Yunanistan Komünist Partisi
İşçi sınıfı yanıt veriyor: “Krizin faturasını ödemeyeceğiz”
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05
Yunanistan Komünist Partisi'nden Kostas Papadakis tarafından kaleme alınan bu yazı, PAME'nin Atina Borsası'nı işgal ettiği günü akşamı, 24 Şubat'taki genel grevden hemen önce yazılmıştır.
Yüzlerce PAME (Tüm İşçilerin Militan Cephesi) militanı Atina Borsası’nı işgal ederek, PASOK ve Yeni Demokrasi partilerinin, AB’nin ve sarı sendikaların, GSEE-ADEDY liderliklerinin kara plütokrasi bloğuna karşı sınıf temelli güçlerin uzlaşmaz duruşunu ve mücadelesini sergilediler.
Sabah saat 06:30’da işçiler, sendikacılar ve gençler “Krizin faturasını plütokrasi ödesin” yazılı pankartlar ellerinde, borsa binasının üç girişi önünde birer grev hattı oluşturdular. Borsa, işçilerin ürettiği zenginliğin, sigorta fonlarının bir avuç kapitalist tarafından çalınmasını temsil ediyor.
Binanın cephesinden sallanan PAME pankartı, “Para nerede?” sorusunun yanıtının büyük iş çevrelerinin cepleri olduğunu söylüyordu. Plütokrasi için fedakârlığa son.
Bu, PAME’nin PASOK hükümetinin sermayenin çıkarları adına aldığı gerici önlemlere karşı 70 kentte gösterilerle yapacağı genel grevin başlangıcıydı.
Sosyal demokrat PASOK hükümeti ve AB, Yunan ekonomisinin sözde çöküşünü, ulusal sosyal güvenlikten ve emeklilik sisteminden arta kalan ne varsa silip süpürmek için, maaşları düşürmek ve emekçilerin haklarına saldırmak için bir bahane olarak kullanıyor. Bu önlemlere AB çok önceden karar vermişti zaten, Masstricht ve Lizbon Anlaşmaları’nda vardı bunlar ve benzer önlemler tüm üye devletlerde uygulanıyor. Ayrıca, bunları yürürlüğe koymak için ekonomik krizden yıllar öncesinden itibaren çok sayıda girişimde de bulunulmuştu. Hükümet ve AB’nin amacı yalnızca Yunan halkını kapitalistlerin yarattığı krizi ödemeye zorlamak değil, aynı zamanda plütokrasinin kârlarını korumak ve uzun vadeli çıkarlarını güvence altına almaktır.
Bu önlemlerin, Yunan hükümetlerinin onayı olmadan yürürlüğe konulduğu bir yalan. Hem sosyal demokrat PASOK hem de Yeni Demokrasi (ND) hükümetleri Yunan plütokrasisinin stratejik çıkarlarını öncelikli saydılar, ve Yunan plütokrasisi AB’nin çok iyi bir müttefiki, aynı zamanda da işçi sınıfının sömürüsünün azamileştirilmesinde uzman. Hükümetin ND muhafazakârlarının desteğiyle ekonomide uygulamaya soktuğu “istikrar paketinin” Yunan halkının durumunun kötüleşmesinin önüne geçeceği de bir yalan. Aksine, paket daha da sıkı önlemler ve genel bir saldırıyı öngörüyor. Fransız ve Almanlar’ın sözde “cennetten gönderilmiş birer lütuf” olan müdahaleleri -ki bunlar Yunan işçi sınıfı için daha çok borç anlamına, boynumuzun etrafındaki sicimin daha da sıkılması anlamına geliyor- yalnızca bir şeyi güvence altına alıyor: Fransız, Alman ve Yunan kapitalistlerinin, Avrupa kapitalistlerinin, tüm dünya işçilerini sömürenlerin kurtuluşunu.
İki ayda iki kitlesel grev ve 24 Şubat’ta gelecek olan üçüncüsüyle hem özel sektör, hem de kamu sektöründeki Yunan işçileri ve emekçileri, Yunan hükümetinin “ülkeyi kurtarmak için” istediği onaya sırtlarını çevirdiler ve Tüm İşçilerin Militan Cephesi’nin (PAME) çağrısına kulak verdiler. Grevi hazırlamak için verilen zorlu mücadele, özel sektördeki GSEE ve kamu sektöründeki ADEDY konfederasyonlarını kontrol eden patron yanlısı sarı sendikacılığın niyetinin ortaya konulması, Yunanistan’da işçi sınıfını güçlendirdi. 10 Şubat’taki grev sırasında GSEE’nin grev kırıcılık taktiklerini sürdürdüğünü ve grev yapmadığını, böylece hükümeti desteklediğini de eklemek gerek.
Yunan işçileri bugünkü grevde Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ve PAME’nin hep vurguladığı şeyi söyleyebiliyorlar: daha fazla fedakârlık yapmaya niyetimiz yok. Bütçe açığı ve borçlardan sorumlu olan büyük sermaye krizin öncesinde ve kriz sırasında emekçi kesimlere şantaj yaparak büyük kârlar elde eden büyük sermaye bugün bunu ödemesi gereken büyük sermaye. AB’ye ve plütokrasiye karşı çıkmak, şu an halk için çıkış yolu. Yurtseverlik büyük sermayenin çıkarlarını takip etmek değil, bunlara karşı çıkmaktır. Semaye için fedakârlığa hayır, sermaye partilerine ve patron yanlısı sendikacılığa hayır! Sınıf siyaseti güden halk güçleri için tek yol, emperyalist zincirleri kırmaktır.