Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yunanistan Komünist Partisi

Rusya - NATO, Ne seninle ne sensiz!

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:58 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:58

Güney Osetya’da 2008 Ağustos’unda yaşanan savaş sebebiyle iki taraf arasında ortaya çıkan “anlaşmazlıktan” 10 ay sonra OSCE’nin gayri resmi zirvesi çerçevesinde Kerkyra’da gerçekleştirilen NATO-Rusya özel toplantısı, iki tarafın siyasal ve askeri işbirliğinin ıslahına yön verdi. Geçen 10 aylık sürede iki taraf sert çıkışlarla birbirine güç gösterisi yapmakla beraber işbirliğini artırıcı müzakerelerden de geri durmadılar.

İşbirliğinin temeli: ortak sınıfsal “doğa”
Sık sık NATO’yu yeni genişleme planları çerçevesinde Kafkaslara müdahale ederek bölgeyi tecrit etme girişimi içinde olmakla suçlayan Rusya, nasıl oluyor da aynı zamanda örgütle siyasi ve askeri işbirliğini hedefleyebiliyor?

Bu soruyu soran herkes bugünkü Rusya’nın Sovyetler Birliği olmadığı, büyüyen bir emperyalist güç olduğu gerçeğini unutuyor. Bu gücün siyasal-toplumsal önder kadrosu hem Rusya’da hem de dünya çapında sömürgeci kapitalist sistemin devamını arzuluyor. Rusya’nın ve NATO ülkelerinin siyasi ve askeri işbirliğini geliştirme çabalarının temelinde doğaları itibariyle aynı sınıfsal sömürü düzeni temsil etmeleri yatıyor.

Diğer taraftan Rusya egemenleri "emperyalist piramidin üst tarafında bir rol arayışı içersindeler". Geleneksel güç bağlantılarının sarsıldığı, yeniden şekillenmekte olduğu bir dönemde emperyalist güçler arasında hammadde, ticaret yolları ve pazar payı başlıklarında rekabetin keskinleşmekte olduğunu ekonomik, askeri ve siyasi düzlemdeki yansımalarından görmekteyiz. NATO ve bugünkü Rusya’nın karşıtlıklarının temeli burada yatmaktadır.

Bugünkü ihtilafın, NATO’ya karşı antiemperyalist-barışsever hareketle ve geçmişte SSCB tarafından verilen mücadelenin ilkeleriyle hiçbir ilgisinin olmadığını görüyoruz.

Son 10 aydır aralarındaki aleni anlaşmazlığa rağmen NATO ve Rusya arasındaki siyasi diyalogun farklı “kanallardan” sürdürüldüğünü, ayrıca NATO’nun Afganistan işgalinin işbirliğini bir an olsun duraklatmadığını belirtmekte fayda var. Bununla birlikte her iki taraf için de doğrudan yakın ilişkiyi gerektiren belirli koşullar söz konusu.

NATO’nun ve ABD’nin, diğer bölgelerdeki planlarını sekteye uğratmamak adına, Afganistan’daki işgali sorunsuz bir biçimde sürdürme ve Rusya’yla durumu düzeltme çabaları daha açık hale geliyor. Avrasya Ekonomik Ortaklığı (AEO), Ortak Güvenlik Anlaşması Teşkilatı (CSTO), Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRIC ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin) toplantısı gibi uluslararası birliklerin toplantılarından oluşan “maraton”, Moskova için ABD başkanı Obama’nın ziyaretinden birkaç gün önce emperyalist örgüt NATO’yla işbirliği hevesini göstermek bakımından iyi bir fırsattı.

Bu yolla Rusya egemenleri Washington ve Brüksel’e Rusya’yla “ters düşmek” yerine Rusya oligarşisinin de çıkarlarını gözeten bir politika takip etmelerinin kendileri için de “âlâ” olacağı mesajını vermiş oluyorlardı. Bu hususta Moskova’nın elindeki yardım “kozu” Afganistan’daki NATO işgaline havadan ve karadan malzeme sevkiyatıyla sınırlı olmayıp gerek “nükleer silahlanmaya” ve “teröre” karşı gerekse Akdeniz ve Somali’deki göçmen avında NATO ve AB ile işbirliği niyetini de kapsamaktadır.

