Serdal Bahçe
Arjantin: Lepistes ekonomisi
Yayın Tarihi: 20.10.2025 , 00:06 Güncelleme Tarihi: 20.10.2025 , 00:06
Akvaryum garip bir dünyadır, akvaryumculuk da garip bir tutku. Bir zamanlar denemiştim. Bir cam ve arkasında yeniden üretilmiş, ya da kopyalanmış sahte bir doğal yaşam. Aslında doğallığı yok, filtreler, süzgeçler, pompalar, çakma bir kum, doğada gözlemlenemeyecek abuk subuk fosforlu ışıklar. Siz balığa bakarsınız, balık da size. Ancak bir fark var, siz onun doğal olmadığını bilirsiniz, balık ise onu doğal zanneder. Esaretin bedeli budur. Bu nedenle hayvanat bahçelerini hiç sevemedim. Hayvanların çoğu zaten bir hayvanat bahçesinde doğdukları için özgürlük genleri daha baştan alınmış duygusuz et yığını gibidirler. Hüzünlüdür.
Akvaryumculuk yapanlar bilir, yetiştirmesi en kolay balıklardan biri lepistestir. Küçük bir balıktır (en fazla 6-6,5 cm). Kolay ürer. Ama her akvaryum balığı gibi sudaki, ortamdaki en küçük bir değişiklik, veya beslenme rejimindeki en küçük dengesizlik lepistes için de kıyamet etkisi yaratır, ölüm gelir. Çabuk ölürler. Lepistesin, tıpkı pek çok diğer akvaryum balığı gibi, midesi pek küçük, pek minisküldür. Dolayısıyla çok beslendiğinde ölür. Doyma hissi yoktur, doyduğunu bilemez. Amerikan emperyalizmi bugün Arjantin ekonomisini bir tür lepistese çevirmiştir, sürekli ve mide kapasitesinin üstünde beslemektedir. Arjantin ise doymuşluğu bilemeyecek kadar iradesizdir. Ölüm yakındır.
2023 seçimlerinde aslında uzunca bir süredir ekranlarda ve gündemde kendine güzide bir yer edinmiş Javier Milei iktidara geldi. Gelirken, seçim propagandası sürecinde ortaya koyduğu vaatler akla hayale sığmıyordu. Örneğin Arjantin ekonomisinin bütüncül dolarizasyonunu vaat etti. Devletin boyutlarında olağanüstü küçülmeyi vaat etti. Bu kesintiyi bir tür kesme ve atma, temizleme olarak göstermek için siyasi toplantılarında ve konuşmalarında bir elektrikli testereyi teşhir etti. Bilenler bilir, Texas Chainsaw Massacre diye bir seri korku filmi vardır, testereyle öldüren sadist çılgın katiller fink atarlar. Milei, Sol Peronizmin yarattıklarını kesip atmak için gelmiş çılgın katil gibi. Bir önceki Peronist hükümetin sonunu getiren yüksek enflasyon onu iktidara taşıdı. Yaklaşık 2 yıllık iktidarı içinde Arjantin ekonomisi görünüşte kötü gidişata son verdi. Örneğin enflasyon oranları düştü (en azından son birkaç aydır). Büyüme oranı beklentisi 2025 ve 2026 için pozitife çıktı. Bütçe Arjantin’in tarihinde alışkın olmadığı bir şekilde birincil fazla verdi. Sayılara bakarsak pek güzel bir manzara değil mi?

Nasıl geldi iktidara? Aslında Latin Amerika ülkeleri garip bir rakkasa teslim olmuş durumdadır, Arjantin de istisna değil. İktidara gelen reformist sol yönetimlere (pek çok kişinin yaptığı gibi) “pembe”, sağ yönetimlere ise (bunu da biz uydurmuş olalım) “kara” dersek, bu rakkasın salınımının izlediği yol şöyle anlatılabilir: Pembe-kara-pembe-kara…Kısacası, son 30 yıldır böyle garip bir dizge işleyip duruyor. Nedeni? Bu ülkeler sermayenin karşı devrimci programlarını (yapısal uyum, istikrar ve dezenflasyon programları) istikrarlı bir şekilde ve hunharca uygulamaktadırlar. Ancak her defasında bu programlar ağır bir insani ve ekonomik maliyetle çökmektedir. Sonrasında bu programların verdiği toplumsal ve sınıfsal hasarı düzeltme vaadiyle pembe sol iktidara gelir. Ama hem bu ülkelerin küresel sermaye ile bağları, hem ekonominin sermayeye teslim edilmiş temel parametreleri pembe solun reform girişimlerini hem baltalar hem de sermaye kaçışları, spekülatif ataklar, ekonomik sabotaj gibi araçlarla ortaya makroekonomik bir çöküntü çıkarır. Böylece sıra “kara” bir iktidara, hem de daha “kara” bir iktidara gelir. Nitekim Brezilya’da çöküntü Bolsonaro gibi bir faşisti getirdi iktidara, Arjantin’de ise kapitalist saldırganlığın ve akıl dışılığın bedene gelmiş hali olarak Milei, Sol Peronist iktidarın ekonomik iflasından sonra yönetimi aldı. Neticede, Latin Amerika’daki pembe-kara-pembe-kara-… döngüsü sermayenin sisteminde, sermaye ve mülkiyet ilişkilerine dokunmadan hayata geçirilen “pembe” reformların bir tür çıkmaz sokakta yenildiklerinin en büyük kanıtıdır.
