Breadcrumb
Gökçek'ten Yavaş'a uzanan köprü: Ankara'daki su krizinin gerçek nedeni ne?
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 07.10.2025 , 12:12 Güncelleme Tarihi: 08.10.2025 , 00:20
Başkent Ankara’da şu sıralar büyük bir kriz konusu haline gelen su sorununu anlamak için önce biraz geriye gideceğiz.
Bu geriye gidiş AKP ile CHP arasında bazı konularda nasıl bir ortaklık ve hatta süreklilik olduğunu görmemizi sağlayacak.
“Ankara’da bir evde ortalama 5 kişi yaşasa, günde birer kez tuvalete çıksalar 5 kez tuvalete çıkmış olurlar. Bu da 20 teneke su demek. 20 teneke su ile 1 metreküp hacminde su harcamış oluyorsunuz. Tuvaletlerde rezervuarların içine suyun miktarını azaltmak için tuğla ve kola şişesinin içerisine suyu doldurup içine bırakmalarını öneriyorum.”
“15 dakika değil, 2 dakika duş alın”, “Tuvaletlerde pisuara yarım basın”, “Hanımlar bulaşık yıkarken bir tabağa şarıl şarıl su akıtmasınlar” ve “Bol bol dua etsinler.”
Bu sözler Ankaralıların kolayca tahmin edeceği üzere Melih Gökçek’e ait.
Yıl 2007, Ankara yine büyük bir su kriziyle karşı karşıya.
Gökçek yukarıdaki tuhaf açıklamalarla su krizine çözüm önerilerini sıralarken Ankaralılara nasıl yağmur duası etmeleri gerektiğini bile söylüyordu:
“Yağmurun da nereye yağacağı çok önemli. Özellikle Kızılcahamam ve Çamlıdere’ye, önce kar, sonra yağmur yağması için dua etsinler. Çünkü en iyisi böyledir.”
O yıl Ankaralıların yaşadığı rezilliği ayrıntılarıyla aktarmayacağız, Gökçek’in tuvalet hesabı zaten yeterince açıklayıcı.
2007 ve sonrasında Melih Gökçek döneminde Ankaralılar su konusunda büyük krizler yaşadı.
Artık kentin başında 2019’dan bu yana Mansur Yavaş var.
Gökçek sonrası Ankaralıların en azından bu sorunun çözülmesine dair bir beklentisi vardı ancak su başlığı üzerinden kriz üstüne kriz yaşanmaya devam ediyor.
Yaşanan bu krizin esas nedeni, sanılanın aksine bazı konularda AKP ile CHP arasındaki benzerliğin oldukça kuvvetli olması.
Gelin şimdi o ayrıntılara biraz yakından bakalım.
Sorunun kaynağı ne?
“Yine yağış olmazsa ondan sonra başka tür tedbirlere gideceğiz. Şimdiye kadar bu kuraklıktan Ankara halkının etkilenmemesi için bütün tedbirleri aldık. Ancak borunun patlaması bizim elimizde olan bir şey değil.”
Bu sözler Mansur Yavaş’a ait.
Bugünlerde Başkent’te artık katlanılamaz boyuta varan su kesintilerinin nedenini kuraklık ve su borusundaki patlamaya bağlıyor.
Şimdi bir kez daha 2007’ye, Gökçek dönemine dönelim.
Konu ve yetkililerin bahaneleri 2025 yılında yaşadıklarımıza o kadar benzer ki…
2007'de de önce yağış sorunu gerekçe gösterilerek kentte sık sık su kesintisine gidildi. Sonra da kente su taşıyan borulardan biri patladı ve kent günlerce susuz kaldı.
Tam da bugünlerde yaşadığımız gibi.
O dönem İnşaat Mühendisleri Odası bir rapor yayımlayarak Ankara’nın su sorunun ayrıntılarına işaret ediyor, şu maddelere dikkat çekiyordu:
“2006 Son 41 Yıllın En Kurak Yılı mı?