Yeni “yapılanma”
Bu noktada Rusya egemenleri AB ve NATO içindeki enerji ve diğer ekonomik alanlarda dönen “entrikaları” ve çekişmeleri kullanmayı hedeflemektedirler. Rusya, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Beyaz Rusya, Özbekistan ve Tacikistan gibi ülkelerin oluşturduğu Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nde bulunurken OSCE, NATO ve AB’den farklı olarak, Avrupa’da kendisinin de içinde yer alacağı ayrı bir yapılanma talep ediyor.

Bu tür “ortak güvenlik” örgütleri “birinin güvenliğinin diğerininkini tehdit altına almaması” prensibi çerçevesinde temellenir. Rusya’ya göre bu tarz bir ortak güvenlik Avrupa’daki uluslararası örgütlerin tekrar şekillendirilmesini gerektirmektedir. Rusya’nın yukarıda özetlenen …”insancıl” söylemi temelde kendi etki alanı olarak kabul ettiği bölgede (Ukrayna, Gürcistan) NATO’nun, etkin olmasını engellemeyi hedeflemektedir. Bu tür bir genişleme Rusya tarafından “tehdit” olarak tanımlanmaktadır. Rusya, bu şekilde, bahsi geçen ülkelerin NATO’ya girmesini –kendisi üye olmadığı halde- dolaylı yoldan engellemeye çalışmaktadır.

Uzun vadede, Moskova’nın amacı, bu yolla AB, NATO ya da en azından bu birliklerde yer alan belli bir takım egemen güçlerle ilişkisini güçlendirip derinleştirerek Avrupa planlarında rolünü sağlama almaktır.

Çok yönlü aldatmacalar
“Arabuluculuk” görevindeki Yeni Demokrasi (ND) hükümeti NATO-Rusya "düğününe" ev sahipliği yaptı. Buluşmanın öneminin farkındaki PASOK da ND'den geri kalmadı!

SYN/SYRIZA ise kendini Avrupa “kurumlarına” karşı beslediği zapt edilemez şehvete yine kaptırdı ve “OSCE”nin ve “tüm-Avrupa güvenlik sistemlerini” geliştirecek olan ve aynı zamanda kendi “alt sistemlerine” de sahip olacak Avrupa Güvenlik Konseyi’nin güçlendirilmesi ihtiyacından bahsederek OSCE zirvesine hoş geldiniz mesajlarını iletti!

Tüm bunlar bize ND, PASOK ve SYN'in SSCB dağıldığında halklar arasında "barış ve refah köprüleri" kurulacak diye bayram etmelerini anımsattı. Çok kısa bir sürede halklar - özellikle Balkanlarda yaşayanlar - burjuvazinin ve hizmetkârı siyasi partilerin "barış" ve "refah" kavramlarından ne anladığını gördüler.

Çokça reklamı yapılan “yeniden güvenlik yapılandırması”, son 20 yılda sosyalist ülkelerin yıkılması sonrası ortaya çıkan tabloda artan NATO ve AB faaliyetinin ve bu durumun emperyalist odaklar arasındaki güç dağılımında meydana getirdiği değişimin seve isteye kabulünden başka bir şey değil.

İşte, bugün de NATO-Rusya arasındaki yakınlaşmanın ve OSCE toplantısı vesilesiyle dinleme fırsatı yakaladığımız çok yönlü “güvenlik” için “yeniden yapılanma” masallarının bir kez daha bizleri aldatmasına fırsat verilmemelidir. Abhazya, Güney Osetya ve Kosova olaylarında da şahit olduğumuz gibi anlaşmazlıklar, dün olduğu gibi, keskinliğinden hiçbir şey kaybetmeden hala devam etmektedir.

Emperyalizm var olduğu sürece halklar için barış ve güvenlik söz konusu olamaz!

Eliseos VAGENAS
KKE MK Uluslararası İlişkiler Sorumlusu

Yunanistan Komünist Partisi 'ın Son Yazıları