Yunanistan Komünist Partisi
Yunanistan’daki orman yangınlarıyla ilgili tüm gerçekler
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:00
Yunanistan’da ve özellikle NE Attika’da yıkıcı yangınlar yaşandı. Attika, son yıllarda sıklıkla ve yoğun olarak görülen pervasız bir kapitalist gelişmeye sahne olan, Atina’nın bir kenar mahallesi olarak düşünülebilir. Yangınlar toplamda 31 bin hektardan fazla ormanlık alan ve bölgedeki yüzlerce evi yok etti. Yoğun rüzgarlar ve nesnel zorluklar sebebiyle yangınları "doğal unsurlara karşı bir savaş" ya da bir rastlantı olarak düşünmek mümkün değil. Aksine, bu giderek artan bir kundakçılığın”sonuçlarına karşı verilen bir savaş. Aynı olaylar her sene tekrarlanıyor. Bu anlamda, geçen seneki vukuat, 2007’de yine kundaklama sonucu çıkan ve sorumlusu bulunamayan Peloponez (Mora) yarımadasındaki (Eleia, Achaia ve Messenia illerindeki) ve Evia’daki yangının ardılı niteliğinde.
Yangınlar birdenbire patlak verdiği için herkes rüzgarları suçluyor, ki bunlar elbette itfaiyecilerin işini kolaylaştırmıyor. Herkes itfaiyecilerin insanüstü çabalarının ve reddedilemez fedakârlıklarının altını çiziyor.
Ama itfaiyeciler ile bölge sakinlerinin birlikte alevlere karşı verdikleri mücadeleye gelmeden önce başka şeyler var.
Yanıcı maddeler nedir?
En “yanıcı maddeler” doğal maddelerden ziyade, bir toplumun örgütlenme araçlarıdır. Bu yanıcı maddeler, özellikle büyük sermayenin çıkarlarına hizmet eden kundaklama planıyla ilişkili olarak dünyanın ticarileştirilmesidir.
Hükümet başkanları – özellikle son 30 yılda – kararlılıkla bu sermaye çıkarlarının yanında tavır alıyorlar ve ülkenin ormanlarını yaşam kaynağı ve kamusal değerlerden ticari yerlere, kâr yapma bölgelerine çevirdiler. Liberal Yeni Demokrasi (ND) ve sosyal demokrat PASOK hükümetlerinin icraatları, dünyanın ticarileştirilmesine kesin bir hız verdi ve bugün bu sonuçlar muazzam oranlara ulaştı.
Örgütlü plan
KKE (Yunanistan Komünist Partisi) cesaretle ortada örgütlü bir plan olduğunu ortaya koydu, ve Yunanistan’da bunu yapan tek odak oldu.
Bu planı önceki süreçte de teşvik etmişlerdi: yeni Atina yerleşim planı (hükümet tarafından yazın başında açıklanmıştı ve özellikle son yangında yanan NE Attika bölgesini ilgilendiriyordu), özellikle turizm ve sanayi için yeni yerlerin açılması, çeşmelerin yenilenmesi ve sermaye çıkarları ve rekabetiyle ilişkili olarak daha önce de lafı geçen ücretli parkların açılması.
Teorik olarak Yunanistan’da ormanlık alanlarda yerleşim planı yapmak yasaktır – ancak bu dahi plütokrasi tarafından ayaklar altına alınıyor. Aynı zamanda, 1991-2005 arasındaki 15 senede yanan her 11 dönümden yalnızca bir dönümü hâlâ ormanlık alan. Bu bakımdan, ormanlık alana tecavüz edenler açısından en iyi çözüm ormanı yakmak, çünkü biliyorlar ki yasaya göre yanan yer, orman olarak kabul edilmekten çıkıyor ve bu sayede daha önce yasak olan bölgeye istediklerini inşa etmekte özgür olacaklar. Öte yandan, ND ve PASOK kundakçılardan daha hızlı davranarak 70 milyon dönüm ormanlık alanın ormanlık alan vasfını kaldırdı. Tüm bu yıllar boyunca hükümetler ormanlık alanları korumaktan uzak durdular ve kundakçı ve tecavüzcülere göz yumdular. Orman katili politikaları 2001’deki Anayasal düzenlemeyle ve daha fazla ormanlık alanın “otlak” olarak nitelenerek orman vasfının ortadan kaldırılmasına yeşil ışık yakan Ulusal Toprak Kütüğü’nün oluşturulmasıyla güçlendi.
Bu plana, her türlü önlemden yoksun bir “koruma politikası” eşlik ediyordu. İtfaiyenin gerekli olandan 3500-4000 daha az itfaiyeciyle, noksan ve geri teknolojiyle, önceki hafta başka bir yangın sırasında Kefalonya adasında bir pilotun ölümüne sebep olan 25 yıllık uçaklarla faaliyet gösterdiğini söylemek yeterli. Sözleşmeli ve genellikle aylarca ücret almadan çalışan itfaiyecilerin sefil çalışma koşullarını da eklemeliyiz.
Bir kâr aracı oldukça ormanlar yanacak
Yunanistan’ın her sene daha fazla kundaklama olayıyla karşılaşması karşısında kuşkuya düşen bazı iyi niyetli insanlar “Akılları ne zaman başlarına gelecek?” diye soruyorlar. KKE’nin verdiği yanıt belli: Dünya bir kâr aracı olduğu sürece ormanlar yanacak. Bu aynı zamanda halk karşıtı bir politika. Bu aynı zamanda halkın çıkarlarıyla plütokrasinin çıkarları arasında bir çatışma.
Bir kez daha dünyanın ortak mülkiyet altına girmesi gerektiği doğrulandı, ki bu sayede arazi alıp satmadan, örgütlü planlama çerçevesinde her işçinin gerekli tüm su ve kanalizasyon sistemi sağlanmış, serbest mekanlara ve güvenlikli alanlara sahip yalnızca bir değil, iki evi olabilsin. Attika bölgesinde olduğu gibi manastırların elinde muazzam boyutlarda toprak olması kabul edilebilir değil.
Ormanlar kamu mülkiyeti olmalı
Halkın çıkarlarına hizmet etmesi için merkezi planlama ve büyümenin gerekliliği, ayrıca Yunan halkının ve ülkenin doğasının korunması için plan ve altyapı gerekliliği ortaya kondu. Bunlar ancak ekonomide derin değişimlerle gerçekleşebilir, bu da bir halk iktidarının, yani sosyalizmin kurulmasını öngörür. Halk katmanları gecikmeksizin bu doğrultuda harekete geçmelidir.
İlk dakikadan itibaren cephede
İlk andan itibaren Yunanistan Komünist Partisi Genel Sekreteri Aleka Papariga yangın cephesindeydi ve örgütlü kundaklama planlarını ifşa ediyordu. Partinin ve (gençlik örgütü) KNE’nin üye ve yöneticileri ve başka halkçı güçler de partinin çağrısına uyarak yangının söndürülmesinde ve Atina’nın orman ve parklarının korunmasında katkılarını sunuyorlardı. Durum gerektirdikçe gözcülük yapmayı sürdürecekler.
Tüm işçilerin öfkesi bir kez daha örgütlenebilir ve örgütlenmelidir, ki insanlar ormanların, kamu işlerinin korunmasını ve kendi yaşamlarının örgütlenmesini ellerine alsınlar. Dünyanın ve ürettikleri tüm zenginliklerin kendi servetleri olması için, bu hedef uğrunda önlerine çıkan her engeli aşsınlar.
Kostas Papadakis
KKE MK üyesi