Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

ABD sırtını döndü, 'Mekke İttifakı' kağıt üstünde kaldı: Suudi Arabistan çıkardığı yangında tek başına kaldı

Yıllardır boğmaya çalıştığı Ensarullah'ın hamleleriyle köşeye sıkışan Suudi Arabistan'ın güvendiği ittifaklar birer birer dağılıyor. ABD'nin askeri müdahale talebini reddettiği, Ankara ve İslamabad'ın ise imzaladıkları "Mekke İttifakı"na rağmen derin bir sessizliğe gömüldüğü tabloda Riyad, kendi çıkardığı yangının ortasında yapayalnız kaldı.

Yalçın Cuğ

Yayın Tarihi: 13.09.2026 , 13:07

Saraylarda kurulan şatafatlı masalar, kağıt üzerinde dünyaya meydan okuyan "güvenlik" paktları ve emperyalizmin bitmez tükenmez vaatleri... 

Gerçek bir çatışma anında tüm bunların ne kadar çabuk buharlaşabildiğini görmek için bugün Suudi Arabistan'ın içine düştüğü duruma bakmak yeterli.

Yemen'i 12 yıldır açlığa, yıkıma ve istikrarsızlığa mahkum eden Suudi Arabistan, başlattığı yangının faturasını ödemeye devam ediyor. 

Ensarullah'ın Kızıldeniz'in ardından kritik Doğu-Batı petrol boru hattını da devre dışı bırakmasıyla köşeye sıkışan Riyad, büyük umutlarla kurduğu "Mekke İttifakı"ndan ve ABD'den beklediği desteği bulamayınca yalnızlığıyla yüzleşmeye başladı.

Müttefikler sessiz

Yaklaşık 12 yıl önce Yemen'de başlayan ve ülkeyi Ensarullah hareketi ile Batı destekli hükümet arasında ikiye bölen savaş, Suudi Arabistan'ın doğrudan müdahalesiyle büyük bir yıkıma dönüştü.

Bu tablo bölge için yeni değil. Ancak kısa süre önce Ensarullah'ın, Riyad'ın sivil katliamlarına ve ambargosuna karşı deniz ablukası ilan etmesi denklemi bir anda değiştirdi. Ablukayı delen Suudi gemilerinin vurulmasıyla başlayan, Riyad'ın hava saldırılarıyla tırmanan ve Ensarullah'ın buna füzelerle karşılık vermesiyle genişleyen bu restleşme, çatışmaları yeniden ve çok daha kanlı bir evreye taşıdı.

Deniz ablukası üzerine büyük bir paniğe kapılan Riyad yönetimi, çözümü maliyet ve riskleri paylaştıracağı çok uluslu paktlarda aradı. Önce ABD icazetiyle aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 14 devletlik "Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı" kuruldu.

Ardından Türkiye ve Pakistan'ın katılımıyla imza altına alınan "Mekke İttifakı" yola çıktı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın NATO'nun "kolektif savunmaya" ilişkin 5. maddesiyle aynı olduğunu söyleyerek övündüğü, "bir ülkeye yapılan saldırı, diğer müttefik ülkelere de yapılmış sayılır" maddesi bu ittifakın belkemiğini oluşturdu.

Anlaşmadan kısa bir süre sonra Ensarullah ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi ve Ensarullah füzelerinin onlarca Suudiyi öldürmesi, ittifakın ilk gerçek sınavı olarak müttefiklerin karşısına çıktı.

Fakat ittifakın en çok konuşulan maddesi kağıt üstünde kaldı, saldırıların ardından çok övünülen bu "caydırıcı" ittifak derin bir sessizliğe gömüldü.

Haritanın turuncu bölgesi, Enserullah'ın kontrolündeki şehirleri gösteriyor.

Suudi petrolü çıkışsız kaldı

Buradan itibaren tablo Riyad için tam bir kabusa dönüştü. Çünkü Ensarullah'ın ilerleyişi sadece Suudi hedeflerine atılan füzelerle sınırlı kalmadı, Suudi ekonomisinin nefes boruları da doğrudan kesilmeye başlandı. 

Batı destekli hükümet güçlerinin cephedeki geriye düşüşüyle birlikte Yemen'in batı kıyılarında kontrolü tamamen ele geçiren Ensarullah, kilit öneme sahip Muha kentini ve Babülmendep Boğazı'nın ortasındaki stratejik Mayyun (Perim) Adası'nda da kontrolü sağladı.

