Sömürünün 'temizlik' hali: Ev sahibi puan veriyor, emekçi sömürülüyor...

Günümüzde internet üzerinden evlere temizlik personeli gönderen şirketler, çalıştırdığı işçileri nasıl sömürüyor? Böyle bir şirkette çalışan Feyza'yla neler yaşadığını konuştuk: "Evine temizliğe gittiğim ev sahibi puan veriyor. Kendini baskı altında hissediyorsun. İlk üç işten düşük puan alırsan bir daha iş alamıyorsun. Her gittiğin evde 'Lütfen yüksek puan verir misiniz, yoksa iş alamayabilirim, işe ihtiyacım var' cümlesini kurmak zorunda kalıyorsun."
Ayçin Özoktay
Cumartesi, 02 Eylül 2017 13:30

Bu yazıda, hizmet endüstrisinin bir parçası haline gelmiş olan ev temizliği işçileri yani gündelikçilerin emek süreci üzerinden, birçok iş kolunda olduğu gibi kapitalizmin dayattığı "güvencesiz", "esnek", "performansa dayalı" emek sömürüsü deneyimi aktarılacak.

Ev temizliği işinde çalışan işçilerin emek sürecini üç ayrı şekilde ele almak mümkün.

  • Bu çalışma türlerinden ilki bireysel olarak çalışan, daha çok kendi tanıdıkları üzerinden haberleşme yoluyla “gündelik iş” alan kadınlar. Burada, kapitalizmin yoksullaştırdığı insanların, alternatif geçim çabalarının örneğini görüyoruz.
  • Diğer bir tür ise günümüzde daha da yaygınlaşmış bulunan temizlik şirketleri. Yukarıda da belirtildiği gibi, bu şirketler aracılığıyla ev temizliğine giden çalışanlar artık proleterleşmiştir. Zira artık kapitalizme kar getirisi olan işçiler haline gelmişlerdir. Şirketler, böylece ev temizliğine giden işçilerin gündelikleri üzerinden komisyon alarak kâr sağlıyorlar.
  • Diğer bir tür ise yakın zamanda yaygınlığı artan, sosyal medya üzerinden kurulan şirketler.

ARMUT TEMİZLİK ÖRNEĞİ

Bu yazıda, sosyal medya hesabı üzerinden şirketleşmiş olan “Armut Temizlik”te çalışan Feyza'nın emek sürecindeki güvencesiz, düşük ücretli ve performansa dayalı yaşadığı sömürüyü ve baskıyı ele alacağız.

Armut Temizlik, “Hizmet Piş Ağzıma Düş” sloganı ile sosyal medya üzerinden Ankara, İstanbul ve İzmir’e “hizmet” veriyor. Feyza, işsiz kaldığı dönemde ev kirasını ödeyebilmek ve geçimini sağlayabilmek için bu şirkete iş başvurusunda bulunduğunu belirtiyor. WhatsApp görüntülü arama üzerinden yapılan mülakat ile işe alındığını belirten Feyza, sigortanın olmadığı, sadece ev sahibinin "isteğe bağlı kaza sigortası" yapabileceği bir anlaşma ile işe başladığını belirtiyor. Ücretler ise saatlik verilmekle birlikte, bir saati 15 TL olup ikinci kereden sonrası 17 TL olarak ücretlendiriliyor.

Feyza ev temizliğini şöyle anlatıyor:

Ev temizliği deyip geçmemek lazım. Camlar gerçekten beceri gerektiriyor. Adım adım arkandan gelen biri, beğenmediği yeri eline bezi alıp tekrar silen 'Bak burayı iyi silememişsin' diyen müşteri. Kendini baskı altında hissediyorsun. İlk üç işten düşük puan alırsan, bir daha iş alamıyorsun. Sonrasında da beş üzerinden üç kotası geliyor. Üçün altına düşersen bir daha iş alamıyorsun. Her kabul ettiğin iş, başlı başına stres kaynağı. Her gittiğin evde 'Lütfen yüksek puan verir misiniz, yoksa iş alamayabilirim, işe ihtiyacım var' cümlesini kurmak zorunda kalıyorsun.

PERFORMANS SİSTEMİ, İŞSİZLİK TEHDİDİNE DÖNÜŞÜYOR

Feyza'nın yaşadığı emek sürecinde “performans sistemi” göze çarpıyor. Kapitalizmin, üretkenliği arttırmak için oluşturduğu ödül-ceza sistemlerinden biri performans. Sosyal medyada müşterilerin puanlamasına göre belirlenen işçinin performansı, aynı zamanda işten atılmamak için işçiyi her ne kadar haksızlıklarla karşılaşsa da, sessiz kalıp elinden geleni yapmasına zorluyor.