Şu sıralarda Şimşek programını (yani “program” diyoruz ama aslında bir program yok) eleştiren aklıselim liberal “eleştirel” iktisatçılarımız Milei aşığı oldular. Peki ama Milei gerçekten ne yaptı da bizim büyük eleştirel iktisatçılarımızın radarına takıldı? Şimdilerde Şimşek programına itiraz eden ve Arjantin’i örnek gösteren “eleştirel” iktisatçılarımız aslında Şimşek programının sermayenin bir örneği Milei tarafından uygulanan standart programına göre eksikliklerinden dertliler. Örneğin ağızlarına bakla ettikleri şu tez: “Sadece para politikası uygulanıyor. Oysa Milei hem sıkı para politikası uyguladı hem de bu politikayı uygun maliye politikasıyla destekledi”. Saçmasapan bir tespittir. İlginç olan buna inanıyorlar. Eksiklikler bir tamamlansa Şimşek programıyla bir dertleri kalmayacak.
Sorunun cevabına geri dönersek, aslında Milei çok bir şey yapmadı; Arjantin’in değişmeyen kaderi, ne yapıldı ise IMF ve Trump tarafından yapıldı. Ortaya çıkan sonuç ise bizdeki liberal “eleştirel” iktisatçıların gözlerini kamaştırdı. Örneğin yıllık ortalama enflasyon 2023’te %133 civarındaydı, 2024 yılında %220’ye yükseldi. 2025 sonu itibariyle %20-25 bandına düşmesi bekleniyor. Arjantin ekonomisi 2023’te %1,9 ve 2024’te ise %1,3 oranında küçüldü. 2025 için büyüme oranı önce %5,5 açıklandı, sonra %4,5 olarak revize edildi. Kısacası önce yüksekten attılar, şimdi makul seviyelere doğru çekiyorlar. Sermayenin küresel kuruluşları ve kurumları da Milei aşığı olmuşlar. Arjantin’i öve öve bitiremiyorlar. Dahası Arjantin ekonomisi (kimilerine göre son 123 yılda ilk defa) 2024 yılında %1,6’lık bir bütçe fazlası verdi. 2025 yılında özel tüketimin yaklaşık %9,6 oranında, yatırımın ise %30 oranında artması bekleniyor. Göz kamaştırıcı rakamlar değil mi? Bu rakamların hepsi beklentiyi gösteriyor, olmuş bir şey yok. Olmayacak şey ise çok.
Öncelikle Milei hükümeti Trump nezdinde Amerikan emperyalizminin özel korumasına mazhar olarak geldi iktidara. Bazı araştırmacılar, özellikle pembe rejimlerle birlikte artan Çin varlığı dolayısıyla Amerikan emperyalizminin Latin Amerika’da koç başları tutma yoluna girdiğini vurguluyorlar. Arjantin olası koç başlarından biri. Dahası Trump gerçekten özel bir önem veriyor olsa gerek; çünkü Milei iktidara geldiğinde onun için IMF başkanını arayıp verilecek desteğin miktarını arttırmaya çalışmıştı, Milei’nin herkese verilenden fazlasını almasını sağlamak istemişti. “Tanırım iyi çocuktur” demişti. Görünen o ki başarmış.
Neticede Milei iktidarı çok kötü bir makroekonomik panoramayla başladı. Ancak, ABD Milei ve çılgın kapitalizmine tam destek vermeye başladı. Döviz kurundaki değer kaybını önlemek için tüm SWAP kanallarını açtı. En son 20 milyar dolarlık bir SWAP olanağı daha devreye sokuldu (aklımıza daha yakın vakitte bizim Merkez Bankası’nın SWAP talebine olumsuz cevap vermeleri geldi, emperyalist sistemde bazıları daha değerlidir). Dahası Arjantin borçlanma kağıtlarına ve Pesoya Amerikan talebi sürekli olarak yüksek tutuldu. Peso değer kaybetmesin diye Amerikan hazinesi de oldukça eli müşfik davrandı, hala da davranıyor. Sonuç ilginç; Peso hala hızla değer kaybediyor. 2024’ün başından beri Peso, Dolar karşısında nominal olarak %85’e yakın değer kaybetti, ve hala da kaybediyor (bu yazı yazılırken Doların Arjantin Pesosu cinsinden değeri yükselmeye devam ediyordu).