Ankara’da su sıkıntısının nedeni belediye başkanı Melih Gökçek’in iddia ettiği gibi 2006’nın son 41 yılın en kurak yılı olması değil, kuruluş amacı Ankara’da yaşayan insanların su ihtiyacını karşılamak olan ASKİ’nin kendi alanı dışında işlere (örneğin yol, kavşak yapmak gibi) öncelik vermesi ve su konusuna uzun vadeli çözümler getirmemesidir.Ankara Su Kaynaklarının Doğru Yönetilememesi
Ankara içme ve kullanma suyu temini barajlarının işletilmesi doğru bir şekilde yapılamadığından, enerji ve kaynaklar israf edilmektedir. Mevcut kaynaklar değişik gerekçelerle gözden çıkarılmakta bunların yerine “acil” olarak pahalı çözümlere gidilmektedir. Örneğin belediye, içme suyu amaçlı Kayaş - Bayındır Barajı’nı “Mavi Göl” olarak rekreasyon amaçlı hale getirmiştir.Kuyu Sularının Kullanılmaması
Ankara’da yeraltı suları da doğru kullanılamamaktadır. DSİ kuyuları açmış ve ASKİ’ye devretmiştir. Fakat ASKİ, kuyuların bakımını yapmamıştır. Savaş, deprem, vb durumlarda kullanılması hayati önem taşıyan kuyular kul- lanılamaz duruma gelmiştir.Şehir İçme Suyu Şebekesinin Doğru Yönetilememesi
Ankara şehir içme ve kullanma suyu şebekesi doğru yönetilememektedir. Su kullanım eğitimi verilememektedir. Şebeke kayıpları, kontrol edilememektedir ve olması gereken seviyede değildir.
Bu maddelerin tamamı ve yaşanan büyük plansızlık o kadar benzer ki.
Bu düzen en temel hizmetleri kârlılık üzerine kurup, plansızlığı her şeyin başına koyarken Gökçek de olsa Yavaş da olsa aynı sorunları yaşamaya devam edeceğiz, burası kesin.
Bunlar geçici diye düşünenler, değil!
“Elimizde olan bir şey değil. Ancak tamirat yapılır yapılmaz en az 5 ay müddetle Ankara halkına su kesintisi olmadan yine su vermeye devam edeceğimizi bildirmek istiyorum.”
Bu sözler de Mansur Yavaş’a ait. Yani patlayan boru tamir edilecek, arada yağmur yağacak (ki yağmazsa sorun daha büyük), bu sayede en az 5 ay kesintisiz su alacağız.
Peki, 5 ay sonra?
“İnşallah bugünler kısa zamanda atlatılacak ve düzenli olarak su vermeye devam edeceğiz. Ama tabii ki aralık ayından sonra da su kesintisi yapılmamasını istiyorsak hepimiz elimizden gelen tedbiri alıp israf etmeden suyu kullanmaya gayret edeceğiz.”
Gökçek gibi tuvalet kullanımına dair öneriler yapmıyor, dua önerisinde bulunmuyor ama bir Başkent’in su planlaması “inşallah” ve “tasarruf çağrısıyla” değil, akılcı bir planlamayla olmalı, öyle değil mi?
Bu konuda hiçbir şekilde yol alınmadığını aradan geçen 6 yılın ardından yaşadığımız bu problemle çarpıcı şekilde görmüş olduk.
Halk sağlığı kimin umurunda? Kızılırmak'tan gelen su...
Mansur Yavaş’ın su konusundaki sorunu sadece bu kesintilerle de ilgili değil.
2007 yılında Ankara’da su krizi yaşanırken, o dönemde yarım milyar bütçeyle Kızılırmak’tan Ankara’ya su çekilmişti.
Bunun risklerine dair onlarca bilimsel rapor ortaya çıktı, Kızılırmak suyunu bırakın içmeyi, kullanım suyu olarak bile kullanmak büyük tehlikeydi.
Gökçek tabii ki bu tehlikeyi dikkate almadı, Ankara halkının sağlığıyla oynayan bu adımı büyük bir keyfiyetle hayata geçirdi.
Gökçek gider gitmez bu saçmalığa, halk sağlığı tehdidine son verilmesi beklendi.
Oysa Yavaş, Kızılırmak’tan çekilen suyun sulama şebekesine aktarılmayacağını söylemesine rağmen geçtiğimiz yıl Kızılırmak’tan tam 260 milyon litre su çekildiği öğrenildi.
Belediye bunu duyurmadı dahi.
Gökçek’in Ankara’da halkın sağlığıyla oynadığı tüm projelerin böylelikle devam ettiğini de görmüş olduk.
Su krizinin kaynağında ne var?
Belediyeler dahil tüm kamu kurumları önlerine gelen her başlığı rant ve gelir kaynağı olarak görmeye devam ettiği sürece su krizinde bir çözüm olanağı görünmediğini söyleyerek başlayalım.
Her şeyin başı plansızlık ve akılsızlık olunca iş ya duaya ya da inşallaha kalıyor, fatura ise halka kesiliyor.
soL'da su krizine ilişkin hazırladığımız kapsamlı dosya, aslında krizin Gökçek ya da Yavaş'tan ibaret olmadığını tüm açıklığıyla ortaya koyuyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.