Sayfa yolu
AKP, MHP, CHP, İYİP, Saadet, Yeniden Refah ve diğerleri: Utanç verici ortaklık, utanç verici sessizlik
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 30.06.2026 , 15:41
7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak zirve öncesi ülkenin başkentinde olağanüstü şeyler yaşanıyor.
- Kentte 28 Haziran’dan itibaren adı konulmamış bir OHAL ilan edildi. NATO karşıtı mitingler, eylemler yasaklandı.
- 6-12 Temmuz arası onbinlerce memura idari izin verildi.
- Kentin kritik tüm ana yolları kırmızı alan ilan edildi. Bu bölgelere araç girişi yasaklandı, yaya girişi kısıtlandı.
- Kırmızı alan ilan edilen bölgelerde araç trafiği yasaklandığı için fiilen buralardaki tüm esnafların ve işyerlerinin de kapısına kilit vuruldu.
- Protokol geçiş yollarındaki gecekonduların önü liderlerin “göz zevki” için panellerle kapatılıyor, yine yol üzerindeki bakımsız binalar boyanıyor.
- Trump’ın kalacağı otel başta olmak üzere kırmızı alan ilan edilen bölgelerin tamamında yeni asfaltlama çalışması yapılıyor.
- Yine kırmızı alan ilan bölgelerde binlerce çiçek ekimi, peyzaj düzenlemesi yapılıyor.
- Kente şehir dışından da binlerce polis getirildiği için yurtlardan öğrenciler atılıyor, yerlerine polisler yerleştiriliyor.
- Hastanelerde NATO’culara özel alanlar oluşturuluyor, önceliğin onlarda olduğuna dair genelgeler yayımlanıyor.
- Çankaya'daki kreşler kapatılıyor, çember her alanda genişletiliyor.
- İnşaat çalışmaları durduruluyor, kentte çivi bile çakılması yasaklanarak işçiler işsiz, yevmiyesiz bırakılıyor.
- Kırmızı alanda çalışan işçiler zorunlu yıllık izne çıkarılıyor.
- Öyle ki kentin bazı noktalarından çöp konteynırları kaldırılıyor, taksicilere tek tip kıyafet zorunluluğu geliyor.
Bunlar atılacak adımlardan sadece bazıları.
Macron’un koşu yolu için nerenin kapatılacağı henüz bilinmiyor örneğin.
Peki, bunca olağanüstü gelişme yaşanırken, Ankaralıların hepsi en azından bir hafta boyunca açık hava hapishanesine kapatılmaya çalışılırken, bu skandallara karşı ülkede iktidara talip olduğunu söyleyen partilerin liderlerinden ses çıkıyor mu?
Ya da neden çıt çıkmıyor?
Milli görüşçü, sosyal demokrat ve milliyetçi partiler dillerini neden yuttu?
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, geçtiğimiz hafta İstanbul’da yapılan NATO karşıtı buluşmada milli görüş, sosyal demokrat ve milliyetçi parti temsilcilerinin neden çıtlarını bile çıkaramadığını sorusunu gündeme getirmiş, çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.
Gerçekten de “kağıt” üzerinde yüzbinlerce üyesi olan, iktidara talip olduğunu söyleyen bu görüşteki partiler başkentte, gözlerinin önünde yaşanan bu skandallara ilişkin neden sessiz kalıyor?
Üstelik AKP iktidarının geleceğini bu NATO zirvesine bağladığı, kendi iktidarlarını sürdürmek için NATO’ya büyük tavizler vermeye hazırlandığı, ülkemizi NATO'nun yeni uğursuz planlarının parçası yapacağı ortadayken.
Gerçekten neden?
“Ülkemizin Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, AGİT, NATO gibi Batı İttifakı’nın çatı kuruluşlarında güçlenecek etkin varlığı, uluslararası karar ve ilişkilerde ulusal çıkarlarımızın korunmasını sağlayacaktır.”
Programında NATO’ya bağlılığına dair böylesi bir vurgu olan CHP’nin, NATO’ya karşı çıt çıkarması tabii ki mümkün olmuyor.
Hatta tam tersi, “Yürüttüğümüz demokratik mücadele bölgemizin, Avrupa’nın ve NATO’nun güvenliğini de şekillendirecek” diyor Özgür Özel.
Geçtiğimiz hafta sonu “bayrak” mitingi düzenleyen İYİP’e bakalım.
Sözde AKP muhalifi olan bu partinin durumu daha da içler acısı.
İYİP'e bakınca ülkenin en ateşli NATO’cu hareketlerinden birini görüyoruz. Programındaki NATO’cu vurgular bir yana, NATO’nun ülkemizdeki yapılanmasının içinde birçok üye ve yöneticisi olan bir parti İYİP.
Dolayısıyla genel başkanları Müsavat Dervişoğlu, mitinginden bir gün sonra OHAL ilan edilecek Ankara’da, bu skandal yasaklara da NATO Zirvesi’ne dair de tek kelime edemiyor.
Tek kelime edememek bir yana, Ankara’da NATO Zirvesi nedeniyle başlatılan fiili OHAL uygulamasını “kamu güvenliği için katlanılan zorunlu fedakarlık” diye niteleyip, uygulamadan etkilenecek işletmelere destek için kanun teklifi dahi veriyorlar.
İşin diğer tarafında “Milli Görüşçü” ya da AKP eskisi partiler var. Saadet, Yeniden Refah, Gelecek ve Deva gibi partiler, ülkenin içindeki en büyük ur olan NATO’ya karşı, zirve öncesi tek bir anlamlı ve güçlü çıkış yapmış değil.
Aylarca Filistin’deki katliama karşı açıklamalar yapan bu partiler, Filistin’deki soykırımın sürdürücüleri ülkemize gelirken kabuklara kapanmış, yüzlerini örtmüş durumda.
soL Haber, kimsenin yazmadığı NATO gerçeklerini yazmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine güç ve destek vermek isteyen tüm okurlarımızı abone olmaya çağırıyoruz.
Neden önemli?
Adı geçen partilerin tamamı NATO’ya en büyük hizmeti kendilerinin verebileceğini söylüyor, o nedenle de dereyi geçerken at değiştirmelerini istiyor.
AKP iktidarı ise NATO'ya yıllarca en büyük hizmetleri kendisinin verdiğini dile getirip çok daha fazlasını yapabileceğini söylüyor, bu nedenle rakiplerinin bir adım önünde başlıyor yarışa.
Bunun için başta Ukrayna olmak üzere birçok uğursuz plana ülkemizi dahil etme peşindeler.
Tüm kavga ve plan bu sade gerçeğin üzerine kurulu.
Hal böyle olunca da hepsi NATO'culukta birleşiyor, kimse cumhuriyetin tasfiyesini, ülkenin bağımsızlık ve egemenliğinin un ufak edilmesini dert etmiyor.
Bunları dert etmedikleri için de Ankara'da uygulanan utanç verici uygulamalara ilişkin tek kelime etmeden NATO zirvesinin sona ermesini bekliyorlar, utanç verici bir şekilde!
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.