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen işlemez hale getirmesi nedeniyle petrol ihracatını mecburen Kızıldeniz kıyısına kaydıran Riyad, Ensarullah'ın bu hamlesiyle deniz rotasında tamamen köşeye sıkıştı. 

Ancak Suudi Arabistan'ı asıl felç eden darbe, Riyad'ın Hürmüz'e alternatif olarak kullandığı ve günde 4-5 milyon varil petrol taşıyan tek çıkış kapısı Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı'nın İHA'larla vurularak devre dışı bırakılmasıyla oldu. Uydu verilerine göre 100 kilometre uzunluğunda bir siyah duman bulutuna teslim olan boru hattı, Suudi ekonomisinin içine düştüğü çıkmazın da en net fotoğrafı oldu.

Saldırının ardından uydu görüntülerine yansıyan siyah duman.

Trump'tan ret: ABD'nin 'güvenlik şemsiyesi' açılmadı

Tüm bu enkazın altında çaresiz kalan Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, kurtuluşu yine okyanus ötesinde aradı.

İddialara göre Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ABD Başkanı Donald Trump'ı iki kez arayarak acil askeri müdahale talep etti. Fakat bölgedeki taşeronlarını kendi ticari ve jeopolitik çıkarları için kullanmaya alışkın olan ABD emperyalizmi, beklenen "güvenlik şemsiyesini" açmadı.

İrlanda'da golf oynarken açıklama yapan Trump, Husilerin kendilerini arayarak ABD ile savaşmak istemediklerini söylediklerini belirterek, "Peşlerine düşmemi istemiyorlar" dedi ve Riyad'ın askeri müdahale talebini geri çevirdi. Washington sadece istihbarat desteğiyle yetinerek, Suudileri kendi başlattıkları savaşta bir kez daha yalnız bıraktı.

İslamabad sessiz, Ankara itidal çağrısı yapıyor

Peki ya "Birimize yapılan hepimize yapılmıştır" sözleri verilerek kurulan Mekke İttifakı ne yapıyor?  Anlaşmanın imza törenlerinde gövde gösterisi yapan Ankara ve İslamabad, Suudi Arabistan'ın petrol tesisleri vurulup kentleri bombalanırken sessizliğe büründü.

Başlangıçta "Yemen'deki durum Suudi topraklarına taşarsa ittifak kesinlikle devreye girer" diyerek Ensarullah'a açık tehditler savuran Pakistan, işler ciddiye bindiğinde hızla geri adım attı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı, "Şu anda böyle bir konu görüşülmüyor, zamanı geldiğinde hareket edeceğiz" diyerek askeri bir adıma hiç de istekli olmadıklarını ilan etti.

7 Ağustos'ta AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde üçlü savunma anlaşmasını imzaladığı tören.

Yeni Osmanlıcılık hevesleriyle bölgede boy gösteren, İsrail'e karşı direnişin en aktif aktörlerinden Ensarullah'ı karşısına alarak Suudilerin saflarına yazılan AKP iktidarı ise derin bir sessizliğe gömülmüş durumda. NATO'nun 5. maddesine özenilerek atılan o iddialı imzalar, sahada yüzlerce kilometrelik dumanlar tütmeye başladığında yerini isteksizliğe bıraktı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın Suudi boru hattının vurulmasının ardından yaptığı son açıklama, Mekke İttifakı dahi anılmadan yapılan bir kınamanın ötesine gidemedi. Bunun yanı sıra sıkışmışlıktan dolayı misilleme dahi yapamayan Riyad yönetiminin bu mecburi sessizliği "itidalli tutum" olarak övüldü ve taraflara diplomatik çağrılar yapıldı.

Yemen'de dökülen kandan, bitmeyen yıkımdan ve ambargolardan beslenen Suudi Arabistan, şimdilik yarattığı çatışmanın ortasında yapayalnız kalmış gözüküyor. Ensarullah'ın ilerleyişi ve saldırıları devam ederken, ne Washington'dan dilenilen icazetler ne de gösterişli törenlerle kurulan "ittifaklar" sahanın çıplak gerçekliğini değiştirebiliyor. Çatışmanın maliyeti Suudilerin boyunu aştıkça, müttefikleri de verdiği sözleri unutuyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.