Kapitalizmin en büyük silahlarından biri olan işsizlik, işçinin performans sisteminde sıkışıp kalmasına yol açıyor. Bununla birlikte gelen rekabet ortamında, patronu en çok memnun eden işçinin işine devam etmesi, memnun edemeyenin ise işten atılması durumu ortaya çıkıyor.

 

PATRON KİM, MUHATAP KİM BELLİ DEĞİL!

Bir diğer göze çarpan mesele ise, temizlik işçilerinin sosyal medya üzerinden iş alarak üretim sürecine dahil olması, ne diğer çalışanlarla ne de patronlarla temas kurmaya olanak tanıyor:

Bir de işe giriş çıkışlarda sana mesaj atan kişiyi çaldırıyorsun ama kim sana SMS atıyor, kimle telefonda konuşuyorsun belli değil. Sadece ses var karşında. Nerede yaşadığı, kim olduğu belli olmayan bir karakter! Belki sürekli gördüğün biri ama orası meçhul işte... Numaralar şirkete ait, sadece sesler var. Hatta bulunduğun ildeki Armut çalışanlarını bile tanımıyorsun. Kurulan sistem şirket açısından tek kelime ile “mükemmel”! 

İŞ ARKADAŞI BİLE YOK: İNSANSIZLAŞMA

Birçok iş kolunda işçi ile patronun karşı karşıya gelmemesi için kurulan sistemlere ek olarak, burada çalışanların dahi birbirlerinden haberi olmadığı göze çarpıyor. Feyza'nın da bahsettiği gibi “şirket açısından tek kelime ile mükemmel” görünen bu çalışma sistemi, işçilerin bir aradalığının önünde büyük bir engel olarak ortaya çıkıyor. İşçiler, üretim sürecinde kendi toplumsallıklarını, sadece ev sahibi ile alacakları puan arasında oluşturuyorlar. Dolayısıyla, sömürü mekanizması kusursuz işlerken, işçiler itiraz edecek bir toplama bile ulaşamıyorlar.

DOKUZ DİKİŞ ATILAN YARAYA YARA BANDI!

Feyza 20 gün önce bir iş kazası geçirdi ve bacağına dokuz dikiş atıldı.

20 gün kadar iş kaybına uğradığını belirten Feyza, süreci şöyle anlatıyor:

İş kanunu gündelikçi isen seni zaten yok sayıyor, sigortalı değilsin, müşteri de 'kaza sigortası' yapmıyor. Bir yandan işsiz kalma, bir yandan iş kazası geçirip sakat kalma ya da ölme endişesi... Ev sahibi yarayı görünce 'yara bandı vereyim, dinlen sonra devam et' dedi. 'Yara bandı yeter' dediği yaraya dokuz dikiş atıldı! Armut'ta bana işi yönlendiren kişiyi aradım, ulaşamadım. SMS attım, ulaşamadım. Ve aradan geçen yaklaşık beş saat… Gerçi aynı şehirde misin, o da belli değil de…Çok sonra bana dönüş yapıldı, kuru bir geçmiş olsun temennisi yarım ağızla 'Bir şeye ihtiyacın olursa haber' ver cümlesi... Röntgen çekildi, dikiş atıldı ama hastanede olduğum sürede edilen basit birkaç cümleden başka, sonrasında beni ne arayan oldu ne soran! Ev sahibinin eşi bir kez aradı, geçmiş olsun dedi o kadar işte.  Aslında sen o kadarsın. Bu sistemde ederin değerin tam olarak bu!

KAPİTALİZM VARSA SÖMÜRÜ VAR

Günümüzde hangi iş kolu olursa olsun işçi sınıfının karşılaştığı sömürü deneyimlerinden biri Feyza'nın anlattıkları...

Yaşamını devam ettirebilmek uğruna gerekli olan ihtiyaçlarını karşılamak için emek gücünü satan işçi, kapitalizm var oldukça sömürülmeye devam edecek. İşçinin yaşam güvencesi, sağlık haklarından yoksunluğu ya da yoksulluğu, kârını arttırmak dışında başka bir şey düşünmeyen kapitalist için hiçbir önem taşımıyor. 


İşçiler soL'a konuşuyor: