19. Şura ve yeni Türkiye (II)!

19/12/2014 Cuma
19. Şura ve yeni Türkiye (II)!

Boşuna “Benim yârim gelişinden bellidir” denmiyor. AKP’nin düzenlediği 17. ve 18. Şuralar 19. Şura’nın habercisi olduğu gibi, 19. Şura da yeni Türkiye’nin habercisi oluyor- şifrelerini açıklıyor. Bir şifre Osmanlıca, herkesin bildiği gibi, ahım şahım ya da vazgeçilmez olduğundan değil, dinle ilişkisi nedeniyle ve de Cumhuriyetin kazanımlarından geri dönüş sürecini hızlandırıp pekiştirmek için isteniyor.  

17. Şura, Türk milli eğitim sisteminde kademeler arasında geçişler, yönlendirme ve sınav sistemi ile küreselleşme ve AB sürecinde Türk eğitim sistemi gibi iki gündemle toplanmıştı. Erkek egemen bu şurada, imam hatiplilerin önünün açılması ve özel okullara destek verilmesi gibi piyasacı ve gerici öneriler öne çıkmıştı. Bilimsel konularla, demokratik tutum ve anlayışla,  insan hakları, aile içi şiddet, çocuk istismarı, töre/namus cinayetleri gibi konularla ilgili öneriler komisyonlarda kabul görmemişti.  

18. Şura, “Eğitimde 2023 Vizyonu” ana başlığı ve aldığı kararlarla yeni Türkiye’nin şifrelerini açıklamaya devam ediyor. Ankara’da koca bir şura salonu varken 18. Şura, birilerini zengin etmek için Kızılcahamam’da (19’uncusu da Manavgat’ta) toplanmıştı. İlgili yönetmelik değişikliği ile AKP’liliği ve erkek egemenliği artan 18. Şura’da, eğitim ortamları, kurum kültürü ve okul liderliği ile spor, sanat, beceri ve değerler eğitimi gibi beş gündem maddesi ele alınıyor.

18. Şura’ya da, “2023 Vizyonu’na uygun olarak özel öğretimde okullaşma oranının % 25’e çıkarılması için gerekli tedbirler alınmalı” gibi piyasacı ve din anlayışıyla sınırlı değerler eğitimi gibi gerici önerileriyle Eğitim-Bir-Sen damga vurmuştu. Daha o şurada, Şura sonrasında görevden alınan zamanın Diyanet İşleri Başkanı, “Bu ders değerlerle ilgili bir ders değildir” dese de, “Değerler eğitimi konusunda önemli bir işlev gören ‘din kültürü ve ahlak bilgisi’ dersi çoğulcu bir anlayışla tüm öğretim kurumlarında daha etkin olarak okutulmalıdır” önerisini kabul edilmişti. . “… isteyen anne babaların çocuklarının ahlaki ve manevi değerlerini geliştirmelerine yardımcı olmak amacıyla seçmeli din eğitimi verilebilmesi için düzenlemeler yapılmalı” önerisiyle kısa bir süre sonra gündeme gelecek 4+4+4 yasası haberi verilmişti.

Değerler eğitiminin ilk sahibinin, kendi  internet sayfasında, “İmam Hatip Camiası, bir mektep mensubiyeti ya da bir diploma değildir. Bir Zihniyettir, Bir Misyondur” ifadeleriyle tanıtılan Ensar Vakfı olduğu görülüyor. Bu vakıf, daha 2003 yılında Değerler Eğitimi Merkezi kurmuş. Bu merkezin, “Çocuk ve Din, Okulöncesi Din ve Ahlak Eğitimi” gibi kitapları bulunuyor. Bu merkez, 18. Şura öncesinde, bakanlıkla işbirliği yaparak ve oradan destekler alarak 2004 ve 2010’da (ve şura sonrasında da) , Değerler Eğitimi Uluslararası Konferansları düzenliyor. Bu sempozyumlarda, çağrılı yabancı ve çoğu ilahiyatçı olan yerli konuşmacıların, demokrasi ve insan hakları gibi değerleri yadsıyıp genelde yalnız dini değerlere vurgu yaptıkları görülüyor.

Eğitim Bir Sen, kraldan fazla kralcılık yapıp Ensar Vakfı’nın bu değerlerine sahip çıkıyor. 18. Şura üyelerine, biri Eğitime Bakış dergisi olmak üzere dört yazılı kaynak dağıtıyor. Dergide yalnız değerler eğitimiyle ilgili yazılar bulunuyor ve toplam 13 yazının 11’ini ilahiyatçıların yazdığı görülüyor. 18. Şura’da, değerler eğitimi gibi bağnaz öneriler öne çıkıyor. Bu sendikanın ve AKP’nin şuralarının daha o yıllarda, eğitim alanının “Fuat Avni”sine dönüşmüş olduğu görülüyor.

Bu sendika, bağnaz önerilerini 19. Şura’da bir adım daha ileriye götürüyor, değerler eğitiminin anaokuluna kadar yaygınlaştırılması bir kez daha önerilirken, Trafik Güvenliği ve İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi derslerinin haftalık ders çizelgesinden kaldırılması ve Sosyal Bilgiler dersinde verilmesi gündeme geliyor! Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin ilkokul 1’den başlaması, turizm lisesinde alkollü içki ve kokteyl hazırlama dersinin kaldırılması ve öğrencilerin alkollü içki servisi yapılan yerlerde staj yapmaması kabul ediliyor.

Yeni Türkiye’nin şifrelerini göremeyenlere, bakanlık yardımcı oluyor. Bir yandan TÜRGEV ve Ensar Vakfı gibi bağnaz hedefleri olan kuruluşlara imam hatip liselerinde kitap dağıtma ve etkinlik yapma izni veriyor. Öte yandan da 18 Eylül 2014’te okullara gönderdiği genelgeyle, öğretmenlerin, ders kitabı dışında öğrencilere kitap önermelerini yasaklıyor.

Şöyle geçmişe bakınca, laikler ve aydınlar kış uygusundayken bağnazların harıl harıl, örgütlü ve planlı bir

şekilde çalıştığı anlaşılıyor. Laiklerin, aydınların ve bağnaz olmayan kesimlerin kış uykusunda olmaları, yeni

Türkiye oluşumunu kolaylaştırıp hızlandırıyor.

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI