Sayfa yolu
AfD Kongresi üzerinden anti-faşist mücadeleye bakış
Haluk Arıcan
Yayın Tarihi: 08.07.2026 , 10:36
II. Dünya Savaşı bitiminde, kelimenin gerçek anlamıyla yerle bir olmuş Almanya’da sosyal demokratından komünistine, solun çıkardığı en büyük ders, “faşizme bir daha asla alan açmamak”tı. Bunun gerçekleşebilmesinin ön şartı da işçi sınıfının, 1933 öncesinde olduğu gibi, “sol içi ayrışmalarla” bölünmemesiydi. Bunu sağlamak için KPD ve SPD, Almanya’nın doğusunda bir araya gelerek Sosyalist Birlik Partisi’ni (SED) kurdular. Birleşmenin temeli işçi sınıfı, mücadele konusu sermaye düzeni, hedefi ise sosyalizmdi.
Almanya'nın batısında ise sermaye düzeni, bu birleşmeye izin vermedi ve bu konudaki çabalar baskıyla engellendi.
O dönem çoğu kişi yaşayarak görmüştü ki faşizm, sermayenin ve burjuvazinin bir bütün olarak desteği olmadan, ona alan açılmadan güçlenemiyordu. Bu destek olmadan iktidara gelemiyordu. Yani faşizm, küçük burjuvazinin radikalleşerek kontrolden çıkmasından değil; sermayenin girdiği büyük krizi, yoksullaşan kitlelerin umutsuzluğu ve radikalizmiyle harmanlayarak, işçi sınıfı hareketini şiddetle ezip krizi kendi lehine çözme girişimiydi.
SALDIRI ALTINDAYIZ. soL'un X hesabı, "kamu düzeni" bahanesiyle yasaklandı. İletişim Başkanlığı, soL Haber hakkında "soruşturma başlatıldığını" duyurdu. Gerçeğin sesini kısamayacaklar. Susmayacağız. Ama bu saldırıyı püskürtmek için desteğinize ihtiyacımız var. Hep birlikte.
Bundan dolayı, Soğuk Savaş fırtınasında yolunu kaybetmeden önce, 1939’da Frankfurt Okulu’nun önemli temsilcilerinden Max Horkheimer, “Kapitalizm konusunda konuşmak istemeyen, faşizm konusunda da susmalı” derken önemli bir noktaya parmak basıyordu.
Yukarıda bahsedilen “solun birliği”nin ve en geniş anti-faşist ittifakın Almanya’nın doğusunda başarılı olmasının tek bir nedeni vardı: Birlik, işçi sınıfı temel alınarak, sermaye karşıtlığı üzerinden oluşturulmuştu. Partinin adı da buna işaret ediyordu. Elbette SSCB’nin faşizme karşı mücadeledeki büyük prestiji de bu birleşmenin en büyük desteklerinden biriydi.
Almanya'nın batısında ise zamanla faşizme karşı mücadele, sermaye karşıtlığı temeli ve sosyalizm hedefi üzerinden değil, “ne olursa olsun, yeter ki faşizme karşı en büyük birlik oluşturulsun” anlayışına dönüştü.
Böylece anti-faşist mücadele, sorunun temeli olan sermayeye karşı mücadeleden uzaklaşarak ahlaki bir karşı duruşa dönüştü. Radikal görünen ve gölgelere karşı mücadele eden bir hareket! Sermayenin olmadığı yerde sosyalizme de gerek kalmıyordu. Düzen güçleri ise elbette gönül rahatlığı içinde bu türden bir anti-faşist harekette yer alabilirlerdi. Üstelik sermaye karşıtlığının olmadığı bir anti-faşizm, bu hareket içindeki düzen güçlerine de anti-faşist kitleler nezdinde bir meşruluk kazandırıyordu.
AfD Kongresi
Almanya’nın doğusundaki Erfurt kentinde hafta sonu gerçekleştirilen AfD Kongresi'ne de on binlerce anti-faşist, en geniş birlik temelinde hazırlandı. Herkes, kongre için seçilen bölge ve tarihin, tam 100 yıl önce Nazilerin (NSDAP) yaptıkları kongreye bir gönderme olduğu konusunda hemfikirdi. Yani AfD meydan okuyordu.
Geniş cepheci sol da iddialıydı. Almanya'nın dört bir köşesinden anti-faşistler, yolları kapatarak kongreyi engellemek için sabahın erken saatlerinde Erfurt’a vardılar.
Kongreye giden bütün yolların göstericiler tarafından kapatılarak kongrenin engellenmesi planı ise, polis müdahalesine bile gerek kalmadan başarısızlığa uğradı. Yaklaşık 600 AfD’li kongre delegesi, ya kongre binasının bitişiğindeki otelde kalarak ya da sabaha karşı, göstericiler yolları kapatmadan önce kongre binasına giderek, kongrelerini ne parti dışında ne de parti içinde herhangi bir sorun yaşamadan tamamladı.
Üstelik AfD içindeki en radikal politikacılardan sayılan ve Nazi dönemine sempatisini saklamayan AfD Thüringen Eyaleti Başkanı Björn Höcke’nin destekçileri de merkezi kurullardaki güçlerini artırdılar.
Kendine güveni daha da artan AfD, hiçbir engelin kendilerini iktidar hedefinden alıkoyamayacağını ilan ediyordu.
AfD durdurulabilir mi?
AfD’ye alan açan emekçi düşmanı politikaları hazırlayan, destek veren ve bunları uygulayan partilerle birlikte yürütülen AfD odaklı anti-faşist mücadele, AfD’nin sürekli artan oy oranının da gösterdiği gibi, başarısızlığa mahkûm bir siyaset.
Üstelik CDU’dan Sahra Wagenknecht ve partisine kadar birçok çevre, “yumuşatılmış” bir AfD ile işbirliğinin yolunu ararken; istihbarattan emniyete, ordudan yargıya kadar, AfD karşıtı ya da AfD yanlısı olsun, faşist, şoven ve militarist görüşlere bulaşmış devlet kadroları, sorunun yalnızca AfD’ye sıkıştırılamayacağını da ispat ediyor.
Yine bu kadroların, (Rusya gibi) belli noktalarda hizaya gelmeyen AfD’yi yasaklama girişimlerinin başarılı olması durumunda ise geriye, bu şartlarda, militarizmle de kuşanmış emperyalizmden farklı bir düzenin kalmayacağını unutmamak gerekiyor.
Düzenden göbeğini kesemeyen “sol” ise düzen aktörlerinin tepişmesinden en büyük zararı görecek kesim olacak.
Üstelik bu sefer “Bilmiyorduk” da diyemeyecekler. Ya bunu bilenler?
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.