Üstelik Milei’nin düşü de gerçek oluyor. Arjantin ekonomisine giren Amerikan ve IMF dolarları, dolara talebi düşürmek bir yana arttırıyor. Ülkenin zenginleri varlıklarını büyük bir hızla dolara kaydırıyorlar. Hükümetin dolar cinsinden varlık alımlarına getirdiği önlemler hiçbir işe yaramıyor. Ülke hızla ve tarihinde hiç olmadığı kadar dolarize oluyor. Lepistes gibi; dolar girdikçe yiyor ve şişiyor. Ölüme gidiyor.
Maliye politikası ayağında ise buna uygun adımlar atılıyor. Vergi reformu diye zenginlere daha az vergi ödetecek uygulamalar hayata geçirildi. İşgücünü kayıt dışılıktan kurtaracağız diye işvereni gözeten vergi ve sigorta indirimleri getirildi. Bunun emek verimliliğini arttıracağı bekleniyor, ama nafile, Arjantin’de emek verimliliği uzun yıllardan beri düşüş eğilimi gösteriyor. Dolayısıyla sorun kayıtlılık sorunu değil. Peki sermayeden aldığı vergiyi indirerek nasıl bütçe fazlası verdi Arjantin? Aslında sihirli bir formül yok; Milei söz verdiği gibi sosyal yardım programlarında hızla indirime gitti, hem kallavi bir indirime. Dahası 50 bin memuru işten attı böylece kamunun üstündeki personel ödemeleri yükünü hafifletti. Ancak bedeli Arjantin’de devletin sosyal sorumluluklarından hızla uzaklaşması oldu. Şimşek programıyla karşılaştırarak “doğrusunu Arjantin yapıyor, biz yapamıyoruz” diyen liberal “eleştirel” iktisatçıların görmedikleri budur. Aynı şeyler mi yapılsın istiyorlar acaba?
Merkez bankası tutucu, daraltıcı bir politika izleyerek faizleri yüksek tutmaya çalıştı başlarda ancak ortalık perşembe pazarına döndü. Dahası dolar girişiyle başlayarak nominal faizleri indirdiler ama kredi genişlemesini kontrol etmeye çalıştılar. Tüm kontrollere rağmen (anti-enflasyonist histeri), özel sektöre verilen kredilerde artış ortaya çıktı, çünkü gani Dolar girmeye başladı. Lepistesin karnı şişmekte hala.
Diğer taraftan borçluluk her düzeyde artıyor. Geçtiğimiz Nisan’da IMF ile imzalanan yeni bir paket Arjantin ekonomisine 20 milyar dolarlık bir enjeksiyon sağlayacak. Ancak bu girişin kendisi de borç hanesine yazılacak. Bir hesaplamaya göre dış borç servisi yıllık 20 milyar Doları bulacak pek yakında. Bu durumda dolarizasyonun gırla işlemesi ve borçluluğu ağırlaştıran Dolar girişi Arjantin ekonomisini daha kırılgan hale getirmektedir. Arjantin ekonomisinde kapasite kullanım oranları %60'lara düşmüş durumdadır. Bu da aslında Milei iktisadının çaresizliğini göstermektedir (bu şekilde nasıl %4,5 büyüyeceği merak konusudur, gerçi önceki iki yılın küçülmesi bir seviye etkisi yaratacak ama). İlginç bir durum var, dolar girişi var sürekli, ama peso sürekli değer kaybediyor. Aslında bunun sınıfsal bir anlamı var; Arjantin’in sermaye ve mülk sahiplerinin şu anda ulusal paraya güvenleri yok.
Peso hala değer kaybederken, bunun eninde sonunda enflasyonist süreci yeniden tetikleyeceği de malum. Dahası pek tabii ki hem Amerikan emperyalizminin dolarları hem de IMF kredisi karşılıksız değil. Bu girişler, bahsedildiği gibi, mutlaka borç yükünü önemli ölçüde arttıracaktır. Nitekim 2023’te tepe yaptı sonra düştü diye seviniyorlardı; 2025’in ilk çeyreğiyle ikincisi arasında dış borç stokunda 20 milyar dolarlık bir artış var. Neticede Lepistes’in midesi dolmakta.
Arjantin kapitalizmi, tıpkı Türkiye kapitalizmi gibi çürüyen bir yapıya sahiptir. Her ileri adım, geriye doğru iki adımı gerekli kılıyor. Amerikan emperyalizmi Dolar akıttıkça çürüme hızlanıyor. Şimşek programının “liberal” eleştirmenleri de anlık, kısa dönemli parlamaları bütüncül ve kesin iyileşme sanıyorlar. Oysa Arjantin ekonomisi lepistes gibi, şimdilik yiyor; doyduğunda yeni bir ölümle karşı karşıya kalacak. Sırada yeniden “pembe” var galiba.