunlu hallerde ise mahalle mahalle, saat saat ilan edilen bir programla, günlük, sabit saatli bir dağıtım/denge planı ile öngörülebilirlik sağlanabilir, talep yönetilebilirdi.

Açıkça görülüyor ki bu teknik ekipleri değil; yönetim kapasitesini ilgilendiren bir sorun ve ASKİ’de açık bir yönetim zafiyeti var.

Sınıfsal gerçek: Herkes eşit tüketmiyor, kesinti herkesi eşit vurmuyor

Ankara’da su tüketimine ilişkin Su Politikaları Derneği’nin aktardığı veriler çok çarpıcı: Toplam suyun yaklaşık %40’ını abonelerin sadece %16’sı tüketiyor. Yani “yoğun tüketim” denildiğinde, meseleyi sanki emekçi mahallelerin hijyeni, bulaşığı-çamaşırı, çocuğun banyosu yaratıyormuş gibi anlatmak büyük bir haksızlık. Çünkü tüketimin yoğun olduğu sanayi ve inşaat sektörü dışında evsel tüketim bahçe sulama, havuz doldurma, müstakil/villa yaşamı, geniş peyzaj alanları gibi başlıklarda yoğunlaşıyor.

Ankara Valiliği’nin 31 Mayıs 2025 tarihli açıklamasında, “hobi bahçeleri” diye anılan izinsiz/kaçak yapılaşma için çok net bir tespit var: İl genelinde denetimlerde 19 bin dekar büyüklükte 2.240 taşınmaz üzerinde 840 kooperatif tarafından izinsiz yapılaşma saptandığı, ayrıca imar izni olmayan ve geçici altyapı bağlantılarıyla elektrik–su vb. hizmetlerden yararlanan kaçak yapılar bulunduğu belirtiliyor. 

Kentin merkezinde sabah işe giden veya akşam işten dönen emekçiler su bulamazken kaçak yapılara belediyelerce verilen şebeke bağlantıları veya açılan kaçak kuyularla kentin su rezervleri tüketiliyorsa kamucu bir denetim ve önceliklendirme tesis edilmediği sonucu ortaya çıkar.

Üstelik ASKİ/ABB’nin daha önce hobi bahçelerine ilişkin uyarılarında, bu alanlarda tüketilen suyun önemli bölümünün sulama amaçlı kullanıldığı ve damlama gibi yöntemlerle tasarruf gerektiği ifade edilmişti. Demek ki konu yeni değil; yeni olan, su krizinin artık kent merkezinde emekçilerin gündelik yaşamını kırması.

Şantiyeler: Yapılar yükselirken su yönetimi de büyümek zorunda

Ankara’da inşaat faaliyetleri sürerken şantiyelerin su kullanımı (beton santralleri, kürleme, temizlik, toz bastırma vb.) şehrin su kaynakları üzerinde ciddi bir yük oluşturabiliyor. ASKİ’nin kendi mevzuatında “inşaat/şantiye suyu” başlığıyla ayrı bir abonelik/tarife düzeni bulunması da bunun kurumsal olarak tanındığını gösteriyor. Şebekeden doğrudan tüketim ile birlikte tankerlerle taşınan sular da hesaba katıldığında inşaat faaliyetleri tüketimde üst sıralara yerleşiyor. 

O halde soru net: Su stresi dönemlerinde şantiye tüketimi nasıl izleniyor, nasıl sınırlandırılıyor, hangi önceliklerle yönetiliyor? Bunlar kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanmadıkça, kent sakinleri için “yoğun tüketim” gerekçesi ikna edici olmayacak.

Kesintinin gerçek mağduru: Emekçiler

Rastgele kesintinin en ağır sonucu “rahatsızlık” değil, emekçilerin yaşam pratiklerinin çökmesi. Sabah işe-okula gidip akşam eve dönen kent sakinlerinin yemek–temizlik–hijyen döngüsü; Belediyenin keyfine göre değil, çalışma saatlerinin zorunluluğuna göre akar. Bu yüzden “sabah-akşam” denk gelen kesintiler en çok servise yetişen, vardiyaya giren, okula giden yurttaşları vurur. Planlı bir program yapılmıyorsa, bedeli en fazla “zamanı kıt” olanlar öder.

Dolayısıyla ASKİ ve ABB’den açıkça talep etmek gerekiyor; ASKİ “yoğun tüketim” söylemi ile suçu yurttaşlara atmayı bırakmalı ve sorumluluk almalı. 

Kesintiler için sektörel önceliklendirme yapılmalı. Örneğin inşaat sektörü için tüketimler izlenmeli ve stres döneminde sınırlandırılmalı. 

Hobi bahçeleri gibi kentsel yaşamın harici unsurlarında bahçe sulamaları gibi gereksiz tüketimlerin önüne geçilmeli, kaçak yapıların suları derhal kesilmeli, açılan kaçak kuyular kapatılmalı. Bahçe/havuz/peyzaj sulamasına özel denetim getirilmeli ve caydırıcı tedbirler alınmalı. 

Kentsel yaşamın yoğun olduğu merkez ilçelerde konutlarda kesinti zorunlu ile ilan edilmiş saatli program ile öngörülebilir bir dağıtım duyurulmalı. 

ASKİ’nin içerisinde kabiliyetli mühendisler, teknikerler, işçiler olduğunu biliyoruz. Suçun “yoğun tüketim” bahanesiyle kent sakinlerine atılmasını, “ekipler sahada çalışıyor” söylemiyle ASKİ emekçilerinin kent sakinleriyle karşı karşıya getirilmesini kabul etmiyoruz. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.