Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ankara Zirvesi öncesi Türkiye’ye biçilen rol iddiası: 'Karadeniz’de cephe, güneyde kalkan'

7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesi Türkiye’ye biçilecek yeni roller tartışılıyor. Batı, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi enerji ve güvenlik projelerinin dışında bırakırken, NATO’nun Ankara’dan Karadeniz’de Ukrayna lojistiğini üstlenmesini, Ortadoğu ve Akdeniz’de ise “güney kanat” görevi almasını isteyeceği ileri sürülüyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 23.06.2026 , 17:07 Güncelleme Tarihi: 23.06.2026 , 17:08

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da "tercih edilen kaynak" olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.


7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesi, Türkiye’ye ittifak içinde biçilecek yeni askeri ve siyasi roller gündeme geldi.

Sözcü yazarı Güney Öztürk’ün aktardığına göre, ABD ve Avrupa’daki bazı strateji çevrelerinde Türkiye’ye iki ana başlıkta görev yüklenmesi tartışılıyor: Karadeniz’de Ukrayna’yı destekleyecek bir NATO misyonunda öncü rol üstlenmek ve Ortadoğu-Akdeniz hattında “NATO’nun güney kanadı” için tampon/kalkan ülke olarak konumlandırılmak.

Ankara’daki zirve, diplomatik bir toplantı olmaktan öte, NATO’nun yeni "güvenlik mimarisinde" Türkiye’nin hangi askeri sorumluluklarla öne çıkarılacağının da tartışılacağı bir başlık olarak görülüyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da zirveyi “küresel güvenlik mimarisinin geleceğine yön verecek kritik bir eşik” olarak tanımlamıştı.

Doğu Akdeniz’de dışlama, NATO’da görevlendirme

Yazıda dikkat çekilen temel çelişki, Batı’nın Türkiye’yi Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik düzenlemelerinin dışında bırakırken, NATO şemsiyesi altında Türkiye’nin askeri kapasitesinden daha fazla yararlanmak istemesi.

ABD’de gündeme gelen “Doğu Akdeniz Geçidi Yasası” tasarısı, Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail ve Mısır’la enerji ve savunma işbirliğini derinleştirmeyi hedefliyor. Bu hat, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’yla bağlantılı biçimde Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlayan bir güvenlik ve enerji ağı kurma arayışı olarak değerlendiriliyor.

Aynı dönemde Fransa’nın Güney Kıbrıs’la askeri işbirliğini derinleştirmesi, Yunanistan’la stratejik ortaklığını güçlendirmesi ve İsrail’in Güney Kıbrıs-Yunanistan hattı üzerinden Avrupa’ya uzanacak enerji projelerine ağırlık vermesi de Türkiye’nin deniz yetki alanlarını ve Doğu Akdeniz’deki konumunu hedef alan hamleler olarak değerlendiriliyor.

Karadeniz ve Ukrayna görevi

IISS (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü) ve İtalyan Instituto Affari Internazionali'nin (IAI-Uluslararası İlişkiler Enstitüsü) zirve analizlerine göre, Türkiye'ye NATO tarafından iki rol biçilecek.

Türkiye’ye biçileceği iddia edilen ilk rol Karadeniz’le ilgili.

 Ankara’dan, Karadeniz’de Rusya’yı dengeleme ve Ukrayna’ya dönük lojistik destek mekanizmalarında daha görünür bir NATO görevi üstlenmesi bekleniyor. Bu başlık, “NATO koruyucu misyonu” ifadesiyle tarif edilen ancak resmi adlandırması henüz netleşmemiş bir askeri-siyasi sorumluluğu kapsıyor.

Bu rol, Türkiye’yi Rusya’yla doğrudan karşı karşıya getirme riski taşıması nedeniyle kritik. Ankara’nın Montrö dengesi, Karadeniz’deki askeri hareketlilik, Ukrayna savaşı ve Rusya’yla ekonomik-siyasi ilişkileri düşünüldüğünde, NATO’nun bu hatta Türkiye’den daha fazla sorumluluk istemesi yeni gerilim başlıkları yaratabilir.

Güney kanatta ‘tampon ülke’ rolü

İkinci başlık ise Ortadoğu, Akdeniz, göç ve “terörle mücadele” gerekçeleri üzerinden Türkiye’ye biçilecek güney kanat rolü.

Burada, NATO’nun Türkiye’yi Ortadoğu ve Akdeniz’den gelebilecek risklere karşı bir ileri hat, tampon ya da kalkan olarak kullanmak istediği görülüyor. Bu kapsamda Libya, Suriye, Doğu Akdeniz güvenliği, göç hareketleri, savunma tedariki, birlikte çalışabilirlik ve yük paylaşımı gibi başlıkların Ankara Zirvesi’nde Türkiye’ye dönük yeni görev alanları olarak gündeme gelebilir.

Bu çerçevede Türkiye’nin yalnızca kendi sınırlarını savunan bir NATO üyesi değil, ittifakın güneydoğu hattını yöneten ve Avrupa güvenliği adına risk üstlenen merkezi bir askeri aktör olarak konumlandırılmak istendiği görülüyor.

NATO’nun askeri mimarisi Türkiye’ye yerleşiyor

Türkiye’nin 2028-2030 döneminde NATO Müttefik Reaksiyon Gücü’nün komutasını üstleneceğine ilişkin açıklamalara da dikkat çekiliyor. Bu başlık, Ankara’ya biçilen yeni rolün yalnızca zirveyle sınırlı olmadığını, daha geniş bir askeri planlamanın parçası olduğunu gösteriyor.

Kürecik radarı, İncirlik Üssü, Adana hattı ve Karadeniz’de kurulacağı belirtilen yeni NATO komuta yapılanmaları da bu yeni askeri mimarinin parçaları olarak değerlendiriliyor. Batı, Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de enerji ve egemenlik denkleminden dışlarken, aynı Türkiye’yi NATO’nun savaş ve kriz başlıklarında daha fazla sorumluluk üstlenecek bir ülke haline getirmeye çalışıyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.